REKLAM

BATI EDEBİYATI TARİHİ

Batı edebiyatlarının temelini Yunan ve Latin edebiyatla­rı oluşturur.

ESKİ YUNAN EDEBİYATI

Eski Yunan edebiyatında şiir, tiyatro, tarih, felsefe, hita­bet ve masal gibi türler gelişmiştir.

Eski Yunan şiiri, Homeros'un "İlyada" ve "Odysseia" ad­lı iki büyük destanıyla başlar. Bugün de tazeliğini koru­yan bu destanların kalıcılığını sağlayan en önemli yan­ları, insanoğlunun iç dünyasını aydınlatması ve insanı insana tanıtmasıdır.

HOMEROS ( M.Ö. 9. yüzyıl)

Eski Yunan edebiyatının ilk döneminde yaşamıştır ve bu edebiyatın en önemli şairidir. Homeros hakkında ke­sin bir bilgi yok denecek kadar azdır, İzmir çevresinde yaşadığı bilinmektedir.

Homeros, derlediği veya yazdığı iki büyük destanla ta­nınmaktadır. On altı bin dizelik "İlyada" ve on iki bin di-zelik 'Odysseia", Yunan mitolojisi için hem ilk hem de en büyük yazılı kaynaktır. İlyada; Troya Savaşı'nı des­tanıdır. Troya'nın düşmesine kadar, on yıl süren bu sa­vaş, çok yönlü bir olay olarak, fakat yönlendirici bir te­ma çevresinde işlenir. Odysseiada da olaylar birbirine ustaca bağlanmıştır. Destanın temel kişisi ithaka Adası kralı Odysseus'tur. Destan, Odysseus'un Troya'dan ül­kesine dönüş serüvenini anlatır. On yıl boyunca deniz­lerde oradan oraya sürüklenen, nice ölümcül tehlikeler atlatan Odysseus, sonunda ülkesine ulaşır; tahtına ve karısına göz dikenleri de alt ettikten sonra mutluluğa kavuşur.

HESİODOS ( M.Ö. 8. yüzyıl)

Homeros'la aşağı yukarı aynı dönemde yaşamış ve onun destanlarının biçimsel yanlarından yararlanmıştır. Köylülerin duygu ve düşüncelerini, insanların günlük iş­lerini ilk kez dile getiren Hesiodos, Didaktik (Öğretisel) şiir tarzının da kurucusudur.

"Tanrıların Yaratılışı" (Theogonia) adlı yapıtında, dün­yanın ve tanrıların ortaya çı1' sı konusunu işlemiştir.

"işler ve Günler" adlı yapıtında yurttaşlarını eğitmeye, onları adaletli kılmaya çalışmış, köylü yaşamını ve in­sanların günlük işlerini anlatmıştır.

SAPPHO ( M.Ö. 6. yüzyıl)

Midilli'de yaşamış eski Yunanlı kadın şair Sappho; şiir­lerinde insanoğlunun bir başka evrensel yönünü, aşk duygusunu işlemiştir. Aşkı, tanrının kutsal bir armağanı olarak algılamış, bunu incelikli, duygusal ve içten bir söyleyişle yansıtmıştır. Bu yönüyle de "dünya edebi­yatında lirik şiirin öncüsü" sayılır.

AİSOPOS (EZOP) ( M.Ö. 6. yüzyıl)

Anadolu'da, Frigya'da doğmuş, gençliğinde uzun süre tutsak kalmış, özgürlüğüne kavuşunca birçok ülkeyi gezmiştir. Aisopos "fabl türünün kurucusu" sayıl­maktadır. Anlattıklarını gezileri sırasında uğradığı Doğu ülkelerinden aldığı sanılmaktadır.

Yunan edebiyatının M.Ö. V. - M.Ö. IV. yüzyılları kapsayan dönemi, Yunan sanat ve düşün yaşamı­nın "altın çağı" olarak bilinir. Yunan edebiyatının en ünlü lirik şairi Pindaros da bu dönemin sanatçısı­dır. Yunan ve dünya edebiyatının ilk büyük traged­ya ve komedya şairleri bu dönemde yetişmiştir. M.Ö. V. yüzyılın başından sonuna dek Yunan tiyat­rosuna egemen olan dört yazar, Atinalıdır ve ilk üçü trajedi, sonuncusu komedi ustası olan bu ya­zarlar çağlar boyunca dünya edebiyatını etkilemiş­lerdir:

Aiskhylos, Sophokles, Euripides (Trajedi) ve Aristophanes (Komedi).

AİSKHYLOS (M.Ö. 5. yüzyıl)

Aiskhylos, ilk büyük tragedya şairidir. Tragedyanın gelişmesinde büyük bir payı vardır.

Tiyatroyu Thespis'in bıraktığı yerden almış, bir adım daha ilerletmiştir. O zamana kadar koro ile tek aktör arasında bir tür şarkılı oyun halinde devam eden tra­gedyaya ikinci bir aktör katmış, böylece diyalogu ön plana alıp koronun önemini azaltarak "gerçek tiyatro"yu kurmuştur.

Aiskhylos'un eserlerinde insanlar tanrının iradesiyle hareket eden yaratıklar olarak gösterilir; bunlar ne ya­parlarsa yapsınlar alınyazılarının dışına çıkamazlar. Aynı zamanda şair, eserlerinde geleneği ve ahlakı sa­vunmuş, ahlaksızların Tanrılarca cezalandırılacağını söylemiştir.

En önemli eserleri: Zincire Vurulmuş Prometheus, Agamemnon, Thebai'ye Karşı Yediler, Yalvaran Kızlar, Persler, Orestia Üçlemesi.

SOPHOKLES (M.Ö. 5. yüzyıl) Sophokles, Aiskhylos'tan sonra yetişen en büyük tragedya şairidir. Oyuna üçüncü aktörü katmıştır. Sophekles'in eserlerinde insanlar alınyazılarına boyun eğmezler ve alınyazılarıyla mücadeleye girişirler. Onun eserlerinde seyirci baştan sona merak duygusu yaşar. "Trajik kahraman" kavramını ilk olarak o kullanmıştır. Oyunlarında kendi sonlarını kendi hazırlayan kahra­manlara yer vermiştir. Eserlerindeki olaylar kendisin­den önceki sanatçıların eserlerinde olduğu gibi tanrılar arasında geçmez. Onun eserlerindeki olaylar insanlar arasında geçer.

En önemli eserleri: Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta, Antigone, Elektra, Aias, Trakhisli Kadınlar.

EURİPİDİES (M.Ö. 5. yüzyıl)

Tragedya türünün üçüncü büyük şairidir. Bilgiyi, eleştiriyi tiyatroya kazandırmıştır, insanı her şeyin ölçü­sü olarak ele almıştır yapıtlarında. Usta bir ruh çözüm­leyicisi ve gerçekçi bir karakter betimleyicisidir.

Tiyatro sanatına gerek konu gerekse dekor ve sahne düzeni bakımından yenilikler getirir. Kadın rollerine önem verir ve oyunlarında daha çok, "aşk" konusunu işler. Tragedyaya olduğu kadar felsefeye de ilgi duyar. Yüze yakın oyunundan yalnızca on yedisi günümüze ulaşmıştır. Trajedi sanatına katmak istediği yenilikler, halk tarafından pek benimsenmez. Ancak mitosların dı­şına çıkma gayreti; aşka, tutkulara ve kadınlara verdiği önem; koroyu konudan ayırma düşüncesi, kendisinden sonraki yüzyıllarda yazılan tragedyaları derinden etki­ler. Edebiyata en önemli katkısı oyunlarına gerçek ka­rakterleri sokmasıdır.

En önemli eserleri: Medeia, iphigenea Aulis, Tavris, Orestes, Elektra, Andromakhe, Kerakles, Truvalı Ka­dınlar, Jön, Fenikeliler ve Bakhalar.

ARİSTOPHANES (M.Ö. 4. yüzyıl)

Aristophanes, ilk büyük komedya şairidir. Eserlerinde yergi ve güldürü öğelerine yer vermiştir. Geleneklerine son derece bağlı olduğu için siyaset, felsefe ve sanat alanlarındaki her türlü yeniliğe hücum etmiştir. Felsefe alanında Sokrates'e, sanat alanında da tragedyada ye­nilikler yapan Euripides'e şiddetle hücum etmiştir. Ko­medyalarında devrin tanınmış kişileri ve bazı toplum olayları yerilmiştir. Bu eserlerde kaba şakalar, küfürler, argo sözler bolca yer alır. Aristophanes'in en önemli özelliği, doğrudan doğruya toplum eleştirisi yapmasın­dan ve yaşadığı toplumun siyasal ve kültürel sorunları­nı dolaysız olarak ele almasından gelir. Kişileri, düzeni eleştirmekten çekinmez. Aristophanes'in komedyala­rında genellikle köylülüğü temsil eden bireyleri, komed­ya kahramanı olarak alınır.

En önemli eserleri: Atlılar, Kurbağalar, Eşekarıları, Kuşlar, Barış, Bulutlar, Kadınlar Meclisi, Lisistrata.

M.Ö. IV. yüzyıldan sonra tragedya ve komedya yozlaşmaya, eski değerini yitirmeye başlamıştır. Altın Çağ, düzyazının da düşünsel ürünlerin de bü­yük gelişme gösterdiği bir evre olmuştur. Tarih ala­nında, dünyanın ilk büyük tarihçisi sayılan Herodo-tos, daha sonra Thukydides, Ksenophon ve söylev türünün ilk büyük ismi sayılan Demosthenes; fel­sefe alanında üç büyük Yunan filozofu Sokrates, Platon (Eflatun) Aristoteles ve Pisagor, hep bu dö­nemde yetişmiştir.

HERODOTOS (M.Ö. 4. yüzyıl)

Bodrumlu, Akdeniz çevresindeki ülkelerin çoğunu gez­miş, bu gezileri sırasında insanları; insanların inanç, gelenek, görenek ve her yönüyle uygarlıklarını incele­miş, yazılı ve sözlü belgelerden yararlanmış, ünlü eski Yunan tarihçisidir. "Tarih türünün kurucusu" sayıl­makla birlikte "Tarih" adlı yapıtı mitolojik ve masalcı un­surlar içerir.

EFLATUN (PLATON) (M.Ö. 4. yüzyıl)

Eski Yunan filozoflarının en önemlilerinden olup Sokra-tes'in öğrencisidir, ileride kendisi de Aristo'yu yetiştire­cektir. Eflatun idealizmin kurucusu ve ilk büyük sistem-ci düşünür olup gençlik yıllarında tümüyle Sokrates'in etkisindedir. Hocasının ölümünden sonra uzun bir gezi­ye çıkmış, döndüğünde Atina'da "Akademia"yı kurmuş, bir süre sonra da Sokrates'in felsefesini diyaloglar biçi­minde yaymaya başlamıştır.

En önemli eserleri: Devlet, Kanunlar, Ziyafet, Sokra­tes'in Savunması.

LATİN EDEBİYATI

Eski Yunanlıların tiyatro mirası Sicilya ve Güney İtalya aracılığıyla Roma'ya geçti. M.Ö. II. yüzyılda Latin ti­yatrosu da kendi oyun yazarlarını yetiştirmeye başladı. Genellikle Yunan oyunlarının Latinleşmiş biçimleri yazı­lıyor, mim ve pantomim, temsillerde en önemli yeri tu­tuyordu. Eski çağın Yunanistan'daki birinci dönemi ka­pandıktan sonra, ikinci dönemi eski Roma'da açıldı.

Eski Yunan uygarlığı, hemen her oluşumuyla bu ülkeye geçti. Ancak, güzel sanatlardan çok güce, büyüklüğe düşkün, ince beğeniler yerine katı coşkulara bağlı olan Romalılarda tiyatro çok çabuk yozlaştı. Tiyatroların ye­rini arenalar, hipodromlar aldı; yabani hayvan boğuş­turmaları, gladyatör dövüşleri, araba yarışları Roma halkının en büyük eğlencesi oldu.

üşünce alanında da felsefenin gelişmesine ve derinleş­mesine Roma çağında özgün ve bağımsız bir katkı ya­pıldığı söylenemez. Genel olarak Roma felsefesi, eski Yunan düşüncesinin etkisi altında kalmış ve onu aşamamıştır. Latin edebiyatı sanatçıları şunlardır:

Ennius Tragedya

Plautus Komedya

Trentius Komedya

Vergilius (Aeneis) Şiir(Pastoral, Didaktik, Epik)

Horatius Şiir (Satirik, Lirik, Didaktik)

Ovidius Şiir (Lirik, Mitolojik)

Seneca (Agomemnon) Felsefe ve tragedya

Cicero (Nutuklar) Hitabet

Lucretius Didaktik Şiir

Caesar Söylev, Anı

Catullus Lirik Şiir

Sallustis Tarih

Titus Livius Tarih

Tacitus Tarih

İTALYAN EDEBİYATI

Rönesans hareketi İtalya'da 13. yüzyılda doğmuştur. Rönesans'ın İlk büyük temsilcileri olan Dante, Petrarca ve Boccacio 14. yüzyılda halk dilini yazı dili haline ge­tirmişler ve İtalyan edebiyatının oluşumunu sağlamış­lardır. 15. yüzyılda Hümanizm akımı güçlenmiş, eski Yunan ve Latin klasikleri yeniden incelenmiştir. 16. yüz­yıl İtalyan edebiyatında Ariosto, Tasso gibi destan şair­leri etkili olmuş; sonraki dönemlerde Batılı akımlar bu edebiyatı etkilemiştir, italyan edebiyatının oluşmasında en büyük pay Dante'nindir. Dante, yalnız İtalyan edebi­yatının değil, dünya edebiyatının da önemli şairlerden­dir. Hümanizmin oluşmasında Dante'nin katkısı göz ar­dı edilemez. Hümanizm italya'dan öteki toplumlara ya­yılmıştır. Hümanizmden sonra bir başka önemli hareket olan Rönesans da İtalya'da ortaya çıkmıştır. Aydınlan­ma çağı, yeniçağ olarak da kabul edilen Rönesans, Av­rupa'da düşünce, sanat ve bilim alanında önemli deği­şiklikler yapmıştır.

DANTE (1265 - 1321) (Hümanizm)

Rönesans'ın yaslandığı ana düşüncenin tohumları onun yapıtlarındadır. Bir başka deyişle Dante, Röne­sans'a giden yolun açıcılarındandır. italyancayı yazı di­li haline getirerek "İtalyan edebiyatının kurucusu" ol­muştur. Rönesansı başlatan sanatçılardan olmakla bir­likte, Dante, Aristo düşüncesine bağlı bir sanatçıdır.

Dante'nin en önemli eseri İlahi Komedi (Diviana Commedia)'dir. Dante, şiirlerinde, evrensel bir konuyu, aşk ve sevgi konusunu işlemiştir. O dönemde, Dante'nin yaşadığı Floransa'da siyasal durum tam bir kargaşaya sürüklenmiş; ülke, Aklar-Karalar olmak üzere ikiye ay­rılmıştı. Dante, Akları tutuyordu. Papa yanlısı olan Ka­ralar yönetimi ele alınca Dante de birçokları gibi ülke­den sürüldü. Birçok yer gezdi. İlahi Komedi, bu sürgün döneminin ürünüdür. Bu eser "Terza-rima" biçimiyle yazılmıştır. Eser öbür dünyada Dante'nin yaptığı 7 gün­lük seyahati anlatır. Cennet, Cehennem ve Araf'tan bahseder, ilahi Komedi, alegorik bir yapıya sahiptir.

Dante ayrıca "Beatrice" adlı sevgilisi için yazdığı şiirler­le tanınır. O, bu ismi .bir sembol haline getirmiştir. İlahi Komedyadan sonra 1314'de Monarchia (Monarşi) adlı eseri yazan Dante, yönetim biçimini konu aldığı bu yapıtında, papalık-imparatorluk şeklindeki iktidar par­çalanmasına karşı tek bir hükümdarın egemenliğini sa­vunur.

PETRARCA (1304 - 1375) (Hümanizm)

Latince ve italyanca şiirler yazmıştır. "Lirik şiirlerin­de" aşkın her türlü görünüşü üzerinde durmuş, İtalyan­ca şiirlerini "Türküler" (Cansoniere) adlı kitapta topla­mıştır. Dante'nin etkisinde kalan Petrarca "Sone, Ba­lad, Terza-rima" gibi nazım biçimlerini çok kullanmıştır.

Büyük aşkı "Laura'ya beslediği sıcak ve coşkulu duy­gular, şiirlerine sinmiştir.

BOCCACİO (1313 - 1375) (Hümanizm)

İtalyan edebiyatının en büyük sanatçılarından biri olan ve "küçük hikâye türünün kurucusu" sayılan Bocca­cio, Avrupa edebiyatının temelini oluşturur Hikâyelerin­de Ortaçağ'ın dini konuları yerine, günlük olayları işle­miştir.

Boccacio, Dünya edebiyatında küçük hikâye türü­nün yaratıcısı ve ilk ustasıdır. En ünlü eseri "Decameron'dur. Decameron öyküleri hikâye türünün ilk ör­nekleri sayılır. Floransa'da 1348 yılında patlak veren veba salgınından kaçarak bir villaya sığınan kadın ve erkeklerin birbirlerine anlattıkları yüz öyküden oluş­muştur. (On kişi, on günde onar öykü) Öykülerin çoğu, eski halk masallarından alınmıştır, içlerinde rahibeler, saçları sarıya boyanmış sevgililer, aldatılmış kocalar, aldatan kadınlar, hizmetçiler, uşaklar gibi değişik insan tipleri vardır. Bunları canlı, eğlenceli bir hava içinde yansıtmış, böylece Ortaçağın dinsel konularını bir yana atarak doğrudan doğruya "insan'dan söz etmiştir.

ARİOSTO (1474 - 1533) (Hümanizm)

Rönesans devri edebiyatının en önemli sanatçıların­dan biri olan Ariosto, destan türünde başarı göstermiş­tir. Ariosto'nun Rönesans'a, Hümanizma'ya büyük kat­kısı olan kendisine de ölümsüzlük sağlayan yapıtı "Çıl­gın Orlando (Orlando Furioso)" adını taşır.

Bu destanda Charlemagne (Şarlman) devrinde Hıristi-yanlarla Müslümanlar arasındaki savaşlar anlatılır ve destan, kırk altı uzun şiirden oluşan bir "yapma destan"dır. Ozan, bu yapıtını kendisinden önce yaygınlaş­mış olan şövalye destanlarının etkisinde kalarak oluş­turur. Yapıtta tarihsel olaylar anlatılır. Orlando'nun aşk serüvenlerinin yanı sıra, bütün bu olayları büyük bir şi­ir ustalığı ile kaynaştırarak dile getiren ozan, günlük olaylara değinmekten de geri kalmaz.

TASSO (1544-1595) (Hümanizm)

Rönesans devrinde, destan türünün en başarılı sanatçılarındandır. Eserlerinin konularını Ortaçağ'dan al­makla birlikte, biçimsel açıdan Homeros'u taklit etmiş­tir.

En önemli eseri, I. Haçlı Seferi'nde Kudüs'ün alınışını anlatan "Kurtarılmış Kudüs" adlı yapay destandır. Tasso da Ariosto'nun yararlandığı kaynakları (Şövalye destanları) kullanmakla birlikte Tasso'nun yapıtındaki şiirsel hava, Ariosto'nun Çılgın Orlando'sundan çok farklıdır. Tasso'nun yapıtında cehennemin şeytanları­nın Tann'nın, paganları Hıristiyanların, büyünün ve aş­kın tuzaklarını dinsel inancın karşısına koyan bir çatış­ma ağır basar. Tasso, Homeros'tan ve özellikle Vergili-us'tan etkilenmiş, onlara bağlı kalmıştır.

FRANSIZ EDEBİYATI

Fransız edebiyatının ilk örneklerini de destanlar oluştu­rur. 12. yüzyıla kadar pek varlık göstermeyen Fransız edebiyatında en önemli ürün "Chanson De Roland" destanıdır.

Rönesans döneminde gelişmeye başlayan Fransa'da gerçek Rönesans 16. yüzyılda gerçekleşir. Fransa'da Rönesans XVI. yüzyıla Rabelais'nin doğalcılığı, Ron-sard'ın Epikürosçuluğu, Montaigne'nin kuşkuculuğu ile üçlü bir atılım getirdi. Fransız edebiyatı, sonraki dö­nemlerde birçok sanat akımının doğuşuna tanıklık et­miş, bu akımların gücüyle beslenmiştir. 17. yüzyılda Klasisizm akımının egemen olduğu Fransız edebiyatı, 18. yüzyılda giderek toplumsal nitelik kazanır. 19. yüz­yılda çağın getirdiği karamsarlık, edebiyatta Roman­tizm akımına dönüşür. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızlı bir değişim yaşanan Fransız edebiyatında; Realizm, Natüralizm, Parnasizm akımlarının sıralandı­ğı görülür. 19. yüzyılın sonlarında düzyazıda Natüra­lizm gelişir. 20. yüzyılın başlarında ise Realizme tepki olarak şiirde Sembolizm dönemi başlar.

Fransız edebiyatının önde gelen sanatçıları

şunlardır:

Klasisizm:

Ronsard, Rabelais, Montaigne, Corneille, Racine, Mo-liere, La Fontaine, La Bruyere, Pascal, Madame Le Fayatte

Romantizm:

J. J. Rousseau, Lamartine, Victor Hugo, A. Dumas, Alfred de Musset

Realizm:

Balzac, Stendhal, Gustave Flaubert

Natüralizm:

Emile Zola, Goncourt Kardeşler, Maupassant, A. Daudet

Sembolizm:

Paul Valery, Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Jules Ver-ne, Baudelaire

Egzistansiyalizm:

Jean Paul Sartre...

RABELAİS (1490 - 1533) (Hümanizm)

Rabelais, "Gargantua" ve "Pantagruel" adlı yapıtlarıyla Fransız romancılığının kurucusu sayılmıştır. Rabelais, romanda birlik sağlamanın klasik kurallarına yabancı olmakla birlikte, roman türünde, diyalog, kısa öykü, bi­limsel nitelikli yazı gibi çeşitli anlatım biçimlerini kay­naştırmayı başarmıştır. Olağanüstü bir güldürü ve ha­reket anlayışına sahip olan, bunları zamanın bütün ko­nuşma biçimlerini içeren bir dille anlatan Rabelais, soy­tarılıkla heyecanın, mit ile gerçeğin, akıl ile sayıklama­nın birbirine karıştığı bir roman dünyasının yaratıcısı ol­muştur.

RONSARD (1524 - 1585) (Hümanizm)

Yeni Fransız şiirinin kurucusu Ronsard'dır. Ronsard, Yunan ve Latin edebiyatlarında gördüğü şiir türlerini ve biçimlerini Fransız edebiyatına taşıdı. Amacı, Antik şii­rin gizlerini öğrenerek Fransız şiirini yenileştirmekti. Gerçekten de Ronsard, açıklığına ve esnekliğine zarar vermeden dili zenginleştirdi. Büyük bir nazım tekniği ustası olarak "uyum"a apayrı bir önem verdi; birçok "ri­tim" de yarattı ve şiirin eğretileme dünyasını zenginleş­tirdi.

MONTAİGNE (1533 - 1592) (Hümanizm)

Rönesans'ın ve Fransız edebiyatının en önemli sanatçılarındandır. Serbest düşünmenin öncülerinden sayıl­maktadır. Montaigne, deneme türünün kurucusu ve ilk büyük ustasıdır. "Denemeler" adını taşıyan ve üç cilt olarak yayımlanan eserinde: "Herkes önüne bakar, ben içime bakarım; benim işim yalnız kendimledir. Hep kendimi gözden geçiririm, kendimi yoklarım, kendimi tadarım. Bir şey öğretmem, sadece anlatırım." diyen Montaigne'nin bu ünlü yapıtındaki amacı, kendini çıkış noktası yaparak doğa, yaratılış, gelenek ve görenekler üzerinde düşünmenin büyük cesaret istediği bir ortam­da insana ve onun sorunlarına eğilmektir. Birey ve top­lumla ilgili her konu üzerinde durmuş, Ortaçağ'a ait dü­şünce ve inanç kalıplarının dışına çıkarak hemen her konuyu yeni baştan düşünmüş ve yazmıştır. Zengin bir aile içinde yetişmiş, iyi bir eğitim görerek Eski Yunan ve Latin kültüründen yararlanmıştır. Düşünce ve görüşleri­ni özgürce ortaya koyar, şüpheci bir yapısı vardır. Sko­lâstik anlayışa değer vermemiş, çeşitli konular üzerin­de çok ilginç öneriler ileri sürmüştür. Rönesans (Aydın­lanma Çağı) döneminin önemli sanatçılarındandır. Olayları çözümlemekten çok, onların nedenlerini bul­maya çalışmıştır. Yaşadığı süre boyunca sürekli araş­tırmış, şüpheci tavrını sürdürmüş, tüm bunları aydın­lanmak için yapmıştır.

CORNEİLLE (1606 - 1684) (Klasisizm)

17. yüzyıl Fransız edebiyatının ilk büyük "klasik traged­ya" şairidir. Klasisizm akımının savunucusu olan Corneille, Fransız tragedyasının öncü yazarlarındandır. Komedi de yazsa Tragedyada daha başarılı olmuştur. Aynı zamanda iyi bir hukukçudur. Hitabetinin kuvvetli olmasında onun hukukçu yönü etkili olmuştur. Fransız tiyatrosunun klasik döneminde katı kuralları yok saya­rak yazdığı "Le Cid" adlı oyunu büyük tartışmalara yol açmıştır. Oynanan bir oyunundan sonra büyük tepkiler almıştır. Bunun üzerine yedi yıl yazı hayatına ara ver­miştir. Tekrar yazı hayatına dönmüş ve oyun yazmaya devam etmiştir. Corneille, kahramanlarını, olayları ola­ğanüstü vasıflarıyla ele alır ve gerçeğe yaklaştırarak iş­ler. Oyunlarında ideal karakterler yaratmıştır. Psikolojik çözümleme ile dramatik gerilimlerden yararlanır. Sa­natçının en büyük mahareti, gerçeği ona heyecan kata­rak anlatmasıdır. Corneille'in kahramanları tutkularını yenmeyi bilen, iradeli kişilerdir. O, insanları "oldukları" gibi değil, olmaları gerektiği gibi anlatmıştır.

Eserleri:

Le Cid, Horace, Cinna

RACİNE (1639 - 1699) (Klasisizm)

17. yüzyıl Fransız edebiyatında Klasisizmin en büyük temsilcilerindendir. Racine, Fransız edebiyatının ünlü trajedi yazarlarındandır. Racine bazı eserlerinde, Türk tarihinden kahramanlara ve olaylara da yer vermiştir. Moliere ve Corneille ile birlikte 17. yüzyıl Fransa'sının en önemli üç oyun yazarından biri kabul edilir. Moliere ve Corneille'e göre daha az eser vermiştir. Racine, Fransız klasik trajedisinin dramatik biçimini mükemmel hale getirmiş, üç birlik kuralına uygun, son derece ba­şarılı psikolojik çözümlemeler ortaya koymuştur. Eser­lerinde ihtiraslarına esir olan insanın zaaflarını ortaya koymuştur. Racine'in kahramanları tutkularına yenik düşen kişilerden oluşur.

Eserleri:

Beyazıt, Andromaque, Athaile, Britannicus, Esther, İphigenie

MOLİERE (1622 - 1673) (Klasisizm)

Çok ünlü bir komedya yazarıdır. Komedyalarında, gül­dürürken düşündürmeyi amaçlamış, eserlerini gülünç gelenekler ve karakterler üzerine kurmuştur.

Fransa'da kendisinin açtığı töre ve karakter komedya­sının en büyük eserlerini vermiştir;

Moliere'in eserlerinde sonradan görme zenginler, gü­lünç burjuvalar, züppeler, hastalarını soymaya çalışan doktorlar, bilgiçlik taslayan cahil kadınlar, dini çıkarla­rına âlet eden ikiyüzlüler, cimriliği huy edinmiş kişiler büyük bir başarıyla anlatılır.

Klasik dönem komedi yazarı Moliere'in en önemli başa­rısı, yaşadığı dönemde komediyi, günlük hayatın içine çekmesi ve yaşanan sorunlara duyarlı bir hale getirme­si olmuştur. Karakterlerini de hep günlük yaşamda ko­laylıkla rastlanır tiplerden seçmiştir. O, bütün yanlışla­rın, kusurların ve sorunların güldürü yoluyla düzeltilebi­leceğine inanmıştır.

Eserleri:

Gülünç Kibarlar, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Zoraki Evlilik, Adamcıl, Tartuffe, Zoraki Tabip, Cimri, Ki­barlık Budalası, Scapin'in Dolapları, Hastalık Hastası, Bilgiç Kadınlar...

LA FONTAINE (1621 - 1685) (Klasisizm)

Fransız edebiyatında "fabl" türünün en tanınmış sanat­çısıdır. Konularının çoğunu, diğer klasik sanatçılar gibi eski Yunan ve Latin yazarlarından, özellikle de "Aiso-pos"tan almıştır.

Hikâye, roman ve oyun da yazmış olan La Fontaine'in en ünlü eseri "Fabllar'dır.

Onun masallarını Türk edebiyatına kazandıranlar ara­sında Orhan Veli Kanık'ın ayrı bir yeri vardır.

Eserleri:

Ağustosböceği ile Karınca, Karga ile Tilki, Kurt ile Ku­zu, Aslan ile Fare

LA BRUYERE (1645 - 1696) (Klasisizm)

Klasik Fransız edebiyatının önemli sanatçılarındandır. "Portre" (insanları fiziksel, ruhsal yönleriyle anlatan ya­zı) türünde çok başarılı olmuştur. Kusursuz bir üslupla yazmış, biçim olgunluğuna büyük önem vermiştir. Ama­cı, insanları daha iyi hâle getirmektir.

En önemli eseri, "Karakterler" adını taşır. Zamanının hemen hemen bütün tiplerini birkaç satır, birkaç sayfa içerisinde portreler halinde anlatmıştır. Bu yazılarında "insanların kusurlarını yüzlerine vurmak" böylece "on­ları olduklarından daha iyi bir hale getirmek" amacında­dır. Karakterler'de bir ahlakçı gözüyle ileri sürdüğü fel­sefi görüşlerini dile getirmiştir.

MONTESOUİEU (1689 -1755) (Romantizm Öncü)

Ünlü Fransız filozoflarındandır. Bordeaux Üniversite-si'nde hukuk eğitimi alır. Paris'te bir süre avukatlık yap­tıktan sonra Bordeaux'ya döner. Bordeaux parlamento başkanlığının yanında Akademi üyeliğini yürütür. Orta­ya koyduğu birçok bilimsel çalışmayı bu akademiye su­nar. 1721'de yayınladığı "İran Mektupları" adlı eseri, ki­lisenin tepkisini çeker. 1726'da Paris'e yerleşir, Fransız Akademisi'ne üye seçilir. Avrupa'yı dolaşır, bir süre Londra'da kalır. 1748'de "Kanunların Ruhu Üzerine" adlı ünlü eserini yayınlar. Eser papalık tarafından ya­saklanır. Montesquieu, hem toplumu hem bireyi karma­şık ilişkiler içinde bir bütün olarak ele alır. Demokrasi, din, yasaklar, yönetim, devlet biçimleri, ülkelerin coğrafyalarının toplumsal yapıya etkisi gibi konulardaki ça­lışmalarıyla siyaset bilimcilerin öncüsü olur. Eseri Türk-çeye de çevrilir.

VOLTAİRE (1694 - 1778) (Romantizm Öncü)

Parisli bir noterin oğlu olan Voltaire, 18. yüzyılın önem­li fikir adamı ve trajedi yazarıdır. Fransız edebiyatının romantik sanatçılarındandır. Paris Üniversitesi'nde hu­kuk okur. Ancak, o hukuku değil edebiyatı tercih eder ve kısa zamanda Paris'in tanınmış simalarından biri haline gelir. Bu yıllarda Voltaire, hiciv dolu yazıları, si­yasi ve toplumsal meselelere değinen şiirleriyle ilgi top­lar. Ancak Voltaire, bu şiirlerden birinde Kral XV. Louis'i eleştirince kendisini hapishanede bulur. Özgürlüğünü ise başka bir şiirine borçludur Voltaire. Hapiste yazdığı "Le Henriade" adlı uzun şiiri sarayın beğenisini kaza­nınca serbest bırakılır. Şiirleri ve hicivleriyle ünlenen Voltaire, 1717'de devlet adamlarıyla alay eden bir hic­viye yazdığı için tekrar hapis cezasına çarptırılır. Hapis­teyken ilk piyesini yazar.

Bu piyesin sahnelenmesinden sonra tanınmaya başla­nır. 1726'da İngiltere'ye giden sanatçı, bu ülkedeki öz­gür ortamı çok sever, "ingiltere Mektupları" adlı eserin­de bu komşu ülkedeki iyi yönetimi ve özgürlüğü anlatır.

Voltaire, edebiyat, felsefe ve tarih alanlarında eserler verir. Serbest düşüncelidir, özgürlüğü sever. Düşünce­lerini eserlerinde çok açık ve anlaşılır bir biçimde anla­tır. Fransız İhtilali'njn düşünsel yapısını oluşturan en önemli sanatçılardandır.

Eserleri:

Candide, Felsefe Sözlüğü, Hikâyeler

J.J.ROUSSEAU (1712-1778) (Romantizm öncü)

Fransız İhtilah'nı hazırlayan düşünürlerden biridir. 18. yüzyılın en büyük yazarlarından biri olan Rousseau, halk egemenliği, eşitlik ve özgürlük temellerine dayalı yeni bir toplum düzeni tasarlamıştır. Doğaya karşı duy­duğu derin sevgi ile edebiyatta Romantizm akımına yol açanlar arasındadır. Romantik sözcüğünü ilk kez kul­lanmıştır. Gönül ve duygu yolunu akıl yolundan üstün tutan yazar duygulandırmayı kanıtlamaya tercih eder. Siyaset, toplum, din ve eğitim konularındaki görüş ve önerileriyle olduğu gibi kişisel nitelikli sanatıyla da ku­şaklar boyunca süren yankılar uyandırır. Daha çok, in­san ve toplum ilişkileri üzerine çalışmış, devletin eşitlik, özgürlük ve adaletin simgesi olması gerektiğine inan­mıştır. Bu inançla eserlerinde cumhuriyet, özgürlük, eşitlik, adalet kavramlarını ele almıştır. Onun içindir ki J. J. Rousseau'nun eserleri Fransız ihtilalı'nın çıkma­sında büyük rol oynamıştır.

Eserleri:

Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev, Toplum Sözleşme­si, Emile (Çocuk eğitimi) İtiraflar (anı)

LAMARTINE (1790 - 1869) (Romantizm)

Romantizmin ilk Fransız şairidir. Şiir ve roman türlerin­de eserler vermiştir. Romantizmin lirik ve hüzünlü yanı­nı hazırlayan Lamartine, Abdülmecit döneminde bir sü­re istanbul'da yaşamıştır ve Türklere yakınlığıyla tanı­nır. "Osmanlı Tarihi" adında bir tarih çalışması da var­dır. Romanlarında tasvirler geniş yer tutar.

Eserleri:

Şairane Düşünceler (Yeni Şiir Düşünceleri), Bir Meleğin Düşüşü (şiir), Graziella, Raphael (roman)

VİCTOR HUGO (1802 - 1885) (Romantizm)

Fransız romantizmin en ünlü sanatçılardandır. Roman, tiyatro, şiir türlerinde eserler vermiştir.

"CromvveM" adlı dramının önsözünde, Romantizmin kurallarını belirtmiştir.

Şiir ve romanlarda toplumsal konularla ilgili düşüncele­rini kişisel duygu ve coşkularını birleştirmesini bilmiştir. Çok parlak ve canlı bir üslupla anlattığı aşk vb. kişisel duygulardan başka doğa, özgürlük, vatan sevgisi gibi temalar üzerinde durmuştur.

Victor Hugo'nun "dram" kuramı (Trajedi ve komedinin bileşimi) 1827'de yayımlanan Cromwell adlı oyununun önsözünde yer alır. Cromvvell; uzunluğu, kişilerinin çok­luğu, olaylarının karmaşıklığı nedeniyle oynanması olanaksız, başarısız bir oyundur. Üç yıl sonra "Hernani" adlı oyununun sağladığı başarıysa, yalnızca dramın, yalnızca oyun yazarı Hugo'nun değil, bir bakıma bütün romantik akımın başarısı olur.

Hugo'yu, Fransız ya da yabancı, bütün öteki romantik­lerden ayıran, ondaki söz büyüsü, söz ustalığıdır. Eğer romantizm, ruh ve düş ise; Hugo şiirlerinde olduğu gibi düzyazısında da büyük bir romantiktir. Eserleri:

Roman: Sefiller, Nötre Dame de Paris

Oyun: Cromvvell, Hernani, Kral Eğleniyor, Lucrece Bor-gia, Ruy Blas

Şiir: Sonbahar Yaprakları, Akşam Şarkıları, Işıklar ve Gölgeler, Yüzyılların Efsanesi

ALEXANDRE DUMAS PERE

(1802 -1870) (Romantizm)

Romantik Fransız edebiyatının önemli sanatçılarından­dır. Romanları ve oyunlarıyla tanınmıştır. Üç yüze ya­kın macera romanına imza atan Fransız yazardır. Ken­disi ile aynı adı taşıyan oğlu da tanınmış bir yazar oldu­ğundan, isminin başına "pere" (baba) sözcüğü getirile­rek anılır. Edebiyat alanında önce oyunlar yazarak ün­lenmiş, ama kalıcılığını tarihsel macera romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi - kötü ayrımı belirgindir. Victor Hugo ile birlikte romantik dra­mın kurucusu sayılır.

Romanlarının sanatsal bir değeri yoktur; ancak anla­tımdaki canlılık, sürükleyicilik onların çok okunmasını sağlamıştır. Tarihi konuları işlemiş, polis ve serüven romanları yazmıştır.

Eserleri:

Tiyatro: III. Henry ve Maiyeti, Christine, Antony, Napeleon Bonaparte

Roman: Üç Silahşörler, Yirmi Yıl Sonra, On Yıl Sonra (Demir Maskeli Adam), Monte Kristo Kontu Markizin İti­rafları, Korsikalı Kardeşler (roman)

HONORE de BALZAC (1799 - 1850) (Realizm)

Realist romanın kurucusudur. Fransız edebiyatında realizmin öncüsü sayılmakla birlikte eserlerinde roman­tik özellikler de görülür. Balzac, yaşamın içinden yola çıkarak anlattığı insanları, doğal ve toplumsal çevresi içinde çözümlemeye çalışır.

Gerçekçi romanın öncüsü sayılan Balzac, romanların­da betimlemelere önem vermiştir. Ayrıca sağlam bir gözlem yeteneğine sahiptir.

italya'da Dante'nin, ispanya'da Cervantes'in, İngilte­re'de Shakspeare'in, Almanya'da Goethe'nin, Rusya'da Tolstoy'un yaptığı gibi, o da Fransa'da gerçekliğe dam­gasını vurmuş, dilin bütün olanaklarını kullanarak çağı­nın toplumunu anlatmış, kendi kişiliğini yapıtına yansı­tarak, yaşamla edebiyat arasında şaşırtıcı ilişkiler kura­bilmiştir. Yaşamla romanı kaynaştırarak, 'yaşamdaki zaferlerle' 'edebiyattaki zaferleri' aynı potada eritmiş, yaşamını ve romanlarını 'kesinlikle aynı biçimde kur­muştur. Yapıtlarının tümünü "İnsanlık Komedyası" diye adlandırmıştır.

Eserleri:

Roman: İnsanlık Komedyası (dizi romanlarının genel adı), Eugenie Grandet, Goriot Baba, Vadideki Zambak, Köylüler, iki Yeni Gelinin Hatıraları (roman)

STENDHAL (1783 - 1842) (Realizm)

Fransız edebiyatının önemli realist yazarlarındandır. Önceleri tiyatro ve felsefeyle ilgilense de daha sonra romana yönelir.

Çağdaşları tarafından önemi anlaşılmayan Stendhal, romanlarında psikolojiyi ön plana çıkararak psikolojik çözümlemeler yapmıştır. Keskin gözlemleri, kişilik çö­zümlemeleri, sezgileri, süslemesiz sayılan üslubunun temel özelliği olan hareketle birleşince, Stendhal, en az kendi kişiliği kadar renkli yapıtlar sunmuştur.

Eserleri:

Kırmızı ve Siyah (Kızıl ile Kara), Parma Manastırı, Roma'da Gezintiler

GUSTAVE FLAUBERT (1821-1880) (Realizm)

Realizm'in kurucusu ve en büyük temsilcisidir.Anlattık-ları gözlem ürünüdür, gerçekçi tipler yaratmıştır. Yalnız Fransa'nın değil bütün dünyanın en tanınmış romancılarındandır. Yaşamdaki çarpıklıklardan, aksaklıklardan sanata sığınmıştır. Eserlerinde hayalindeki ideal insan­lığı anlatmıştır.

Eserleri:

Madam Bovary, Salambo, Duygusal Eğitim

EMİLE ZOLA (1840 - 1902) (Natüralizm)

Natüralizm akımının kurucusudur. Gerçekçiliğin sıra­danlaştığı ve etkisini yitirdiği bir dönemde, kendi yön­temleriyle diğerleri arasındaki ayrımı belirtmek için Na­türalizm vurgusunu kullanarak romanı bilimselleştirme­yi amaçlamıştır. Deneysel roman anlayışının öncüsüdür. Eserlerinde, kişileri soyaçekim, içgüdülerin ve sos­yal koşulların etkisine bağlı olarak anlatmıştır. Roma­nın yanı sıra deneme ve inceleme türlerinde de yapıt­lar ortaya koymuştur.

Eserleri:

Nana, Germinal, Meyhane, Gerçek

GONCOURT KARDEŞLER (Natüralizm)

Goncourt Kardeşler, iki kardeş olan Edmond de Goncourt (1822-1896) ve Jules de Goncourt

(1830-1870) adlı Fransız romancılardır.

Eserlerini ayrı ayrı değil birlikte yazmaya karar verirler. Bu iki kardeş aslında iki farklı kişilik olmasına rağmen son derece uyumludur, sanki tek bir kişilik gibidir. Bu birlik ve beraberlik, yalnızca duyguda değil düşüncede de görülür. Yazdıkları eserler sanki bir kalem tarafından yazılmış görüntüsü verir. Goncourt Kardeşler, Natüra-lizmin, Emile Zola'dan sonraki en önemli temsilcileridir. Eserlerini bilime, gözleme dayanan bir yöntemle, bü­yük bir titizlikle yazmışlardır. Artistik üslubun yaratıcıla­rı arasında sayılır. Goncourt Kardeşler, aynı zamanda Goncourt Akademisi'ni kurmuştur.

GUY de MAUPASSANT (1850-1893) (Natüralizm)

Fransız roman ve hikâye yazarıdır. Kısa süren hayatın­da Fransız edebiyatının, hikâye dalında en güzel ör­neklerini vermiştir.

Alışılmış, sıradan konuları, alışılmamış sıradışı bir bi­çimde anlatması üslubunun en belirgin özelliğidir. Üslu­bu sade, süssüz ve açıktır. Maupassant, olay ağırlıklı hikâyeler yazmıştır. Olaya dayalı hikâye türünün nitelik­lerini belirlemiş, bu türün kurucusu sayılmıştır.

Eserlerinde kendi hayatının sıkıntılı yönlerini, insanla­rın bencilliklerini, eksik ve kusurlarını karamsar bir ba­kış açısıyla anlatır. Usta hikayeci, iki yüzün üzerinde hi­kâye yazmıştır.

Türk edebiyatında Ömer Seyfettin'in öykülerinde, Mau-passant'ın etkilerini görmek mümkündür.

Eserleri:

Bir Hayat, Güzel Dost, Ölüm Kadar Acı, Kartopu, Ay Işığı

ALPHONSE DAUDET (1840 - 1897) (Natüralizm)

Eserlerini Natüralizmin etkisiyle yazan Fransız yazar­dır. Düzenli bir eğitim görmemiştir. Eserlerinde betimle­melere önem vermiş, ayrıntılı betimlemeler yapmıştır. İyimser ve canlı bir anlatım kullanmıştır.

Eserleri:

Değirmenden Mektuplar, Paris'te Otuz Yıl

TH. GAUTİER (1811 - 1872) (Parnasizm)

Fransız edebiyatı şairidir. "Sanat için sanat" kuramını savunanların başında gelir. Biçimsel güzelliği her şeyin üstünde tutar.

HEREDİA (1842 - 1905) (Parnasizm)

Ünlü Fransız şairi Heredia, Parnasizm akımının en önemli temsilcilerindendir. Güçlü betimlemelerle yazdı­ğı soneleri, insanlık tarihinin farklı yönlerini yansıtır. Şi­irlerinin dili neredeyse kusursuz bir güzelliğe sahiptir.

Heredia, sonenin üstadı sayılır. En önemli eseri "Gani­metler" adlı şiir kitabıdır.

BAUDELAİRE (1821 - 1867) (Sembolizm)

Fransız şiirinin yenileşmesinde önemli rol oynayan bir şairdir. Baudelaire, Sembolizmin öncü şairlerindendir. Sembolist ve gerçeküstücü şairleri derinden etkilemiş­tir.

Ünlü Amerikan şair Edgar Ailen Poe'dan etkilenmiştir. Poe'nun'şiirlerini Fransızcaya başarılı bir şekilde çevir­miştir. Yazdığı bütün şiirlerini topladığı "Kötülük Çiçek­leri" adlı kitabı büyük bir yankı uyandırmıştır.

ARTHUR RİMBAUD (1854-1891) ( Sembolizm)

Fransız edebiyatının tanınmış sembolist şairlerinden biridir. Rimbaud'un şiirlerinde sözcükler, yepyeni biçim­lerle birleşir. Kendisinden sonra gelen şairleri büyük öl­çüde etkilemiştir. Onun kendine özgü bir şiir dili vardır. Hayal dünyasında hiç alışmadığımız görüntüler yer alır. Birçok şiiriyle sürrealistler için zengin bir kaynak olmuş­tur.

Eserleri:

Cehennemde Bir Mevsim, İlhamlar, Işıklar

PAUL VERLAİNE (1844-1896) (Sembolizm)

Sadece Fransa'da değil, dünyada en çok okunan şairler­dendir. Paris'te parnasçı şiir akımının temsilcileriyle tanı­şır. 1866 yılında "Çağdaş Parnas" adıyla yayımlanan derlemeye o da sekiz şiiriyle katkıda bulunur. 18. yüzyıl ressamlarının yapıtlarını, şiirlerinde yansıtmaya çalışır. Şiirleriyle olduğu kadar şiir ve şairler üstüne yazdığı ya­zılarıyla da sanat dünyasında önemli bir yer edinir.'

Verlaine, ilk dönemlerinde romantizme tepki olarak başlayan ve biçimsel yetkinlik temelinde öznellikten uzak, arı bir şiire yönelen parnasçı şiir akımından etki­lenir, ancak daha sonraki yıllarda parnasçılıktan uzak­laşarak sembolist şiirler yazar. Tüm dünyada kendin­den sonra gelen şairler üzerinde iz bırakan Verlaine için önemli olan; kesinlikten uzak, belirsiz ve kapalı, ko­lay yakalanamayan, esnek ve uçucu bir şiir dilinin yara­tılmasıdır.

MALLARME (1842 - 1898 ) (Sembolizm)

Sembolizmin temsilcilerinden olan Fransız şairdir. Sembolizmin etkisiyle nesneleri adlarıyla çağırmak ye­rine onları zihinde çağrıştırmayı daha uygun bulur.

JEAN PAUL SARTRE (1905 - 1980) (Egzistansiyalizm)

Modern Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarındandır. Sanatçı, denemeci, eleştirmeci, çağının ana sorunları­nı çözümlemeye çalışan bir düşünürdür. Egzistansiya­lizmin en önemli temsilcisidir. Her şeyin odağına insanı yerleştirmiştir.

Eserleri:

Roman: Bulantı, Akıl Çağı, İçimizde Ölüm, Mühlet, Son Şans

Hikaye: Duvar

Oyun: Sinekler, Kirli Eller, Mezarsız Ölüler Düzyazı: Diyalektik Aklın Eleştirisi, Sözcükler

İNGİLİZ EDEBİYATI

Rönesans'la ileri seviyeye ulaşan özgürlük ortamı Av­rupa ülkelerinin yalnızca yaşam tarzına değil, edebiya­tına da yansımıştır. Aydınlanma Çağı da denilen Röne­sans'la birlikte Bacon, Shakespeare gibi sanatçılar İngiliz edebiyatının ilk örneklerini vermiş, daha sonra Fransa'da ortaya çıkan sanat akımlarının etkisiyle İngi­liz edebiyatı biçimlenmiştir.

VVİLLİAM SHAKESPEARE (1564-1616)

Ünlü İngiliz oyun yazarıdır. Yarattığı karakterlerde in­san doğasının en değişmez özelliklerini benzersiz bir şiir diliyle yansıtması dolayısıyla, yaşadığı yüzyıldan bu yana her çağda ve her ülkede en sık sahnelenen oyun­ların yazarı olmuştur. Komedi ve trajediler kaleme alır.

Komedilerinde, benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. Trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken di­ken eden bir gerilim yaratabilmiştir. İzleyicilerin ve oku­yucuların, Shakespeare'in oyunlarında en çok hayran­lık duydukları şeylerden biri, onun yapıtlarındaki karak­terlerin "kitap karakterleri" gibi gözükmemesidir. Tersi­ne, bu karakterler bir oyunda değil de yaşamda karşı­laşıldığında görür görmez tanınacak kadar gerçek kişi­lerdir.

Eserleri:

Romeo ve Juliet, Henry, Yanlışlıklar Komedyası, Vero-nalı, İki Centilmen, Venedik Taciri (Komedi)

Jul Sezar, Hamlet, Othello, Kral Lear, Macbeht (Traje­di)

BACON (1561 -1626)

ingiliz devlet adamı ve filozofudur. Bacon'ın felsefesinin merkezinde bilim vardır. Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır. Ona göre bilim, do­ğanın özüne yönelmelidir. Doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır. Pragmatizm ile (yararcılık) sonuçlanacak olan deney temeline dayanan İngiliz felsefesinin ilk to­humlarını atmıştır. Bacon'a göre bilimin başlıca yönte­mi tümevarım yöntemidir. Bacon, yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin, gelişimini göstermiş, doğa ve akıl arasında bir bağ kurulabileceği fikrini yerleştirmiştir. Montaig-ne'den sonra deneme türünde önemli eserler veren Bacon, "Denemeler" adlı eseriyle deneme türüne bi­çim, anlatım ve içerik bakımından daha başka bir nite­lik kazandırmıştır. Bacon'ın derli toplu, özlü ve sağdu­yuyu yansıtan düşünce ve görüşlerini içeren deneme­leri, uzun süre hayatta başarı ve mutluluğun yollarını arayan kimseler için yol gösterici bir rol oynamıştır. Eserleri:

Denemeler, Yeni Atlantis

LORD BYRON (1788 - 1824) (Romantizm)

İngiliz edebiyatının en önemli romantik şairlerindendir. Romantik şairler içinde, Avrupa yazını ve sanatına damgasını en uzun süreyle vuran şair, Byron olmuştur. En önemli eseri Don Juan adlı şiiridir.

DANİEL DEFOE (1660 - 1731) (Realizm)

Modern ingiliz romanının başlatıcısı sayılır. Daha çok, serüven ağırlıklı roman yazar.

Eserleri:

Roman: Robinson Crusoe, Kaptan Singleton'un Haya­tı, Veba Yılı

CHARLES DİCKENS (1821 - 1870) (Realizm)

Realist akımın öncülerinden sayılan İngiliz romancıdır. Dickens, romanlarındaki kişileri kendi çevresinden se­çer, işlediği konularda mizah ve acıdan aynı anda ya­rarlanır. Eserleri: Roman:

Oliver Tvvist, David Copperfield, Bir Noel Şarkısı, İki Şehrin Hikâyesi, Antikacı Dükkânı

JONATHAN SVVİFT (1667 - 1745)

İngiliz edebiyatının büyük hiciv ustasıdır. Eserleri:

Roman: Gulliver'in Seyahatleri

OSCAR VVİLDE (1854 - t900)

İngiliz yazar ve estetikçisi olan Wilde, yazdığı "Raven-na" adlı şiiriyle Nevvdigate Ödülü'nü kazanır ve bir yıl sonra Londra'ya yerleşir. Şiirler, hikâyeler, denemeler, oyunlar yazan Oscar VVİlde'in bir de romanı vardır. Eserleri: Şiir: Poems

Roman: Dorian Gray'in Portresi Tiyatro: Önemsiz Bir Kadın, İdeal Bir Koca, Ciddi Ol­manın Önemi

İSPANYOL EDEBİYATI

İspanyol edebiyatı, Dünya edebiyatına bir Fransız ede­biyatı, ingiliz ya da Alman edebiyatı kadar katkı sağla­masa da İspanyol sanatçı Cervantes Dünya edebiya­tında büyük yankılar uyandırmıştır. Onun yazmış oldu­ğu Don Kişot adlı roman, modern romanın başlangıcı ve başlatıcısı sayılır.

CERVANTES (1547 -1616)

İspanyol edebiyatının dünyaca ünlü romancısıdır. İs­panya ve Venedik'in Osmanlılara karşı açtığı savaşa katılır. Savaşta yaralanan ve Osmanlılara esir düşen Cervantes, Cezayir'e götürülür. Fidye karşılığında ser­best kalarak ispanya'ya döner. Ülkesine döndükten sonra "Don Kişot" adlı romanını yayınlar. Eserleri:

Roman: Don Kişot

LOPE DE VEGA:

Tiyatro: Sevilya Yıldızı, En iyi Yargıç Kraldır, Bahçıva­nın Köpeği, Köylü Şerefi

ALMAN EDEBİYATI

Alman edebiyatının romantizmin ortaya çıkmasından sonra oluşmaya başladığını görüyoruz. Alman edebi­yatının oluşmasında özellikle Goethe, Schiller gibi bü­yük sanatçıların çok büyük etkileri olmuştur.

J. VVOLFGANG GOETHE (1749 - 1832) (Romantizm)

Alman ve dünya edebiyatının en önemli şair ve yazar­larından olan Goethe, Romantizmin temsilcilerindendir. Yazdığı eserlerle Avrupa edebiyatını, fikir hayatını de­rinden etkilemiştir. ' Eserleri:

Roman: Genç VVerther'in Acıları, William Meister'in Çr-rakhk Yılları

Tiyatro: Faust, Tasso, Stella

Şiir: Baladlar, Toplum Türküleri, Batı - Doğu Divanı

FRİEDRİCH SCHİLLER (1759-1805) (Romantizm)

Alman edebiyatının en büyük şairlerindendir. Goet-he'den sonra Almanların en büyük lirik, romantik şairi sayılır. Sanatta güzellik ve ahlakı, faydayı bağdaştır­mak amacıyla eserler ortaya koymuştur. Eserleri:

Wilhelm Teli, Haydutlar, Don Carlos RUS EDEBİYATI

19. yüzyılda Romantizmin etkisiyle eserler veren Rus sanatçıların eserleriyle Rus edebiyatının temelleri atılır. Rus sanatçılar önce Romantizmin sonrasında Realiz­min etkisiyle ortaya koyduğu eserlerle dünya edebiya­tında büyük yankı uyandırırlar.

PUŞKİN (1799 - 1837) (Romantizm)

Rus şair, oyun yazarı ve romancısıdır. Eserleri:

Kar Fırtınası, Acemi Bir Köylü Kızı, Byelkin'in Hikâyele­ri, Dubrovski, Yüzbaşının Kızı, Çingeneler

GOGOL (1809 - 1952) (Realizm)

Rus romancı ve oyun yazarıdır. Gogol, Rus edebiyatında Romantizmin bilinen kuralla­rını bırakıp konularını günlük yaşamın içinden seçmiş­tir. Eserlerinde insan davranışlarını gerçekçi bir şekilde anlatmıştır. Üslubunda mizah unsuru ağır basar. Eserleri:

Ölü Canlar (Roman) Bir Evlenme, Kumarcılar, Mayıs Gecesi, Müfettiş (Komedya)

TURGENYEV (1818-1883) (Realizm) Rus edebiyatı yazarlarından olan Turgenyev, realist akımın temsilcilerindendir. Gerçekçi Rus romanının ön­cülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri:

Babalar ve Oğullar, Rudin, Bir Asilzade Yuvası, İlk Aşk, Bahar Seli, Arefe, Duman

DOSTOYEVSKİ (1822 - 1881) (Realizm)

Rus edebiyatının dünyaca ünlü romancısıdır.

Dine ve geleneklere bağlı olan Dostoyevski'nin eserle­rinde ruh tahlilleri geniş bir yer tutar. Genellikle yoksul­ları, haksızlığa uğrayanları, suçluları ve tutkularına ye­nik düşenleri ele almıştır.

Eserleri:

Roman: Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Ölüler Evin­den Anılar, İnsancıklar, Kumarbaz, Budala, Cinler, De­likanlı, Karamazov Kardeşler

TOLSTOY (1828 - 1910) (Realizm)

Rus edebiyatının dünyaca ünlü yazarlarındandır.

Realizmin önemli temsilcilerindendir.

Toistoy, çok keskin bir gözlemcidir. Sade bir üslupla yazdığı eserlerinde karakterler, gelenekler ve olaylarla ilgili sahneler gerçekler çok uygundur. Yaşamı boyunca büyük bunalımlar, sıkıntılar, çelişkiler yüzünden huzur­suzluk duymuştur.

Sanatçı kişiliği ve eserleriyle yaşadığı döneme damga­sını vuran Tolstoy, Dünya edebiyatının da en büyük ya­zarlarından sayılır. Eserlerinin günümüzde de birçok ül­kede ilgiyle okunması bunun en önemli göstergesidir. Eserleri:

Roman: Kazaklar, Savaş ve Barış, Anna Karenina, İvan ilyiç'in Ölümü, Diriliş, Hacı Murat Oyun: Yaşayan Ölü

ANTON ÇEHOV (1860 - 1904) (Realizm)

Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin en önemli ustalarındandır. Yazdığı bir öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülünü kazanır. Daha sonraları yaklaşık 1000 sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline dönüştü­rür. Aynı zamanda sefaleti ve umutsuzluğu ele alan ve önceki öykülerindeki çılgınca komiklikle garip bir zıtlık sergileyen ciddi yapıtlar da yazar. Zamanla bu yönü çok daha ağır basar ve daha sonraki yapıtlarına tümüy­le egemen olur. Çehov, durum öykücülüğünün kurucu­su sayılır. Maupassant'ın öncüsü olduğu olay öykücü­lüğünün alternatifi olan bu yeni öykü anlayışı, sonraki dönem öykücülerini de etkiler. Sanatçı, modern öykü­cülüğe zemin hazırlamıştır. Sanatçının oyunlarında, devrim öncesinde umutsuzca yaşayan soyluların ve aydınların iç dünyasını başarıyla sergiler. Çehov'un bü­tün yapıtları ölümünden kırk yıl sonra 20 cilt halinde ya­yımlanır. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır. Türk edebiyatında Memduh Şevket Esendal, Çehov'un öykülerinden etki­lenmiştir.

Eserleri:

Hikâye: Hikâyeler, Altı Numaralı Koğuş, Köylüler

Tiyatro: Martı, Üç Kız Kardeş, Vanya Dayı, Vişne Bah­çesi

İSKANDİNAV EDEBİYATI

İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka edebiyatları, İskandinav edebiyatını oluşturur. Söz konusu ülkelerin edebiyatları da bütün edebiyatlar gibi destanlarla, ma­sallarla ve halk şarkılarıyla başlar. İskandinav ülkeleri edebiyatı asıl gelişimini 19. yüzyıldan sonra sağlamıştır.

HENRİK İBSEN (1838 - 1906)

Avrupa'da modern tiyatronun kurucularından sayılan sanatçı, Norveç edebiyatına mensuptur. Yurt sevgisiyle dolu bir yazardır. Eserlerinde yüce duy­gularla bayağı hislerin çarpışması, yenilik arzusu ve ih­tilalci bir ruh görülür: Dramları sade, süssüz ve sağlam yapılıdır. Eserleri:

Peer Gynt, Hortlaklar, Halk Düşmanı

AMERİKAN EDEBİYATI

Amerikan edebiyatı, yetiştirdiği sanatçılarla Dünya edebiyatına önemli katkılarda bulunmuştur. Poe, Mark Twain, J. Steinbeck, Hemingvvay gibi önemli sanatçılar ortaya koydukları eserlerle Dünya yazınını etkilemiştir.

EDGAR ALLAN POE (1809 - 1849) (Sembolizm)

Amerikan edebiyatının önemli şair ve yazarlarındandır. Edgar Allan Poe, şiirin yanı sıra polisiye türünde önem­li eserlere imza atmıştır.

Poe, Sembolizmin önemli temsilcilerindendir. Çok gü­zel şiirler kaleme almıştır. Fransız şairleri üzerinde de­rin bir etki bırakmıştır. Şiirleri Fransız şair Baudelaire tarafından çevrilince ünü daha da yayılır. Eserleri:

Şiir: Kuzgun, Anabel Lee Hikaye: Kızıl Ölümün Maskesi Polisiye Roman: Morg Sokağı Cinayeti, Çalınan Mek­tup

MARK TVVAİN (1835 - 1910) (Realizm)

Amerikan edebiyatının önemli yazarlarındandır. Aynı zamanda gazeteci olan Mark Twain, bir güldürü ustasıdır. Bütün yaşamı boyunca zengin olmaya çaba­lamış, ama bunu hiçbir zaman başaramamıştır. Serü­venci bir yazar olan Tvvain, dünya klasikleri arasına gir­miş önemli eserlere imza atmıştır. Eserlerinde hep gül­dürü unsurlarından yararlanmıştır. Alaycılığının, güldürücülüğünün temelinde hep bir burukluk vardır. Uygar­lık diye, çağdaşlık diye öne sürülen çıkar düzenlerine, ucuz siyasi politikalara, ikiyüzlülüğe, yeteneksizliğe karşı büyük bir öfke taşımıştır içinde. Bunlar, doğal ola­rak yazdığı eserlerine de yansımıştır. Eserleri:

Tom Savvyer'in Maceraları, Huckleberry Finn'in Mace­raları, Bir Cinayet Bir Sır ve Bir Evlilik, Çalınan Taç

JACK LONDON (1876 - 1916)

Amerikan edebiyatının dünyaca ünlü yazarlarındandır. Jack London'ın hayatı yoksulluk içinde geçmiştir. Jack London, hikâye ve romanlarında tabiat - insan ilişkisini, toplumun sorunlarını dile getirmiştir. Eserleri:

Vahşetin Çağrısı, Güneş Çocuğu, Deniz Kurdu, Beyaz Diş, Büyük Serüven, Demir Ökçe

ERNEST HEMİNGVVAY (1898 - 1961) (Realizm)

Amerikan edebiyatının önemli yazarlarındandır. Kısa öykünün ustaları arasında gösterilmektedir. He-mingvvay, sade, anlaşılır ve son derece akıcı bir yazım tarzıyla, dünya edebiyatında çığır açmış bir yazardır. İlk olarak kısa öyküler yazmaya başlar. Hemingvvay eser­lerinde izlenimlerini sade, açık bir dille aktarır. Yapıtla­rının amacı, yüzeyin altındaki gerçeklere ulaşmaktır. O, yaşanmış olayları, gerçekleri, edindiği izlenimleri anlat­mak peşindedir. Yazar, önce Pulitzer ödülüne, sonra Nobel ödülüne (İhtiyar Adam ve Deniz) layık görülür. Eserleri:

Roman: Silahlara Veda, Çanlar Kimin için Çalıyor, ihti­yar Adam ve Deniz

Hikâye: Zamanımızda, On Hikâye, Güneş de Doğar, ilkbahar Selleri, Kadınsız Erkekler

JOHN STEİNBECK (1902 - 1968) (Realizm)

Amerikan edebiyatının önemli yazarlarındandır. John Steinbeck, eserlerinin konusunu çoğunlukla ger­çek yaşamdan alır. Özellikle ikinci Dünya Savaşı'nı, do­ğurduğu acı sonuçlarıyla ele alır. Onun.eserlerini, im­gelerden bolca yararlanan "sanatsal" eserler olmaktan çok, yüzyılın başında önemli toplumsal değişimler ya­şanan topraklarda, toplumsal gerçekliğin, ayrıntılı bir gözleme dayanan, tamamıyla gerçekçi birer yansıtılışı olarak görmek daha doğrudur. 1962'de Nobel edebiyat ödülünü alan Steinbeck, daha çok roman türünde eser­ler vermiştir. Eserleri:

Altın Kadeh, Yukarı Mahalle, Fareler ve insanlar, Ga­zap Üzümleri, Sardalye Sokağı, Al Midilli, Tatlı Perşem­be

AVUSTURYA EDEBİYATI

Avusturya ile Almanya'nın sınır komşusu olması iki top­lumun sanat ve edebiyatına da yansımıştır. Dolayısıyla Avusturya'edebiyatının, Alman edebiyatının etkisiyle oluştuğu söylenebilir.

STEFAN ZVVEİG (1881 - 1942)

Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve roma­nının yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşa-möyküleriyle de ünlüdür. Balzac, Dickens, Dostoyevs-ki, Stendhal ve Tolstoy gibi ünlü sanatçıların yaşamöy-külerini ustalıkla yazıya aktarmıştır. Ayrıca Zweig, ede­biyatta psikolojik tahlilleriyle tanınmış bir yazardır. Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanınan yazarı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freud'un öğretisine duyduğu ilgidir.

Eserleri:

Roman: Satranç, Acı Duygular, Tehlikeli Merhamet, Amok Koşucusu Anı: Dünün Dünyası Biyografi: Macellan, Amerigo

KAFKA (1883-1917)

İçine kapanık bir kişiliği olan Kafka, yaşamı boyunca bu durumdan kurtulamaz. On beş yaşındayken yazdığı ilk öykülerini sonradan imha eder. Eserlerini yazmaya başlar. Kafka'nın yaşamında "yazma"nın özel bir yeri vardır. Babası tarafından aşağılanan, hiçbir şey olarak görülen Kafka, bunun sıkıntısını yetişkin olduğunda da hisseder. Albert Camus'nün taş olmak istemesi gibi Kafka da, kara saplanmış yararsız bir odun parçası ol­mak ister. Kafka'ya göre ne kadar küçük ve basit bir ha­yat sürerse, yaşam o kadar mutlu ve sorunsuz olacak­tır.

Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerle­mek neredeyse imkânsızdır. O, bu durumu şöyle açık­lar: "Doğru yol, yerden bir karış yüksekte bulunan ger­gin bir ip gibidir. Fakat bu ip, üstünde yürümek için de­ğil de insanın ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır."

"Dönüşüm" adlı eserinde de bu düşüncesinin yansıma­sı görülür. Eserde, böceğe dönüşen bir adam konu edilmektedir. Tüm karamsarlığına rağmen Kafka'nın ro­manlarında her zaman bir ümit ışığı görmek mümkün­dür.

Kafka, dostu Max'ten, ölümünden sonra yazdığı her şeyi yakmasını ister. Yazdıklarının gereğinden fazla ki­şisel ve değersiz olduğunu düşünür. Max onunla aynı fikirde değildir ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleye­rek yayınlar.

Eserleri:

Roman: Dava, Şato, Yitik, Amerika Hikâye: Yargı, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi, Açlık Cambazı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile