REKLAM

7. GÜN ROMANI ÖZETİ

7.GÜN – ORHAN HANÇERLİOĞLU

Ömer, bir bankanın genel müdürüdür. Bir gün, amiri olan bir müsteşar onu odasına çağırır ve bakana verilmesi gere­ken evraklarla ilgili sorular sorar. Çok asabi bir hâldedir ve onu aşağılar ve gururunu incitir. Ömer, buna dayanamayıp ve müsteşarın suratına peş peşe yumruk indirir.

Müsteşarın yüzü gözü kan içinde kalmıştır. Ömer, sinirlenerek odasına gider. Müsteşarın onun işine son vereceğini düşünmektedir. Oda­sından silahını ve banka cüzdanını alır. Aniden İstanbul’a kaçmaya karar verir. Uçakta bir saat sonrası için yer ayırtır. 0, çıkarken binadaki tüm çalışanlar saygılarından ayağa kalkar. Ömer, yalnızca odacı Hasan’a yüklü bir bahşiş verip veda eder.

Uçağa bindiğinde geçmiş günlerini düşünür. Çok iyi bir makamı, bir karısı, iki çocuğu vardır. Fakat o artık bu şekilde yaşamaktan bıkmıştır. Her gün 7:30′da işe gitmekten, aynı iş­leri yapmaktan usanmıştır. Hayatının anlamı olmadığını dü­şünür. Bu sebepten kendini öldürmeye karar vermiştir. Yanında çok az bir para vardır. Bankada ise onu idare edebi­lecek bir miktar parası bulunmaktadır. Çocukluğunun, genç­liğinin, üniversite hayatının geçtiği İstanbul’a gittiği için mut­ludur. Onu kimse orada bulamayacaktır. Çünkü on yıldan beri ilk kez İstanbul’a gitmektedir.
Sirkeci’de küçük bir otele gider. Bir oda kiralar. Pis bir yerdir burası. Silahı alnına dayar, kendini tam öldürecekken uyumaya karar verir. Ertesi gün, garson Necmettin’in sesi ile uyanır. Onun getirdiği yemeklerden yer ve sadece o an için hayatın yaşanmaya değer olduğunu düşünür. Ölümünün ai­lesi ve iş yerindekiler tarafından nasıl karşılanacağını düşü­nür. İyi bir işi, ailesi olan birinin kendini öldürmesinin delilik olduğunu düşünecek ve onun deli olduğuna karar verecek­lerdir büyük bir ihtimalle.
Ertesi gün, Ömer birkaç günlük sakalla ve gözleri iyice çökmüş hâlde dışarı çıkar. Son günlerini istediği gibi rastgele yaşamak istemektedir. Bir kahveye gider. Bir gazete alır. Ga­zetede kendi resmini ve kayıp ilanını görür. Gençlik resmi ol­duğu için kimse tanıyamaz onu. Bankadaki parasını çekip ak­lına geldiği gibi harcadıktan sonra kendini öldürmeye karar verir. Bankaya gider. Çalışan bir bayana cüzdanını verir ve parayı çekmek istediğini söyler. Bayan, onun yıllar önceki sevdiği kız GönüPdür. Gönül, ona hiç yüz vermez. Çünkü Ömer, askere gitmeden ona söz vermiş; fakat tekrar dönme­yip orada bir başkasıyla evlenmiştir. Ömer, oradan ayrılırken Gönül’ü tekrar kazanmak isteğiyle yanıp tutuşur.
Oteline gider. Otelden Tarlabaşı’ndaki bir pansiyona yer­leşir. Odasında kendini öldürecekken pansiyonun sahibi olan yaşlı kadın, hiçbir şeyin ölmeye değmeyeceğini anlatır ona. O da kadından Gönül’ü getirmesini rica eder. Kadın, Gönül’e Ömer’den bir mektup götürür. Mektupta, “Ölmeden önce se­ni görmek istiyorum.” yazmaktadır.
Ertesi gün Gönül, Ömer’in yanına gelir. Onun burada kalamayacağını, Fatih’te evlerinin orada bir oda kiralama­larının daha iyi olacağını söyler. Ömer eşyalarını toplayarak Gönül’ün evine gider. Gönül yemek hazırlarken onun oda­sında yıllarca önce Gönül’e yazdığı aşk mektuplarını görür ve okur. Eski anıları canlanır. Geçmişte Gönül’ü o kadar sevdiği hâlde nasıl olup da bu kadar yıl onu unuttuğuna şaşırır. Ge­ceyi Gönül’ün evinde geçirir. Artık çok mutludur.
Ankara’dan ayrıldığı 7. gün Ömer kendini öldürmek iste­diği silahını satar ve Gönül’ün mahallesinde bir iş yeri kiralar. Artık yepyeni bir hayata başlamıştır ve hayatın yaşanmaya değer olduğunu düşünmektedir. Ankara’daki tekdüze haya­tından ve ailesinden uzakta Gönül’le dünyaya başka gözlerle bakmaya başlamıştır.

You have no rights to post comments