REKLAM

Deyimler Sözlüğü

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
Yumuşak yüzlü

Kendisinden istenilenleri geri çevirmeyen, kimseyi gücendirmek istemeyen kimse. “Yumuşak yüzlü olduğum için mi tepeme çıkıyorsunuz?”

Yumurtaya kulp takmak

Hemen her şeye bir kusur bulmak, bahane bulmakta usta olup hiçbir şeyi beğenmemek.

Yumurta kapıya gelmek

Yapılması gereken bir iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana rastlamak. “Sen hep işleri yumurta kapıya gelence mi yaparsın?”

Yumruk kadar

1. Küçücük, bir yumruk büyüklüğünde ancak (nesne). 2. Küçük çocuk. “Yumruk kadar çocuktan dayak yediğin doğru mu?”

Yükünü tutmak

Çok zenginleşmek, para ve mal kazanmış olmak. “Kısa zamanda yükünü tuttu bizim komşu.”

Yükün altından kalkmak

1. Üzerine aldığı ağır bir işi başarmak. 2. Gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak bir şeyler yapmak. “Onu bu yükün altından kalkamaz sananlar nasıl da yanıldılar.”

Yükte hafif pahada ağır

Taşınması kolay, değerli eşya (altın, elmas gibi.)

Yüksekten atmak

Yapamayacağı şeyleri söylemek. “Amma da yüksekten atıyor.”

Yükseklerde dolaşmak

Elde edilmesi zor şeyler istemek. “Yükseklerde dolaşmayı bırak da olabilecek bir şey iste.”

Yüksek perdeden konuşmak

1. Yüksek sesle konuşmak. 2. Meydan okurcasına sert konuşmak. 3. Yapılması güç şeyleri yapacakmış gibi abartılı konuşmak. “Bu adam yüksek perdeden konuşmaya bayılıyor.”

Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal

İki davranış, iki kimse, iki karşıt şey arasında bir tercih yapamama zorluğunu anlatmak için kullanılır.

Yük olmak

1. Sıkıntılı bir işi başkasına yaptırmak. 2. Masraflarını başkasına ödetmek. “Çocuklarım artık bana yük olmuyorlar.”

Yük altına girmek

Sorumluluk gerektiren, ağır bir görevi kabul etmek. “Desene boş yere yük altına girmişiz biz.”

Yufka yürekli

Çok duygulu olup olaylardan hemen etkilenip ağlayan, çok acıyan, üzülen kimse.”Senin bu kadar yufka yürekli olacağını düşünemezdim.

Yörüngesine oturtmak

1. (Uydu) istenilen yerde ve yönde hareket eder olmak. 2. Bir iş yoluna girmek, rayına oturmak.