REKLAM


1) Şu motorlu ya da elektrikli trenler işlemeye başlayalı ocanlı, pırıl pırıl lokomotifler müzelere kaldırıldı. Onların yerini asık suratlı, küt burunlu, heyecansız makineler aldı. Ocağı harlı tutan kahraman ateşçiler yok artık. Ne ellerde üstüpü, ne yüzlerde kömür karası var. Sarı madenden, sevimli, küçük lokomotifler de takmıyorlar yakalarına.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisin¬den yararlanılmamıştır?
A) Sıfatlardan
B) Kişileştirmeden
C) Beğenilerin yansıtılmasından
D) Devrik cümlelerden
E) Eksiltili cümlelerden

2) (I) fiair, etkilendiği olayları yazmaya yönelmiştir. (II) Dış
dünyadan içe yansıyan konuları da işlemiştir. (III) Kla¬
sik şiirmizin yöntemlerinden yararlanırken dolaylı bir
anlatımı benimsemiştir. (IV) Büyük kent insanının sıkın¬
tı ve kaygılarını anlatmıştır. (V) Geniş bir söz dağarcı¬
ğının yanı sıra özgün bir söyleyişi vardır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde sözü edilen şairle ilgili beğeni dile getirilmektedir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V

3) Karnınızdan başlayan karıncalanma göğüs kafesinize
yükselir. Oradan parmak uçlarınıza yürür. Bir çift gö¬
zün, bir kokunun, bir adın ardında kaybolduğunuzu gö¬
rürsünüz. İşte bu durumda fena halde âşıksınızdır ve
duygularınızı kontrol edemiyorsanız hayatınız kayar.
Daha önce yapmadığınız şeyleri yaparsınız. Uyku dü¬
zeniniz şaşar, ondan başka hiçbir şeyi yaşamazsınız.
Aslında bir tür hastalığa yakalanmışsınızdır ve en kötü¬
sü de...
Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa anlam akışı bozulmaz?
A) tedavi olmak, bu hastalıktan bir an önce kurtulmak istersiniz.
B) bu hastalık olmadan yaşayamayacağınızı düşünür¬sünüz.
C) ondan bir an önce kurtulmak için her yolu denersi¬niz.
D) daha önce de böyle bir duyguyu defalarca tatmış-sınızdır.
E) başka insanların sizin gibi âşık olmadığını düşünür¬
sünüz.

4) Aşağıdakilerin hangisinde tırnak işareti farklı bir
görevde kullanılmıştır?
A) Orhan Pamuk’un en son yayımlanan eseri “Kar” adını taşıyor.
B) Bir iki şiir karalayan herkes “Ben şairim.” diyor.
C) “Benim kimseye verilecek hesabım yok.” demiş.
D) “Bu gidişe ancak siz, dur diyebilirsiniz.” diyerek ko¬nuşmasını bitirdi.
E) Mevlâna : “Aslından uzak düşen kişi, kavuşma za¬
manını bekler.” diyor.

5) (I) “Direnen Haliç” yazarı da işçi olan bir işçi romanı. (II)
Bir zamanlar fabrikalarla çevrili olan Haliç’in Alibeyköy
ucundaki iki fabrikada yaşanan olayları konu ediyor.
(III) Olaylar sürükleyici bir dille anlatılırken, işçilerin fab¬
rika ve mahalle hayatları, iç dünyaları da başarıyla ser¬
gileniyor. (IV) Bu romanda, işçi hayatının ve mücadele¬
sinin bir dönemi başlıca özellikleriyle resmedilmiş olu¬
yor. (V) “Direnen Haliç” işçi sınıfımızın, kimi, kazanım-
larla, kimi yenilgilerle sonuçlanan, daha iyi, yaşanır bir
hayat için verdiği uzun mücadelenin canlı bir kesiti.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde
“üslupla ilgili bir bilgi vardır?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V

6) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikilemeyi oluştu¬
ran sözcükler tek başlarına kullanılamaz?
A) Ağlayıp sızlamak onun yaşam tarzı olmuş.
B) Yemekten sonra afiyet şeker olsun demek, âdettir.
C) Misafirlere börek çörek hazırlamak için eve gitti.
D) Kapıya eciş bücüş bir kadın geldi.
E) Bina çöker çökmez büyük bir gürültü koptu.

7) Aşağıdakilerden hangisi bir ünlem cümlesidir?
A) Başka seçeneğim yoktu
B) fiafak vakti yaklaşıyor
C) Vali yüzünü buruşturdu
D) Gülleri kuruttu ve sakladı
E) Bu genç adam ne hoş

8) İyi şiirin ölçüsü nedir? Bunu bilmiyorum. Bir sürü söz
söylenebilir. Pek çoğu da doğrudur. Ama bunlarla şiiri
değerlendiremezsiniz. fiiir okunur, dinlenir sonra da iyi
ya da kötü denir şiire; öznel bir yargıdır bu. Kanıtlar,
nesnel değerlendirmeler sonradan yakıştırılır. Hep o
öznel değerlendirmelerin çevresinde şiirle ilgili bir şey¬
ler söylenir durur.
Yukarıdaki parçanın ana düşüncesi aşağıdakiler¬den hangisidir?
A) fiiirin tarafsız değerlendirilmesi için önce kişisel be¬ğeni gerekir.
B) fiiir eleştirisinde öznel bakışlar öne çıkar.
C) Öznel yaklaşımlar şiirin doğru anlaşılmasını engel¬ler.
D) fiiir, anlaşılması, yorumlanması en zor türlerdendir.
E) fiiiri değerlendirebilmek için şiirle ilgili pek çok şey
bilinmelidir.

9) (I) Yoğun geçen bir günün sonrası. (II) Doğrusu akşam
üstleri de insanı canından bezdirir oldu. (III) Sabah er¬
kenden trafiğin içinde başlayan kavga, akşamın geç
saatlerine kadar sürüp gidiyor. (IV) ‹nsanlar âdeta bir¬
birlerinin üzerinden yürüyorlar. (V) ‹stanbul kalabalık,
‹stanbul’un altyapısı yetersiz. (VI) Üstelik bu sıkıntılar
pek aşılacak gibi de görünmüyor.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yazar, umutsuzluğunu dile getirmektedir?
A) II. B) III. C) IV
D) V E) VI.

10) Sürekli beni dolandıran banka müdiresini düşünüyo¬
rum.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle düzeltilebilir?
A) “müdiresi” sözcüğü yerine “müdürü” getirilerek
B) “sürekli” sözcüğü “her zaman” yapılarak
C) “sürekli” sözcüğü “düşünüyorum” sözcüğünün önü¬ne getirilerek
D) “beni” sözcüğü cümleden çıkarılarak
E) “sürekli” sözcüğü “banka” sözcüğünün önüne geti¬
rilerek

11) Mimarlık, hayatla bağlantılı diğer bütün sanatlar gibi
kültürün yansımasıdır kuşkusuz; fakat günümüzde fo¬
toğrafını gördüğümüz bir yapının Berlin’de mi Tokyo’da
mı bulunduğunu, hatta bir imparatorluk sarayı mı, yok¬
sa bir otel mi olduğunu söylemek güç. Bir Fransız mi¬
mar Hong Konglu meslektaşından, bir kadın mimar er¬
kek meslektaşından ne kadar farklı bina yapıyor? Ben¬
ce hiç...
Bu parçada mimarlıkla ilgili vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kültür öğelerinin mimari eserlere yansıdığı
B) Fotoğraşarla mimari farklılıkları anlamanın güç ol¬duğu
C) Her çağda mimarinin ortak özellikler taşıdığı
D) Eski mimari yapıların daha etkileyici olduğu
E) Günümüz mimarisinde kültür farklılıklarının orta¬
dan kalktığı

12) Yaşadığın sürece yaşamayı öğrenmeye devam et.
Bu cümle aşağıdakilerden hangisine anlamca en yakındır?
A) Yanlışlarımıza üzülmek yerine onları tekrarlama¬maya çalışmalıyız.
B) Yaşlılığımızda büyük hırslara kapılmamalıyız.
C) Yaşamımız boyunca gelişmeyi, öğrenmeyi sürdür¬meliyiz.
D) Sadece kendimiz için değil, çevremiz için de yarar¬lı olmalıyız.
E) Yaşayabileceğimiz her şeyi tükettiğimizi düşünmek
bizi köreltir.


13) Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözcüğün ya¬
zımı yanlıştır?
A) Bu işte de el ele vererek başarıya ulaştık.
B) Bu sabahta ondan haber alamadık.
C) Hayatta hiçbir şey üzülmeye değmez, dedi.
D) Kendisine dert ettiği durumu bizimle paylaşmıyor.
E) Oğlu on iki yaşından beri sınavlara hazırlanıyor.


14) İnsanı başka canlılardan ayıran en belirleyici özellik,
onun üretim yapan bir varlık oluşudur.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki deği¬şikliklerden hangisiyle giderilebilir?
A) “en” sözcüğü cümleden atılarak
B) “oluşudur” sözcüğü yerine “olmasıdır” getirilerek
C) “insanı” sözcüğüyle “başka canlılardan” sözünün yeri değiştirilerek
D) “üretim yapan” sözü yerine “üreten” getirilerek
E) “varlık” sözcüğü yerine “canlı” getirilerek

15) Köy edebiyatı denilen yapıtların, köy olaylarını ele alan
roman, öykü ve öteki yapıtların, aslında köylerde okun¬
duğunu sanmıyorum. Yazarlar açıkça söylemese bile
kentlilerin ilgisine sunulmuş yapıtlar bunlar. Köylüler
kendileri için yazılmış yapıtları okumaz; çünkü onların
karınlarını doyurabilmek, ayakta kalabilmek gibi daha
büyük sorunları vardır. Hoşumuza gitsin gitmesin ede¬
biyat...
Düşüncenin akışına göre bu parçanın son cümlesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?
A) köyü anlatmada çok da başarılı olamamıştır.
B) köylünün sorunlarını doğru tespit edememiştir.
C) gerçekte kentlerde belli bir düzeye gelmiş kişiler
için yapılır.
D) köylünün anlayacağı tarzda basit bir dille oluşturul¬
malıdır.
E) köylüyü anlatarak yanlı bir iş yapmıştır.

16) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlayanı da tam¬
lananı da sıfat almış bir ad tamlaması vardır?
A) Konserin en güzel anında oradan ayrıldılar.
B) Klimanın baş ağrıtıcı bir yanı var.
C) Sıcaklar, ‹stanbul’un havasını çekilmez yapıyor.
D) Onun eski evi, gerçekten iyi döşenmişti.
E) Bu tavır, yeni kitabının ilk sayfalarından anlaşılıyor.

17) Nitelikli okurun en önemli özelliği, edebiyatı hem geç-
miş hem de bugünüyle takip etmekte gösterdiği de-
vamlılıktır. Nitelikli okur, edebiyatı televizyonlardan ya
da gazetelerden takip etmez. Onun bilgilenme kaynağı
daha çok sürekli olarak uğradığı kitabevleridir. Ve el-
bette onun kitap satın almasında belirleyici olan rek¬
lâmlar değil, kendi beğenisidir.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi nitelikli okurun özelliklerinden değildir?
A) Okuma eyleminin süreklilik göstermesi
B) Birikimlerinin paylaşıma açık olması
C) Okuduklarını seçerken medyadan etkilenmemesi
D) Seçimlerinde kendi tercihinin ön planda olması
E) Kitabevlerine uğrama alışkanlığı olması

18) (I) Bedri Rahmi’nin külliyatı, oğlu Mehmet Hamdi Eyu-
boğlu tarafından yayıma hazırlandı. (II) Bedri Rahmi,
resim sanatından gezi izlenimlerine, yeni açılan bir ser¬
gi haberinden toplumsal bir olay üzerine düşüncelerine
kadar pek çok konuda makale yazmıştır. (III) Yazılar,
hangi dönemde, hangi olaylar üzerine ne tür duygu ve
düşüncelerle kaleme alındığını ortaya çıkarmak için
kronolojik olarak dizildi. (IV) Kitaplar Bedri Rahmi’nin
aynı dönemde ürettiği benzersiz tablolarıyla renklendi¬
rildi. (V) Dizi tamamlandığında okurlar tam bir Bedri
Rahmi resmine sahip olacaklar.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde eylem amacıyla birlikte verilmiştir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V

19) Aslında bu durum onun, deneysizliğinin kurbanı oldu¬
ğunu açıkça gösteriyordu.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-dakilerden hangisidir?
A) Tamlama yanlışlığı
B) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması
C) Deyim yanlışı
D) Gereksiz sözcük kullanılması
E) Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması


20) Bence artık bu ülkede yapılacak ilk iş okuryazar sayısı¬
nı çoğaltmak değil, okuryazar niteliğini yükseltmektir.
Çocuklarımızı okula göndermeyi düşünmeden önce,
okullardaki eğitim seviyesini yükseltmeye çalışmalıyız.
Okullardan mezun olan gençlerin okuyacakları yapıtla¬
rı çoğaltmalıyız. Gerçekten değerli bir yazınımız, bilimi¬
miz olmalı.
Bu parçada yer verilmeyen düşünce aşağıdakiler-den hangisidir?
A) Okuryazarlıkla ilgili hedefin değiştirilmesi
B) Edebi ve bilimsel eserlerin çoğaltılması
C) Okullardaki eğitim düzeyinin yükseltilmesi
D) Gerçek okuryazarların yetiştirilmesi
E) Gençlerin üretimde daha iyi kullanılması

21) (I) Hollwood’un görkemli, milyon dolarlarla çekilen film¬
lerinden sinema hakkında çok bilgi edinilebilir. (II)
1950’lerden önce stüdyoda ışıklandırma, oyuncunun
performansını, fiziğini kapalı mekânlarda değerlendir¬
me olanaklarını araştırıp öğrendi Amerikan sineması.
(III) Tüm dünyada gösterilen bu filmler sinema tekniği¬
ni geliştirdi. (IV) Bu tarihten sonraysa daha çok dış me¬
kânlarla ilgili çalışmalar ön plana çıktı. (V) Bugün pek
çok Avrupalı yönetmen bir süre Hollwood’da çalışarak
bu teknikleri öğreniyor.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisinde parçanın ana düşüncesi belirtilmiştir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV E) V

22) (I) Adamın yüzü gözü kar içindeydi. (II) Dışarıda şiddet¬
li bir kar tipisi vardı. (III) Rüzgâr döşemelerden girerek
yerdeki kilimi dalgalandırıyordu. (IV) Oda pek soğuk
sayılmazdı; ama o hemen sobaya iki odun attı. (V) Yat¬
tığı sedirin üzerindeki battaniyeyi düzeltti.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I. B) II. C) III.
D) IV E) V

23) Çocuk yazını ve yayıncılığında kolaycılığa kaçıldığı ko¬
nusunu ne yazık ki sık sık tekrarlamak zorunda kalıyo¬
ruz. Uyduruk kapaklar, yazarın düşlerini asla yansıtma¬
yan resimlerle doldurulmuş kitaplar, öylesine parselle¬
miş durumda ki kitap raşarını...
Bu parçanın bütününde yazarın asıl yakındığı aşa-ğıdakilerden hangisidir?
A) Çocuk kitaplarına yeterince emek verilmediğinden
B) Kapak tasarımlarının, içeriğin önüne geçmesinden
C) ‹çerik ile dış görüntünün birbirini tutmamasından
D) Çocuk kitabı yazarlarının azlığından
E) Çocuk kitaplarının, yayınevleri tarafından ilgi gör¬
mediğinden

24) (I) Sözlükteki sözcüklerin tümü ölü sözcüklerdir gerçek¬
te. (II) Ölü sözcükler sözlüklerin dışına çıkar çıkmaz
yaşamaya başlar. (III) Onların ölülüğü, her an dirilmeye
hazır bir ölülüktür. (IV) Bir sözcük sözlükten çıktığı an¬
da var olmaya başlar. (V) Bir ölümler-dirilişler sürecidir
sözcüklerin serüveni.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangi ikisi ya¬kın anlamlıdır?
A) I. ve III. B) II. ve IV. C) II. ve III.
D) III. ve IV E) IV ve V

25) (I) 18. yy’da kişilerin veya toplumların elektriği bulup
kullanma olanakları var mıydı? (II) Geçen yüzyılda kim
Ay’a gidebilirdi. (III) Mutluluk da henüz kişilerle toplum¬
ların özlemini taşıdığı ama şifresini bulamadığı, ileriki
dönemlerde gerçekleşecek bir düştür. (IV) Mutluluğun
çağla ilgili bir sorun olduğunu göremeyenler bunu bir
türlü bulamamaktadır. (V) Mutluluğu çağın olanaklarına
göre gerçekleştirme doğrultusundaki atılımlar çok daha
anlamlı ve sağlam bir yaşam kazandırır insana.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
“tanımlama” yapılmıştır?
A) I. B) II. C) III.
D) IV E) V


26) Bu korkusunun üstesinden gelmek için yeni bir yol be¬
nimsemiş.
Altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakile¬rin hangisinde vardır?
A) Bütün zamanını resim yapmayı öğrenmeye ayırı¬yor.
B) Başımın çaresine bakmam gerektiğini söylüyor.
C) Yanlış bir şey yapmamak için mücadele ediyor.
D) Kendini bu işi başaracak güçte görüyor.
E) Bir işi kabul etmeden önce inceden inceye hesap¬
lar yapıyor.

27) Programın sürekli iki sunucusu var () Eleştirmen Se¬
mih Gümüş () her hafta seçtiği bir kitap üzerine () Ata-
ol Behramoğlu ise şiir kuramı () akımları ve kitapları
üzerine konuşuyor.
Parçada numaralanmış yerlere, sırasıyla getirilebi¬lecek noktalama işaretleri aşağıdakilerden hangisi¬dir?
A) ((, )(. )( , ) B) ((, )(; )( , )
C) (. )( , )( ; )( , ) D) ( (, )(, )( , )
E) ( ; )( , )(. )( , )

28) Aşağıdakilerden hangisinde soru, eylemden etkile¬
nen varlığı bulmaya yöneliktir?
A) Velileri toplantı için aradın mı?
B) Bunca olaydan sonra nasıl barışacaksın?
C) Kapıdaki, babanı mı soruyor?
D) Bu elbiseyi nereden aldın?
E) Kaçıncı katta oturuyorlarmış?

29) ‹nsanoğlunun yeryüzünde akıllı tek yaratık olması, bizi
doğadan özel bir davranış bekleme yanılgısına düşür-
müştür. Öyle ya, yaratıkların en onurlusu olan insana
kedi köpek gibi davranılır mı? Oysa doğanın bizimle il¬
gili Boşuna hayale kaptırmayalım kendimizi.
Bu parçada yarım bırakılan cümlenin, anlamın akışı açısından, aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanması uygun olur?
A) bambaşka, özel yöntemleri vardır.
B) hiçbir özel amacı yoktur.
C) neredeyse hiç anlamı kalmadı.
D) önemi hiçbir şeyle kıyaslanamaz.
E) ne anlama geldiğini biliyoruz.

30) (I) Yazı makinesinin başına geçtiğinizde ilk gördüğünüz
beyaz bir sayfadır. (II) Kimisi için küçük, kimisi için ko¬
caman bir beyaz sayfa. (III) Bazen yürümekle aşılma¬
yacak çöl kadar ürkütücü, bazen elini uzattığında tutu-
luverecek kadar yakın sayılan bir yıldız kadar ışıltılı.
(IV) Aslında bu durum yalnızca yazmak eylemiyle de
sınırlı değildir. (V) Yazılar, duyguların, düşüncelerin ve
bunları dile getirenlerin yetenekleri sayesinde güç ka¬
zanır. (VI) Gördüklerini fırça darbelerinden dökülen
renklerle ölümsüzleştirmek isteyen ressamın tuval kar¬
şısındaki durumu da böyledir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi an¬latımın akışını bozmaktadır?
A) II. B) III. C) IV
D) V E) VI.

31) Başbakan olduğu dönemde gecelerini yıllardır yalnız
yaşadığı evinde değil cephede geçiriyor; bu yüzden
Fransızlar 77 yaşındaki başbakanlarına “Kaplan” laka¬
bını takıyorlar. Aslında bu lakabı o, uzun yıllar önce ün¬
lü bir davada riski kendi üzerine alırken hak etmişti. O
Emile Zola’nın olduğu kadar Monet ve Rodin’in de ya¬
kın dostu. Monet tarafından yapılan portresi şimdi Lo-
uvre’un duvarlarını süslüyor. Onun binlerce siyasi yazı¬
sı yanında hemen hiç bilinmeyen bir tiyatro oyunu ve
Monet’nin “Nilüferler” tablosu üstüne yazdığı bir yazısı
da var.
Bu parçada, sözü edilen kişi hakkında aşağıdakiler-den hangisi anlatılmıyor?
A) Siyasi yazılarının pek az kişi tarafından okunduğu
B) Fransa’nın başbakanıyken cepheye gittiği
C) Bir davada kendini tehlikeye atmaktan çekinmediği
D) Sanatçılarla yakın arkadaşlıklar kurduğu
E) Hayatının bir bölümünde evinde yalnız yaşadığı

32) Aşağıdaki cümlelerden hangisinde öğelere ayırma¬
da bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Minyatürler / Türk resim sanatını / oldukça / geliştir¬miş.
B) Mimari yapıyı görmek için / Ankara Kalesi’ne / doğ¬ru / yola çıktım.
C) Mimari yapı / plastik sanatlarla / daha da / güzelleş-mişti.
D) ‹ç kubbenin desenleri / gökkuşağını / andırıyordu.
E) Fazla ışık almayan koridorlar / müzeye / zarar veri¬
yordu.

33) (I) Anadolu’ya ve halka yönelme ortak bir ülküdür Cum¬
huriyet döneminde. (II) Her şair kendi yaşantısı, yete¬
neği ölçüsünde bu ülküyü gerçekleştirmek istemiştir.
(III) Ancak çoğu, Anadolu’ya dıştan baktığı ya da yaşa¬
mı Anadolu yaşamıyla bütünleşmediği için gereği gibi
başaramamıştır bunu. (IV) Bununla birlikte yaptıklarını,
değerlerini yadsıyamayız. (V) Onlar bu alanda öncü ol¬
muşlardır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinde neden-sonuç ilişkisine yer verilmiştir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV E) V

34) (I) Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarında pek çok
insan yer alır. (II) Gürpınar, bu insanların dünyasına
girmiş, onların duygu ve düşüncelerini kendi ağızların¬
dan söyletmiştir. (III) Bu yüzden onun yapıtlarında an¬
latım değişik bir özellik gösterir. (IV) Kişileri kendi ağız¬
larından konuştururken yapmacıksız bir Türkçeyle kar¬
şılaşırız. (V) Bu yapmacıksız Türkçeye rağmen sözü
kendi aldığında eleştirdiği Servet-i Fünuncuların sanat¬
lı anlatımı dışına çıkamaz.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde anlatılan sanatçının tutarsızlığından söz edilmiştir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV E) V

35) I. Annesiyle çoktan beri görüşmüyor.
II. Hanidir onunla oturup dertleşemedik.
III. Sinemaya genellikle akşam gidiyor.

IV Tarihi sevdiren kitapları zaman zaman okuyorum.
V Ondan sık sık söz etmek hoşumuza gidiyor.
Bu cümlelerin hangi ikisinde altı çizili sözler birbiri¬ne yakın anlamdadır?
A) I. ve II. B) II. ve III. C) II. ve IV
D) IV ve V E) I. ve III.

36) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozuk¬
luğu vardır?
A) Yeni güne, bahar rüzgârının dokunuşuyla başla¬mıştı.
B) Size erguvanların bir özelliğini daha söyleyebilirim.
C) Söğüt ne çocukluğumun ne de ilk gençliğimin ağaçlarından değildir.
D) Onun sayesinde satranç, değişmez bir alışkanlık halini almıştı.
E) Balkon korkuluklarında güvercinler sabahın tadını
çıkarıyor.

37) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikinci cümle, bi¬
rinci cümlede kullanılan deyimin anlamını içermez?
A) Bu işi canı pahasına da olsa halledecekmiş. Hayatını tehlikeye atarak işi başardı.
B) Sen öküz altında buzağı aramayı bıraksana. Akla uymayan bahanelerle suç bulmayı keser mi¬sin?
C) O gün çok sinirlense de sesini çıkartmadı. Yine düşündüğünü söylemedi.
D) Yumurta kapıya dayanmış; sen hâlâ farkında değil¬sin.
Uyuşuksun, bu işi yapmak için zamanımız azaldı.
E) Dilim dönmediği için hiç kimseyle konuşmazdım.
Söyleyeceklerimi bir türlü hatırlayamadım.

38) (I) Eleştiriden korkan kişilerin ve toplumların hali pek
acıklıdır. (II) Bir kişi ya da toplum, kendini eleştire eleş-
tire yürümediğinde yerinde sayar. (III) Fakat eleştirmek
de açıkçası biraz yürek ister. (IV) Kendini, toplumu sor¬
gulamak yerine olup biteni örtmeyi, görmezden gelme¬
yi yeğler çoğu kimse. (V) Kurumlar, ideolojiler, hatta
devletler de böyle yapabiliyor.
Parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde ko-şul-sonuç ilişkisine yer verilmiştir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V

39) Birkaç yıl öncesine kadar Tübingen damgalı mektupla¬
rım vardı. Bu mektupları sabah işe giderken bulursam
eğer, posta kutusundan alır iş yerine varana dek aç¬
mazdım. ‹şyerinde günün ilk çayı ile birlikte açar okur¬
dum. Evden işyerine kadar geçen zamanın ne kadar
uzun olduğu tabii ki tartışılır. Bu mektupların sevgiliden
geldiği göz önüne alınırsa, belki uzun sayılabilir bu sü¬
re. Ama açmadığım bir mektup hiç olmadı. Böyle bir
şeyle yaşayamam.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?
A) Mektupları alır almaz açmalı mıyız?
B) Son birkaç yıldır nerelerden mektup aldınız?
C) Hiç açmadığınız mektup oldu mu?
D) Mektuplarınızı nerede, ne zaman açarsınız?
E) Hemen açılıp okunmayan mektuplardan nasıl etki¬
lenirsiniz?

40) Bazı insanlar benim gözümde matruşka. ‹çini açıyorsu-
nuz, bir başkası çıkıyor. Bir daha açıyorsunuz, bir baş-
kası daha çıkıyor. Bazılarının en dışındaki en büyük in-
san oluyor; içine girdikçe o insan küçülmeye, sizde ha-
yal kırıklığı yaratmaya başlıyor. Bazıları ise tam tersi-
ne... Dışındaki büyük ama içine girdikçe daha büyük in¬
sanlar çıkıyor.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) ‹nsanların çok çabuk hayal kırıklığı yaşadığı
B) Kimsenin göründüğü gibi olmadığı
C) Sürprizlerin çoğu zaman hoşa gitmediği
D) Kimilerinin düşünce dünyasının çok geniş olduğu
E) Yaşamın herkese aynı olanakları sunmadığı

41) Bilgi ve tecrübe yoluyla davranışlarımızda mey-
I II
dana gelen sürekli ve kalıcı değişimlere öğren¬
III IV V
me diyoruz.
Bu cümlede altı çizili sözcüklerden hangisinin kö¬kü, tür yönüyle diğerlerinden farklıdır?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V

42) Merdivenlerden çıkıp psikiyatri kliniğinin önünden geçi¬
yorum. Temiz bir salon, bekleşen hastalar... Çağımızın
sorunlarıyla kendi sorunlarını çözümleyemeyen binler¬
ce insandan yalnızca bazıları... Duvarda Van Gogh’tan
kendi odası... Dağınık, hastalıklı, sarı renklerin egemen
olduğu bir oda...
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisin¬de verilenlerden yararlanılmıştır?
A) Betimleme - örneklendirme
B) Açıklama - öyküleme
C) Öyküleme - betimleme
D) Betimleme - benzetme
E) Açıklama - karşılaştırma

43) (I) Her on yılda bir genç kuşakların yaşama bakış açı¬
larında büyük değişiklikler olduğu inancı yayılır. (II) Her
ne kadar Türkiye’de gençlerle ilgili araştırmalar çok
yaygın değilse de, gelişmiş toplumlarda bu araştırma¬
lar daha çoktur. (III) fiu sıralarda yaşları on dört ile on
sekiz arasında olan Fransız kızlar arasında araştırma
yapılmış. (IV) Statünün aileden daha değerli olup olma¬
dığı gibi sorular sorulmuş kendilerine. (V) Verdikleri ya¬
nıtlardan bir bölümünü aktarmanın ilginç olacağını dü¬
şünüyorum.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde karşılaştırma yapılmıştır?
A) I. ve II. B) II. ve IV C) III. ve IV
D) II. ve III. E) IV ve V

44) Tolkien’in Ortaçağ kültürünü, mitolojik bağlardan da ya¬
rarlanarak 20. yy insanına anlattığı “Yüzüklerin Efendi¬
si” devam ediyor. ‹yi-kötü karşıtlığının dengelenmesi
üzerine kurulu macera, büyük ilgi görüyor. Romanın
beyaz perdeye aktarılan ikinci bölümü yine karmaşık
teknolojisiyle ve birinci bölümüne göre daha zorlu sah¬
neleriyle soluksuz izleniyor.
Bu parçada filmle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Ortaçağ kültürünün mitolojik öğelerle anlatıldığına
B) ‹yi-kötü karşıtlığı üzerine kurulduğuna
C) ‹zleyici tarafından büyük ilgi gördüğüne
D) Karmaşık bir teknoloji kullanıldığına
E) ‹kinci bölümün birinci bölümden daha çok beğenil-
diğine

45) Genç kız, annesiyle birlikte Güzel Sanatlar Kız Oku-
lu’nun merdivenlerini kararlı adımlarla çıktı. O zaman¬
lar on beş yaşlarında olmalıydı. Tavırları ağırbaşlı, ba¬
kışları duruydu. Aynı ölçüde sakindi. Meraklı meraklı
göz gezdiriyordu çevresine. ‹nce parmakları resim fır¬
çasını kavramaya, küçük burnu boya kokularını kokla¬
maya hazır görünüyordu. Daha ilk adımdaki bu kararlı¬
lık onu, ülkesinin ilk kadın ressamı yaptı ve “Nazlı Ece-
vit” adını yıllardan yıllara taşıyarak ölümsüz kıldı.
Bu parçada sözü edilen Ressam Nazlı Ecevit’in ka¬lıcı olması neye bağlanmıştır?
A) Annesinin ona destek olmasına
B) Resim yapma kararlılığına
C) Yaşının küçük olmasına
D) Resim yapmaya duyduğu ilgiye
E) Ünlü olacağını hissetmesine

CEVAPLAR
Türkçe
1 - E 24 - B
2 - E 25 - C
3 - B 26 - D
4 - A 27 - B
5 - C 28 - C
6 - D 29 - B
7 - E 30 - D
8 - B 31 - A
9 - E 32 - B
10 - C 33 - C
11 - E 34 - E
12 - C 35 - A
13 - B 36 - C
14 - D 37 - E
15 - C 38 - B
16 - E 39 - C
17 - B 40 - B
18 - C 41 - A
19 - B 42 - C
20 - E 43 - B
21 - A 44 - E
22 - B 45 - B
23 - A

You have no rights to post comments