REKLAM

Öncelikle kendisinden bahsedilen sevgilinin en önemli özellikleri; acı, ızdırab verici olması ve nazı , istisnayı huy edinmiş olmasıdır. Kalbi taş gibi serttir. Aşığın en kötü hali bile onu yumuşatamaz. O, yaptıklarından asla pişmanlık duymaz, aksine işkenceden zevk alır. Kimseye karşı sorumlu değildir. Kimse de ona yaptıklarında dolayı hesap soramaz. Onun sözüne, sohbetine doyulmaz.o, güzelliği ve endamıyla herkesi büyüler, kendine bağlar.
Sevgiliyi kısaca böyle değerlendirdikten sonra divan şirinde en çok hangi isimlerle hitap edildiğine bakalım: Can, Canan, dilber, dil-nüba, gonca, gonca-fem, gül-izar, mah-lika, peri, padişah.............v.s.
Derd-i Canan ile dil şol denlü ülfet tutdı kim
Kaş ki cümle cihan derd olsa derman olmasa (AHMET PAŞA)
Halk şiirleri ise sevgiliye; huri, melek, kuğu, kuzu, telli turna, şahbaz, ahu, ceylan.......v.b. biçiminde hitap etmektedirler.
Güvercin duruşlu, keklik sekişli
Ördek boyunlu, ceylan bakışlı
Tavus kuşu gibi göğsü
Şöyle bir güzel ver gönlüm eğleyim.(KARACAOĞLAN)
Sevgilinin maddi güzelliklerinin divan şiirinde nasıl düşünce hayallere maruz kaldığına bakacak olursak çeşitli şekiller de manzumlar çıkmaktadır. Yüz, saç, göz, kaş, kirpik, ağız, dudak, ben, boy, bel divan şiirinde en çok kullanılan benzeyenlerdendir.kullanılan benzetmelerin tümü dilsel gösterge olduğu için birer simge değerindedir. Bu benzetmelerden birkaç örnek verecek olursak;


GÖZ:
Güzellik unsurları içerisinde en başta gelenlerden biri de gözdür.sevgilinin gözü zalimdir, kan dökücüdür. Göz, divan şiirine çeşme, dide, ayn, başar olarak adlandırılmaktadır. Şuh.şehla, mahmur, hışımlı, hilekar onun başta gelen özelliklerindendir.
“Gören düşinda bir gice mestane gözlerin
Nergis gibi humar ile bir yılda uyanır” (NECATİ)
Günümüz Türkçesi:Mestane (baygın ,sarhoş) gözlerini bir gece düşümde gören, Nergis gibi mahmurluk ile bir yılda (yılda bir kez) uygulanır.(Necati)
Necati yukarıdaki şiirinde sevgilinin gözlerini nergise benzetmiştir. Nergis divan edebiyatında mahmurluk, uyuşturuculuk özelliği itibariyle ele alınır ve çeşitli benzetmelerde kullanılır. Yukarıdaki şiirde de sevgilinin gözlerinde ki mahmurluk ile nergis arasındaki ilişki kurulmuştur.
Divan edebiyatında göz;bademe, kömüre, cellata, düşmana ,.......v.s. benzetilmektedir.
Halk edebiyatında ise ahu, ceren gözlü sevgiliden bahsedilmektedir. Aynı zamanda sevgilinin gözleri güzellik itibarıyla şahine benzetilmektedir.
Hublığuna yoktur bahane
Gözlerin benzer şahana (KÖROĞLU)
Köroğlu’nun bu dizelerinde şahin gözlerin sevgilisinin güzelliğine güzellik kattığını söylemektedir. Bu beyitte göz şahine benzetilmiştir. Şahin ve gözün ortak yanı vuruculuk, yaralayıcılıktır.

SAÇ:Sevgilinin güzellik unsurları içerisinde en zengin olanlarındandır. Divan şiirinde zülf, mü, kakül, perçem, gissu, turra adlarıyla anılmaktadır. Saç; rengi, şekli ve kokusu yönüyle dikkat çekmektedir.
Saç divan şiirinde şekil olarak uzun ve bukle bukledir. Bu buklelerin her biri aşığın gönlünü bağladığı için kara bir zincire benzetilmektedir.
Düşelden bend-i zulfüne oşuhun
Cihan dil-berlerinden dil berüdür HAYRATİ
Günümüz Türkçesi: Gönül, o şuhun zülfünün bendine (zincirine) düşeli beri. Cihan dil-berlerinin (dünya güzelliklerinin) tümünden uzaktır.(elini eteğini çekmiştir.)
Hayrati yukarıdaki şiirde zülf zincirine bağlanmış gönlünün halini dile getirmektedir. Yani seyarlağın saçlarını zincire benzetmektedir. Benzetme şiirin sebebi ise siyah olması ve aşığın gönlünü bağlama görevi göstermesidir. Burada çağrışım sözkonusudur. Bu nedenle zincir gösterge ve nesnesi açısından simge değerindedir.
Divan şiirinde sevgilinin saçları dağınık olması nedeniyle şiirlere konu olmuştur. Aşıklar gönüllerinin perişanlığı ve dağınıklıklarıyla sevgilinin saçlarının dağınıklığı arasında ilişki kurmuşlardır.
Gice zülfün görüben düşte perişan oldum
Dostlar hayrola din bize bu rüya neiki. (AHMET PAŞA)
Günümüz Türkçesi:Gece düşümde zülfüne görüp (tıpkı zülfün gibi) perişan oldum. Dostlar bize “Hayır ola” (hayırdır inşallah )deyiniz. Acaba bu rüya nedir ki neye delalet ederki.
Ahmet Paşa yukarıdaki beyitinde, sevgilinin saçlarının dağınık olmasıyla, aşığın gönlünün perişan olması arasında bir bağıntı kurmuştur. Yani saç simgeleştirilmiştir.
Divan şiirinde saç; rengi ve şekli itibarıyla yılana benzetilmiştir.
Top top olmuş siyah zülfün mar gibi(SEYRANİ)
Seyrani bu beyitinde sevgilinin top top olmuş siyah zülfünü yılana benzetmiştir. Saç rengi itibarıyla, uzun ve incedir. Çöreklenmiş haliyle saç yılan (mar) arasında bir ilişki sözkonusudur.
Saç kokusu itibarıyla misk, müşk, amber kokuludur. Koku itibarıyla halk ve divan şairlerinin en çok hoşlandıkları teşbih saç-sümbül teşbihidir.
Saçı sünbül, yüzü gül, dili bülbül
Ayda bir olsun bari yüzüne gül. (KULOĞLU)
Kuloğlu bu beyitinde saçın sünbül gibi bukle bukle ve hoş kokulu olduğunu belirtiyor. Sünbül, şekil ve koku olarak saçı çağrıştırmaktadır.


YÜZ
: Aşığın görmek için canını verdiği yüz sevgilinin güzellik unsurları içinde en başta gelenidir.yüz, divan şiirinde cemal, ruy, didar, lika olarak adlandırılmaktadır.
Gerek divan gerekse halk şiirinde yüz parlaklık itibarıyla ay, güneş, mum ve çerağa benzetilmiştir.
Görünen yıldız değül yir yir delinmişdür felek
Gün yüzünün hasretiyle tir-i ahumdan benüm NECATİ
Günümüz Türkçesi: Bu (gökyüzünde) yer yer görünenler yıldız değildir. Senin güneşe benzeyen yüzünün özlemiyle benim çektiğim ah oklarından gök kubbe yer yer delinmiştir.
Necati bu beyitinde yüzü, güneşe benzetmiştir. Parlaklık itibarıyla bir çağrışım sözkonusudur.
Halk şairleri de yüzü güneşe benzetmişlerdir.
Can atub cemalin şem’ine düddi
Pervaneler gibi yandı duduşdı. (ERZURUMLU EMRAH)
Erzurumlu Emrah bu dizelerinde yüzü muma benzetmiştir. Parlaklık unsurundan dolayı çağrışım söz konusudur.

DUDAK
: Dudak; rengi, şekli, tadı ve hayat vereceği hususiyetlerden dolayı aşıklar için çok büyük önem taşımaktadır. Onun en önemli özelliği görünüşteki güzelliği, rengi, tadı ve kenarındaki ayva tüyleri onun güzelliğine güzellik katmıştır. Divan şiirinde leb olarak adlandırılmaktadır.
Divan şiirinde dudak lal, şeker, ab-ı hayat, şerbet, mey ve açılmamış goncaya benzetilmiştir.
Cam-ı la’lünle şanab-ı nab hem-reng olmasa
Güvleyüb düşmezdi sağar üstüne avareler. (NECATİ)
Günümüz Türkçesi: Dudağın kadehi ile saf şarap aynı renkte olmasaydı. Avareler (aşıklar) kadeh üstüne bu kadar aşırı bir istekle atılmaz, düşkünlük göstermezlerdi.
Necati yukarıdaki beyitinde dudağı şaraba benzetmiştir. Sevgilisinin dudağını rengi kırmızı olduğu için renk itibarıyla şarapla arasında bağlantı kurmuştur. Gösterge bilimsel açıdan gösterge ve nesnesi açısından simge değerindedir. Gösterge ve kendisi açısından ise kural göstergedir.
Halk şiirinde ise dudak renk itibarıyla kiraza benzetilmiştir.
O kiraz dudaklar, nar gibi yüzler
Kız beni anlıyor sendeki sözler. KARACAOĞLAN
Karacaoğlan bu dizeleriyle kiraz ile dudak arasında bir ilişki kurmuştur. Kirazın rengini sevgilisinin dudağının rengine benzetmiştir. Gösterge bilimsel açıdan gösterge ve nesnesi hem simge hem de görüntüsel göstergedir. Gösterge ve kendisi açısından ise KURAL GÖSTERGE’dir.

KAŞ:Güzellik unsurları içerisinde ikinci derecede olanların başında gelir. Onun için düşünülen teşbih ve mecazlarda en etkin rolü oynayan yanı, şeklidir. Divan şiirinde ebru olarak adlandırılmaktadır.
Divan şiirinde genellikle hilale , kemana, yaya, hançere ve çengele benzetilmiştir.
Sen yağar banan-ı hışm ile tegerg-i pür-bela
Ol keman-ebru kaçan tir ile peykan yağdırır.( Necati)
Necati bu beytinde sevgilisinin kaşlarını kemana benzetmektedir.yani; keman şekli itibariyle kaşa benzetilmiştir.
Halk şairleri de kaşı; yaya benzetirler.
A kuzum yanağın dertlere derman
Kaşlara yay olsun kirpiğin keman (KARACAOĞLAN)
Karacaoğlan bu dizelerinde sevgilisinin kaşlarını yaya benzetmiştir. Şekil ilişkisi söz konusudur.

KİRPİK: Kirpik daha çok gözle birlikte düşünülmektedir. En büyük özelliği; aşığı yaralaması ve öldürmesidir. Aşığın bağrını delmek için kılıca, oka, hançere ihtiyacı yoktur. Çünkü sevgilinin kirpikleri bu işi görmektedir. Divan şiirinde müje, müjgan olarak adlandırılmaktadır.
Gamzeler kim can iline tir-i müjgan yağdurur
Benzer ol Tatere kim sihr ile baran yağdurur.(NECATİ)
Günümüz Türkçesi: Can iline kirpik oku yağdıran(böylece beni ağlatan) gamzeler. Büyü yapıp yağmur yağdıran tatara benzerler.
Necati bu beytinde sevgilisinin kirpiklerini oka benzetmiştir. Kirpiklerinin onun gönlünü yaraladığı için ağlattığından bahsetmektedir.
Halk şairleri de sevgililerinin kirpiklerini oka benzetmişlerdir.
Lutfu katı as görünür, cevri çok
Kaşların yay etmiş ,kirpiklerin ok.( KULOĞLU)
Kuloğlu bu dizeleri ile yay kaşlı, ok kirpikli, eziyeti çok, lutfu kıt sevgilisinden dert yanmaktadır.

BOY:Sevgilinin güzellik unsurları içinde üzerinde en çok durulanlardan biri de boydur. Uzunluğu, düzgünlüğü ve salınışı ile dikkati çeker. Bu özellikleri itibari ile servi boy için tasavvurların başında gelir. Divan şiirinde ise boy; kat, kamet, bala, endam olarak adlandırılmaktadır.
Bir serv- kadin bende-i efgendesi olsun
Alemde o kim gussadan azat olayım dir.(RUHİ)
Ruhi bu beyitin de servi boylu güzelden bahsetmektedir. Servi ile boy (uzunluk açısından) arsında bir ilişki söz konusudur.
Halk şiirinde ise farklı olarak sevgilinin boyunu kavağa benzetmektedirler.
Garbi değmiş kavak gibi sallanır
Yürüyüşü ne hoş olu güzelim.(KARACAOĞLAN)
Karacaoğlan bu dizelerinde kavak ile boy arsında bir ilişki kurmaktadır.uzunluk açısından sevgilinin boyunu kavağa benzetmiştir.

AĞIZ
: güzellik unsurlarının en önemlilerinden biridir. Dar ve küçüklülüğü ile ele alınmaktadır.ağız çoğu zaman “yok”tur. Yani nokta biçimindedir. Dudaklarının açılıp kapanması, gülme hali goncanın açılıp kapanmasını hatırlatır.divan şiirinde ise fem, deha olarak adlandırılmaktadır.

Lale-hatker yine gül-şende neler itmediler
Servi ürütmediler goncayı söyletmediler.( NECATİ)
Necati bu beyitinde gonca ağızlı sevgilisinden bahsetmiştir. Gonca ile ağız arasında benzerlik söz konusudur.
Halk şiirinde ise farklı olarak fincan ağızlı sevgiliden bahsedilmektedir.
Karacaoğlan böyle sandık
Ağız fincan, burun fındık ( KARACAOĞLAN)
Karacaoğlan bu dizelerinde sevgilisinin ağzını fincana benzetmiştir.


BEL: Bel şiirlerde inceliği ve kıl gibi oluşuyla dikkat çekmektedir. O kadar incedir ki bazen “yok” diye tasavvur edilir. Aşıkların en büyük arzusu ise ona sarılmak, onu kucaklamaktır. Divan şiirinde ise miyan olarak adlandırılmaktadır.
Ne denlü vasf iderisen meyan-ı dildan
Anun varur şimdi bir ucu mü meyana çıkar.(ŞEMSİ)
Divan şiirinde genellikle kıl, yok, hayal, nazik, genç diye tabir edilen bel için halk şairleri ince demektedir.
Arayıp bulmalı bir ince belli(SEYRANİ)

Divan edebiyatında mazmunalr ile ilgili aşağıdaki linke bakabilirsiniz:

https://www.sorucenneti.net/divan-edebiyati/divan-siirinden-mazmun-ornekleri.html