REKLAM

Servet-i Fünûn edebiyatı döneminde Batı tarzında tenkitler ka­leme alınmıştır. Bu dönemde Ahmed Şuayb, Hüseyin Cahit, Cenap Sahabettin tenkit yazıları yazmıştır.

Edebiyatımızda "eski-yeni" tartışması, tenkit türünün gelişme­sine katkı yapmıştır. "Eski-yeni" tartışması 1809'dan itibaren üç yıl sürmüştür. Bu tartışma, temelde fikir tartışması olmasına rağmen, zaman zaman kişiselliğe de dökülmüştür. Eskinin ten­kit anlayışı, Divan edebiyatındaki "hiciv", Halk edebiyatındaki "taşlama" ve Batı edebiyatındaki "izlenimci tenkit" ile paralellik­ler gösterir. Servet-i Fünûncular ise Muallim Naci'nin etrafında­ki heyecanlı topluluğa göre daha objektif davranmışlardır.

Bu dönemdeki Doğu-Batı mücadeleleri sırasında, Divan edebi­yatını tutanların, modern (bilimsel, nesnel) tenkidi bilmemeleri nedeniyle, sürekli polemiğe yol açacak yazılar yazmaları karşı­sında, Servet-i Fünûncuların da zaman zaman polemik yaptık­ları görülmüştür. Bu tür yazıları kaleme alan sanatçıların başın­da Batı cephesinde (yeni) Hüseyin Cahit Yalçın gelmektedir. Hüseyin Cahit, bu polemiklerinin bir kısmını sonradan "Kavga­larım" (1910) adlı kitabında toplamıştır.

Servet-i Fünûn edebiyatının temel esaslarını topluma açıkla­mak amacıyla yazılan pek çok yazı vardır. Servet-i Fünuncular arasında olmasına rağmen, bu edebiyat topluluğunun şiir anlayışını eleştiren ilk sanatçı, Ahmed Şuayb olmuştur. Ali Ekrem'in "Şiirimiz" (1900) adlı otokritiği (öz eleştiri) de bu nitelikte bir yazıdır. Sanatçı bu yazısında Servet-i Fünûn şiiri­ni değerlendirmiş, içinde bulunduğu edebiyat topluluğunun şi­ir anlayışını eleştirmiştir.

 

Bu dönemde Servet-i Fünûncular, Tanzimatçılardan farklı ola­rak, Divan edebiyatını kötülemekten çok, kendilerini ifade et­meyi tercih etmişler, kendi sanat anlayışlarına uygun eserler or­taya koymuşlardır. Eskinin temsilcilerinin saldırılarına bu şekil­de cevap vermişlerdir. Sanatçılar, şiirde kullanılan sözcüklerin yapmacıklığı, anlam karışıklığı, aşırı Batı hayranlığı konularında yöneltilen ağır eleştirilere karşı objektif ve düzeyli kalmayı ba­şarmışlardır.

Servet-i Fünûncular Türk edebiyatındaki tenkit anlayışını, bir­çok noktada kusurlu bularak edebiyatımızda yeni bir tenkit an­layışı geliştirmek istediler. Servet-i Fünûn'dan önceki kuşaklar, Batılı sanatçıların edebiyata dair görüşlerinden yararlanmış ol­makla birlikte, Batılı tenkitçilerin tenkit türündeki eserleri ile ya­kından ilgilenmemişlerdir. Servet-i Fünûncular, Batılı yazarların eserlerini daha büyük bir dikkatle inceledikleri gibi, batının ta­nınmış tenkitçilerinden de geniş ölçüde yararlanmışlardır.

Servet-i Fünûncular, edebî tenkitte "tarihçi tenkit" metodunun ilkelerine bağlı kalmaya çalıştılar. Hippolyte Taine (İpolit Ten) tarafından sistemleştirilen bu tenkit metodu, "ırk, çevre, zaman" formülüyle özetlenebilir. Taine'e göre edebiyat, toplumun ifadesidir. Ona göre, toplumu anlamak için önce o toplu­mun edebiyatı araştırılmalıdır. Yazarlar, binlerce değişik nedenin bir sonucudur. Bu bağlamda, inceleme yapılınca anlaşılır ki yazar önce "ırk"ının, sonra içinde yaşa­dığı "çevre"nin ve "zaman"ının ürünüdür, işte edebî tenkitte her şeyden önce bunlar ele alınmalıdır. Bun­lar iyice anlaşılmadan herhangi bir yazar anlaşılamaz.

Servet-i Fünûncular edebî eserde estetik bir amaç ararlar. On­ları kendilerinden önceki edebiyatçılardan ayıran niteliklerden biri de edebî eser karşısındaki tavırlarıdır. Onlar edebî zevkin değişmesini ele almışlar, edebî zevkin zamana bağlı olarak de­ğiştiğini söylemişlerdir. Edebiyatın yararlılık amacının olmadığı­nı, ahlakçı bir gaye gütmediğini ısrarla vurgulamışlardır. Onlara göre, bir edebiyatın nasıl olduğunu öğrenmeden önce, ne ol­duğunu bilmek gerekir. Edebiyatın ruhu demek olan tenkidin görevi, edebiyatın ne olduğunu, ne olması gerektiğini araştır­mak ve açıklamaktır. Onlara göre, her edebî çevre, bir öncekinin tenkidiyle hazırlanır. Servet-i Fünûncular bu görüşten hare­ket ederek Batı tenkidini bilmek gerektiğini savunmuşlardır.

Servet-i Fünûncular Batı tenkidini tanıtmaya önem verdikleri gi­bi, Batıdaki edebî akımlardan ve Batılı sanatçılardan da söz et­mişlerdir. Eserlerinde bıkkınlık ve aşırı duygusallık egemendir. Hep aşka ve doğaya dayanan konulara yönelmişlerdir. Onlar da bu durumun farkında olmuşlar ve bu niteliklerini eleştirerek değişmek istediklerini ortaya koymuşlardır. Ancak Batılı sanat­çıları hep kendi tenkit anlayışlarına uygun olarak, kendi kişisel izlenim ve yargılarıyla anlatmaktan geri kalmamışlardır.

Servet-i Fünûncular tenkit üzerinde ciddi şekilde durmuşlar, ona en az diğer türler kadar yer ve değer vermişlerdir. Kendi­lerinden önceki topluluklardan farklı olarak, tenkide edebî bir tür niteliği kazandırmışlardır. Onların Batı kaynaklı tenkit anlayışında "tenkit ve teoride kurallardan kaçınmak, sanat için sanat anlayışını esas almak, dönemin koşullarını ve zamanın değiştirici rolünü dikkate almak, diğer bilimlerden yararlan­mak" gibi ilkeler söz konusudur.

Bu süreçte Halit Ziya, örnek aldığı Paul Bourget (Pol Burje) ve Goncourt (Konkur) Kardeşlerden yazılarında söz etmiştir. Hü­seyin Cahit, Fransız pamas ve sembolistlerini tanıtan yazılar kaleme almıştır. O, Mehmet Rauf ve Ahmet Şuayb ile birlikte, Hipolyte Taine'i tanıtan yazılar da yazmıştır.

Servet-i Fünûn döneminde Batılı tenkidin ilkelerini tanıtmak amacıyla kaleme alınmış yazılar arasında Ahmet Şuayb'in "Müsâhebe-i Edebiye" (1899), Cenap Şahabettin'in "Biraz Psikoloji" (1898) ve "Wlüntekid-i Hakîkî" (1901), Mehmet Ra­uf'un "Şu Tenkid Meselesine Dair", Tevfik Fikret'in Tarik gaze­tesinde yayımlanan "Münâkaşâtımızda Ne Eksik" (1898) adlı yazıları sayılabilir. Servet-i Fünûncular bu yazılarla bir yandan da Batılı tenkit anlayışına uygun örnekler vermişlerdir. Bunların dışında Halit Ziya, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın'ın "Modern Roman Tekniği"; Mehmet Rauf'un "Türk Romanı ve Hikâyeleri ile Hüseyin Cahit ile Ahmet Hikmetin Hikâyele­ri"; Hüseyin Cahit Yalçın'ın "Halit Ziya'nın Hikâyeleri, Rauf'un Eylülü ve Fikret'in Rübab-ı Şikeste'si" hakkındaki yazılarının objektif ve yapıcı tenkidin ölçülerine göre kaleme alınmış ol­dukça başarılı yazılar oldukları anlaşılmaktadır.

 

Bütün bunların yanında Servet-i Fünûn topluluğun içinde edebî çalışmalarını yalnız tenkit alanında toplayan tek sa­natçı Ahmed Şuayb'dir.

Diğer Servet-i Fünûncular, 1908'den sonra da zaman zaman tenkit yazıları kaleme almışlardır. Kendilerinden sonra bir be­yanname ile ortaya çıkan Fecr-i Aticilerin tenkitlerine en çok karşı çıkan Mehmet Rauf olmuştur. Servet-i Fünûnculara son­radan katılan Halit Ziya, gazetelerde çıkan tenkitlerini Cumhuriyet'ten sonra "Sanata Dair" (1938) adlı kitapta toplamıştır. Cenap Sahabettin ve Süleyman Nazif, özellikle Osmanlıcayı ve aruz ölçüsünü savunmak için birçok tartışmaya karışmışlardır. Cenap Şahabettin'in Cumhuriyet'ten sonraki en başarılı tenkit yazıları, İsmail Habip Sevük'ün "Türk Teceddüd Edebiyatı Ta­rihi" (1924) eseriyle ilgili yazılarından oluşmaktadır. Bu yazılar, Güneş dergisinde yayımlanmıştır (1927). Hüseyin Cahit Yal­çın'ın da tek başına çıkardığı Fikir Hareketleri (1933-1940) der­gisinde birçok tenkit yazısı yayımlanmıştır.

Servet-i Fünûncuların tenkit türüne getirdiği yenilikler:

  • Tenkidi, Türk edebiyatında yeni bir tür hâline getirmişlerdir.
  • Batı tenkitçilerini yakından izleyerek Batı'nın tenkit metotla­rını tanıtmışlardır.
  • Edebiyata bakış tarzını değiştirmişler, onu sosyal fayda il­kesine göre değil, estetik bir varlık olarak ele almışlardır.
  • Batı tarzı bir şiir ve roman estetiği yaratarak kendilerinden sonrakileri etkilemişlerdir.

 

Servet-i Fünûncuların tenkit anlayışındaki eksiklikler:

  • Avrupa'daki romantik tenkit anlayışının etkisinde kalarak eser ve yazar tenkidinde zayıf kalmışlardır. Onun yerine sa­natçının hayatı, çevre koşulları-gibi eserin dışındaki konu­larla ilgilenmişlerdir.
  • Yazarla ilgili kendi kişisel izlenimlerini söylemişler, objektif hükümler vermekte zorlanmışlardır.
  • Arapça ve Farsçayı, Türkçenin kaynakları arasında görme­leri ve yeni kelimeleri bu iki dilden, seçmeleri nedeniyle üs­luplarını anlaşılmaz hâle getirmişlerdir.
  • Tenkit anlayışlarında kendileri arasında bir birlik oluştura­mamışlardır.

You have no rights to post comments