REKLAM

1. "Sanatta ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir." sözünde anlatılmak istenen nedir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
2. Cemil Meriç'in: "Dergiler, hür tefekkürün kalesidir." sözünden hareketle dergilerin fikir, sanat ve edebiyat hayatındaki rolü ve önemi ile ilgili neler söylenebilir? Sözlü olarak ifade ediniz.

1. "Sanatta ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir." sözüyle sanat eserinde sanatçının üslubunun önemi vurgulanmıştır. Bu, sanatçının hangi sanat dalında olursa olsun sanatının estetik yönünün kuvvetli olması gerektiğini ifade etmektedir.

2. "Dergiler, hür tefekkürün kalesidir." sözüyle dergilerin sanat, edebiyat, düşünce konularının özgürce konuşulduğu, yayımlandığı birer yer olduğu ifade edilmiştir.

ETKİNLİK (sayfa 83-84)

Sınıf iki gruba ayrılır. Araştırma sonuçlarından, Servet-i Fünûn ve Kırk Yıl adlı metinler­den hareketle birinci grup Servet-i Fünûn adının ne anlama geldiğini, ikinci grup "Servet-i Fünûn" adlı derginin ne zaman ve kim tarafından çıkarıldığını söyler.

ı. Grup: Servet-i Fünun, “fenlerin zenginlikleri” anlamına gelmektedir.
2. Grup: Servet-i Fünun, 1891 yılındaAhmet İhsan tarafından çıkarılmaya başlanmış, 1896 yılında da derginin başına Tevfik Fikret getirilmiştir.

1. "Sanatta ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir." sözünde anlatılmak istenen nedir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
2. Cemil Meriç'in: "Dergiler, hür tefekkürün kalesidir." sözünden hareketle dergilerin fikir, sanat ve edebiyat hayatındaki rolü ve önemi ile ilgili neler söylenebilir? Sözlü olarak ifade ediniz.

1. "Sanatta ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir." sözüyle sanat eserinde sanatçının üslubunun önemi vurgulanmıştır. Bu, sanatçının hangi sanat dalında olursa olsun sanatının estetik yönünün kuvvetli olması gerektiğini ifade etmektedir.

2. "Dergiler, hür tefekkürün kalesidir." sözüyle dergilerin sanat, edebiyat, düşünce konularının özgürce konuşulduğu, yayımlandığı birer yer olduğu ifade edilmiştir.

ETKİNLİK (sayfa 83-84)

Sınıf iki gruba ayrılır. Araştırma sonuçlarından, Servet-i Fünûn ve Kırk Yıl adlı metinler­den hareketle birinci grup Servet-i Fünûn adının ne anlama geldiğini, ikinci grup "Servet-i Fünûn" adlı derginin ne zaman ve kim tarafından çıkarıldığını söyler.

ı. Grup: Servet-i Fünun, “fenlerin zenginlikleri” anlamına gelmektedir.
2. Grup: Servet-i Fünun, 1891 yılındaAhmet İhsan tarafından çıkarılmaya başlanmış, 1896 yılında da derginin başına Tevfik Fikret getirilmiştir.

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (1896-1901)

 

Tanzimatla başlayan edebi alanda "yenileşme" çabala­rı, bütünsel bir hareket olarak ilk meyvesini Servet-i Fünun döneminde verir. Sanatçılar, yeni bir edebiyat orta­ya koydukları için Servet-i Fünun edebiyatı, "Edebiyatı Cedide (Yeni Edebiyat)" olarak da anılmaktadır.

 

Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk ede­biyatında 1860'tan beri devam eden Doğu - Batı müca­delesinin kesin sonucunu belirleyen aşamadır. Batı, mücadeleyi kazanmıştır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk ede­biyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik ba­kımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır.

 

1. Bu dönem sanatçıları, siyasal baskıdan ötürü toplumsal sorunlara değinmediler. Fransız edebi­yatına hayranlık duyduklarından bu edebiyatın biçim ve anlatım özelliklerinden etkilendiler. Bu durum, dönemin sanatçılarını, halk kitlelerinden uzaklaştırdı. Böylece sanatçılar, dönemin aydınla­rına seslenen, konak ve yalılarda sanat tartışma­ları yapan bir kimliğe büründüler. Konularını İstan­bul dışına çıkaramadılar. Verdikleri eserlerde.koyu bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde kaldılar.

Bu parçada sözü edilen edebiyat topluluğu ve onun üyelerinden biri aşağıdakilerin hangisin­de birlikte verilmiştir?

A) Divan edebiyatı - Fuzulî

B) Tanzimat - Ziya Paşa

C) Servet-i Fünun - Mehmet Rauf

D) Milli edebiyat - Halide Edip Adıvar

E) Beş Hececiler - Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Servet-i Fünun Edebiyatının özellikleri

1. Şiirde amacın güzellik olduğu, şiirin fikirleri yaymakta bir araç olarak kullanılamayacağı savunulmuştur; yani sanatın sanat için olduğu fikri hakimdir.

2. İlk kez, Batı’dan alınan sone, terzarima gibi nazım şekilleri kullanılmış, ayrıca serbest müstezat şekli geliştirilmiştir.

3. Tanzimatta görülen dilde sadeleşmeye yönelme tamamen terk edilmiş, aksine yeni duygu ve hayalleri karşılamak için Arapça ve Farsçadan yeni sözcükler alınmıştır.

4. Tanzimatçıların halk şiirine gösterdikleri ilgi tamamen unutulmuş, hatta halk şiirinin basitliğiyle alay edilmiştir.