REKLAM

TARIK BUĞRA (1918- 1994)


1918’de Akşehir’de doğmuştur. İlk ve ortaöğrenimini Akşehir’de tamamlamış, daha sonra Konya Lisesin­de okumuştur. Lise yıllarında “Tarık Nazım” takma adıyla hikâye ve şiirler yazmaya başlamıştır. İstan­bul Üniversitesinin Tıp ve Hukuk Fakültelerinde bir süre okuduktan sonra, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün son sınıfından ayrılmıştır. Bir süre öğretmenlik yapmış olan yazar, daha sonra gazetecilik yapmış ve 1994’te İstanbul’da ölmüştür.

Edebiyat dünyasına küçük hikâyelerle girmiştir. Cum­huriyet gazetesinin açtığı bir yarışmada “Oğlumuz" adlı hikâyesi ile ikinci olması, sanatında bir dönüm noktası olmuştur.

Tarık Buğra, hikâyeden romana atlayan bir yazardır.

Bir süre sonra basın hayatına atılmıştır. Akşehir’de “Nasrettin Hoca” gazetesini çıkarmış, daha sonra “Çınaraltı” ve “İstanbul” dergilerinde hikâyeler yaz­mıştır. Haftalık “Yol” dergisini çıkarmış, İstanbul’a geldikten sonra da “Milliyet”, “Yeni İstanbul”, “Haber", “Tercüman”, “Türkiye” gazetelerinde ve “Hisar" dergi­sinde yazılar yazmıştır.

Tarık Buğra, öykü ve romanlarında dış dünyadan çok, kişilerin iç dünyalarına yönelen ve ruhsal çözümlemeler yapan bir sanatçıdır.

Öykülerini toplumsal olaylardan değil de, bireyden hareketle kurmuştur.

Eserlerinde eşyaların ve olayların iç yüzünü araştır­mıştır. Bunun için de, kişilerini yakın çevresiyle, aile ve komşuluk ilişkileriyle, duygu ve düşünceleriyle ele almıştır.

Yazar, “olay değil, atmosfer hikâyecisidir.” Onun hikâye ve roman atmosferinde ise, yarım kalmış mutlulukların hüznü egemendir.

Hikâye ve romanlarında toplumumuzun tarihini, or­tak değerlerini, sorunlarını işlemiştir.

Romanlarının arka planında, Türkiye’nin siyasî hare­ketleri bulunmaktadır. Yazar, belirli bir siyasî telkinde bulunmaksızın insanları anlatma başarısını göster­miştir.

Yazar, ilk romanı “Siyah Kehribar"da Mussolini İtalya’sında yönetim baskılarına direnen aydınların soylu direnişini anlatmıştır.

“Gençliğim Eyvah"ta aydın problemi çevresinde 1970 sonrası gençlik hareketlerini, toplumdaki sos­yal dalgalanmaları anlatmıştır.

“Firavun İmanı” nda istiklal Savaşı sonrası Ankara'daki dış kaynaklı entrikaları, yeni yönetim­den pay kapmak isteyenlerin siyasî çatışmalarını yansıtmıştır. Roman, “Küçük Ağa” romanının devamı niteliğindedir.

"Dönemeçte" romanında, bir Anadolu kentinde Dok­tor Şerif ile Handan arasındaki aşk ilişkisi çevresinde çok partili sisteme geçişin sancılarını anlatmıştır.

"Yağmur Beklerken”de, çok partili hayata geçişin ilk basamağı olan “Serbest Fırka” çevresinde teşek­kül eden olayları anlatmıştır.

“Dünyanın En Pis Sokağı”nda 70’li yılların si­yasî mücadeleleri içinde kan davası için yetiştirilen Yılmaz’ın aldığı eğitim sonucunda bundan vazgeçe­rek yazarlığa yönelmesi anlatılmıştır.

“Osmancık” romanında, Osmanlı Devleti’nin ku­rucusu olan Osman Bey’in sorumluluğunu bilen bir devlet adamı haline gelişini anlatmıştır. Osman Bey’in etrafında Osmanlıların Anadolu’daki ilk yer­leşme ve kuruluş maceraları da, fertlerin yaşantıla­rıyla birlikte verilmiştir.

Yazar asıl ününü “Küçük Ağa” romanıyla sağlamış­tır. Roman, Kurtuluş Savaşı'nın görünüşünü küçük bir Anadolu kasabasından yansıtmıştır. Roman, en güzel Kurtuluş Savaşı romanlarımızdandır.

Yazar, İbişin Rüyası ile “1970 TRT Roman Başarı Ödülü”nü , Firavun İmanı ile “1978 Türkiye Millî Kül­tür Roman Ödülü”nü almıştır.

Tarık Buğra’nın eserleri şunlardır:

Roman:

Küçük Ağa

Küçük Ağa Ankara’da

Siyah Kehribar

İbişin Rüyası

Firavun İmanı

Dönemeçte

Gençliğim Eyvah

Yalnızlar

Yağmur Beklerken

Osmancık

Dünyanın En Pis Sokağı

Öykü:

Yarın Diye Bir Şey Yoktur

Oğlumuz

İki Uyku Arasında Hikâyeler

Oyun:

Ayakta Durmak İstiyorum

Sıfırdan Doruğa - Patron

Dört Yumruk Üç Oyun

Sahibini Arayan Madalya

Güneş ve Arslan

You have no rights to post comments