REKLAM

1981-2003 arası ÖSS'de çıkmış anlatım bozukluğu soruları ve çözümleri
Anlatım Bozuklukları ÖSS Soruları ve Cevapları

1.


“İyi bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Bunu şöyle anlayabiliriz: Bir sözcüğü attığımızda cümlenin anlam ve anlatımında bir daralma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.”

Bu ölçüte göre, aşağıdakilerden hangisi iyi bir cümle değildir?



A) Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

B) Yağmur, sabaha değin aralıksız yağdı.

C) Bütün gün tarlada hiç ara vermeden çalıştık.

D) Doğadaki canlılar üzerinde sayısız inceleme yapıldı.

E) Ormanların iklim üzerindeki etkisi anlatıldı.

(1981 - ÖSS)






Açıklama bölümünde gereksiz sözcüğün ne olduğu anlatılıyor. Bir sözcük cümlede başka bir sözcükle ifade edilmediği sürece gereklidir.Gereksiz sözcük değişik biçimlerde karşımıza çıkar.

1. Eş anlamlı sözcüklerle ortaya çıkar.

“Öğüt ve nasihatlere pek kulak vermez.” derken “öğüt” ve “nasihat” eş anlamlıdır. Birisi atılabilir.

2. Bir sözcüğün anlamı içinde görülür:

“Onunla aynı yaşıt olduğumu biliyorum.” derken zaten “yaşıt” aynı yaşta demektir. “Aynı” sözü gereksizdir.

3. Eklerle ortaya çıkar: “Benim romanlarım şiirlerimden değerlidir.” derken romanlarım sözündeki iyelik eki onların bana ait olduğunu gösterir; “benim” sözü atılabilir.

Soruya dönersek A’da “neşeli” ve “şen” sözcüklerinin eş anlamlı olduğunu görürüz. Gereksiz sözcük kullanıldığından bu cümle iyi bir cümle değildir.

Diğerlerine kısaca bakacak olursak B’de “sabaha değin” ve “aralıksız” sözcüklerini görürüz. Aynı anlamda gibi ancak sabaha değin kısa aralıklarla yağmış olabilirdi. C’de “bütün gün” “hiç ara vermeden” yerine “sadece yemek araları vererek” de diyebilirdi. Demek ki farklı bir anlamı var. D ve E seçeneklerinde çeldirici yok.



Cevap A








2.


“Sınıfa girer girmez insanı düşündüren, ilginç sorular

I

başlar. Çocukların düşüncelerine önem verince,

şaşırtıcı sorular peş peşe gelir. Bir anda büyür o

II III

küçücük çocuklar, mantıkları ile kocaman olurlar.”

IV V

Yukarıdaki parçada altı çizilmiş sözlerden, bulunduğu yere göre anlamca en gerekli olanı hangisidir?



A) I B) II C) III D) IV E) V

(1982 - ÖSS)






Bir sözün cümlede en gerekli durumda bulunması, onun anlamca yerini tutan başka bir sözün cümlede bulunmaması demektir. Buna göre cümleleri inceleyelim. “İlginç sorular” zaten insanı düşündüreceğinden (I) gereksizdir. Yine ilginç olması insanı şaşırtacağından (II) de gereksizdir. “Kocaman olur” sözünden “küçücük” çocukların “büyüdükleri” de bellidir. Öyleyse (III) ve (IV) atılabilir. Cümlede “mantıkları ile” sözünü karşılayacak başka bir söz olmadığından (V) cümlede en gerekli unsurdur.



Cevap E






3.


“Hiçbiri - Ali Suavi’den başka - ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş, Padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.”

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?



A) İkinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

B) Birinci cümlecikteki arasöz, gereken biçimde düzenlenmemiştir.

C) Birinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

D) Birinci cümlecikteki yüklemin sonuna “- dir” eki getirilmemiştir.

E) Her iki cümleciğin yüklemleri arasında olumluluk olumsuzluk bakımından uyum sağlanmamıştır.

(1982 - ÖSS)






Cümleyi incelediğimizde iki ayrı cümle bulunduğunu görürüz. Bu tür cümlelerde ortak kullanılan öğelere dikkat edilmelidir. “Düşünmemiş” yükleminin ve “...görev saymıştır” yükleminin ortak öğesi öznedir; çünkü görev sayanla düşünmeyenler, aynı kişiler. Cümlede özne ise “hiçbiri” sözcüğüdür. Bu sözcük, özne olduğunda yüklem daima olumsuz çekimlenir. Buna göre bakarsak birinci yüklem olumsuz olduğu halde ikinci yüklem olumludur. Dolayısıyla ikinci cümlenin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.



Cevap A





4.


“Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize, hikâ-yeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.”

Bu cümlede hangi sözcükten sonra virgül (,) konursa anlam karışıklığı giderilmiş olur?



A) genç B) saçlarına

C) hikâyeciliğimize D) getire

E) bu

(1982 - ÖSS)






Cümlede virgül “genç” sözünden sonra konmalıdır. Çünkü virgül olmadığında, sanki “genç” olan saçlarmış gibi bir anlam çıkıyor. Bunu virgülle önleyip genç olanın “isimler” olduğunu belirginleştirebiliriz.



Cevap A






5.


“Yazar, bu özü, birtakım ilkelerden, hazır formüllerden yola çıkarak değil,somut gerçeklerden, yaşanmış deneyimlerden yola çıkarak yeniden buluyor.”

Bu cümlede geçen kelimelerden hangileri atıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma olmaz?



A) bu - yeniden

B) ilkelerden - somut

C) birtakım - değil

D) yazar - gerçeklerden

E) hazır - yaşanmış

(1983 - ÖSS)






Cümlede bir sözün anlamı içinde bulunan başka bir sözü kullanmak, gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede de buna benzer sözler vardır. Örneğin “formül” zaten hazır hale gelmiş sembollerdir. Öyleyse “hazır” demeye gerek yok. “Deneyim” belli yaşantılardan sonra edinilen durumdur. Dolayısıyla “yaşanmış” sözü de gereksizdir. Bunlar cümleden atılabilir.



Cevap E




6.


Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili kelime çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?



A) Ortaklar arasındaki mevcut ikiliği giderdik.

B) Parkın içindeki kurumuş ağaçları kestik.

C) Yokuşun dibindeki ahşap eve taşındık.

D) Babamla birlikte evdeki eski eşyaları dışarı taşıdık.

E) Gölün kıyısındaki yaşlı çınar ağaçlarının altına koştuk.

(1983 - ÖSS)






A’daki “mevcut” sözünü çıkarırsak değişmez. Çünkü “ortaklar arasında” sözü ikiliğin mevcut olduğunu gösteriyor zaten. Diğerlerindeki sıfatlar, isimlerin ayırıcı vasıflarını belirttiğinden cümleden çıkarılamaz.



Cevap A






7.


Aşağıdakilerden hangisi dil ve anlatım yönünden yanlıştır?



A) Yayınevinin çıkardığı bütün romanları alıyorum, okuyorum.

B) Bu koşullar içinde pek çok sanatçı olduğunu duyuyorum, görüyorum.

C) Bu konuda söylenenlere inanıyor, her yerde öne sürüyordu.

D) Geçen ay yayımlanan aylık dergilerin birinde okudum, gördüm.

E) Erken yatıp erken kalkmanın yararına inanırdı, herkesi de inandırırdı.

(1983 - ÖSS)






Cümlelere baktığımızda sıralı cümlelerin bulunduğunu görüyoruz. Böyle cümlelerde ortak öğelere dikkat edilmelidir. Çünkü aynı öğeyi her fiil aynı eklerle almaz. Örneğin “Resimlere baktı, bana verdi” cümlesinde bakılan şeyle geri verilen şey resimlerdir. Ancak “baktı” sözcüğü “resimlere” şeklinde aldığı halde bu öğeyi, verdi sözcüğü almaz, yani “resimlere bana verdi” denmez. Öyleyse biz bu öğeyi, “vermek” fiiline uyduralım. Sözcük “resimleri bana verdi” şeklinde “-i’’ hal eki alacaktır. Kısaca her fiil öğeleri uygun eklerle almalıdır. Buna göre seçeneklere baktığımızda, C’de “söylenenlere inanıyor” denmiş, diğer cümlede ise “her yerde öne sürüyor” denmiş; “Neyi her yerde öne sürüyor?” diye sorarsak “bu konuda söylenenleri” cevabı gelecektir. Oysa cümlede böyle bir nesne yoktur. Dolayısıyla cümle “onları her yerde öne sürüyordu.” şeklinde nesne ilavesiyle düzeltilmelidir.



Cevap C






8.


“Cansız varlıkların ya da soyut kavramların çoğulları özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur.”

Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uyulmamıştır?



A) Köylüler, uzaktan uzağa bağrıştılar.

B) Dağlar, gün batımına doğru kızıllaştı.

C) Boksörler yaman dövüştüler.

D) Bu düşünceler, geçerliliğini çoktan yitirdi.

E) Bu tür duygular, gözlerimi yaşartırlar.

(1983 - ÖSS)






A ve B’de özne insandır. B ve D’de cansız varlık ve soyut kavramdır, yüklemleri tekil olduğundan kurala uygundur. E’de ise “duygular” soyut bir kavramdır, buna rağmen yüklem çoğul eki almıştır. “Yaşartırlar” değil “yaşartır” olacaktır.



Cevap E

9.


“Aldığı şehirlere Türkleri yerleştirmek suretiyle Türkleştirdi.” cümlesindeki anlatım pürüzü nasıl giderilebilir?



A) “şehirlere” yerine “şehirlerde” kelimesini getirerek

B) “Türkleştirdi” den önce, “insanları” kelimesini ekleyerek

C) “yerleştirmek suretiyle” yerine “yerleştirerek” kelimesini getirerek

D) “Türkleştirdi” yerine “Türkleştirildi” kelimesini ekleyerek

E) “Türkleştirdi”den önce, “oraları” kelimesini ekleyerek

(1984 - ÖSS)






Cümledeki “Türkleştirdi” yüklemine “Nereyi Türkleştirdi?” sorusunu sorarsak “şehirleri” cevabı gelir. Oysa “şehirler” sözü cümlede “-e” ekini almış. Dolayısıyla cümlenin nesnesi yoktur. Bu eksikliği gidermek için cümleye şehirlerin yerine geçecek bir nesne getirilmelidir. Bu ise “oraları” zamiri olacaktır. B’deki “insanları” sözü de nesnedir. Ancak cümlede kişilerden değil “şehirlerden” söz edilmiş.



Cevap E






10.


Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki “daha” kelimesi çıkarılınca cümlenin anlamında daralma olur?



A) İstiyorsanız bir defa daha anlatayım.

B) Bilmiyorum, ben göreve daha yeni başladım.

C) Bekle, Müdür bey daha gelmedi.

D) O zamanlar bu yol, şimdikinden daha kötüydü.

E) Görünüşüne bakma, daha altı yaşına yeni girdi.

(1984 - ÖSS)






A’daki “daha” sözü çıkarılırsa cümlenin anlamı daralır. Çünkü “daha” cümleye önceden de ‘’anlatma’’ işinin yapıldığı anlamını veriyor. Eğer çıkarırsak anlatma işi bir kez yapılmış olacak.



Cevap A






11.


Bu kitap, yayınevimizin, ölümünün 10. yıldönümünde

I II III

ünlü şaire, onun yüce anısına armağandır.

IV V

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için hangi kelime ya da kelime grubu çıkarılmalıdır?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1985 - ÖSS)






Bir sözcükte tamlayan eki (ilgi eki) “-ın -in...” bulunduğunda genellikle buna bağlı bir iyelik eki bulunur. Burada “yayınevimizin” denmiş, ancak onun nesi olduğu söylenmemiş. Aslında “yayınevimizin armağanı” şeklinde bir tamlama kurulması gerekir. Oysa “armağandır” sözünde iyelik eki yok. Dolayısıyla “yayınevimizin” sözündeki ek bağlantısız kalmış. Eğer bu sözcüğü çıkarırsak yapısal bozukluk ortadan kalkar.



Cevap B






12.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kendi” kelimesinin çıkarılması, anlatımda bozukluğa yol açmaz?



A) Bu ayrıcalığın sadece kendi için olduğunu sanıyorsa aldanıyor.

B) Kendi gibi gece gündüz çalışacak birini arıyor.

C) O da herkes gibi kendi hakkına razı olmalıdır.

D) Herkesi kendi gibi düşünmeye zorluyor.

E) Bu kez kendi değil, kardeşi gelmiş.

(1985 - ÖSS)






“Kendi” sözü dönüşlülük zamiridir. Çoğunlukla kişilerin yerine geçer. Diğer zamirlerle ya da kişiyi karşılayan eklerle de kullanılabilir. Seçeneklere baktığımızda C’de “hakkına” sözünden cümlenin gelişine göre “onun hakkı” olduğu anlamı çıkar dolayısıyla “kendi” sözüne gerek yoktur. Pekiştirme anlamı veren bu sözü çıkarsak da cümlenin anlamı bozulmaz. Diğerlerinde “kendi” sözcüğüyle karşılanan kişinin yerine geçen başka ek ya da sözcük yoktur.



Cevap C






13.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinden “onu” kelimesi çıkarılırsa cümlenin anlatımı bozulur?



A) Çoğu zaman biçimsel özellikler üzerinde durur, az da olsa onu geliştirmeye çalışırız.

B) Bulunduğu çevreyi inceliyor, onu yazılarında gereç olarak kullanıyor.

C) Fıkranın geleneksel anlamını değiştirmiş, onu daha da zenginleştirmiştir.

D) Yazma sözünden ne anladığımı açıklamak, onu tanımlamak istiyorum.

E) Çevremizi duyu organlarımız yardımıyla tanır, onu bu organlarımızla öğreniriz.

(1985 - ÖSS)






“Onu” sözü bir nesnedir. Cümleden bunu çıkardığımızda bu sözün karşıladığı nesneyi, başka bir sözün karşılayabilmesi gerekir. B, C, D, E’de birinci cümlelerin nesneleri “onu” sözcüğünün yerine kullanılabilir; yani “onu” nesnesine gerek yoktur. A’da ise birinci cümlede nesne olmadığından “onu” nesnesini karşılayan başka bir söz yoktur. Dolayısıyla “onu” cümleden çıkarılamaz.



Cevap A






14.


Bu ilaç, mide yanmasına sebep olmadığı gibi ne de asit - baz dengesi üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye de yol açmaz.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



A) “ilaç” kelimesine “-ın” eki getirilerek

B) “ne de” kelimeleri atılarak

C) “yol açmaz” yerine “sebep olmaz” denilerek

D) “olumsuz” kelimesi çıkarılarak

E) “ne de” kelimeleri “üzerinde” kelimesinin sonuna alınarak

(1986 - ÖSS)






Cümlede anlatım bozukluğu “ne de” sözünden meydana gelir. Çünkü “olmadığı gibi” sözü zaten “bunun yanında”, ‘’bu bir tarafa” anlamlarını katıyor. Yani “ne de” nin vereceği anlamı veriyor. Bu söze gerek yoktur.



Cevap B






15.


Yoksul görünümlü biriydi bu. Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.

Yukarıdaki ikinci cümlede bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk, aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



A) “kısa” yerine “kısaydı” getirilerek

B) “kısa”dan sonra “ve” ekleyerek

C) “kısa” yerine “ve” koyarak

D) “kısa”dan sonra “değil” ekleyerek

E) “boyu”dan sonra “da “ekleyerek

(1986 - ÖSS)






İkinci cümlede “kısa” ve “biçimli” sözleri sıfat olan sözcüklerdir. Bunların yüklem olması için ekeylem almaları gerekir. Bu ekeylem “değildi” olumsuzluk edatıyla birlikte verilmiş. Ancak bu durumda “kısa değildi”, “biçimli değildi” gibi iki yargı oluşmuş. Oysa cümlede anlatılmak istenen, kişinin boyunun kısa olduğudur. Dolayısıyla biz “kısa” sözünü “değildi” ye bağlamadan yüklem yaparsak anlatılmak istenen belirginleşir. Bu ise A’daki değişikliğin yapılması demektir.



Cevap A




16.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Öğretmenin, öğrencilerinin aile durumları ile de ilgilenmesi gerekir.

B) Yazarlarımızın köy yaşayışına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.

C) Bir romancının şiirle ilgilenmesi sanatı için yararlı olur.

D) Kişilerin meslekleri dışında başka işlerle ilgilenmeleri onları dinlendirir.

E) Öğrencilerin iyi kitaplarla ilgilenmesini sağlamak bir eğitim işidir.

(1986 - ÖSS)






Bozukluk B’de vardır. Burada ek yanlışlığı bozukluğa neden olmuştur. “İlgilenmek” sözü ‘’ile’’ edatına bağlı sözlerle kullanılır. Dolayısıyla “köy yaşayışına ilgilenmeleri’’ değil ‘’köy yaşayışıyla ilgilenmeleri” olması gerekirdi.



Cevap B

17.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Bu kadar yorgunluktan sonra iyi bir tatili hak etmişti.

B) Memur, dostça ve yumuşak başlılıkla cevap veriyordu.

C) Fotoğrafçılıkla ilgili incelikleri ve teknik bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz.

D) Ayrıca, arasıra gözüme çarpan yanlışlıkları da belirttim.

E) Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım.

(1986 - ÖSS)






Anlatım bozukluğu E’dedir. Burada nitelikçe ayrı varlıkların aynı eyleme bağlanması bozukluğa neden olmuştur. Çekirdek, yenilen bir nesnedir, ama gazoz yenilmez, içilir. Öyleyse “gazoz içilen ve çekirdek yenilen” denmeliydi.



Cevap E






18.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ise” kelimesine gerek yoktur?



A) Mektup yazmış ise gelmekten vazgeçmiştir.

B) Bunun nedeni ise beni çok sevmemesidir.

C) Olayı ancak kendin gördün ise tanıklık yapabilirsin.

D) Bunu yapan o ise gidip kendisiyle konuşun.

E) Yanlış öğrenecek ise hiç öğrenmesin.

(1986 - ÖSS)






“İse” şart bildirdiği yerde cümleden çıkarılamaz. Ancak bağlaç olduğu yerde çıkarılabilir. B’de şart anlamı vermeyen yani bağlaç olan “ise” kullanılmıştır. Cümlede bağladığı öğeler olmadığından çıkarabiliriz.



Cevap B






19.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “fazla” kelimesine gerek yoktur?



A) Güneşte fazla dolaşmayın.

B) Fazla kaleminiz var mı?

C) Buralara fazla yağmur yağmaz.

D) Bundan böyle, daha fazla erken kalkmalısın.

E) Fırını fazla ısıtmanıza gerek yok.

(1986 - ÖSS)






D’deki “fazla” sözcüğüne gerek yoktur. Zaten “daha” sözü erken kalkmanın derecesini bildirir. “Fazla” sözünün cümleye kattığı fazladan bir anlam yoktur.



Cevap D






20.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “ben” kelimesi çıkarılınca anlam bozulur?



A) En çok ben merak ediyordum.

B) Ben hemen evimize koştum.

C) Yarışta ben hepsini geçmiştim.

D) Ben 1963 yılında doğdum.

E) Ben geç geleceğini biliyordum.

(1986 - ÖSS)






Bu tip sorularda deneme yoluna gidilmelidir. A’da “En çok merak ediyordum.” olmayacağına göre buradaki “ben” sözü cümleden çıkarılamaz.



Cevap A






21.


Ölçümlere ne zamandan beri başladınız?

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “ne zamandan beri” yerine “ne zaman” getirilmeli

B) “ne zamandan” yerine “hangi tarihten” getirilmeli

C) “başladınız” yerine “başlıyorsunuz” getirilmeli

D) “beri” yerine “bu yana” getirilmeli

E) “başladınız” yerine “başlamıştınız” getirilmeli

(1987 - ÖSS)






Cümledeki “beri” sözü işe önceden başlandığını işin hâlâ devam ettiğini ifade eder. Cümlenin yüklemi ise “başladınız” sözüdür, yani ‘’devam etme’’ anlamı yok. Bu uyumsuzluğu gidermek için “beri” cümleden çıkarılmalıdır. Dolayısıyla A’da söylenen yapılmalıdır.



Cevap A






22.


Bu sonuca ulaşılacağını belki de biliyor olmalılar.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “ulaşılacağını” yerine “ulaşılabileceğini” getirilmeli

B) “belki de” yerine “sanıyorum” getirilmeli

C) “ulaşılacağını” yerine “ulaşılmayacağını” getirilmeli

D) “biliyor olmalılar” yerine “biliyorlardır” getirilmeli

E) “olmalılar” yerine “olabilirler” getirilmeli

(1987 - ÖSS)






Cümlede ihtimal anlamı var, bu anlam ise hem “belki de” hem “olmalılar” sözleriyle ifade edilmiş. Bunlardan biri cümleden atılmalıdır. Cevapta “olmalılar” atılmış. Onun atılmasıyla “biliyor” sözü tekil bir kişi bildirir hale gelmiş. Bunu gidermek için D’deki değişiklik yapılmalıdır.



Cevap D






23.


Önümüzdeki haftanın programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık sayın seyirciler.

Bu cümledeki düşünme hatasını gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “önümüzdeki” yerine “gelecek” kelimesi getirilmeli

B) “çalıştık” yerine “çalışıyoruz” kelimesi getirilmeli

C) “hatırlamaya” yerine “tanıtmaya” kelimesi getirilmeli

D) “önemli” kelimesi “bazılarını” kelimesinden önce getirilmeli

E) “sayın dinleyiciler” sözü cümle başına alınmalı

(1987 - ÖSS)






Cümlede “önümüzdeki haftanın” programlarından söz edilmiş. Yapılan iş ise “hatırlatmakla” karşılanmış. Oysa “hatırlatmak” geçmiş konular hakkında yapılır. Dolayısıyla bu söz “tanıtmak” şeklinde düzeltilmelidir.



Cevap C





24.


Shakespeare’in oyunları arasında en sık sahnelenen ve Türk seyircisi tarafından en çok benimsenenler arasında Hamlet ve Othello’dur.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “en çok” sözü kaldırılmalı

B) “en sık” sözü kaldırılmalı

C) “ve” yerine “ile” kelimesi getirilmeli

D) “oyunları” sözünden sonra gelen “arasında” kelimesi kaldırılmalı

E) “Hamlet” sözünden önce gelen “arasında” kelimesi kaldırılmalı

(1987 - ÖSS)






Cümlenin yüklemi “Hamlet ve Othello”dur. Öznesi ise “... benimsenenler” sözüne kadar olan kısımdır. Dolayısıyla “benimsenenler” sözünden sonraki “arasında” ya gerek yoktur.



Cevap E






25.


Bunun üzerine üyeler, bir an sessizlik içinde kaldılar ve herkes ellerini havaya kaldırarak söz istediler.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “üyeler” kelimesi kaldırılmalı

B) “ve” kelimesi çıkarılıp, yerine virgül (,) konmalı

C) “herkes” kelimesi kaldırılmalı

D) “bunun üzerine” sözü “üyeler” kelimesinden sonra getirilmeli

E) “ellerini” kelimesi kaldırılmalı

(1987 - ÖSS)






İkinci cümlenin yüklemi “söz istediler” öğesidir. “Söz isteyen kim?” diye sorarsak “herkes” öznesi cevap verir. Oysa bu özne daima tekil yüklemle kullanılır. Dolayısıyla ya “söz istediler” den çoğul eki kaldırılacak ya da “herkes” öznesi kaldırılacaktır. Seçeneklerde ikinci yol verilmiş.



Cevap C






26.


Aşağıdaki cümlelerden hangisinde, “yaklaşık” kelimesi yanlış kullanılmıştır?



A) Ev ona, yaklaşık hesapla otuz milyon liraya mal olmuştu.

B) Köy Ankara’ya yaklaşık olarak yetmiş kilometre uzaktaydı.

C) Doğup büyüdüğü kasabaya, yaklaşık on yıldır uğramamıştı.

D) Bu büyük apartmanlar, birbirine yaklaşık yapılmıştı.

E) Yaklaşık olarak üç metre kumaşın yeteceğini sanıyordu.

(1987 - ÖSS)






“Yaklaşık” sözü “aşağı yukarı” anlamına gelir. Bu anlamın sadece D’de olmadığını görüyoruz. Burada evlerin birbirine “yakın” ya da “bitişik” olduğu söylenmek istenmiş. Burada “yaklaşık” sözü kullanılmaz.



Cevap D






27.


İçtenlikle söylüyorum; eğer vapur biletini almamış

I II III

olsaydım, bu geziden vazgeçerdim.

IV V

Bu cümleden altı çizili sözcüklerin hangisi çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1988 - ÖSS)






Türkçede “eğer” sözünün kullanıldığı her yerde ona bağlı
“-se, -sa” şart ekli sözcük de kullanılır. Bu cümlede de “eğer ... olsaydım” denmiş. Hem “eğer” hem “-se, -sa” şart anlamı verdiğinden “eğer” cümleden çıkarılabilir.



Cevap B






28.


Arkadaşım gördüklerini, duyduklarını gizli bir sırmış gibi yavaşça kulağıma fısıldadı.

Bu cümlede gereksiz kullanılmış iki sözcük aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?



A) Arkadaşım - bir B) Bir - yavaşça

C) Arkadaşım - gibi D) Gizli - yavaşça

E) Gizli - sırmış

(1988 - ÖSS)






Bir sözün anlamı içinde bulunan başka sözcüklerin cümlede olması, gereksiz sözcüğün ortaya çıkmasına yol açar. Burada “sır” zaten “gizli” dir, “fısıldamak” da “yavaşça” yapılır. Öyleyse “gizli” ve “yavaşça” sözleri gereksizdir.



Cevap D






29.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Hastalığı nedeniyle bir süre geri hizmete alınması onu bir hayli üzdü.

B) Hemen getireceğini söyleyerek aldığı makası hâlâ geri iade etmemiş.

C) Onun, bu küçücük ricamı geri çevireceğini hiç sanmıyorum.

D) Bu işte geri planda kalmak istemem.

E) Olayın geri kalan bölümünü siz anlatın.

(1988 - ÖSS)






Anlatım bozukluğu B’deki cümlededir. Çünkü “iade etmemek” aldığını geri vermemek demektir. Öyleyse cümlede “geri” sözüne gerek yoktur.



Cevap B




30.


Genç sanatçılara, yapıtlarının konularını seçerken nelere önem vermelerini anlatıyor.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



A) “vermelerini” yerine “vermeleri gerektiğini” sözü getirilmeli.

B) “nelere” yerine “hangi noktalara” sözü getirilmeli.

C) “sanatçılara” yerine “sanatçıların” sözü getirilmeli.

D) “seçerken” yerine “seçmekte” sözü getirilmeli.

E) “anlatıyor” yerine “belirtiyor” sözü getirilmeli.

(1988 - ÖSS)






Burada bir kural ortaya koyuluyor. Olan bir durum değil, olması gereken bir durum açıklanıyor, ancak cümlede gereklilik ifadesi bulunmuyor. A’daki değişiklik yapılırsa anlam düzelir.



Cevap A






31.


Vergilerin yeni sisteme göre toplanacağını sağlayacaklar.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



A) “göre” yerine “uyularak” sözü getirilmeli.

B) “toplanacağını” yerine “toplanmasını” sözü getirilmeli.

C) “yeni” den sonra “bir” sözü getirilmeli.

D) “sisteme” yerine “kurala” sözü getirilmeli.

E) “sağlayacaklar” yerine “sağlamalılar” sözü getirilmeli.

(1988 - ÖSS)






“Toplanacağını” sözü gelecekte yapılacak bir işi bildirir. Oysa cümlede gelecekte yapılacak bir işten çok bir eylemin yapılmasının sağlanması söz konusudur. Sağlanan işin adının verilmesi gerekiyor. Öyleyse “toplanacağını” değil “toplanmasını” demek gerekir.



Cevap B






32.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Okula başladığımızdan beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

B) Okula başlayışımızdan beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

C) Okula başlayalı beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

D) Okula başlayışımızdan bu yana birbirimizden hiç ayrılmadık.

E) Okula başladığımızdan itibaren birbirimizden hiç ayrılmadık.

(1988 - ÖSS)






Bozukluk E’de vardır. Çünkü itibaren sözcüğü “... başlamak üzere” anlamına gelir. Yani, “Bu kural yarından itibaren geçerli olacak.” cümlesindeki gibi, “yarından başlamak üzere” anlamına gelir. Oysa cümledeki “itibaren” yerine “başlamak üzere” getirilemez.



Cevap E






33.


Ülkemizde başarıyla gerçekleştirilen bu tür ameliyatlarda, ölüm şansı, Amerika’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.

Bu cümledeki bir sözcüğün yerinde kullanılmamasından doğan anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



A) “tür” sözcüğü atılarak

B) “gerçekleştirilen” yerine “yapılabilen” sözcüğü getirilerek

C) “yapılanlardan” yerine “yapılan ameliyatlardan” getirilerek

D) “ancak” sözü atılarak

E) “şansı” yerine “olasılığı” sözcüğü getirilerek

(1989 - ÖSS)






“Şans” sözcüğü istenen durumlarda, insanın elde etmek istediğine kavuşmak istediği yerlerde kullanılır. Yukarıdaki cümlede ise “ölüm şansı” denmiş. “Ölüm” normal insanların istediği bir durum olmadığına göre burada “şans” kullanılamaz. Onun yerine “olasılık” sözü getirilmelidir.



Cevap E




34.


Batı ve güney bölgeleri yağmurlu geçerken, öte yandan doğu ve kuzey bölgeleri soğuk olacak.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



A) “yağmurlu geçerken” yerine “ile” sözcüğü getirilmeli.

B) “geçerken” yerine “geçip” sözcüğü getirilmeli.

C) “öte yandan” sözü atılmalı

D) “doğu ve kuzey” yerine “doğu ile kuzey” sözü getirilmeli.

E) “kuzey bölgeleri” yerine “kuzey bölgesi” sözü getirilmeli.

(1989 - ÖSS)






“... yağmurlu geçerken” sözü, zaten “diğer yandan, buna karşılık” anlamlarını verir. Cümlede bir de “öte yandan” sözüne gerek yoktur. Gereksiz söz kullanılmıştır. Bu, cümleden çıkarılmalıdır.



Cevap C



35.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Önemsiz şeyler üzerinde boşu boşuna zaman harcadı.

B) Görüşleri doğru ya da yanılmış olabilir.

C) Dünyada kaç türü olduğu bilinmemektedir.

D) En çok tartışılan konulardan biri de müziktir.

E) Doğanın kış aylarında başka bir çekiciliği vardır.

(1989 - ÖSS)






Anlatım bozukluğu B’deki cümlededir. “Ya da” bağlaçtır ve eş görevli söz öbeklerini birbirine bağlar. Burada “doğru” olan “görüşler”dir “Yanılmış” olabilen ise “o”dur. Dolayısıyla bu iki yargının birbirinden tam olarak ayrılması gerekir. Bu da doğru sözünün “doğrudur” şekline getirilmesidir. Diğer bir yol ise, görüşlerin doğru olup olmadığının bilinmediği ifade edilerek yapılır. Bu da “doğru ya da yanlış olabilir” şeklinde bir düzeltmeyle ortaya çıkar.



Cevap B





36.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Burada, en çok eski arkadaşlarımı arıyor, özlüyorum.

B) Konunun az bilinen bir yönüne ışık tutuyor, aydınlatıyor.

C) Yeni çıkan kitapları alıyor, hemen okuyorum.

D) Gezilerinde yeni yerler görüyor, değişik insanlar tanıyor.

E) Yaptıklarını yeterli bulmuyor, eleştiriyor.

(1990 - ÖSS)






Bozukluk B’deki cümlededir. Çünkü “aydınlatıyor” yüklemine “neyi aydınlatıyor?” diye sorduğumuzda, “konunun az bilinen bir yönünü” cevabı geliyor. Oysa cümlede “konunun az bilinen bir yönüne” denmiş. Bu, birinci cümleye uygun, ancak ikinci cümleye uygun değildir. Cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk söz konusudur.



Cevap B






37.


Bu yasadan, özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



A) “yasadan” dan sonra “bütün” sözcüğü getirilerek

B) “ve” sözcüğü kaldırılarak

C) “ve” yerine, “kuruluşlarla” sözcüğü getirilerek

D) “çalışanlar”dan sonra “kesinlikle” sözcüğü getirilerek

E) “yararlanacak” yerine “yararlanabilir” sözcüğü getirilerek

(1990 - ÖSS)






Örnek cümlede tamlama uyumsuzluğu vardır. Sıfat ve isim tamlamaları aynı tamlanana bağlı olmaz. Çünkü isim tamlamasında tamlanan ek alır, sıfat tamlamasında ise almaz. Cümlede “özel ve kamu kuruluşları” denmiş. Tamlamaları bölsek “kamu kuruluşları” doğrudur, ancak, “özel kuruluşları” doğru değildir. Öyleyse “özel” sıfatına uygun olan “kuruluşlar” tamlananı da cümlede bulunmalıdır.



Cevap C






38.


Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse, ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?



A) “sara nöbetlerine” sözü ile “ölüme” sözcüğü yer değiştirilerek

B) “yol açabilir” yerine “neden olabilir” sözü getirilerek

C) “sara” sözcüğü kaldırılarak

D) “zarı” yerine “zarının” sözcüğü getirilerek

E) “edilmezse” yerine “edilmediğinde” sözcüğü getirilerek

(1990 - ÖSS)






“Hatta” sözünün anlamından kaynaklanan bir bozukluk oluşmuş. Bu söz önceki söylenenden daha değerli daha önemsenen bir durumu sonra getirerek birbirine bağlar. Cümlede ise “ölüme hatta sara nöbetlerine” derken, sara nöbetlerinin ölümden daha önemli olduğu anlamı verilmiş. Elbette bu, mantıksız bir durum oluşturur. Öyleyse bunlar yer değiştirmelidir.



Cevap A






39.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ilk kez” sözü gereksiz kullanılmıştır?



A) Onu ilk kez bu kadar üzgün görüyordum.

B) Uçağa ilk kez bineceği için çok heyecanlıydı.

C) Bu kıyı kasabasına ilk kez gidiyordum.

D) Böyle bir yarışmaya ilk kez katılıyorum.

E) Onunla ilk kez bir arkadaş toplantısında tanıştık.

(1990 - ÖSS)






Bu söz E’de gereksiz kullanılmıştır. Çünkü “tanışmak” sözü zaten birbirini tanımayanların ilk kez yaptıkları bir durumdur.



Cevap E






40.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinden altı çizili sözcük çıkarılırsa cümlenin anlamında bir değişme olmaz?



A) Buradaki gerçek, kanımca sanat gerçeğidir.

B) Her şey sanki aynı anda olup bitiyor gibidir.

C) Bunun nereden kaynaklandığını kestirmek oldukça zordur.

D) Oyunda ayrıca, gülünç bulunabilecek mantıksızlıklara rastlanıyor.

E) Yaşamdaki gerçek ile sanattaki gerçek çoğunlukla aynı değildir.

(1990 - ÖSS)






B’deki “sanki” sözü atılabilir. Çünkü “olup bitiyor gibidir” sözünde “sanki” nin cümleye kattığı anlam zaten vardır.



Cevap B




41.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Tiyatrolarımızda bu ay, on yeni oyun sahnelemeyi düşünüyoruz.

B) Müzik alanında çok önemli bir yeri olan bu festivalin yaşatılması gerekir.

C) Bu sanatçıların çalışmaları üç yıldır ilgiyle izlenmektedir.

D) Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

E) Edebiyatını ve balesini tanıdığınız bu ulus, yakında resimde de varlığını gösterecektir.

(1991 - ÖSS)






D’deki cümlede görülen tamlama uyumsuzluğu anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bunu 67. soruda da anlattık. “Kültürel ve sanat etkinlikleri” tamlamasında “kültürel” sıfat olduğundan “kültürel etkinlikleri” olmaz. “Kültürel etkinlikler ve sanat etkinlikleri” şeklinde söylenir veya “kültürel” sözü “kültür” şekline getirilir ve bozukluk giderilir.



Cevap D



42.


Hitit tabletlerinde orman kelimesinin adı sık sık geçmektedir.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



A) “sık sık” sözü atılarak

B) “kelimesinin” yerine “kelimesi” sözcüğü getirilerek

C) “geçmektedir” yerine “geçer” sözcüğü getirilerek

D) “kelimesinin adı” yerine “kelimesi” sözcüğü getirilerek

E) “tabletlerinde” yerine “tabletlerindeki” sözcüğü getirilerek

(1991 - ÖSS)






Bir kelimenin adı olmaz. Kelime zaten bir kavramı, nesneyi karşılar. Varlığın adı olur ancak. Bu nedenle “kelimesinin adı” yerine “kelimesi” denmelidir.



Cevap D






43.


Ona, buraya gelmeden önce mi sonra mı telefon ettin?

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



A) “ona” sözcüğü, “sonra mı” sözünün arkasına getirilerek

B) “buraya” sözcüğü kaldırılarak

C) “gelmeden” yerine “gelince” sözcüğü getirilerek

D) “mi” yerine “veya” sözcüğü getirilerek

E) “önce mi” den sonra “geldikten” sözcüğü getirilerek

(1991 - ÖSS)






Cümlede “önce” ve “sonra” sözcüklerinin ikisi de “gelmeden” fiiline bağlanmış. Oysa “gelmeden önce” denir ama “gelmeden sonra” denmez, “geldikten sonra” denir.



Cevap E






44.


(I) Ankara’da bahar, kırkikindi yağmurlarıyla başlar. (II) Öğleden sonra birdenbire gökyüzü kararır şimşekler çakar, yağmur boşanır birden. (III) Sonra gökyüzü aydınlanır; ağaçlar daha yeşil, sokaklar daha temiz görünür. (IV) Havada taze bir esinti ve toprak kokusu kaplar ortalığı. (V) Çiçeğe duran tomurcuklar patlar, tepeden tırnağa baharı yaşamaya başlar ağaçlar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1991 - ÖSS)






Bozukluk IV. cümlede yapılmıştır. “Havada taze bir esinti... kaplar ortalığı” gibi bir anlam çıkıyor cümleden. “Ve” bağlacından önce “esinti” sözünün bir eyleme, bir yükleme bağlanması gerekir.



Cevap D






45.


(I) Dil insanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan bir araçtır. (II) Toplumsal yapıya bağlı olarak sürekli gelişir ve değişir. (III) Bunun doğal bir sonucu olarak da dilde durmadan yeni kavramlar ortaya çıkar. (IV) Bu kavramları karşılamak için yeni sözcükler yaratılır. (V) Yeni sözcükler yaratmak için her ulus, dilinin sunduğu olanaklardan yararlanma yoluna gitmesi gerekir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1992 - ÖSS)






Son cümlede özneyle yüklem arasında uyumsuzluk vardır. “Her ulus” özne olduğunda “gitmesi gerekir” yüklem olmaz. Çünkü “gitmesi” sözcüğündeki iyelik ekinin neye bağlı olduğu belli değildir. Öyleyse ya yüklem “gitmelidir” olacak ya da ulus sözcüğü “ulusun” şekline getirilecek.



Cevap E






46.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) İlkbaharda, sabahları bülbül sesleriyle uyanırdım.

B) Sokağa bakan, küçük ama şirin bir evimiz vardı.

C) Mahallenin çocukları çoğunlukla bizim bahçede oynarlardı.

D) O yıllarda ben otuz, o ise otuz beş yaşlarındaydı.

E) Komşularımızla sık sık birbirimize gider gelirdik.

(1992 - ÖSS)






Bozukluk D’deki cümlededir. Cümlede “otuz” sözcüğü, “yaşlarındaydı” yüklemine bağlanmış. Oysa “ben otuz yaşlarındaydı” denmez. Öyleyse cümleye “otuz” sözünden sonra “yaşlarındaydım” yüklemi getirilmelidir. Ya da “yaşlarındaydı” yüklemi “yaşlarındaydık” şeklinde çekimlenmelidir.



Cevap D






47.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Sabahları durağa kadar yürüyor ve otobüse biniyorum.

B) Konuşmacının düşüncelerine katılıyor ve destekliyorum.

C) Bu dergiyi ilk yayımlandığı günden beri alıyor ve zevkle okuyorum.

D) Televizyondaki açık oturumları beğeniyor ve sonuna kadar izliyorum.

E) Akşamları, bir süre çalışıyor ve sonra dinleniyorum.

(1992 - ÖSS)






B’de nesne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk vardır. Çünkü “düşüncelerine katılıyorum” olsa da “düşüncelerine destekliyorum” olmaz. İkinci cümleye “düşünceleri” karşılayan “onları” nesnesi getirilmelidir.



Cevap B






48.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Düşüncelerini yazıyla değil, sözle anlatmayı seviyordu.

B) Önerilerimizi dinliyor ne var ki onların hiçbirini uygulamıyordu.

C) Sağlık durumlarının iyi ancak çok yorgun oldukları görülüyordu.

D) Gazetesini sürekli yanında taşıyor ama bir türlü okumaya fırsat bulamıyordu.

E) Bu konuda bilgi sahibi olmasına karşın, görüşlerini belirtmekten kaçınıyordu.

(1992 - ÖSS)






C’deki cümlede “iyi” sözü “oldukları görülüyordu” yüklemine bağlanmış. Oysa “sağlık durumlarının iyi oldukları görülüyordu” gibi bir ifade, çoğulluğun iki kez tekrarlanmasından dolayı bozuktur. “İyi” sözünden sonra “olduğu” getirilirse bozukluk düzelir.



Cevap C





49.


Kendisine söylenen bu sözü duyar duymaz oturduğu

I II III

yerden ayağa kalktı, kürsüye yöneldi.

IV V

Bu cümlede, altı çizili sözcüklerin hangisi gereksiz kullanılmıştır?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1992 - ÖSS)






İnsan oturduğu yerden kalkmışsa elbette “ayağa” kalkmıştır. Başka bir hareket yapamayacağına göre “ayağa” sözüne gerek yoktur.



Cevap E






50.


Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de....

Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse cümle anlatım bakımından bozuk olur?



A) yeşil alanların azlığındandır.

B) motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazlarıdır.

C) sanayi kuruluşlarının kent içinde bulunmasıdır.

D) ısınmada kükürt oranı yüksek olan kömür kullanılmasıdır.

E) çarpık yapılaşmanın, hava dolaşımını engellemesidir.

(1992 - ÖSS)






Cümlede “nedenlerinden biri de” denmiş. Eğer buna A’daki sözleri eklersek “azlığındandır” sözündeki “- dan” ekinin de neden bildirmesinden dolayı iki kez “neden” anlamı verilmiş olur. Dolayısıyla gereksiz ek kullanımından doğan bir anlatım bozukluğu oluşur.



Cevap A






51.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler, gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?



A) Bu arkadaşını ötekilerden farklı tutar, incitmemeye çalışırdı.

B) Umduğunu bulamamış, bir süre sonra köyüne dönmüştü.

C) Buralara ayda yılda bir, seyrek olarak gelirdi.

D) O, bu yörede tanınmış, sözüne güvenilir bir kişiydi.

E) Söylenenleri dinliyor, anlıyormuş gibi davranıyordu.

(1993 - ÖSS)






C’deki “ayda yılda bir” sözüyle “seyrek olarak” sözü aynı anlama geliyor. Burada gereksiz yere bir arada kullanılmışlardır.



Cevap C





52.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Bugün tatil olduğundan, sabahleyin geç kalktım.

B) Arkadaşımız, çok çalışkan bir çocuktu.

C) Dün akşam, rüzgâr ortalığı altüst etti.

D) Birbirlerini çok iyi anlar, inanırlardı.

E) Dün gece çok garip bir rüya gördüm.

(1993 - ÖSS)






D’de dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. “Birbirlerini” sözü iki yüklemin ortak öğesidir. Ancak “birbirlerini anlar” olsa da “birbirlerini inanırlardı” olmaz. “Birbirlerine inanırlardı” olması gerekir. İkinci cümleye dolaylı tümleç getirilmelidir.



Cevap D



53.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Toprak kaymasının en çok nerelerde görüldüğünü saptayarak buna karşı hangi önlemlerin alınabileceğini tartışacağız.

B) Araştırmamda, anaokuluna giden çocuklarla gitmeyenlerin dil gelişimini karşılaştırıp aralarındaki farkı belirleyeceğim.

C) Bu mevsimde, balkondaki çiçeklerin kapalı bir yere taşınması gerekiyor.

D) Bu toplantıda çeşitli hastalıklar ve bunların nedenleri konusunda ayrıntılı açıklamalar yapılacak.

E) Neşeli ve güldürü unsurlarının çokça kullanıldığı bu filmi mutlaka görmelisiniz.

(1993 - ÖSS)






E’deki cümlede bozukluk vardır. “Neşeli” sözcüğünün hangi sözlerle ilgili olduğu belli değildir. Belki “film” sözünden önce getirilirse anlam düzelir. Gerçi güldürü unsurunun olduğu filmler zaten neşelidir. Bu söz cümleden atılabilir de.



Cevap E

54.


(I) Yazılarınızda, dilimize önem verilmeyişinden yakınıyorsunuz. (II) Dilimize gereken ilgi ve önemi vermek zorundayız, diyorsunuz. (III) Bu konuda sizi içtenlikle destekliyorum. (IV) Ne var ki, dile gösterilmesi gereken özeni siz de göstermiyorsunuz. (V) Birçok sözcüğü yerinde kullanmadığınızı üzülerek görüyorum.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1993 - ÖSS)






Parçanın ikinci cümlesindeki “ilgi ve önemi vermek” sözü yanlıştır. Çünkü “önem vermek” doğru olsa bile “ilgi vermek” yanlıştır. “İlgi” verilmez gösterilir.



Cevap B






55.


Enerji (I) çocuklar (II) ergenlik çağındakiler ve (III) hastalık sonrası güçlenme (IV) dönemindeki kişiler için (V) önemlidir.

Yukarıdaki cümlede numaralanmış yerlerden hangisine “özellikle” sözcüğü getirilemez?



A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(1993 - ÖSS)






“Güçlenme dönemi” isim tamlaması olduğundan bir terim özelliği gösteriyor. Araya “özellikle” sözü getirilemez. Zaten bunu uygulayarak da anlayabiliriz.



Cevap D






56.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, gereksiz kullanılmıştır?



A) Ürünlerimiz ilk defa olarak o yıl dünya pazarlarına çıktı.

B) Şehrin kuzeyindeki gölün çevresinde büyük çam ağaçları vardı.

C) Akşamları müzik dinleyerek ya da kitap okuyarak vakit geçirirdi.

D) Burada kışın en büyük sorunumuz hava kirliliği oluyor.

E) Turizmin yararları konusunda bir toplantı düzenlenecek.

(1993 - ÖSS)






A’daki “olarak” sözünün cümleye kattığı herhangi bir anlam yoktur; gereksizdir. Diğerlerindeki altı çizili sözcükleri çıkardığımızda cümlenin anlamının bozulduğunu görüyoruz.



Cevap A






57.


Türkçede, bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir bozukluk vardır?



A) Ben onunla ilk kez sizin evde karşılaştım.

B) O filmi seninle birlikte izlemiştik sanırım.

C) Son durağa geldiğimizde, otobüste bir ben bir de o yaşlı adam kalmıştı.

D) O, ağabeyinle aynı lisede okumuştu.

E) Hatırlarsan, geçen sene bu günlerde sen, ben ve kardeşim denize giriyorduk.

(1993 - ÖSS)






C’deki cümlenin öznesi “bir ben bir de o yaşlı adam” şeklinde söylenen I. tekil ve III. tekil şahıslardır. Yüklemin I. çoğula göre yani “biz” zamirine göre çekimlenmesi lazım, oysa bu cümlenin “kalmıştı” yüklemi III. tekile göre çekimlenmiş, dolayısıyla açıklanan kurala uymuyor.



Cevap C





58.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Genellikle kitap okuyarak vakit geçiriyorum.

B) Arkadaşlarımızın sorununa sahip çıkarak desteklemeliyiz.

C) Bu yıl, tatilimi İstanbul’da geçirmek istiyorum.

D) Orada, eski arkadaşlarımla görüşeceğim.

E) Onunla geçen yıl burada karşılaşmıştık.

(1994 - ÖSS)






B’deki cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Cümleye “arkadaşlarımızı” sözünün yerine geçen “onları” sözü getirilmeli ve “onları desteklemeliyiz” şeklinde cümle düzeltilmelidir.



Cevap B






59.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.

B) Onun bu durumda nasıl davranacağını sen benden iyi bilirsin.

C) Görüşlerinizi sözle değil, yazıyla belirtmelisiniz.

D) Yazılarında ayrıntılara girmeyip konunun özünü vurgular.

E) Söylediği sözün doğruluğuna inanıyorsa onu asla geri almaz.

(1994 - ÖSS)






Anlatım bozukluğu A’dadır. Cümlede iki şahıs var “ben” ve “o”. Birinci şahsı kullandığımızda “ben onu etkilemek istemez’’ gibi bir yargı ortaya çıkıyor. Elbette bu, hatalıdır. Yüklem “istemeyiz” yapılırsa cümle düzelir.



Cevap A



60.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Eldeki sonuçlar, bugüne değin yanlış bir yol izlendiğini açıkça ortaya koyuyor.

B) Olayla ilgili olarak herkes başka başka şeyler söylüyor.

C) Çoğu kişi, sorunun bir başka çözümünün olmadığı kanısında.

D) Bu tutumuyla ailesine zarar mı veriyor yarar mı anlayamadık.

E) Dostların birbirlerini eleştirmekten kaçınmaları gerektiğine inanıyorum.

(1994 - ÖSS)






D’deki cümlede “zarar ve yarar” sözcükleri “vermek” fiiline bağlanmış. Ancak “zarar vermek” doğru olsa da “yarar vermek” doğru değildir. “Yarar sağlamak” olmalıydı. Yani cümle “zarar mı veriyor, yarar mı sağlıyor.. “ şeklinde olmalıydı.



Cevap D






61.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Böyle bir yarışmaya ilk kez katılıyorum.

B) Yarışmaya katılmadan önce özel bir hazırlık yapmadım.

C) Özel zevklerim arasında kitap okumayı severim.

D) Bu tür yarışmalarda sorulan soruları kolay buluyorum.

E) Öteki arkadaşlara başarılar dilerim.

(1994 - ÖSS)






C’deki cümlenin bozuk olduğu her halinden belli. Çünkü cümlenin başıyla sonu arasında bir bütünlük söz konusu değil. Cümlenin sonu “...kitap okumak da vardır” şeklinde olursa düzelir.



Cevap C






62.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Okula yeni başlayan çocukların okulu sevmesinde öğretmenin rolü büyüktür.

B) Çocuklara, okula başlamadan önce aileler, okulda da öğretmenler okulun yararlarını anlatmalı.

C) İlkokula başlayan çocuklara, yeni arkadaşlar edinecekleri söylenmelidir.

D) Okula giden çocuk, bir süre sonra anne-babasıyla olduğu gibi öğretmeniyle de iletişim kurmayı öğrenir.

E) Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenine durumunu sormalıdır.

(1994 - ÖSS)






E’deki cümlede “durumunu” sözü kapalı kalmış. Anlatılmak istenen elbette çocukların durumudur. Bunu daha belirgin hale getirmek için bu söz “onların durumunu” şeklinde söylenmelidir.



Cevap E






63.


Aşağıdaki dizelerin hangisinde özne - yüklem uyuşmazlığı vardır?



A) Gözümün değdiği yere gül düşer.

B) Dinle de gönlümü alıver gitsin.

C) Yeryüzünde bir sen bir de ben varım.

D) İstersen dünyayı çağır imdada.

E) Arkandan gelecek hep ayak sesi.

(1995 - ÖSS)






Cümlelerin yüklem ve öznelerini bulup birbirleriyle uyumlarına baktığımızda, C’de bir uyumsuzluk görüyoruz. “Varım” yükleminin öznesi “ben”dir. Oysa cümlede “bir sen bir de ben” şeklinde iki şahıs var. Bu durumda yüklemin hem ben hem de sen şahıslarını ifade edecek biçimde çekimlenmesi gerekiyor. Bu da onun “varız” şeklinde olması demektir. Görüldüğü gibi yüklemle özne uyumsuzdur.



Cevap C






64.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?



A) Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.

B) Bu gençler, ölmek üzere olan, can çekişen bir sanat dalını canlandırmak için yetiştiriliyorlar.

C) Onlar, işyerlerini temiz ve düzenli tutmayı, vazgeçilmesi olanaksız bir görev bilmişler.

D) Öğrenciler, öğretmenlerine ve arkadaşlarına her zaman saygılı davranıyorlar.

E) Bu eğitim merkezinde, gençlere oyma mobilya ve dekorasyon işleri öğretiliyor.

(1995 - ÖSS)






Seçenekleri incelediğimizde B’de böyle bir kullanım olduğunu görüyoruz. “Can çekişmek” deyimi, “ölmek üzere olmak” demektir. Cümlede her ikisi de olduğundan aynı anlama gelen sözcükler gereksiz yere bir arada kullanılmışlardır.



Cevap B





65.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



A) Üyelerimize derneğimizin çalışmaları konusunda bilgi vermek istiyoruz.

B) Bu yılki etkinliklerimiz arasında çeşitli geziler de yer alacaktır.

C) İşte bu yüzden dolayı sizleri buraya toplamış bulunuyoruz.

D) Çevre ile ilgili çalışmalarımızda başarıya ulaştığımız söylenebilir.

E) Bu konuları yeni üyelerimizle ayrıca görüşmeyi düşünüyoruz.

(1995 - ÖSS)






Anlatım bozukluğu C’deki cümlede vardır. “Dolayı” s

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile