REKLAM

GARİPÇİLER (I. YENİLER)

1.Garipçiler (I.Yeniciler) adı verilen ve Türk şiirinde çığır açan bu topluluk 1940 sonrası oluşmuştur.
2.Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu’dan oluşur.
3.OMO şeklinde akrostiş metoduyla öğrenilebilir.
4.Şiirde ölçü ve uyağın kısıtlayıcı etkilerine son verip “serbest şiir” yazmayı seçmişlerdir.
5.“Şairane söyleyişler, mecazlar, benzetmeler”yerine “yalın ve içten bir söyleyişi” tercih etmişlerdir.
6.Günlük konuşma dilini “şiir dili” durumuna getirmişlerdir.
7.Şiiri söylev havasından kurtarmışlardır.
8.Şiirde, “parça güzelliğini değil, bütün güzelliğini” savunmuşlardır.
9.Dörtlük şiir anlayışını bırakmışlar ve mısra sonlarındaki ses benzerliklerine önem vermemişlerdir.
10.İnsandan kopuk, soyut temalara başkaldırmışlardır.
11.Şiirin konusunu zenginleştirmişlerdir.
12.Her türlü konuyu, sıradan insanları, sokağı yani “doğal yaşamı” şiire katmışlardır.
13.Sıradan insanlara, halk arasından seçilmiş kişilere yer verilmesi günlük dil ve sanatsız söyleyiş özelliğiyle uygunluk gösterir.
14.Halk şiirinin olanaklarından ve Batı’nın sürrealizminden (gerçeküstücülük) yararlanmışlardır.
15.Açık ve anlaşılır şiirle Türk edebiyatına yeni bir soluk ve canlılık getirmişlerdir.
16.Duygu ve düşüncenin aktarımını engelleyen donuk kalıpları kırıp, insanlara yaşama sevinci getiren yeni bir içerik oluşturmuşlardır.
17.Üç şair, şiirlerini “garip” adlı bir kitapta (1941) topladıkları için “Garipçiler” diye anılırlar.
18.Bu kitabın önsözü bir “bildirge” niteliği taşır.

ORHAN VELİ KANIK (1914–1950)
1.Garipçilerin genel özellikleri geçerlidir.
2.Edebi sanatlara yer vermez.
3.Nükteli bir söyleyişi vardır.
4.Doğa betimlemelerine başvurur.
5.Ölçü ve uyağa önem vermez.
6.Toplumsal sorunlara değinir.
7.Şiiri birtakım kalıp ve klişelerden, benzetmelerden, şairanelikten kurtarmıştır.
8.Yalın, gündelik bir dil kullanmıştır.
9.Gündelik hayatı şiirin çıkış noktası yapmıştır.
10.Kimi şiirlerinde bir alay sezilir.
11.Her türlü sözcüğün şiire girebileceğini göstermiştir.
12.Meşhur şiirleri: Cımbızlı Şiir, Anlatamıyorum, İstanbul’u Dinliyorum, Dalgacı Mahmut,
Kitabe-i Seng-i Mezar, Bizim Gibi, Galata Köprüsü, Kapalı Çarşı
13.Garip kitabını üçü birlikte çıkarmıştır.
14.Şiir kitapları: Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı Düzyazı: Denize Doğru
15.La Fontaine’in Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları (72 fıkrayı nazma çekip yazmış)

MİLLİ EDEBİYAT ZEVK VE ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR:
1.Milli edebiyat döneminin devamı sayılabilir.
2.Genel olarak halk şiiri biçimlerini kullanmışlardır.
3.Nazım birimi dörtlüktür.
4.Hece ölçüsü kullanılır.
5.Sade, anlaşılır bir dil vardır.
6.Söyleyiş lirikten çok didaktik bir söyleyiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı iki döneme ayrılır:

a) 1923- 1940 yılları arası Türk Edebiyatı
b) 1940 yılları sonrası Türk Edebiyatı

 

SAF (ÖZ) ŞİİRİN ÖZELLİKLERİ:

1.Saf şiir anlayışı Paul Valery'nin şiirde dili her şeyin üstünde tutan görüşünden hareket eder.

2.Şairler, Batı edebiyatından Paul Valery,Stephane Mallerme ve Divan şiirinin biçimci yapısından bir hayli etkilenmişlerdir.

3.Türk edebiyatında "Saf Şiir" eğilimi Ahmet Haşim'in "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" adlı makalesiyle (Türk edebiyatında ilk poetika örneği kabul edilir.) başlar.

4.Sanatın bir form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel şiir yazmaktır.

5.Bu anlayışla kendilerine özgü özel bir imge düzeni oluştururlar. Özgün ve yaratıcı olan bu imgeler, dilin mantığına uygun ve dilin anlam alanını genişletip dile yeni olanaklar sunacak bir yapıya sahiptir.

6.Dilde saflaşma düşüncesi, kendini rahat şiir yazma şeklinde başat öğe olarak gösterir. Şiirsel söylemin zirvesine ulaşmak düşüncesiyle dilin yücelişi paralellik gösterir.

7.Şiirde her türlü ideolojik sapmanın dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran şiir yazma eğilimi, bu şairleri her türlü mektepleşme eğiliminin dışında kalıp müstakil şahsiyetler olarak şiir yazmaya yöneltmiştir.

I. ÜNİTE: SANAT METİNLERİNİN AYIRICI ÖZELLİKLERİ

Sanat eserlerinin ortaya çıkmasının birçok sebebi vardır. Sanatçı kendini diğer insanlara anlatabilmek için çeşitli yollar denemiştir çağlar boyunca. Kendini anlatma çabası, sanatçının zihninde ortaya çıkmış, bu isteği giderebilmek için de çeşitli yollar denemiştir. İşte onun bu denediği yollar daha sonra sanatların ve sanat eserlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

 

Edebiyatta bir gelenek vardır. Sanatçılar, yaşadıkları çağın duygu, düşünce vb. anlayışlarını içine doğdukları toplumda hazır bulduklarından, geleneksel olarak yüzyıllarca işlenen bir edebiyat geleneğine de sahip olacaklardır. Sanatçılar, yaşadıkları döneme göre değerlendirilirler sözü de bu anlamda doğrudur. Sanatçı, yaşadığı dönemin değer yargıları, duygu ve düşüncelerine göre değerlendirilirler.

 

Bir milletin ilerleyip yükselmesi için sanat ve bilim alanında yenilik düşüncesine açık olmaları gereklidir. Bir millet sanat ve bilim alanında ilerleyebiliyorsa, daima yükselebilir.

 

Sanat Metinleriyle Öğretici Metinler Arasındaki Farklar

 

Öğretici Metinler:

  • Okuyucuya vermek amacıyla yazılır.
    • Kurgu değildir, gerçekler dile getirilir.
    • Gerçeklik ön plandadır.
    • Açıklayıcı anlatım türüyle kaleme alınır.
    • Resmi, açık ve sade bir dille yazılır, üslup kaygısı yoktur.
    • Sanat kaygısı taşımaz.
    • Dil göndergesel işlevde kullanılır.

 

Sanatsal Metinler:

  • Okuyucuya estetik zevk vermek amacıyla yazılır. Güzellik esas alınarak yazılmıştır.
  • Bilgilendirme amacı yoktur.
  • Okuyucuda merak uyandırır.
  • Dil sanatsaldır, üslup kaygısı vardır.
  • Öyküleyici ve betimleyici anlatım türüyle kaleme alınır.
  • Kişi, zaman, mekân, tarih değiştirilebilir.
  • Olaylar gerçek ya da kurmacadır. Gerçekler kurgulanarak anlatılır.
  • Hayallere ve mecaz anlatımlara yer verilir.
  • Samimi, süslü ve mecazlı dil kullanılır.
  • Dil şiirsel işlevde kullanılır.