REKLAM

Deyimler Sözlüğü

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
Yorgunluğunu çıkarmak

1. Dinlenmek. 2. Yaptığı işten, dinlenmesini sağlayacak iyi bir haber alıp huzur içinde olmak.

Yorgunluğunu almak

1. Yorgun kişi, yorgunluğunu gidermek için dinlenmek. 2. Yorgun birini dinlendirmek.

Yorgan gitti, kavga bitti

“Kavga, çekişme, anlaşmazlık nedeni olan şey ortadan kalkınca kavga da sona erdi.” anlamında kullanılır.

Yolunu yapmak

Bir işi olumlu sonuca ulaştıracak ya da mümkün kılacak girişimde bulunup hazırlık yapmak veya tedbir almak.

Yolunu sapıtmak

Kötü yola düşmek, doğru yoldan ayrılmak. “Yolunu sapıtmış şu adamı Allah’tan başka kim doğru yola getirebilir?”

Yolunu kaybetmek

Hangi yoldan gideceğini bilememek, şaşırmak. “Çocuklar yollarını kaybetmişler, tam aksi yönde ilerliyorlardı.”

Yolunu bulmak

1. Kanunî olmayan yollardan kazanç sağlamak. 2. Çözüme ulaşmak, gereken çareyi bulmak. “Onu razı etmenin yolunu buldum, çabuk benimle gel.”

Yolunu beklemek

Gelmesini beklemek. “Az yolunu beklemedi oğlunun.”

Yoluna koymak

Bir işi olumlu bir duruma sokmak, istenilen şekle getirmek. “İşlerini kısa zamanda yoluna koymayı başardı.”

Yoluna çıkmak

1. Karşılamaya gitmek. 2. Yolda karşısına çıkmak. “Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı.”

Yoluna (rayına) girmek

İstenilen biçimi almak, gerekli olan şekilde gelişmek.

Yolu tutmak

Bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak. “Askerler tam teçhizatlı yolu tutmuşlar, bekliyorlardı.”

Yolu (ayağı) düşmek

Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak. “Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi.”

Yoldan kalmak

Gitmek istediği yere gidememek, alıkonmak, bir engel dolayısıyla gecikmek. “Çekilin önümüzden, bizi biraz daha oyalarsanız yoldan kalacağız.”

Yoldan çıkmak

1. Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak. 2. Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek. “Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne yaptığını bilmiyor.”