REKLAM

133.
(I) Atatürk’ün Söylev’i, yalnızca söz söyleme sanatı içinde ele alınacak kadar tek yönlü bir kitap değildir. (II) Olayların anlatımında büyük romancılarda görülen bir kurgulama yeteneği vardır. (III) Kitabın çoğu sayfaları, yaşanmışlığın yanı sıra anlatımıyla şiir yüklüdür. (IV) Atatürk, bu kitapta başarılı bir denemeci ustalığıyla karşıtlarını eleştirir. (V) İnsana özgü değerleri olumlu olumsuz yönleriyle sergiler. (VI) Zengin bir karakterler kitabı da sayılabilecek bir yapısı olan Söylev’in, bu yönüyle genç kuşakları yönlendirecek, etkileyici bir havası vardır.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, gerekçesiyle birlikte verilmiştir?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(1999 - ÖSS)



Gerekçe, bir eylemin yapılış nedenidir. Numaralanmış cümlelere baktığımızda, VI. cümlede Söylev’in etkileyici bir havasının olmasının gerekçesi, onun zengin bir karakter kitabı da sayılabilecek bir yapısının olmasıdır.

Cevap E


134.
(I) Öykücülüğümüzün bugün belirli bir çizgiye ulaştığını ve o çizgide seyrettiğini söylemek oldukça güç. (II) Hatta bazı dönemlerde geçmişteki düzeyini bile koruduğu söylenemez. (III) Günümüzün genç öykücüleri eski öykü örneklerini ya hiç okumuyorlar ya da yarım yamalak tanıyorlar. (IV) Bu yüzden, geçmişle kan bağı taşımayan, yaratıcılıktan yoksun, son derece yetersiz ürünlerle karşılaşıyoruz. (V) Bu durum, ister istemez, okurlarda öyküye karşı ilgisizlik ve küçümseme yaratıyor.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisindeki eleştiri, öykücülerin yazdıklarına yöneliktir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1999 - ÖSS)



Numaralanmış cümlelere baktığımızda, IV. cümlede “geçmişle kan bağı taşımayan, yaratıcılıktan yoksun, son derece yetersiz ürünler” sözüyle öykücülerin yazdıkları eşleştirilmiştir.

Cevap D


135.
(I) Bir zamanlar tek isteğim ozan olmaktı. (II) Çocukluğumda birçok şiir yazdım. (III) Sonra, sürekli olarak yerli ve yabancı büyük ozanların şiirlerini okudum. (IV) On altı on yedi yaşlarıma geldiğimde, iyi bir şiirin ne olduğunu öğrendim ve kendi şiirlerimin düzeyini düşünerek şiir yazmaktan vazgeçtim. (V) Bir süre, şiir yazmayı bırakıp iyi bir şiir okuru olmaya çalıştım. (VI) Böylece, başka şairlerin de kusurlarını görmeye başladım ve eleştiri türünde karar kıldım.
Yukarıdaki parçada eleştirmen, ozan olma isteğinin gerçekleşmeme nedenini numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtmektedir?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(1999 - ÖSS)



Parçada eleştirmen, ozan olma isteğinin gerçekleşmeme nedenini, IV. cümlede “iyi bir şiirin ne olduğunu öğrendim ve kendi şiirlerimin düzeyini düşünerek şiir yazmaktan vazgeçtim” sözünde görüyoruz.

Cevap C


136.
(I) O, folklorun bir ülkenin gerçek kültür kaynağı olduğunu savunan bir araştırmacıydı. (II) Folklorun, sadece el işlemelerinden ya da türkülerden oluştuğunu öne sürenlere karşı çıkıp kapsamının çok daha geniş olduğunu ortaya koydu. (III) Geride, dünle bugünü kaynaştıran, yarının yaratıcılarına ışık tutacak ölümsüz bilgiler ve belgeler bıraktı. (IV) Bu belgeler çağdaş yöntemlerle derlenip bir araya getirildi. (V) Böylece genç kuşakların yararlanmasına sunuldu.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, söz konusu araştırmacının yapıtlarının özelliği belirtilmektedir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1999 - ÖSS)



Parçadaki numaralanmış cümlelere baktığımızda araştırmacının yapıtlarının özelliği, III. cümlede verilmiştir.

Cevap C


137.
Önemli olan okuduğumuz kitapların sayısı değil, ...
Bu cümlede boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A) bu kitapların yaşamımıza ne kattığıdır
B) onların bize kazandırdığı yeni duygulardır
C) okuduklarımızın davranışlarımızı, yaşama bakışımızı nasıl etkilediğidir
D) onlardan edindiğimiz bilgilerle yeni bir dünya kurabilmemizdir
E) onların, eleştirmenlerce nasıl değerlendirildiğidir.
(1999 - ÖSS)



Örnek cümlede kişinin okuduğu kitaptan ne beklediğiyle ilgili bir söyleyiş verilmiştir. Buna göre cümlenin devamını düşündüğümüzde bu anlamın korunması gerekir. Oysa okuduğumuz kitap hakkında eleştirmenlerin ne dediğinin bilinmesi, kitaptan bizim ne beklediğimizle ilgili değildir. Dolayısıyla E’de söylenenler üslup olarak olsa da anlam olarak örnek cümleden sonra gelmez.

Cevap E


138.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, önerinin gerekçesi de açıklanmıştır?

A) Daha az konuşup daha çok iş yapın.
B) Başarının bir parçası olun, eleştirmeni değil.
C) Sabır bir erdemdir, sakın ondan vazgeçmeyin.
D) Çabalarla amaçları birbirine karıştırmayın.
E) Başkalarını eleştirdiğiniz kadar kendinizi de eleştirin.
(1999 - ÖSS)



Önerinin gerekçesi demek, niçin önerildiğinin de açıklanması demektir. Buna göre seçeneklere baktığımızda C’de gerekçenin açıklandığı görülür. “Niçin ondan vazgeçmeyin?” sorusuna “Bir erdem olduğu için” cevabı gelir. Bu da önerinin gerekçesi demektir.

Cevap C


139.
“Gene bahar geldi, açıldı güller” dizelerinde, güllerin açılışı baharın gelişine bağlanmaktadır.
Aşağıdaki dizelerin hangisinde buna benzer bir durum söz konusudur?

A) Ne bir vefa gördüm, ne faydalandım
B) Erzurum dağları kardır, geçilmez
C) Düşman geldi, tabur tabur dizildi
D) Ağlatmadı güzel, güldürdü beni
E) Başım yastıktadır, gözlerim yolda
(1999 - ÖSS)



Açıklama kısmından da anlaşıldığı üzere, güller baharın gelmesinden dolayı açılmıştır. Aslında bu da bir bakıma yargının gerekçesiyle açıklanması demektir. Buna göre seçeneklere baktığımızda B’de aynı durumu görürüz. “Erzurum dağları kar olduğu için geçilmez.” Sözünde de yargı nedeniyle birlikte verilmiştir.

Cevap B


140.
I. Okur, onun yapıtlarını okurken kendisini, yıllanmış çamların olduğu bir ormanda kuş sesleri ve reçine kokularının arasında bulurdu.
II. Seçtiği ilginç ayrıntılarla, yaptığı benzetme ve karşılaştırmalarla yapıtlarında okura, doğanın temiz havasını soluturdu.
III. Öykülerinde Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında yaşayanların değişik sorunlarını göstermeye çalışırdı.
IV. Roman ve öykülerinde, günlük yaşamın sıkıntıları içinde bunalan kişileri işlerdi.
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangileri, sanatçının betimlemelerindeki aynı niteliği yansıtmaktadır?

A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.

D) II. ve IV. E) III. ve IV.

(1999 - ÖSS)



Numaralanmış cümlelerde okunan bir eserin değerlendirildiği görülmektedir. Yani cümleler betimleme cümleleri değildir. I. cümlede okurun eseri okurken kendini doğanın içinde hissettiği anlatılmış. Demek ki bu eserde doğa betimlenmiş. II. cümlede de aynı durum var. Yapıtta okur doğanın temiz havasını soluyorsa betimlemeler doğayla ilgili demektir. Dolayısıyla betimlemelerin niteliği aynıdır. Diğer iki cümlede betimlemelerin neye yönelik olduğuyla ilgili bir bilgi verilmemiştir.

Cevap A


141.
(I) Haklarında fazla bir şey bilinmeyen hariciyeciler dünyasında gezinmek isteyenler için keyifle okunabilecek bir kitap. (II) Yazar, yirmi beş yılı yurt dışında geçen, otuz yedi yıllık meslek yaşamında edindiği izlenimleri okurlara duyurmak istemiş. (III) Mesleğinin sorunlarını, iyi ve kötü yanlarını dile getirmeye çalışmış. (IV) Çok akıcı bir dili var. (V) Kişilerin belirleyici özelliklerini en ince ayrıntılarına değin, somut bir biçimde yansıtmış.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangileri, söz konusu yazarın üslubuyla ilgilidir?

A) I. ve II. B) I. ve V. C) II. ve III.

D) II. ve IV. E) IV. ve V.

(1999 - ÖSS)



Üslup bir yazarın dili kullanma şeklidir. Yani yazarın kelime seçimi, cümlelerinin yalınlığı, sanatsallığı yazarın üslubunu verir. Buna göre parçaya baktığımızda IV. cümledeki “akıcı bir dili var” V. cümledeki “somut biçimde yansıtmış” sözü yazarın üslubuyla ilgili özellikleridir.

Cevap E


142.
(l) Onun öykülerinde sağlam bir tekniğin varlığı yadsınamaz. (ll) Bununla birlikte, kimi öyküleri öykü olmaktan çok, bir köşe yazısını andırır. (lll) Bu tür öykülerde toplumsal eleştiriye yönelir ve insanı dışlar. (lV) Ancak bütün öykülerinde, sözcük seçimi yönünden kılı kırk yaran bir titizlik gösterir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangileri, sözü edilen yazarla ilgili olumlu yargıları içermektedir?

A) l. ve ll. B) l. ve lll. C) l. ve lV.

D) ll. ve lll. E) ll. ve lV.

(1999 - ÖSS)



Olumlu yargı değerlendirilen şeyin beğenildiğini bildiren yargıdır. I. cümledeki “sağlam bir tekniğin varlığı” , IV. cümledeki “kılı kırk yaran bir titizlik” sözleri bir beğeni ifade eder. Dolayısıyla yargılar olumludur

Cevap C


143.
(l) Uykudan önce çocuklara okunacak kitapları onların yaşlarına ve ilgilerine göre seçmek gerekir. (ll) Yatak başında, kitapları okurken çocuklarla yapılacak sohbetler, bir bakıma onların çocuksu sırlarını ve duygularını değişik açılardan yansıtır. (llll) Bir kitap kahramanının hayranlık uyandıran bir yanı üzerine çocukları konuşturma ya da düşündürme onlarla olan ilişkiyi pekiştirip derinleştirir. (lV) Bunun için de çocuklar, bu sohbet saatlerinin tadına doyamazlar. (V) Daha da ileri giderek denebilir ki yetişkinlik döneminde de uykudan önceki bu saatler özlemle anımsanır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde, kitabın, çocukları tanıma ve onlarla yakınlık kurmadaki işlevinden söz edilmektedir?

A) l. ve ll. B) l. ve lll. C) ll. ve lll.

D) ll. ve lV. E) lV. ve V.

(1999 - ÖSS)



İşlev sözü görev, etki anlamına gelmektedir. II. cümledeki kitabın çocuğun duygularını yansıttığı sözü ve III. cümledeki çocuklarla olan ilişkiyi pekiştirdiğinin söylenmesi kitabın işlevleridir.

Cevap C


144.
(l) Her çalışmasında olduğu gibi bunda da açık ve yalın anlatımı hemen göze çarpıyor. (ll) Bu durum, şairin, edebiyat çevrelerinin yoğun ilişkilerinden uzak, yerel kaynaklara daha yakın olmasındandır. (lll) Yine bu durum, onun şiirinin, toplumun değişik kesimlerinde aynı ölçüde anlaşılır olmasının da ana kaynağını oluşturmaktadır. (lV) Bilincimizin bir köşesinde var olan kır yaşantısının doğayla ilgili öğeleri, onun şiirlerinde evrensel bir temaya yönelişin çıkış noktasıdır. (V) Ardıçlar, söğütler, ahlatlar, balkon çiçekleri şairin lirik yanını sunar bize.
Şairin geniş bir okur kitlesine seslenebilmesini sağlayan özelliği, yukarıdaki parçanın kaçıncı cümlesinde belirtilmiştir?

A) l. B) ll. C) lll. D) lV. E) V.
(1999 - ÖSS)



Parçanın üçüncü cümlesinde toplumun değişik kesimlerince anlaşılmasını sağlayan bir durumdan söz edilmiştir. Bu cümlede geçen “bu durum” sözü ilk cümlede geçen “eserin açık ve anlaşılır bir anlatıma sahip olmasını” karşılıyor. Dolayısıyla eser açık ve anlaşılır bir anlatıma sahip olduğu için geniş bir okur kesimine seslenmeyi başarıyor.

Cevap A


145.
(l) Güneye doğru indiğimizde göz alabildiğine uzanan bir ovayla karşılaştık. (ll) Ova, güneşli ve dalgasız bir denizden daha düzdü. (lll) Yolda gelirken gördüğümüz, çılgınca esen rüzgârların oluşturduğu tepecikler burada yoktu. (lV) Uzaklarda, bir insan boyu yükseklikte, kubbeleştirilmiş, küçük küçük toprak yığınları vardı. (V) Merakla bu yığınlara yaklaştık. (Vl) Bunların, bizim evlerimizdekinden çok daha küçük pencerelerinden bakınca, içinde yaşayan insanları gördük.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde “karşılaştırma” yoktur?

A) l. ve lll. B) l. ve V. C) ll. ve lll.

D) ll. ve lV. E) lV. ve Vl.

(1999 - ÖSS)



Karşılaştırma bir varlığın başka bir varlıktan herhangi bir yönden daha iyi, daha kötü ya da onunla aynı düzeyde olduğunun belirtilmesi demektir. Buna göre seçeneklere baktığımızda I. cümlede bir ovadan söz edildiğini ancak başka bir varlıktan söz edilmediğini görürüz. V. cümlede de yığınlardan söz edilmiş ancak bu da başka bir varlıkla karşılaştırılmamıştır.

Cevap B


146.
Aşağıdaki dizelerin hangisinde yorum söz konusu değildir?

A) Alabildiğine insan kalabalığı vardı
Bir aydınlık geleceğe bakıyordu
B) Bir ılık güz öğlesinde
Şanlı haki urbası üstünde
C) Koymuştu kılıcını içine kınının
Yürüyordu arasında sevgili halkının
D) İzmir’e girişini Atatürk’ün
Bir kahve duvarındaki resimde gördüm
E) Işıktı sevinçti türküydü
Görseydiniz o resimde Atatürk’ü
(1999 - ÖSS)



Yorum, bir kişinin herhangi bir konuda kendi düşüncesini söyleyişine katması demektir. Buna göre dizelere baktığımızda A’daki “aydınlık bir gelecek”, B’de “şanlı”, C’de “sevgili”, E’de “ışıktı, sevinçti, tüydü” sözleri kişinin kendi beğenisi, düşüncesidir. D’de ise bir resimde görülenlerden bahsedilmiş ancak o resim hakkında neler hissedildiği söylenmemiştir.

Cevap D


147.
Aşağıdakilerden hangisinin sonuna, “Bu nedenle söz konusu yapıt çok okunmuş ve defalarca basılmıştır.” cümlesinin getirilmesi anlam akışı yönnünden uygun olmaz?

A) Yapıtın, yazıldığı döneme göre, sade ve anlaşılır bir dili vardır.
B) Yapıtta, eski eğitim uygulamaları, kahramanın bakış açısından, etkileyici bir anlatımla yargılanmaktadır.
C) Yapıtta, içinde bulunulan ortamla insanın psikolojik durumu arasındaki ilişki açıkça görülmektedir.
D) Yazarın, tarihsel olaylardan yola çıkarak oluşturduğu bu yapıtta, gerçeklerin payı büyüktür.
E) Belli bir kesime seslenen bu yapıtta terimlere dayalı bir anlatım kullanılmıştır.
(1999 - ÖSS)



Örnek cümlede eserin çok sevildiği ve çok okunduğu söylendiğine göre ondan önceki cümlede o eserin okunmasına etki edebilecek bir yönünün söylenmiş olması gerekir. Buna göre seçeneklere baktığımızda eserin belli bir kesime seslendiğini ve terimlerle yüklü bir anlatımının olduğunu söyleyen seçeneğin eser için olumsuz bir yön bildirdiğinden örnek cümleyle uyum sağlamadığını söyleyebiliriz.

Cevap E


148.
Romanını okuyup bitirdim. Hele biraz zaman geçsin, hazmedeyim. Neler kaldı, neler gitti? Bunları saptadıktan sonra bildireceğim görüşlerimi.
Böyle diyen bir kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Düşüncelerini açıklamadan önce, başkalarıyla tartışarak doğrulamak ister.
B) Ayrıntılı olarak düşünmenin gereğine inanır.
C) Zaman içinde görüşlerin değişebileceğini düşünür.
D) Düşüncelerini hemen açıklamaktan kaçınır.
E) İzlenimlerini yorumlayıp değerlendirme eğilimindedir.
(1999 - ÖSS)



Örnek cümlede kişi eser hakkındaki düşüncelerini eseri kendi içinde değerlendirdikten sonra söyleyeceğini bildirmiştir. Böyle diyen bir kişinin eser hakkında başkalarıyla görüş alış verişinde bulunacağını söylemesi birbiriyle çelişen bir durum olacağından bu kişiden A’da geçen ifadeyi söylemesi beklenemez.

Cevap A


149.
I. Zekânın, pek kolay kavranamayan çok karmaşık bir yapısı vardır.
II. Zekâ, doğuştan getirilen gücün, çevre olanaklarıyla işlenmesi sonucu oluşur.
III. Zekâ ne sadece kalıtsal ne de sadece çevresel etkenlerle açıklanabilir.
IV. Önce zekâyı tanımlamak, sonra da bu tanıma uygun bir ölçme aracı geliştirmek gerekir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

A) I. ve II. B) II. ve IV. C) II. ve III.

D) II. ve IV. E) III. ve IV.

(2000 - ÖSS)



Numaralanmış cümlelere baktığımızda II.cümlede “zekanın gelişmesinde doğuştan gelen gücün yanında çevrenin etkisinin de olduğu” anlamı vardır. III. cümlede de “zekanın sadece kalıtsal ya da çevresel etkenlerle açıklanamayacağı; iki etkenin de etkisinin olduğu” belirtilmiştir. O halde II. ve III. cümleler yakın anlamlıdır.

Cevap C


150.
I. Yapılan her yanlış, daha iyi bir sistem oluşturmak için bir fırsattır.
II. Yaptıklarının bilincinde olmayanlar, yanlışlarını sürekli yinelerler.
III. Hiç yanlış yapılmaması, her şeyin kusursuz olduğu anlamına gelmez.
IV. Doğruya ulaşabilmek için, yapılan yanlışlardan ders almasını bilmek gerekir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.

D) II. ve IV. E) III. ve IV.

(2000 - ÖSS)



I. ve IV. cümle “yapılan yanlışların olumlu bir katkısının olduğu” anlamını içerdiği için yakın anlamlıdır.

Cevap B


151.
151. (l) Öykülerimdeki biçimsel ve içeriksel yenilikler salt kendi çabalarımın ürünü değildir. (ll) Onları oluştururken öyküyü öykü yapan bütün geleneklerden ve yeniliklerden yararlanmaya çalışıyorum. (lll) Olay, konu, karakter, tip, durum, kesit, diyalog... (lV) Öyküyü oluşturan bütün öğeler eşit ölçülerde girmeli öyküye diye düşünüyorum. (V) Öykünün ağırlık merkezini yaymaya çalışarak bunlardan birinin, ötekinin önüne çıkmasını engellemek istiyorum.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

A) l. ve ll. B) l. ve lV. C) lI. ve lII.

D) ll. ve lV. E) lV. ve V.

(2000 - ÖSS)



Parçadaki numaralanmış cümlelere baktığımızda, IV. cümlede “öyküyü oluşturan öğelerin öyküye eşit oranda girmesinden”; V. cümlede de “öyküyü oluşturan unsurların ağırlık merkezinin iyi ayarlanmasından, yani eşit bir şekilde dağıtılmasından” söz edilmiştir. Buna göre IV. ve V. cümle yakın anlamlıdır.

Cevap E


152.
Şiir öylesine bir dilsel düzenlemedir ki sözcüklerinden biri çıkarılır ya da birinin yeri değiştirilirse şiirin tüm büyüsü bozulur.
Bu cümlede anlatılmak istenenle aşağıdakilerden hangisi arasında anlamca yakınlık yoktur?

A) Şiirde her sözcük, bulunduğu yerde güzeldir.
B) Sözcük, şiirin en önemli öğesidir.
C) Şiirde dil, kendine özgü bir biçimde kullanılır.
D) Şiirin dili, seçilen imgelerin çeşitliliğiyle zenginleşir.
E) Şiirin güzelliği, sözcüklerin birbiriyle uyumundan gelir.
(2000 - ÖSS)



Örnek cümlede “şiirin dilsel bir bütün olduğu, şiiri oluşturan sözcüklerden bir tanesinin bile çıkarılamayacağından” söz edilmiştir. A, B, C, E seçenekleri şiirde kelimenin gerekliliği ve önemini aktarması yönüyle örnek cümleye anlamca yakındır. D seçeneği “şiirin anlatımının çeşitli imgelerle zenginleştiği” anlamını içermesi yönüyle örnek cümleyle yakın anlamlı değildir.

Cevap D


153.
(l) İhtiyar Adam ve Deniz, Ernest Hemingway’e Nobel Ödülü kazandıran romanlarından biri. (ll) Psikolojik yönü ağır basan ve sinemaya uyarlanması neredeyse olanaksız görünen bu roman, ünlü bir yönetmence sinemaya uyarlanmış. (III) Filmde, balıkçılıkla geçinen ihtiyar bir adamın yaşamı, ilgi çekici bir biçimde anlatılmış. (IV) Uzun süredir balık yakalayamayan ihtiyar adamın, son kez şansını denediğinde büyük bir balık avlaması ve onu karaya çıkarmak için gösterdiği insanüstü çaba, izleyiciyi oldukça etkiliyor. (V) İhtiyar Adam ve Deniz, izlenmeye değer en iyi filmlerden biri.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde öznellik yoktur?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(2000 - ÖSS)



Öznellik kişiden kişiye değişen yargılar içeren cümlelerde bulunan bir özelliktir. Numaralanmış cümlelere baktığımızda, II. cümle “ağır basan” ve “sinemaya uyarlanması neredeyse olanaksız görünen”, III. cümle “ilgi çekici bir biçimde”, IV. cümle “gösterdiği insanüstü çaba”, V. cümle “izlemeye değer en iyi film” gibi kişisel görüş içeren ifadeler taşıdığından dolayı özneldir. I. cümledeyse öznel bir ifade yer almamaktadır.

Cevap A


154.
(l) Toroslar, Çukurova’nın bereketli topraklarını İç Anadolu’nun bozkırından ayırır. (ll) Çukurova’yı at nalı biçiminde kuşatmış bir duvardır sanki. (lll) Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır. (lV) Toroslar öylesine sarp ve yüksektir ki kolay kolay geçilmez. (V) Tren bile Toroslar’ı geçerken tünelin birinden çıkıp ötekine girer.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerilerinde benzetme yapılmıştır?

A) l. ve ll. B) l. ve lll. C) lI. ve lII.

D) ll. ve lV. E) lV. ve V.

(2000 - ÖSS)



“Toroslar”, II. cümlede “Çukurova’yı at nalı biçiminde kuşatan bir duvara” benzetiliyor. III. cümledeyse “tepeler”, “çelikten dev bir testereye” benzetilmiştir.

Cevap C


155.
(l) Anadoluhisarı’nın bulunduğu bölgenin tarihi, eskiye dayanıyor. (II) Kaynaklara göre, Anadoluhisarı, Boğaz’dan geçişleri kontrol etmek amacıyla Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış. (III) Yapılırken kullanılan malzemeler arasında, Bizans yapılarından alınmış taşlar da var. (IV) Bu durum, burada eski bir Zeus Tapınağı’nın bulunduğu yolundaki düşünceleri daha da güçlendiriyor. (V) Boğaz’ın en dar yerinde, Göksu Deresi kıyısında bulunan bu bölgenin, bugün olduğu gibi, Osmanlı öncesinde de yerleşim alanı olarak kullanıldığı çeşitli kaynaklarda belirtiliyor.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilenler “tahmin” niteliği taşımaktadır?

A) l. B) ll. C) lll. D) lV. E) V.
(2000 - ÖSS)



Tahmin, gelecekte gerçekleşebilecek bir olay ya da durum hakkında fikir yürütmektir. Buna göre, IV. cümlede Zeus Tapınağı’nın olabileceği yönünde bir tahminde bulunulmuştur.

Cevap D


156.
(l) Günlük yaşamımızda renklerin önemli bir rolü vardır. (ll) Bu nedenle renklerle ilgili pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır. (III) Yapılan araştırmalar göstermiştir ki soluk alışımız, kan basıncımız, renklere bağlı olarak değişebilmektedir. (IV) Renklerden açık mavi, gevşetici ve rahatlatıcı; koyu mavi, uyarıcıdır. (V) Bu da renklerin etki gücünün birbirinden farklı olduğunu göstermektedir. (VI) Bu gerçeği göz önünde bulunduran içmimarlar, ev içi ışık düzenlemelerinde renk öğesine özel bir önem verirler.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisi, kendinden önceki cümlede belirtilen yargıyı örneklendirmektedir?

A) lI. B) llI. C) lV. D) V. E) VI.
(2000 - ÖSS)



III. cümlede belirtilen “soluk alışımızın, kan basıncımızın renklere bağlı olarak değiştiği” yargısı IV. cümlede “açık mavinin, gevşetici ve rahatlatıcı; koyu mavinin uyarıcı olduğu” sözüyle örneklendirilmiştir. Dolayısıyla IV. cümle kendinden önceki III. cümlede belirtilen yargıyı örneklendirmektedir.

Cevap C


157.
(l) Günü gününe pek uymaz bu kentin. (II) Bir bakarsın, yaz ortasında buz kesmişsin; bir bakarsın, kasım ortasında ceket fazla gelmiş. (III) Geçen eylül ayının son günü kente yağmur yağarken, kentin sırtını dayadığı dağa kar yağıyordu. (IV) Ertesi gün ise mayıs sonu güneşine benzeyen, pırıl pırıl bir hava... (V) Neredeyse tüm ekim ayı, böyle geçti. (VI) Oysa daha güneyimizdeki bir başka kente çoktan kış gelmişti.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi, kendinden önceki cümlenin açıklaması durumundadır?

A) lI. B) llI. C) lV. D) V. E) VI.
(2000 - ÖSS)



I. cümlede belirtilen “kentin günü gününe uymadığı” yargısı, II. cümlede “Bir bakarsın, yaz ortasında buz kesmişsin; bir bakarsın kasım ortasında ceket fazla gelmiş.” cümlesiyle açıklanmıştır. O halde II. cümle I. cümlenin açılayıcısı niteliğindedir.

Cevap A


158.
(l) Türk yazınının önemli yapıtlarından olan Dede Korkut öyküleri yeniden okurlarla buluştu. (II) Öykülerin dili, özüne dokunulmadan sadeleştirildi. (III) Dede Korkut öykülerinin üslubu ve dili, her şeyden önce, 13. - 14. yüzyıllarda konuşulan Oğuz Türkçe’sine dayanmaktadır. (IV) Bu öykülerde Türkçe’nin yüzlerce yıl önceki güzelliğini ve şiirselliğini tadacak, kendi dil evreninizin sınırlarını genişleteceksiniz. (V) Bu güzel öyküleri okudukça, Türk dünyasının görkemli ve zevkli serüvenlerini tanıyacak; kültürümüzün zenginliğiyle övüneceksiniz.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangilerinde, söz konusu öykülerin okurlara sağlayacağı yararlardan söz edilmiştir?

A) l. ve ll. B) lI. ve III. C) lIl. ve lV.

D) llI. ve V. E) lV. ve V.

(2000 - ÖSS)



Parçadaki numaralanmış cümlelere baktığımızda, IV. cümlede “okurların Türkçe’nin yüzlerce yıl önceki güzelliğini ve şiirselliğini tatması, kendi dil evreninin sınırlarını genişletmesi”; V. cümlede yine “okurların Türk dünyasının görkemli ve zevkli serüvenlerini tanıması, kültürümüzün zenginliğiyle övünmesi” sözü edilen öykülerin okurlara sağladığı yararlardır.

Cevap E


159.
(l) Karagöz’ün yaşamımızdaki yeri için: “Bitti.” deniyor. (II) Bu doğru değil. (III) Karagöz, 14. yüzyıldan beri kendini sürekli yenileyerek bugünlere gelmiştir. (IV) Onda, edebiyat, müzik kısaca güzel sanatlar adına ne biliyorsak, hepsi vardır. (V) Dini bakımdan bakarsanız, tasavvuf vardır onda. (VI) Böyle bir sanatı nasıl yok etmeye çalışırız?
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde, I. cümlede belirtilene karşı çıkışın gerekçelerine yer verilmiştir?

A) II., III., IV. B) II., IV., V. C) III., IV., V.

D) III., V., VI. E) IV., V., VI.

(2000 - ÖSS)



Parçada sözü edilen kişi I. cümlede belirtilen “Karagöz’ün yaşamımızda önemini, yerini yitirdiği” yargısına karşı çıkmaktadır. Yani Karagöz’ün yerinin bitmediğinin gerekçelerini III. cümlede “Karagöz’ün 14. yüzyıldan beri kendini yenilediği”; IV. cümlede “güzel sanatlar adına çok şey olduğu”; V. cümlede de “dini bakımdan tasavvufun olduğu” sözleriyle açıklanmıştır. O halde I. cümlede belirtilen yargıya III., IV. ve V. cümlede karşı çıkılmıştır.

Cevap C


160.
Aşağıdakilerin hangisinde verilen dizelerde düşsel öğeler yoktur?

A) Bir tren gelir her gün bu saatte
Aralıksız öter düdüğü
B) Yağmur ana, yeşil yünden
Örmüş tarlanın hırkasını
C) Bir rüzgâr esiyor dağlardan ovaya doğru
Okşayarak ağaçları, otları
D) Tanı beni, her mektupta yumak yumak
Rüzgârla pullayıp gönderdiğim bulut
E) Sesin gömlek yerine asılı balkonumda
Her zaman yıkanmış, her zaman ıslak
(2000 - ÖSS)



Seçeneklerde verilen dizelere baktığımızda, B’de “Yağmur ana” sözü, C’de “Okşayarak ağaçları” sözü, D’de “Rüzgârla pullayıp gönderdiğim bulut” sözü, E’de “Sesin gömlek yerine asılı balkonumda” sözü düşsel öğe içermektedir. A’da verilen dizelerdeyse her hangi bir düşsel öğe bulunmamaktadır.

Cevap A


161.
Birçok sanatçının sanat dünyasından silinip gitmesinin nedeni ..... .
Bu cümle, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?

A) gelişme ve değişmelere uyum sağlayamamasıdır
B) her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkmasıdır
C) kendisini sanatına bütünüyle vermemiş olmasıdır
D) yeni ve özgün yapıtlar ortaya koyamamasıdır
E) çağın gereklerine ayak uyduramamasıdır
(2001 - ÖSS)



Örnek cümledeki boş bırakılan yere, sanatçıların sanat dünysasından silinip gitmesinin nedeni olabilecek bir söz grubu getirmemiz gerekmektedir. Seçeneklere baktığımızda, A, C, D ve E’de kişinin kendi eksiklikleriyle ilgili nedenler belirtilmiştir. Bunların tamamı boş bırakılan yere getirilebilir. Ancak sanatçının sanat dünyasından silinmesinin nedeni “her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkması” değildir. Dolayısıyla örnek cümle, B’de söylenenlerle sürdürülemez.

Cevap B


162.
Tiyatro eleştirmeni, izlediği oyunun en çarpıcı, en belirleyici yönlerini yakalayıp belgeler.
Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?

A) Tiyatro eleştirisi yazma, öteki eleştiri türlerinden daha güçtür.
B) Tiyatro eleştirmeni, bir oyunu her izleyişinde oyunun farklı bir özelliğini yakalar.
C) Tiyatro eleştirisi, oyunun ayırıcı ve etkileyici yanlarına yönelik düşünceler içerir.
D) Tiyatro eleştirisi, belirli ölçütlere bağlı kalmayı gerektirir.
E) Tiyatro eleştirisi yazmak için oyunu birkaç kez izlemek gerekir.
(2001 - ÖSS)



Örnek cümlede “tiyatro eleştirmenin, izlediği oyunların en çarpıcı yönlerini saptadığı” belirtilmiştir. C’de de “tiyatro eleştirisinin, oyunun etkileyici yönlerine yönelik düşünceler içermesi gerektiği” söylenmiştir. Buna göre C’de söylenenler örnek cümlenin anlamına en yakındır.

Cevap C


163.
Halk şiiri doğal ve içtenlikli bir anlatım üzerine temellenir.
Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?

A) Halk şairi, sözünü şiire dönüştürürken içinden geldiği gibi söyler.
B) Aşk, halk şiirinde en çok işlenen konulardan biridir.
C) Halk şiirinin sazla, sözle, daha doğrusu müzikle sıkı bir kan bağı vardır.
D) Halk şiiri, halkın içinde bulunduğu somut koşulların ürünüdür.
E) Halk şairi, şiirlerinde, halkın acılarını, çilelerini yansıtır.
(2001 - ÖSS)



Soruda verilen cümlede halk şiirinin doğal bir anlatım üzerine kurulduğu vurgulanmıştır. A’da “Halk şairinin, şiirini içinden geldiği gibi, yani doğal bir şekilde söylediği” belirtilmiştir. A’da söylenenler örnek cümleye anlamca en yakındır.

Cevap A

164.
(I) Roman yazarken konuşmalara yer vermek çoğunlukla kaçınılmazdır. (II) Hatta salt konuşmalardan oluşan romanlar bile vardır. (III) Bu romanlarda herhalde amaç, tip yaratmaktır. (IV) İki satırlık bir konuşma, bir karakteri on sayfalık bir betimlemeden daha başarılı bir biçimde çizebilir. (V) Bunun başarılı örneklerine M.Ş. Esendal’ın Ayaşlı ve Kiracıları adlı yapıtında rastlıyoruz.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde “karşılaştırma” yapılmıştır?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(2001 - ÖSS)



Numaralanmış cümlelere baktığımızda IV. cümlede “iki satırlık bir konuşma” ile “on sayfalık bir betimleme” bir karakteri başarılı bir biçimde aktarma yönünden karşılaştırılmıştır.

Cevap D

165.
(I) Hiçbir şey ak ya da kara diye ayrılmaz onun romanında. (II) Mutluluklar, hüzünler, sevinçler, acılar iç içe yaşanır. (III) Bunları anlatırken mekanik kurgulardan, neden-sonuç ilişkilerinden özellikle kaçınır. (IV) izlediği bu yol, okurun, olaylara romancının gözüyle bakmasını sağlar. (V) Roman boyunca, roman kişileriyle yazar arasında bir çatışma olmaz. (VI) Bu da kişilerin inandırıcılığını artırır büyük ölçüde.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi I. cümlede belirtilen görüşü destekleyici niteliktedir?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(2001 - ÖSS)



I. cümlede “romanda hiçbir şeyin ak ya da kara olarak ayrılamayacağı, yani her şeyin bir bütünlük içinde olduğu” anlatılmıştır. II. cümlede “mululuklarla üzüntülerin iç içe yaşadığı, yani bunların ayrılamayacağı” söylenerek I. cümlede anlatılanlar desteklenmiştir.

Cevap A

166.
(l) Üç adasıyla Malta, Sicilya’nın güneyinde, Akdeniz’in ortasında. (II) Malta’nın üç adasından biri olan Gozo, ilginç kayalıkları, mağaraları ile birçok doğal güzelliğe sahip. (III) Adada ağaç olmadığı ve tarih boyunca dışarıdan getirildiği için, evlerin neredeyse tamamı taştan yapılmış. (IV) Zengin kireçtaşı yatakları, burada taş işçiliğinin gelişmesinin en önemli nedeni. (V) Her köyün, kusursuz işçiliğe sahip kiliseleri, mimaride taşa mahkûm olmanın yansıması olarak yorumlanabilir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde olumlu bir durum olumsuz bir ifadeyle anlatılmaktadır?

A) l. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(2001 - ÖSS)



V. cümlede “kiliselerin kusursuz bir işçiliğinin olması” olumlu bir durumdur. Bu olumlu durum “taşa mahkum olma” gibi olumsuz bir ifadeyle anlatılmıştır.

Cevap E

167.
(l) Geçen yıl yitirdiğimiz ressam ve dokuma sanatçısının eserleri, bu ayın sonuna değin İstanbul Sanat Galerisi’nde sergileniyor. (II) Bunlar, büyük bir sabır, beceri ve ileri bir teknikle oluşturulmuş. (III) Dokumalarını adeta bir yağlıboya tuvaline dönüştüren sanatçının esin kaynaklarını, kurumuş yapraklar, ağaç kabukları ve parşömen kâğıdı oluşturuyor. (IV) Tüm bu dokuların, renklerin ve tonlarının değişik anlamları var; sanatçı bunlarla hem gelişmeyi, hem de yaşamın sürekliliğini ve gelip geçiciliğini vurgulamak istiyor. (V) Yapıtlarında yansıttığı yaşam kimi yönleriyle bugünün insanını da kuşatıyor.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi sözü edilen sanatçının, yaşama yönelik görüşünü içermektedir?

A) l. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(2001 - ÖSS)



IV. cümlede, sözü edilen sanatçının dokuma eserleriyle, yaşamın gelip geçiciliğini ve sürekliliğini vurguladığı anlatılmaktadır. Bu, sanatçının yaşama yönelik düşüncesiyle ilgilidir.

Cevap D

168.
(l) Yaşamöyküsü yazma, birtakım ön çalışmalar yapmayı gerektirir. (II) ilkin, yaşamöyküsü yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır; bunlar değerlendirilir. (III) Bu yönden belgesel boyutludur yaşamöyküleri. (IV) Kişinin mektuplarından, günlüklerinden, anılarından yararlanılır. (V) Ayrıca, o kişinin eşinden, dostundan, onu tanıyanlardan bilgi alınır. (VI) Bunlar yapılmadan oluşturulacak bir yaşamöyküsü hem ilgi çekici olmaz, hem de kişinin yaşam serüvenini tüm boyutlarıyla kuşatmaz.
Bu parçanın l numaralı cümlesinde belirtilen düşüncenin nedeni, kaçıncı cümlede açıklanmıştır?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(2001 - ÖSS)



I. cümledeki “yaşamöyküsü yazmanın birtakım ön çalışmalar yapmayı gerektirmesi” yargısının nedeni, VI. cümlede “yaşamöyküsünün ilgi çekici olması ve yaşam serüvenini tüm boyutlarıyla kuşatması” sözüyle açıklanmıştır.

Cevap E

You have no rights to post comments