REKLAM

SÖZEL DENEME1
1. Böyle eleştirileri bir yana bırakalım, gerçek eleştirilere bakalım.
Altı çizili sözün bu cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Yolun bir tarafında yorgun düşen işçiler oturuyordu.
B) Bu tür basit konular üzerinde durmamıza gerek yok.
C) Şuradaki paketleri bir saat önce sizin için bıraktılar.
D) Yapılan son görüşmelerden de bir sonuç alınamadı.
E) Bazı insanların, kendilerinden daha aşağı konumda bulunanları küçümsemeleri çok yanlış.

2. (l) Doğa büyük bir sözlüktür, sözlükteki binlerce sözcüğün hepsi güzel, anlamlı. (ll) Ama sözlük, bu güzel ve anlamlı sözcüklerle edebi bir eser sayılmaz.(lll) Sözcüklerin karmakarışık, birbiri ile ilgisiz sıralanması yönüyle, doğa da sözlüğe benzer. (IV) Doğa elemanlarının hepsi güzel, ayrı ayrı biçim ve renkleriyle hepsi göz alıcı. (V) Sanatçı bu baş dondurucu ve parça parça olan zenginlikleri düzenlerse sanat eserinden söz edebiliriz ancak.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
A)I B)II C)III D)IV E)V

3. (I) Duygularınızı, düşüncelerinizi kısa cümlelerle yazın. (II) Kısa cümlelerle duygu ve düşünceler daha açık, daha kolay anlatılır. (III) Uzun cümlelerin kavranması, öğelerin ayrılması güçtür. (IV) Uzun cümleler, düşünceleri uzun yollardan anlattığı için okuyanları yorar. (V) Baştan aşağı kısa cümlelerden oluşan bir metin de okumayı tatsızlaştıracağı için orta yolu bulmalısınız.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde öneri söz konusudur?
A) I ve II
B) I ve V
C) II ve III
D) III ve IV
E) IV ve V

4. (1) Bizde, zaman zaman tartışılan konuların en önemlilerinden biri, köy romanı köy romanı olmuştur.(II) Köy romanı yazanlar kent romancılarını, köy gerçeklerine yabancı kaldıklarından kınarlar, onları küçümserler.(III) Halit Ziya Uşaklıgil'in, istibdat devrinde Anadolu'ya adım atamadığı unutularak, hep İstanbul romanı yazdığı için suçlandığını hatırlayanımız çoktur. (IV) Bence bu tartışmalarda asıl önemli olan, romancının bütün dikkatini konu üzerinde toplamasıdır. (V) Sanatçıların konu ayrımına gitmesi, doğru bir davranış değildir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde neden sonuç ilişkisi vardır?
A) I ve II
B) II ve IV
C) III ve V
D) II ve III
E) I ve V

5. (I) Her roman, kendi özelliklerine göre incelenip eleştirilebilir, (II) Hatta bazı romanlar ideolojik, politik, sosyolojik açılardan ele alınarak bu yönüyle eleştirilebilir• (III) Biz ele aldığımız romanları tarafsız bir gözle inceleriz her zaman (IV) Bu romanların kendimize göre hoşa gitmeyen yönlerini de belirttik.(V) Romanlardaki güzellik ve eksikliklerin sebeplerini araştırdık,
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlamca kendinden önceki cümleyle çelişmektedir?
A)I. B)II. C)III. D)IV. E) V.

6. (1) Kitap olarak yayımlanan ilk romanı Ayaşlı ile Kiracıları'nda öykülerinde olduğu gibi özgünlüğünü pekiştirecek bir teknik kullandı.(ll) Cumhuriyet sonrası Ankara'sında kuruluş yıllarında, bir apartman dairesindeki odalarda kirada oturan değişik kesimlerdeki kişilerin "bir mevsimlik" yaşantılarını gerçekçi biçimde yansıttı. (III) Öykülerindeki gözlemci, betimleyici anlatımı, yalın akıcı dili, tiplemedeki başarısı, aydınlık bakışı romanlarının da belirgin özellikleri oldu. (IV) Öykü ve romanlarıyla gözlemci gerçekçiliğin öncü ürünlerini sunmasını bildi. (V) Bu yönüyle Cumhuriyet dönemi çağdaş Türk edebiyatının gelişmesinde etkileyici olmuştur.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde karşılaştırma yapılmıştır?
A) I.ve III. B)I.ve IV. C)II.ve V. D) III. ve IV. E)IV.veV,

7. (I) İstanbul’u mekan tutarak, küçük insanların yaşamlarını dile getirir bu romanlarında.(II) Büyük kent gerçeğini eserlerine akıcı ve sürükleyici bir dille yansıtır.(III) İstanbul’un yoksul semtleri, kenar mahalleleri, gecekondular, fabrika yöreleri, taşradan göçüp gelenler bu romanlarının başlıca örgüsünü oluşturdu.(IV) Suçlu,Devlet Kuşu bu dönemin başlıca örgüsünü olurturdu. (V) Konularını bunlardan seçmesi onun duyarlı ve Anadolu'dan gelen bir sanatçı olmasında aranmalıdır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi üslupla ilgili bir yargıdır?
A)I B)II C)III. D)IV E) V

8. (1) Sanat hayatına on yedi yaşında başladı.(II) 1961-1963 yıllarında yazdığı Küçük Dünya romanıyla Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nın roman ödülünü kazandı.(III) Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. (IV) Hikaye, oyun ve roman türlerinde eserler verdi. (V) Üç türden eserlerini de okudum, ama romanlarını daha çok beğendim.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, söyleyenin kişisel düşüncesine yer verilmiştir?
A)I B)II 0)III. D)IV E)V

9. (1) "Göçebe Denizin Üstünde, Teknenin Ölümü" onun şiir yolculuğunun doruk noktasını oluşturan yapıtları oldu. (II) "Kolları Bağlı Odysseus" ile başlayan mitolojik dönem "Göçebe Denizin Üstünde" ile yetkinliği koruyarak ama daha da artarak sürer.(III) Tarih, efsane kıvamı kazanır böylece. (IV) Özgürlük, yabancılaşma, yazgı, yargı, uygarlık ve zaman şiirde, şiirin dünyasında yeniden etkileyici bir şekilde yaratılmaya çalışılır, (V) Karşımızda on şiir kitabı yayımlanan bir şair vardır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisi, söyleyenin yorumunu içermez?
A)I 8)II. C)III. D)IV E) V

10. Sanatçı, içinde yaşadığı topluma karşı bazı sorumlulukları olduğunu düşünmeli; sanatını sade güzele değil, iyi ve faydalı olana da yöneltmelidir.
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleyle çelişir?
A) Sanatçı, kalemini toplumsal konularda kullanmalıdır.
B) Sanatçı, eserlerini yazarken faydacılık uğruna estetik konulardan uzaklaşmamalıdır.
C) Sanatçı, yapıtlarıyla yaşadığı çevreyi de yansıtmalıdır.
D) Sanatçının, sanatını salt sanat için oluşturması çok yanlıştır.
E) Sanatçı, insanlara karşı sorumluluğu olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır.

11. Toplumun realitelerini görmezden gelerek kendi renkleriyle yetinen bir sanatçının başarıya ulaşması çok zordur.
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye en yakındır?

A) Sanatçı, içinde yaşadığı toplumun gerçeklerine sırt çevirmemelidir.
B) Sanatçının sadece kişisel konularda eser yazması çok yanlıştır.
C) Sanatçının başarılı olabilmesi, estetik kaygı taşımasına bağlıdır.
D) Kendi yorumlarından çok, toplumsal gerçeklere kafa yoran sanatçı başarıya ulaşır.
E) Gerçeklerden uzaklaşıp kendi dünyasında yaşayan nice başarılı sanatçılar vardır.

12. O hep ‘güzel şiir’in peşinde olmuştur. (II) Bugüne ulaşan şiir birikimi bunu gösterir. (III) 1953’teki bir söyleşisinde de: “Şiir tatlı bir hayaldir, bir gerçek değil.” der. (IV) Bir gerçeği anlatsa, duyursa bile hayale ihtiyacı vardır şiirin. (V) Daha üstün gerçekleri hayal ettirerek, hak verdirerek okuyucuyu ümitlere düşüren bir şiirin, sezdirdiği bu hayali gerçekleştirebilmesi, çok kere onun gücü dışında bir başka hayalle olur.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde tanımlama yapılmıştır?
A) I. B) II. C)III. D) IV. E) V.

13. (1) Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir.(II) Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslubuyla yazınız, fark etmez. (111) Şiirin iç dünyaya söylenen bir özelIiği vardır. (IV) insanın bir yerde artık kendi duvarIarı içine hapsolması beklenir.(V) Ancak Doğu ve Batıdan, birçok kaynaktan beslenerek geliştirmeli şiiri.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde koşula bağlılık söz konusudur?
A)I. B)II. C)III. D)IV. E)V.

14. Hammaddeyi yeni bileşimlerde dilediğimiz gibi erittiğimizde; taklidin, kopyanın sözü edilemez.
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleyle aynı doğrultudadır.
A) Yazar, konuya kendi mührünü vurabiliyorsa özgündür.
B) Yazar, kendinden bir şey katmadan gerçekleri yansıtıyorsa o sanat olamaz.
C) İşlenecek olan konu, romancının duygu ve düşünceleriyle yoğrulmalıdır.
D) Ressam bir fotoğrafçı gibi davranırsa yeni bir şey üretmiş olur.
E) Taklitten uzak olmak için malzemeyi hayal dünyasında işlemek gerekir.

15. İhtiyar, çayını yavaş yavas yudumluyordu.
Bu cümledeki altı çizili sözün görevce özdeşi aşağıdakilerin hangisinde yoktur?
A) Bu küçük kasabaya sen de zamanla alışırsın.
B) Sınıfın en başarılı öğrencisine ödül verildi.
C) Gençler, daha çok şiir okumayı seviyor.
D) Kendisine, güzel bir elbise almayı düşünüyor.
E) Akşama, bizim eve misafirler gelecek.

16. Televizyon, tüm insanlığı yakından ilgilendiren büyük bir buluştur.
Aşağıdakilerden hangisi yükleminin türüne göre bu cümleyle özdeştir?
A) Televizyon, insanları olumsuz yönde etkiliyor.
B) Ülkemizde çoğu insan için televizyon bir tutku haline geldi.
C) Televizyon çoğu zaman, insanın hayatındaki bir boşluğu dolduruyor.
D) Günümüzde, televizyon seyretmekten hoşlanmayan insanlar da vardır.
E) Televizyondan başka bilgisayarın da insan hayatında önemli bir yeri bulunuyor.

17 .Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir öğenin açıklayıcısı olmayan arasöz kullanılmıştır?
A) Dil yazıları, dediğin gibi, çoğunlukla özel bir alana sesleniyor.
B) Türkçeye, güzel dilimize, gereken önem verilmiyor günümüzde.
C) Sanatçı, halka yol gösteren kişi, yazdığı eserlerle bilinmeyenleri ortaya çıkarmalıdır.
D) Yazarın, üslubu, konuyu anlatış tarzı, diğer sanatçılardan çok farklı.
E) Çeviri eserler, gün geçtikçe daha da çoğalıyor.
18. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi bileşik zamanlı bir fiildir?
A) İhtiyar, yetiştirdiği çiçeklere hayran hayran bakı-
yor.
B) Kış günlerinde penceremize küçücük kuşlar konardı.
C) Usta, verilen işleri iki gün içinde bitirmiş.
D) Akşam güneşi evlerin camlarını kızıllaştırdı.
E) İnsanlar, doğal güzelliklerin değerini bilmeli.

19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) Sinemaya gitmesekte tiyatroya gidelim.
B) Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.
C) Bu yaz Antalya'ya veya Mersin'e gidecek.
D) Madem gelmeyecektin neden söz verdin?
F) Fazla para kazandıysa da hepsini harcadı.

20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Batı Karadeniz bol yağış alan bölgelerimizdendir.
B) Bu kanun iki gün önce Resmi Gazete'de yayımlandı.
C) Söğütlüleşme, o gün her zamankinden daha kalabalıktı.
D) Ahmet Mithat Efendi, yüzden fazla eser veren bir yazarımızdır.
E) Astronotlar, bir hafta boyunca ayın hareketlerini izleyecek.

21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde boş parantezle ( ) belirtilen yere noktalı virgül ( getirilmelidir?
A) Buradaki insanlar bütün yaz yaylada kalır ( ) kış gelmeden de kasabaya iner.
B) Günümüzde gençler, Batı tarzı müziği seviyor( ) ihtiyarlarsa, sanat müziğini dinliyor.
C) Roman ( ) şiir gibi türler diğerlerinden daha fazla ilgi görüyor.
D) Bu sorunların üstesinden ( ) ancak kendisi gelebilirdi.
E) Yaşam ( ) inişli çıkışlı bir yoldu insanlar için.
22. Denemeye seçilecek soruların numaraları değiştirilmeden bir liste haline getirilecektir.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tamlayan ekinin gereksiz yere kullanılması
B) Nesne eksikliği
C) Dolaylı tümleç eksikliği
D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılması
E) Gereksiz sözcük kullanılması

23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Okur, duygusal şiirleri beğenmiyor, alaylı bir gözle bakıyor.
B) Bu kitabı çok aradım, ama hiçbir yerde bulamadım.
C) Son yıllarda şiir kitapları düz yazı kitaplarından daha çok satılıyor.
D) Öykülerimde, özgün bir dil kullandığımı söylüyorlar.
E) Gerçekleri, kendi hayal dünyasında yoğurarak eserlerine yansıtır.

24. Gölü atan futbolcu sevincini saha kenarındaki teknik direktörüne sarılarak giderdi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Özne -yüklem uyumsuzluğu
C) Bir sözcüğün yanlış anlamda kul\anılması
D) Nesne eksikliği
E) Tamlama yanlışlığı

25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Evimiz şehre çok uzak olmuş olsa da biz mutluyuz.
B) Bazı sosyal imkanlardan yararlanamadığımız doğrudur.
C) Havası temiz bir yerde yaşamak istiyordum.
D) Şehirlerdeki gürültü kirliliği sağlığımızı olumsuz etkiliyor.
E) Doğayla baş başa kalıp kafamı dinlemek istiyorum.
26.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Babam, son günlerde çayı çok az, sigarayı ise hiç içmiyor.
B) Bu çocuklar bir şey bilmiyor, kimse de onlara yardım etmiyor.
C) Kardeşim üniversiteyi bitirince Almanya’ya gitti, öğrenimini orada sürdürdü.
D) Bu yazar, daha çok İngilizceden ve Fransızcadan yaptığı tercümelerle tanınıyor.
E) Birçok sporsever, futbol karşılaşmalarının geceleyin oynanmasını istiyor.
27 .Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu tür kitaplara ilgi duyan ve tereddüt etmeksizin alan hayli çok.
B) Okuduğu kitaplarda gördüğü önemli yerlerin altını çizerdi.
C) Hemen hemen herkes lise yıllarında şiir yazmıştır.
D) Uzun olduğu için roman okumayı sevmez, çoğunlukla hikaye okurdu.
E) Bu sanatçının deneme türündeki eserlerini daha çok beğeniyordu.
28. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Çocuklar, karşıki tepede uçurtma uçuruyorlar.
B) Yürürken, yolun kenarında yaralı bir serçeye rastladı.
C) Çok beğendim burayı, umarım buraya yeniden bir daha geliriz.
D) Anladım ki sizden, bize hiçbir zaman fayda gelmeyecek.
E) Mühendisler, günlerdir bu proje üzerinde çalışıyorlar.

29. Roman yazdım; ama artık benim de sıram geldi roman yazayım, diye yazmadım. (1) Daha sonra yine öyküyle devam ettim. (11) Öyküyü kendimi ifade bi. çimi olarak daha yakın görüyorum kendime (111) Roman okumanın çok daha kolay olduğunu, satışının da o yüzden yükseldiğini düşünüyorum. (IV) Öykü okurunun roman okurundan daha seçkin bir okur kitlesi olduğu inancındayım. (V) Roman okurunun öykü okuru kadar elit olduğu söylenemez. (VI) Öyküyü dar alandan kurtarıp, geniş kitlelerle kucaklaştırmalıyız.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisi atılırsa, parçanın anlamında bir değişme olmaz?
A) 1. B) 11. C) 111. D) V. E) VI.
30. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygundur?
A) Yazar, bu eserinde Türkçeyi çok iyi kullanıyor.
B) Eserin konusuysa küçük bir Anadolu kasabasında geçmektedir.
C) Düzyazılarında da şiirsel bir anlatım olduğu söylenebilir.
D) Roman. hayalde olanı değil; yaşananı anlatmalıdır.
E) Oyunlarının. öykülerinden daha başarılı olduğunu böylelikle anlıyoruz.
..
31. Yaşamın değeri uzun yaşanmasında değil. iyi yaşanmasında. Burada ''iyi" rahat, zengin yaşamak anlamında değildir. Yararlı. olumlu yaşamak anlamındadır. Yeryüzü üstünde belirli bir süre içinde yaşayıp geçiyoruz. Kırk yıl, altmış yıl. bilemedin yüz yıl. Oysa evrenin büyüklüğü içinde ha bir yıl, ha bin yıl; nasıl olsa hepsi geçip gidiyor bir gün. Hiç yaşanmamış gibi geliyor. ''Yaşantınız nerede biterse orada tamam olmuştur.” sözü hepsini özetleyivermiştir. Nice uzun yaşamlar ne kadar değerli dersiniz? Yaşamın değeri nerede? Uzun yaşamak değil, iyi yaşamak önemli.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşamın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır.
B) İyi bir yaşam için uzun bir zaman gereklidir.
C) Yaşadığımız her günün bir değeri vardır.
D) Önemli olan, zamanı üzüntülerle geçirmemektir .
E) Ne kadar yaşarsan o kadar derin izler bırakabilirsin hayatta.

32. Hayatı ve insanları çok severdi. Fakat o aynı zamanda görmesini bilen ve gördüğünü anlatma gücüne sahip bir insandı. ince bir dikkati vardı. ''Bir gün bir kahvede ağaca asılı bir dülgerbalığı gördüm.'' demiyor. ''Bir gün, balıkçı kahvesinin önündeki yarısı kırmızı, yarısı beyaz çiçek açan akasyanın dalına asılmış bir dülgerbalığı gördüm.'' diyor.
Bu parçada sözü edilen yazarın özellikle hangi yönü üzerinde durulmuştur?
A) Hayatı ve insanları seven bir kişiliğinin olması
B) Denizi ve deniz insanlarını öykülerine konu edinmesi
C) Kahvehaneleri ve insanları çok iyi tanıması
D) Yaşama sevincini içinde duyması ve başkalarına
duyurması
E) Olayları gözlemleme ve anlatmadaki yeteneği
33. Bazıları biçimin önemli olduğunu söyler. Biçim bozuk olunca içeriğin fazla bir anlam taşımadığına inanır. Kimileri ise biçimin değil aslında içeriğin daha önemli olduğunu ısrarla savunurlar. Onlar için şekil lüzumsuzdur. Halbuki mükemmel eser biçimle içeriğin iyi bir biçimde düzenlendiği eserdir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlatım başarılı değilse konunun önemi yoktur.
B) Bazıları yazım biçimi konusunda farklı düşünceleri savunur.
C) Gerçek sanat eseri, biçimle içeriğin uyumundan doğar.
D) Konunun albenisini artıran, özgün anlatımdır.
E) Okurun ilgisini çeken konulara ağırlık verilmelidir.
34. 0, şiirde kişisel duygularını anlatırken, sosyal hayatla ilgili görüşlerini düzyazıya bıraktığını söyler. Ancak düzyazı türünde yazdığı eserlerde de özellikle Beş Şehir adlı denemeleri ile Huzur romanında, şiirsel bir üslup kullanmıştır.
Yukarıdaki parçada sözü edilen sanatçının özellikle hangi yönü üzerinde durulmuştur?
A) Hem düzyazı hem de şiir türünde eser vermesi
B) Şiirlerini düzyazılarından daha üstün tutması
C) Şairliğinin yazarlığından önde olması
D) Eserlerinde sosyal konulara yer vermesi
E) Şiirselliğinin düzyazılarına da yansıması

35. Burada önemli olan sözcük, ''konuşmak"tır. Ben uzun yıllar karşımdaki bazı insanlarla konuşmadığımdan, onlar da benimle konuşmadıklarından şimdi birbirimizi anlamadığımızı zannediyoruz. Nasıl ben dinledikten sonra şaşırıp daha çok dinleme ve konuşma kararı aldıysam; bana karşı önyargılı olanların da aynen bu şekilde davranmaları durumunda şaşıracaklarını tahmin ediyorum. Çünkü biliyorum ki aslında ortak noktalarımız anlaşamadıklarımızdan çok ama çok daha fazla.
Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
A) Toplumumuzun araştırma imkanlarına sahip olmamasından
B) Toplumumuzdaki diyalog eksikliği ve önyargılı yaklaşımlardan
C) İnsanların gereksiz ve çok konuşmasından
D) Kişilerin birbirlerine saygılı davranmayışından
E) Toplumumuzda yetişmiş insan gücü azlığından

36. Her nedense bizde sanatçılar hep geç anlaşılır. Hatta öldükten sonra arkasından övgüler yağdırır kimileri. Sağlığında adamcağız acımasızca eleştirilir. Hiç hatası yokken yerden yere vurulur. Sanatçı , ölünce ardından övgüler başlar, yaptığı yeniliklerden bahsedilir. Üslubunun güzelliği, sanatçının yüceliği anlatılır. Herkes tanış çıkar onunla. Aslında sanatçılarla beraber devlet adamlarının kaderi de böyledir.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Sanatçılara haksız eleştiriler yapıldığına
B) Sanatçıların, öldükten sonra övüldüğüne
C) Sanatçıların kıymetinin öldükten sonra anlaşıldığına
D) Bazı sanatçıların sanatı ve anlatımı ile ölümsüzlüğe kavuştuğuna
E) Devlet adamlarının da sanatçılar gibi geç anlaşıldığına

37 Şiir okumanın diğer sanatsal türleri okumaktan da. ha farklı bir yanı var. Bir kere okuyucu şiiri; roman, hikaye veya deneme okur gibi okuyor. Böyle olunca da sanatların en değerlisi olan şiir, değerini, bir de. neme kadar hissettiriyor. Bütün sanatsal metinleri kendi kuralları içinde okumadıkça o metinde bul. mak istediğimiz mantığı, sesi yakalayamayız. Orta. ya o zaman, duyurmak istediğini anlatamayan Sıkıntılı insanlar çıkar. Herkes şiir okuyamaz. Birinin şiir okuması için şiiri tanıması gerekir.
Bu parçadan çıkarılamayacak yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her yazınsal tür, kendi kurallarına uygun olarak okunmalıdır.
B) Güzel şiir okumak, şiiri her yönüyle iyi bilmeye bağlıdır.
C) Diğer edebi türlerin okunduğu gibi okunmalıdır şiir.
D) Şiir, diğer türlere göre daha değerlidir.
E) Şiiri herkesin güzel okuması düşünülemez.

38. Anadolu Selçukluları Büyük Selçuklulara bağlı olmaları dolayısıyla Farsçayı kullanmakla birlikte kendi halkı içerisinde elbette Türkçeyi kullanmışlar.dır. Fakat sarayda ve yüksek zümre arasında bir ara Farsçanın üstün duruma geçtiği de bir gerçektir. Bunda belki de Mevlana'nın etkisi olmuştur.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Selçuklular döneminde Farsça önem kazanmıştır.
B) Farsça'nın etkisiyle Türkçe halk arasında kullanılmaz olmuştur.
C) Selçuklularda, yüksek zümre arasında Farsça etkili olmuştur.
D) Selçuklular, kendi toplumları içinde Türkçeyi kullanmışlardır.
E) Mevlana'nın Farsçanın kullanılmasında etkisi olmuş olabilir.

39. Romantik akımın başlıca özelliği şekil ve kalıptan çok, duyguya ve hayale değer vermesidir. Romantiklere göre güzellik duygusunun kaynağı dil, şekil ve kalıp değil, insan ruhu ve doğadır. Romantikler, özgürlüğe de büyük değer verirler. Edebiyatımızda Abdülhamit'ten önce Namık Kemal de Batılı romantiklerden yararlanmıştır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Romantiklere göre güzellik duygusunun kaynağının biçim ve dil olduğu
B) Romantik akımın, duygu ve hayallere önem verdiği
C) Batılı romantiklerin bizim sanatçılarımızı etkilediği
D) Romantizm için özgürlüğün çok önemli olduğu
E) Namık Kemal'in Batılı romantiklerden yararlandığı

40. Sanatçı, nasıl gerçek dünyayı solur ve aktarırsa; eleştirmen de yapıtların dünyasını solur. Böyle düşününce de bir eleştirmenin nasıl olması gerektiği beliriyor. Sanat bir ikinci doğadır. Eleştirmenin yaşamı da bu ikinci doğa olarak düşünülmelidir. Sanatçıyı yazmaya iten duygu ve düşünceler eleştirmende de vardır. Aradaki fark ise şudur: Eleştirmen yaşamın kendisi yerine, yaşamın yansıyan bir görüntüsünü, yani yapıtları seçmiştir.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A) Eleştirmenin içinde de yazma duygusunun olduğuna
B) Eleştirmenin yapıtlara yöneldiğine
C) Sanatçının, eserlerinde yaşananlardan yararlandığına
D) Eleştirmenin, kendisini gerçek dünyadan soyutladığına
E) Yapıtın yazar ve eleştirmen için ayrı anlamlara geldiğine

41. Gerçek bir değerlendirme yapılmadıktan sonra, önyargıyla hareket edilecekse iş kolaydır; eseri ilkelerle, kurallarla karşılaştırmak yeterlidir. Eser ilkelere sadıksa iyi olarak tanıtılacak, aksi takdirde mahkum edilecektir. Fakat eleştirmenin gerçek görevi, eserin sanat kurallarına uyup uymadığını kontrol etmek değildir. Kuralları tespit etmek, yargılamak anlamına gelmediği gibi, açıklamış olmak da hiçbir zaman anlamak anlamına gelmemiştir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştiri türünün yerleşmesi için bilimsel olmak gerekir.
B) Eserlere önyargıyla yaklaşan nice eleştirmen vardır ki unutulup gitmiştir.
C) Bir eseri eleştirmenin yolu kurallardan değil, objektif olmaktan geçer.
D) Eleştirmen, belirli kalıplardan kurtulursa mesleğinde ilerleyebilir.
E) Bir eseri okura tanıtmak için o eserin gerçek anlamda eleştirilmesi gerekir.

42. Dünün okuyucusu düşünceleriyle değil duygularıyla hareket ederdi. Sevgi hikayelerinden, bir öksüzün türlü sıkıntılar çektikten sonra zengin birinin oğlu tarafından sevilip parlak konaklara girmesini anlatan romanlardan hoşlanırdı. Çünkü duygu, okurun yüreğine seslenirdi. O hikayeler, o romanlar onların içindeki sevgi ve acıma teline dokunur, o telleri artık uzun uzun inletirdi.
Bu parçaya göre eski okuyucu aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
A) Bir şeyler öğrenmeye çalışan
A) Özgün anlatımlı eserleri beğenen
C) Duygusal eserlerden hoşlanan
D) Okuduklarında toplumsallığa dikkat eden
E) Yararlılığı ön planda tutan

43. Yazarının, bir solukta yazmış olmakla övündüğü "Sergüzeşt' yer yer başarılı bir üsluba ulaşır. Ancak bu başarı konunun sıradanlığının gölgesinden kurtulamaz. Yine de bu, Türk romanının gelişmesi açısından ilk aşamada olumlu adımlardan biri sayılır. Bununla birlikte Türkçenin bir roman dili olarak kıvrak ve tek kelimesi bile feda edilemeyen cümle yapısına kavuşabilmesi için Mai ve Siyah'ı beklemek gerekir. Bu eser edebiyatımızın en önemli eserlerinden biridir.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Sergüzeşt’in kısa bir zamanda yazıldığı
B) Sergüzeşt’in başarılı bir anlatımının olduğu
C) Mai ve Siyah'ın en başarılı eserlerden biri olduğu
D) Mai ve Siyah'ın, anlatım yönüyle Sergüzeşt'ten daha başarılı olduğu
E) Sergüzeşt ile Mai ve Siyah'ın aynı yazara ait olmadığı

44. Roman, sadece bir anlatma sanatı değildir. Roman, sadece bir olayın ya da olayların gözlemi de değildir. Roman, romancının kendi kişiliğinde duyduğu kişileri, toplumu, gözlemlerle, izlenimlerle duygularla anlatabilme sanatıdır. Öyle ki romancı kişilerle toplumun içinde, başkalarına, topluma ait olmuş kişidir. Sanatçı romanlarında kahramanlarını toplumun içinden seçmeli ve toplumun diliyle yazmalıdır eserini.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Romanın sanatçının gözlemlerinden ve izlenimlerinden oluşmadığı
B) Romancının, eserlerini halkın diliyle yazması gerektiği
C)Romanın, diğer türlerden daha çok okunduğu ve önemli olduğu
D) Sanatçının, toplumun duygularını kendi içinde yaşaması gerektiği
E) Romancının kişilerini toplumdan seçmesi gerektiği.

DENEME 1 CEVAP ANAHTARI
1-B 2-E 3-B 4-D 5-D 6-A 7-B 8-E 9-E 10-B 11-D 12-C 13-A 14-D 15-D 16-D 17-A 18-B 19-A 20-E 21-B 22-A 23-A 24-C 25-A 26-A 27-A 28-C 29-D 30-D 31-A 32-E 33-C 34-E 35-B 36-D 37-C 38-B 39-A 40-D 41-C 42-C 43-E 44-C 45-A 46-C 47-B 48-C 49-D 50-E 51-B 52-A 53-B 54-C 55-D 56-D 57-E 58-B 59-E 60-C 61-E 62-D 63-A 64-A 65-D 66-E 67-A 68-E 69-A 70-B 71-B 72-A 73-E 74-B 75-B 'ı76-A 77-E 78-E 79-B 80-D 81-C 82-A 83-E 84-B 85-A 86-E 87-D 88-C

You have no rights to post comments