REKLAM

Soru 1

Bir sanatçıyı anlamak kolay değildir. Evet, duygulanırız, coşkuya kapılırız, ağlarız; ama bunlar bizim bir sanat yapıtını, bir sanatçıyı anladığımızı göstermez tam olarak. Sanatçı ne demek istiyordu, biz neyi anladık? Bu soru, çoğunlukla yanıtsız kalır. Shakespeare'in hâlâ yorumlanması, onu tümüyle anlayamadığımızı göstermiyor mu?
Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Kişisel düşüncelere yer verilmiştir.

B) Anılardan yararlanılmıştır.

C) Örneklendirme yoluyla, düşüncenin inandırıcılığı sağlanmıştır.

D) Konuşma havası içinde yazılmıştır.

E) Anlatılmak istenen, soru yoluyla pekiştirilmiştir.

Soru 2

(I) Toroslar'ın, gökyüzüne yükselen en üst sınırı, Pozantı arkasında ortaya çıkar. (II) Gökyüzünün kuzey ufkuna doğru bir şahin gagası gibi yükselir, 3583 metreye ulaşarak "Medetsiz Tepesi" adını alır. (III) Karla kaplı doruğun şiddetli rüzgârı, ayazı canlıları yakar kavurur. (IV) Beyaz yatağından hiç kalkmayan karlarla buzulların soğuttuğu o dorukların taşı toprağı hiç güneş görmez. (V) Ay ise, yoğun bulutların arasından başını uzatarak ara sıra gülümsemekle yetinir.
Bu parçanın hangi cümlelerinde, sanatlı söyleyişe yer verilmiştir?

A) I. ile II.

B) II. ile IV.

C) III. ile IV.

D) IV. ile V.

E) II. ile V.

Soru 3

Bu sanatçının yapıtlarında, toplumun büyük kesiminin yaşama koşulları, özlemleri, sevinçleri, acıları usta bir fotoğrafçı gözüyle çekilen fotoğraflar gibi eksiksiz yansıtılmıştır. Onun yapıtları, ışık düzeni iyi ayarlanmış, perspektifi yerinde bir fotoğraf gibidir.
Aşağıdakilerden hangisi, parçada, yapıtlarından söz edilen sanatçının anlatım özelliğine örnek gösterilebilir?

A) Bu yazarın hiçbir eserini beğenmediğimi daha önce de söylemiştim.

B) Yazar, ilk yapıtıyla bende büyük bir hayranlık uyandırmıştı; ama yanılmışım.

C) Özdemir Asaf'ın şiirlerinde insanı çarpan, hayal dünyasına sürükleyen bir şeyler var.

D) Cahit Sıtkı, Otuzbeş Yaş şiirinde: "Dante gibi ortasındayız ömrün." diyor.

E) Çeviri yapıtları sevemiyorum; çünkü onlar, anadilimin tadını vermiyor bana.

Soru 4

Erzurum'a varır varmaz, sıfırın altında, pırıltılı bir soğuk karşılıyor bizi. Soğuğun dayanılmaz etkisiyle terminalin çevresindeki sokak lambaları parçalanmış gibi. İnsanların iliklerine biriktirdikleri ne kadar sıcak varsa hepsi çekip gitmiş. Erzurum, dişlerini birbirine tak tak vuruyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki yolların hangisine başvurulmamıştır?

A) Sıfatlardan yararlanma

B) Kişileştirme sanatına başvurma

C) Ad aktarmasına yer verme

D) Kişisel duyguları belirtme

E) Örneklendirmelere başvurma

Soru 5

Bozdağ yönünden bir bulut büyüyerek, karararak geliyordu. Köylüler, buluta benzemeyen bu kara yığına bakıyordu. Herkes, ırmağın kıyısına toplanmıştı. Yüreklerini korku sarmıştı. Karanlık bulutu geldi, dağın doruğuna sıvandı. Bir süre orada döndü durdu. Dağdan, tuhaf uğultular, birtakım sesler geliyordu. Kırlangıçlar, ansızın başlayan, yoğun bir yağmur gibi köyün içine indi kalktı.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Duyulara seslenilmiştir.

B) Benzetmeden yararlanılmıştır.

C) Okura bilgi verme amaçlanmıştır.

D) Dış dünyayla ilgili izlenimler yansıtılmıştır.

E) Eylemler oluş sırasına göre verilmiştir.

Soru 6

Ağız kuruluğunu gidermek için yanında taşıdığı limondan bir parça emdi. İçi yanıyordu. Dudakları, ağzı kupkuruydu. Günlerdir şöyle doya doya ne yedi, ne içti. Birkaç lokmayı bile güçlükle yutabiliyordu. Sabah, incecik bir dilim ekmeğe azıcık bal, bütün yediği buydu. Yarım bardak çayı bile içemedi. Her şey tadını yitirmişti sanki.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Öyküleyici anlatımdan yararlanma

B) Tatma duyusundan yararlanma

C) Görsel öğelerden yararlanma

D) Sıfatlardan yararlanma

E) İşitsel öğelerden yararlanma

Soru 7

Ressam, bir elinde sehpası, öbür elinde boya kutusu ile rıhtımın sağına soluna bakındı. Dün akşam Haliç üzerinde batmakta olan güneşin arkadan vurarak yelkenlerini sırmalı gibi parlattığı, yassı ve alçak kömür kayıkları, şimdi kuşluk vaktinin göz kamaştırıcı aydınlığı içinde pek kirli suratlı, hırpani, asıl durumlarına pek yakın bir görünüm içindeydi.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangileri örneklendirilmiştir?

A) Öyküleme - tartışma

B) Açıklama - öyküleme

C) Tartışma - betimleme

D) Tartışma - açıklama

E) Öyküleme - betimleme

Soru 8

Kocaman bir kuş, kanatlarıyla gökyüzünü arşınlıyordu. Tüylerinin renklerinde yansıyan akşam güneşinin ayrışımlarıyla renkleniyordu gökyüzü. Sürekli değişen motiflerden dokunmuş bir koca kilimdi kanatları. Her dönüşünde biraz daha alçalıyordu. Ve birden geriverdiği kanatlarıyla gökyüzünü iz iz yarıp uzaklaştı.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur?

A) Öyküleme - örneklendirme

B) Açıklama - betimleme

C) Betimleme - öyküleme

D) Öyküleme - karşılaştırma

E) Benzetme - tartışma

Soru 9

Dil doğal gelişimine bırakılmalıdır." görüşü, oldukça tehlikelidir. Tehlikesi, bu görüşün ilk anda çok doğru görünmesidir. Oysa, yanıltıcıdır bu. Dil bilincinin oluşmadığı dönemlerde, gerçekten de "kendiliğinden" diye nitelenebilecek bir gelişim olmuştur. Ancak, dil sorunu bir kez ortaya atıldıktan sonra "işi oluruna bırakma" söz konusu değildir. Türkiye'de her aydın, kalemi eline aldığı anda dil kavgasında yerini alır. "Millet" yerine "ulus" ya da "ulus" yerine "millet" diyen birinin, dil konusunda yansız olduğu düşünülebilir mi?
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
<BR< div>

A) Açıklama

B) Betimleme

C) Öyküleme

D) Tartışma

E) Örnekleme

Soru 10

Adam, bahçenin kenarındaki tulumbaya yaklaştı. İşliğinin yakasını açtı. Kollarını sıvadı. Kasketini duvardaki çiviye astı. Onu gören karısı, kucağındaki yün yumağını atıp elinde havluyla kocasının yanına geldi ve "Çekeyim tulumbayı." dedi.
Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Betimleme

B) Öyküleme

C) Tartışma

D) Açıklama

E) Kanıtlama

Soru 11

Köşe yazarlığı hem çok kolaydır hem de çok zordur. Öyle bir an gelir ki sana ayrılan köşe ya çok büyür, ya da çok küçülür. Yazacağın konuda donanımlı ve birikimli değilsen, köşedeki boşluk büyüdükçe büyür, kocaman bir beyazlığa dönüşür. Eğer o konuda kafan ve yüreğin dopdoluysa, bu boşluk küçüldükçe küçülür; yetmez olur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Açıklama

B) Karşılaştırma

C) Öyküleme

D) Betimleme

E) Tartışma

Soru 12

Magazin dergileri, gündelik hayattan kaçışı sağlar gibi görünse de sonuçta, insanı yeniden dosdoğru gündelik hayatın içine atar. Bu özelliğiyle lastikle kaplanmış bir duvar gibidir. Kendisine atılanı, yumuşak inişle, geldiği yere gönderir; ama bir değişiklik olmuş yanılgısı da yaratır. Serüveni kalmamış insanlara hayali serüvenler yaşatır.
Bu sözleri söyleyen yazarın amacı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Görüntü oluşturmak

B) Kanıları değiştirmek

C) Olay içinde yaşatmak

D) İzlenim kazandırmak

E) Düş gücünü kamçılamak

Soru 13

Gözüm, gözlerden kıskanır şirin yüzünü,
Ürkek sevdalar yazarsın güncelere.
Gücüm yetmez anlatmaya özünü,
Teni gül kokan, küskün naz çiçeğim!
Bu dizelerde aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Benzetmelerden

B) Görsel öğelerden

C) Kişileştirmeden

D) Nitelik bildiren sıfatlardan

E) Koklama duyusundan

Soru 14

Kurtuluş" filmi, savaş konusunun ağırlıkta olduğu bir yapımdır. (I) Konusu doğrultusunda savaş sahnelerine özel bir önem verilmiştir. (II) Gerek dekor ayrıntıları gerekse insan malzemesi açısından hiçbir çabadan kaçınılmamıştır. (III) Gelgelelim bütün bunlar, önemli bir eksikliği gidermeye yetmemiştir. (IV) Kitlesel savaş sahneleri içinde yer yer bireysel doruk noktaları oluşturulamamıştır. (V) Bir sivil ile bir askerin kısacık bir karşılaşmasında, bir kişinin yüz çizgileri ya da iç monoloğunda savaş anlamlandırılamamıştır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, sözü edilen filmde görülen eksiklik örneklendirilmiştir?
<BR< div>

A) I.

B) II.

C) III.

D) IV.

E) V.

Soru 15

Öykü, özellikle seçilmiş bir hedefe fırlatılan ok gibidir. Gerilimi, hızı bellidir. Bu yüzden, ilk cümleyle yola iyi çıkılmazsa öykü hedefini şaşırır. Onu, sonradan hedefe doğrultmak da olanaksızlaşır. Oysa roman bir dantel gibidir; ayrıntı ayrıntı örülerek yazılır ve daha kolaydır.
Bu parçanın yazarı, düşüncesini geliştirmek için aşağıdakilerin hangilerine başvurmuştur?

A) Benzetme - tanımlama

B) Örneklendirme - karşılaştırma

C) Tanımlama - tanık gösterme

D) Örneklendirme - betimleme

E) Karşılaştırma - benzetme

Soru 16

Edebiyat, her şeyden önce bir söz ustalığıdır. Bu bakımdan dil, yalnız romanın değil, bütün edebiyat dallarının temel öğesidir. Bir çiftçi için toprak, marangoz için kereste, demirci için demir neyse, edebiyatçı için de dil odur. Bu gerçeği H. Rahmi şöyle dile getirmiştir: "Edebiyat, amacına doğru yükselmek için çırpacağı kanatlarının gücünü, dilden alacaktır."
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisine başvurulmamaştır?

A) Açıklamaya

B) Örneklemeye

C) Tanık göstermeye

D) Tanımlamaya

E) İlgi kurmaya

Soru 17

İnsanların tüm mutlulukları ve acıları, eylem biçiminde belirir." demiş, Aristoteles. Biz, bunun böyle olmadığını düşünüyoruz. Bize göre, mutluluğun ve mutsuzluğun asıl yeri, her birimizin için için yaşadığı, ancak kişileri yoluyla romancıya açık olan gizli yaşamdır. Gizli yaşam, dıştan bakınca hiçbir belirti göstermeyen yaşamdır; yoksa pek çok insanın sandığı gibi, ağızdan gelişigüzel çıkan bir sözün, bir iç çekmenin dışa vurduğu yaşam değil.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
<BR< div>

A) Konuyu tartışma içinde sunma

B) Kanıları öne çıkarma

C) Açıklayıcı anlatım yolunu seçme

D) Benzetmeden yararlanma

E) Tanımlamaya yer verme

Soru 18

Aşağıdakilerden hangisinde bir kavram onabağlı karşıtlıklar söylenerek belirginleştirilmiştir?

A) Tiyatro bir toplumun aynasıdır; bakmasını bilen herkes, orada kendini seyreder.

B) Sanat yapıtının iyisi, yaşamadıklarımızı yaşatır; kötüsü ise eğlendirir.

C) Tiyatro, iç yanması ve gözyaşı; kahkaha ve çiçeklenme okuludur.

D) Türk şiir geleneği, yetkinliğini kanıtlamış ustaların armağanıdır.

E) Yunus, Nazım ve ötekiler olağanüstü özellikleriyle şiirimize damgalarını vurmuşlardır.

Soru 19

Yazısına "Divan şiirini tümüyle toplumsal içerikten yoksun sayamayız." cümlesiyle başlayan bir yazar, savını inandırıcı kılmak için özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurur?

A) Tanık göstermeye

B) Tanımlamaya

C) Örneklemeye

D) Karşılaştırmaya

E) Tartışmaya

Soru 20

Sanat tarihimize baktığımızda, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde sanatçılar, sarayın ve devlet ileri gelenlerinin koruyucu kanadı altında gelişmişlerdir. Sinan'ın Sinan, Bâki'nin Bâki olmasında Kanuni'nin de biraz payı vardır. Nedim'in yetişmesinde Damat İbrahim Paşa'nın hiç mi rolü yoktur?
Bu parçanın yazarı, ilk cümlede öne sürdüğü savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerin hangisinden yararlanmıştır?

A) Tanımlamadan

B) Benzetmeden

C) Karşılaştırmadan

D) Tanık göstermeden

E) Örneklendirmeden

Soru 21

Şiir, zarif bir düşünceyle kaynaşmış musikidir. Şiir sanatı, hiç kuşkusuz sanatların en gücü ve en heyecan vericisidir. Gerçek şiir, güzel şiir sabır ister. Güzel bir şiir yavaş yavaş olgunlaşır, tıpkı meyve gibi. Aradaki fark ne? Gerçek meyveyle balmumundan meyve arasındaki fark neyse o; çünkü balmumundan meyve yapmak için de sabır gerek. Bu konuda Paul Valery'nin, "Şiir ne düşüncelerle, ne de duygularla yazılır; şiir sözcüklerle yazılır." sözü ne kadar doğrudur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?

A) Örneklendirme

B) Karşılaştırma

C) Benzetme

D) Tanık gösterme

E) Tanımlama

Soru 22

Şiirsel söylemi kendinden öncekilerden öğrenen genç şair, şiirsel gerçeği de hayattan, kendi hayatından, başkalarının hayatından, nesnel gerçeklerden öğrenir. Bir şairin bunları başkalarının yapıtlarından öğrenmesine pek olanak yoktur. Kendi telefon direğine, kendi telgraf direğine, kendi vericisine sahip olmak istemiyorsa o başka...
Parçanın son cümlesinde belirtilmek istenen anlatım özelliği, aşağıdakilerden hangisidir?

A) özlülük

B) özgünlük

C) etkileyicilik

D) içtenlik

E) yoğunluk

Soru 23

Anlamdaş sözcükler, dili, yelkovanı dolaşıp durmasına karşın, akrebi hep aynı sayıyı gösteren bozuk saate döndürür. Sözcükler değişir; ama düşünce hep olduğu yerde kalır. Aynı sahnelemede bir rolü birden çok oyuncuyla canlandırmak nasıl olanaksızsa, aynı düşünceyi anlamdaş sözcüklerle anlatmak da öylesine olanaksızdır.
Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Betimlemeye

B) Örneklemeye

C) Karşılaştırmaya

D) Tanımlamaya

E) Benzetmeye

Soru 24

Divan şairleri, sözcükleri dizip işleme konusunda ince hünerler sergileyen kuyumcular gibidir. Belki onlar çok süslü, göze çok çarpan şiirler yazmışlardır; ama, ne yazık ki, bütün bu sahte ürünler, geniş, aydınlık salonlarda yetişen renkli, gözalıcı çiçeklere benzerler. Uzaktan bize çok alımlı, çok olağanüstü görünen, o bilinmeyen ve sıcak ülkelerin bu göz kamaştıran ürünleri nasıl açık havaya, sert bir rüzgâra dayanamazsa, yaşam ile ilgili olmayan böyle bir edebiyat da zamanın kasırgaları önünde savrulup gitmeye mahkûmdur.
Bu parçada yazar söylediklerini etkili kılmak için aşağıdakilerden özellikle hangisine başvurmuştur?

A) Karşılaştırma

B) Betimleme

C) Örnek verme

D) Benzetme

E) Tanımlama

Soru 25

Dostluk, gönüllerimizin beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz yakınlıklardır. Dost, birinin iyiliğini isteyen, onu içten seven kimsedir. Dost olmaktan, dostluk kurmaktan daha güzel, daha insanca ne olabilir ki...
Bu parçada, düşünceyi geliştirmek için aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur?

A) Karşılaştırma - tanımlama

B) Tanımlama - örnekleme

C) Kanıtlama - karşılaştırma

D) Benzetme - karşılaştırma

E) Tanımlama - kanıtlama

Soru 26

Bir gün ölürüm ben;
Belki bir gece treninin camına düşer başım.
Dışarda bir telgraf teli çizip gider karanlığı,
İçerde yolcular uyuduğumu sanır.
Yalnızca bir kız, düşürdüğüm gülücükten anlar öldüğümü;
Yakama bir gözyaşı iliştirir.
Bu dizelerin anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Açıklama

B) Öyküleme

C) Tartışma

D) Betimleme

E) Örnekleme

Soru 27

Yazarın, bu yapıtında, kahramanının "bir şeyi sağlamlaştırıp kurmak için" nasıl çabaladığını, gerekli ayrıntılar aracılığıyla çok güzel anlattıktan sonra, bunlar yetmiyormuş gibi, anlattıklarına "Tüm bunlar bir şeyi sağlamlaştırıp kurmak içindi." diye bir cümle eklemesi, ustalığına gölge düşürüyor.
Parçaya göre, eleştirmenin sözünü ettiği yazarın anlatımında bulunmasını istediği nitelik nedir?

A) tutarlılık

B) yaratıcılık

C) yalınlık

D) akıcılık

E) bütünlük

Soru 28

Bu yazarın sözlerinde bir eğretilik var. Sanki, hiçbir söz kendisine ait değil. Duygularını, düşüncelerini yapmacıksız anlatamıyor, bu nedenle de okuyucuyu sarmıyor anlattıkları. Yazar, kendi cümleleriyle yazmayı küçümsüyor olsa gerek. Oysa, iyi bir anlatımda aranan en önemli özelliklerden biri de içten geldiği gibi, içte doğduğu gibi aktarma değil midir?" diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yazarın anlatımında bulduğu eksiklik nedir?
<BR< div>

A) etkililik

B) yalınlık

C) yoğunluk

D) açıklık

E) doğallık

Soru 29

Mevsim sonbahar. Bulutlar salkım salkım. Gökyüzü boşaldı boşalacak. Çatak içlerinde göçmen kuşlar, yağmuru bekliyorlar. Yağmurun geçmesini, bulutların dağılmasını bekliyorlar. Yolları uzun. Daha, çok iklimlerden geçecekler. Üç gün oldu. Her yağmurda bu kadar beklerlerse kışa yakalanacaklar.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Kişileştirmeye başvurma

B) Benzetmelerden yararlanma

C) Betimleyici öğeler kullanma

D) Ad aktarmasına yer verme

E) Yorumlamaya başvurma

Soru 30

Şiirin çapraşık ve kat kat atkılarla dokunması, anlamın yok edilmesine yönelik değildir. Bu, nesnenin çok yönlülüğünü tek kumaş üzerinde toplayabilmek için yapılmış olabilir. Şair, anlamı ve imgeleri basamak sözcükler arasına çok iyi serpiştirdiği için, şiir bize çok karanlık ya da kapalıymış gibi gelebilir.
Parçada sözü edilen özellik, aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılabilir?

A) bütünlük

B) etkililik

C) yoğunluk

D) yalınlık

E) akıcılık

Soru 31

Devlet Ana", Kemal Tahir'in, üzerinde en çok tartışılan romanı olmuştur. Yayımlandığı yıllarda, kimileri yapıtı göklere çıkarmış, kimileri de yerin dibine batırmıştı. Bu değerlendirmeler yalnızca yapıtın olumluluklarından ya da olumsuzluklarından değil, Kemal Tahir'in kişiliğine duyulan hayranlıktan ya da kızgınlıktan kaynaklanıyordu kuşkusuz. Aradan bu kadar yıl geçtiğine göre, bugün, "Devlet Ana"ya daha serinkanlılıkla baktığımızda gerçeği, bu uç iddiaların arasında bir yerlerde bulmamız doğaldır.
Bu parçanın yazılış amacı, aşağıdakilerden hangisidir?
<BR< div>

A) İzlenim kazandırmak

B) Olay içinde yaşatmak

C) Açıklamak, bilgilendirmek

D) Düşgücünü geliştirmek

E) Konuyu belirginleştirmek

Soru 32

Şiirlerim her sözcükte ille de şiir olduklarını bildirmezler. Hiçbir yorumu gerektirmezler. Ne bilmecedir, ne de tuzak. Sırları kolay çözülse bile güzellikleri kalır. Başka şiirleri çağrıştırmazlar. Sözcüklerin yerindeliği, dizelerin arılık ve kısalığı, bitmeyen bir söyleşi gibi sürüp gitmesini sağlar onların.
Bu parçada şair, şiirleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisinden söz etmemiştir?

A) açıklığından B) duruluğundan

B) I. ve III.

C) özgünlüğünden D) akıcılığından

D) III. ve V.

E) yoğunluğundan

Soru 33

(I) Onun neleri sevip sevmediğini ayrıntılarıyla bilmiyorum. (II) Ancak, insanı sevmeyeni sevmediğini çok iyi biliyorum. (III) Esmer yüzündeki Güneyli ifadesiyle esprili ve dost canlısı bir insandır o. (IV) Bir yangını körükleyenleri bile affedecek hoşgörüye sahiptir. (V) İri, siyah gözlerinden "her işin üstesinden gelebileceği" iddiası sezilir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde, sözü edilen kişinin görünüşüyle iç dünyası arasında ilgi kurulmuştur?

A) I. ve II.

B) I. ve III.

C) II. ve IV.

D) III. ve V.

E) IV. ve V.

Soru 34

Romanın bir yerinde müşteri kılığındaki genç tezgâhtara yaklaşıyor. Sevdiği kızı soracak ona; ama yazar buna fırsat vermiyor... Yazar, kumaşlar hakkında bilgi vermeyi sürdürüyor. Gereksiz ayrıntılarla boğuyor romanı. Bu da okuyucunun, yapıtı elinden bırakmasına neden oluyor.
Bu parçada eleştirmenin, sözünü ettiği romanda bulduğu eksiklik aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) doğallık

B) yalınlık

C) akıcılık

D) açıklık

E) sadelik

Soru 35

Güney Amerika'nın doğusunu yukarıdan aşağıya kat eden And Dağları'ndan, ince bir su olarak doğar Amazon. Sonra binlerce dere, ırmak, yeraltı suyu katılır ona. Rio Negro Irmağı ile birleştikten sonra görkemli bir görünüm kazanır. Koca kıtayı geçip Atlantik Okyanusu'nun kıyısına geldiğinde ise, yaşamın türküsünü söyleyen dev bir su orkestrasına dönüşür. Okyanusa döküldüğünde 160 km2'lik bir alanda, suyun tuzunu alıp tat değiştirir; okyanusa kafa tutar.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi yoktur?

A) Öznel anlatıma yer verme

B) İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarma

C) Betimleyici öğelerden yararlanma

D) Bilimsel verilere başvurma

E) Ayrıntıların seçiminde duyuların tümünden yararlanma

Soru 36

Ömer Seyfettin'in öykülerindeki olaylar doğadaki olaylardan daha seçkin ve özeldir. Kendini göstermek istemediği halde hemen sezilir. İnsana: Bu, "Ömer Seyfettin'in kaleminden çıkmıştır." dedirtir. İşte onun sanatı!..
Bu parçaya göre, Ömer Seyfettin'in ağır basan niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) yaratıcılık

B) etkileyicilik

C) çok yönlülük

D) olağanüstülük

E) özgünlük

Soru 37

(I) Yazı ve yazınsal yaratılarda yer alan anlatım biçimleri arasında tartışmacı anlatım da vardır. (II) Bir yargıyı ya da düşünceyi çürütme ve değiştirmedir tartışmacı anlatım. (III) Bunun için de üzerinde durulmak istenen düşünce açıklanır önce. (IV) Sonra da bunun yanlışlığı, nedenleriyle birlikte sergilenir. (V) Nedenlere bağlanmayan tartışmacı anlatım inandırıcı olmaz.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi "tanım" cümlesidir?

A) I.

B) II.

C) III.

D) IV.

E) V.

Soru 38

Genç kadın, martıların çığlıklarına dalmışken denize ateşböceği gibi bir şey uçtu. Bunu bir başkası, bir başkası daha izledi. Kadın, dalgın gözlerle, birbirini kovalayan bu garip böceklerin denizde teker teker eriyişlerini seyretti. Sonra birden az önceki kızgın demir kokusunu hatırlayınca yerinden fırladı. Kapıyı açar açmaz yüzüne çarpan sıcak bir dumanın ortasında, kaptanla çımacıyı yere çömelmiş, kan ter içinde uğraşırken gördü.
Bu parçada hangi duyu organıyla seçilebilen ayrıntılara yer verilmemiştir?

A) Dokunma

B) Görme

C) Koklama

D) İşitme

E) Tat alma

Soru 39

Bir alıç bilirim Anadolu'da,
Dallarında yüzlerce adak...
Yolcular geçer önünden
Yayan yapıldak.
......
Umutları yeşerir alıcın,
İçini bir kitap gibi okur toprak.
Özlem dolu türküler tutturur,
Karanlıkta yıldızlara bakarak.
Bu dizelerde, aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Benzetme ve kişileştirmeden

B) Görsel ve işitsel öğelerden

C) Halk deyimlerinden

D) Renk bildiren sıfatlardan

E) Gözlem gücünden

Soru 40

(I) Cahit Sıtkı'nın ölümü de doğumu gibi ekim ayına rastlıyor. (II) Önümüzdeki cuma ölümünün otuz beşinci yıldönümü. (III) Türk toplumunda derin izler bırakmış bir şairin ölüm yıldönümü, sessizce geçiştirilmemeli. (IV) Cahit Sıtkı seksen beş yıl önce doğdu, otuz beş yıl önce genç yaşında öldü. (V) Benim kuşağım lise edebiyat kitaplarındaki "Otuzbeş Yaş" şiiriyle tanıdı onu.
Bu parçanın yazarı hangi cümleye kendi duygularını katmıştır?

A) I.

B) II.

C) III.

D) IV.

E) V.

Soru 41

Aşağıdaki yargılardan hangisi diğerlerine göre daha nesnel bir nitelik taşımaktadır?

A) Ben, gece yarısı kaldırımlarına bayılırım; gece yarısı kaldırımlarının özgürlüğüne, kimsesizliğine vurgunum.

B) Yağmurlu havalarda kaldırımlar rugan gibi parlarlar; onlarda gölgemizi görürüz, ruhumuzu sürükleyen iskeletimizin gölgesini.

C) Bütün hayatım onların üstünde geçti, bütün düşlerimi onların üstünde kurdum; severim kaldırımları.

D) Kaldırımların üstünde evimde gibiyim, gelip geçen insanlar konuklarımdırlar, sanki bahçemde geziyorlar.

E) Beyoğlu kaldırımlarındayım, ağır ağır yürüyorum, tespih taneleri gibi havaya dizili ışıklar, üstümde sallanıyor.

Soru 42

Aşağıdaki cümlelerden hangisi dolaylı anlatıma örnek olabilir?

A) Asım Bezirci'ye göre Kemal Tahir, romanlarında nitelikli insan yaratmaya özen gösterir.

B) Bu sanatçının, bugün olmasa bile, ileride mutlaka anlaşılacağına inanıyorum.

C) Bilmece çözmek için çok şey bilmek gerekmez; ama sözcük dağarcığının geniş olması gerekir.

D) Mayıs ayı gelince, gölün çevresi kuzeyden gelen binlerce kuşla dolup taşardı.

E) Çarşıdaki dükkânların camlarına bir şeyler asılmış, her yan renkli renkli kâğıtlarla donatılmıştı.

Soru 43

Burası büyük, günahkâr, vurdumduymaz, delidolu bir kent! Ben böyle bir yerde sensiz yaşayamam. Bir gün kanıma girer şu kalabalık, şu caddeler, şu tıklım tıklım gazinolar! Burası şarkılar, kadınlar kenti; düşler düş kırıklıkları kenti! Sanki, burada eşini kaybetmiş bir kuşum... Ben bu kentte sensiz, "kendim" kalmayı başaramam.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Benzetme yapılmıştır.

B) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.

C) Deyim kullanılmıştır.

D) Mecazlı söyleyişe yer verilmiştir.

E) İzlenimler yansıtılmıştır.

Soru 44

Dağınık saçları özgürlüğünün, bilgeliğinin simgesi gibidir. Geniş, çıkıntılı, oldukça kırışmış alnı, engin deneyimini, havaya hafif kalkık sol kaşı ise kül yutmazlığını gösterir. Bakışları, zekâsının olduğu kadar, sevecenliğinin de yansımasıdır. Kalın kaşlarındaki çatıklık, ödün vermezliğinin işareti sayılır.
Bu parçada yazar, aşağıdakilerden özellikle hangisine başvurmuştur?

A) Duygulara seslenmeye

B) İlgi kurmaya

C) Benzetme yapmaya

D) Karşıtlıklardan yararlanmaya

E) İzlenimleri belirtmeye

Soru 45

O uçsuz bucaksız ovanın ortasında pamuk topluyordu. Güneş her zamankinden daha yakıcıydı. Göğün mavisinde öyle tostoparlak duruyordu, hain yaz güneşi. Çalışmaya biraz ara verdi. O durunca, ekinlerin hışırtısı da durdu. Tüm gövdesi cayır cayır yanıyor, kavruluyordu. Güneş, kızgın bir çubuktu beyninde; ocakta tavı gelmiş demir hararetiyle kafasının içinde dönüp duruyordu. Gözlerinden kıvılcımlar fışkırıyordu.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Anlatılanlar, belirli bir zaman dilimi içinde geçmektedir.

B) Kişileştirme sanatına yer verilmiştir.

C) Benzetme yapılmıştır.

D) Açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır.

E) Ayrıntıların seçiminde dokunma duyusundan yararlanılmıştır.

Soru 46

Balinaların uzunluğu 1,3 m. ile 30 m. arasında değişir; ağırlıkları da 45 kg. dan başlayıp 150 tona kadar çıkar. Baş bölümünde kalın olan gövde, kuyruğa doğru gittikçe incelir. Arkada ayak benzeri uzantılar bulunmamakla birlikte, iç yapıda incelmiş ayak kalıntılarının izine rastlanır. Yatay biçimde sonlanan kuyruğu, aşağı yukarı hareketiyle hayvanın ileriye doğru yol almasını sağlarken, palete benzeyen yassı uzantılar da dengeye ve yönlenmeye yardımcı olur.
Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Okuru bilgilendirme amacına yöneliktir.

B) Sayısal verilerden yararlanılmıştır.

C) Görsel öğelere ağırlık verilmiştir.

D) Bir balina ayırıcı özellikleriyle anlatılmıştır.

E) Yorum gerektiren cümleler yoktur.

Soru 47

Kentin gürültüsünden kaçmak için kırlara açılmıştım. Rengârenk bahar dalları, mutluluk sunuyordu gözlerime. Bebek teni gibi nazik toprağın kokusunu duymak, beni alabildiğine rahatlatmıştı. Kuş sesleri, yaprakların fısıldaşmaları, kulaklarımdaki kirliliği bir anda yok etmişti.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Örneklendirmelerden yararlanma

B) Kişileştirmeden yararlanma

C) Benzetme yapma

D) İşitsel öğelere yer verme

E) Duyguları yansıtma

Soru 48

Ağaçların kimilerinde sarılı kızıllı yapraklar, güneşin o sıcacık rengine renk katarken, kimi ağaçlar iyiden iyiye soyunmuştu. Gerçi keskin bir ayaz yoktu; ama rüzgârlar da eskisi gibi ılık ılık esmiyordu artık. Günler bize darılmış sanki, gitgide kısalıyor. Uzun gecelerle yeniden barışmamız gerekiyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?

A) İzlenimleri belirtmeye

B) Kişileştirmeden yararlanmaya

C) İkilemelerden yararlanmaya

D) Sıfatlardan yararlanmaya

E) Koklama duyusundan yararlanmaya

Soru 49

Gün batarken, sulanmış toprak kokusu yayan çiçek saksılarıyla bezeli, uzun tahta balkonlar insanlarla doluydu. Giderek koyulaşan karanlık, hepsini yarı yarıya eritiyor; hareketlerini, yapıldığı anda yutulan, hemen soluveren karikatürlere dönüştürüyordu. Gittikçe kararan ara yollarla, rahatsızlanmış gibi yer değiştiren renkli tenteler, buluşacakları insanları bekleyerek dolanıp duran âşıkları andırıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?

A) Görsel öğelerde yoğunlaşmaya

B) Kişileştirmeden yararlanmaya

C) Örnekler vermeye

D) Benzetme yapmaya

E) Gözlem gücünden yararlanmaya

Soru 50

Kapı, biri zorluyormuş gibi birdenbire, ardına kadar açıldı. İçeriye bir adam girdi. Biraz önce sığınacak bir yer arayıp duran yabancıydı bu. Girdi, bir adım attı, kapıyı arkasında açık bırakarak durdu. Torbası omzunda, sopası elindeydi. Bakışları sert, yorgun ve öfke doluydu.
Bu parçanın anlatımında bulunmayan özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eylemleri oluş sırasına göre verme

B) Gözlem gücünden yararlanma

C) Varlıkları devinim içinde yansıtma

D) Değişik yapılı cümleler kullanma

E) İşitsel öğelere yer verme

Soru 51

Yamaç, öğle sıcağının ilk yorgunluğundan kurtulmaya çalışıyordu. Pörsümeye yüz tutmuş yapraklar, hafif yelin serinliğiyle yavaş yavaş canlanıyordu. İkindinin ilk morluğu iniyordu bağa, bahçeye. Bülbül sesi, saka sesi duyuldu yeniden. Derken keklikler, bu seslere kayalıklardan yanıt verdiler.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Kişileştirme sanatına başvurma

B) Eylemleri oluş sırasına göre verme

C) Tanımlamalarla söyleyişte yoğunluk sağlama

D) Betimleyici öğeler kullanma

E) Ayrıntıların seçiminde duyulardan yararlanma

Soru 52

Düşünce, bildiri yükü taşıyan şiirler, çoğu kez şiirsel değer taşımaktan uzaktır. Amaç, daha çok, bir düşüncenin yansıtılması olduğu için sonuçta kuru, ünlü sözlere benzeyen birtakım dizeler çıkar karşımıza. Hem bu kuruluğu aşmak hem de gerçek anlamda bir şiir yaratmak güç, doğal olarak. Oktay Rifat'ta da böylesi dizelerin, şiirlerin bulunması hem okuru tedirgin ediyor, hem de ona yakışmıyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama - alıntı yapma

B) Açıklama - örnek verme

C) Tartışma - tanık gösterme

D) Öyküleme - tanımlamalara yer verme

E) Tartışma - karşıtlıklardan yararlanma

Soru 53

Bence, ciddiyetin bir tek biçimi vardır. Bir anlamda tek renktir ciddiyet. Ama gülmek, her biri birbirine karışarak onlarca "ton" üretebilen dört renk. Bütün bu renkleri kenara koyup tek rengi benimsenen özellik saymak, insanın "iç kirliliği" değil midir?
Bu parçanın anlatım biçimi ve başvurulan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir?

A) Betimleme - örnekleme

B) Tartışma - karşılaştırma

C) Açıklama - betimleme

D) Tartışma - örnekleme

E) Açıklama - tanımlama

Soru 54

Her bölük, bir ahtapot halkası gibi kıvrılıp şişiyordu. Yer yer parçalanan kalın bir duman tabakasının arkasından görülebiliyordu. Top ve mızıka gürültülerinin arasında atların fırtınayı andıran sıçramaları, miğferler, kılıçlar birbirine karışıyordu. Yedi başlı ejderhanın sırtındaki pulları andıran zırhlar, bunların hepsini gölgede bırakıyordu.
Bu betimlemede aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?

A) Benzetmeye

B) İşitsel öğelere

C) Masal öğelerine

D) Kişileştirmeye

E) Görsel öğelere

Soru 55

Orhan Veli gibi, bir şiir anlayışına, bir şiir estetiğine karşı çıkmış bir sanatçının halk geleneklerine karşı çıkması da düşünülebilir elbette. Bu düşünce, bir dereceye kadar da doğru olabilir. Ama, bir sanatçının tüm olarak halkından, içinde yaşadığı toplumdan, çevresinden kopması düşünülemez. Kaldı ki Orhan Veli'nin halktan koptuğu da söylenemez. O, halkın, halkı oluşturan bireylerin şiirini yazmıştır bir bakıma: "Fena Çocuk" ve daha başka şiirlerde yaşayanlar böyle değil midir?
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama - benzetme

B) Açıklama - tartışma

C) Öyküleme - betimleme

D) Betimleme - tanımlama

E) Öyküleme - karşılaştırma

Soru 56

Doğada tüm hayvanlar bazı organlarını, kullana kullana geliştirdiler, bazı organlarını da kullanmayarak körelttiler. İnsan beyni, insanın doğaya ve kendine karşı yürüttüğü o çok uzun savaşımın verimli bir meyvesi olmuştur. Düşünce, insanın, doğayla ve kendisiyle kavga ede ede kazandığı çok değerli bir yetisidir.
Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?

A) Öyküleme

B) Tanımlama

C) Betimleme

D) Açıklama

E) Tartışma

Soru 57

Kurumumuzda görevlendirilmek üzere, bilgisayar konusunda yeterli deneyime sahip, otuz yaşını aşmamış, en az iki yabancı dili iyi bilen elemanlar alınacaktır. İsteklilerin 15 Ocak 1998 tarihine kadar şirketimize başvurmaları rica olunur.
Bu parçanın anlatımı aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?

A) İzlenimsel betimlemeye

B) Açıklayıcı öykülemeye

C) Açıklayıcı betimlemeye

D) Sanatsal öykülemeye

E) Açıklayıcı anlatıma

Soru 58

Nedense, "Oyun okunmaz" diye bir önyargı yerleştirilmiş beyinlerimize. Böyle bir önyargıya uydunuz mu, örneğin bütün bir antik dönemi bilmenize, tanımanıza imkân yok. Denecektir ki, o dönemin oyunları oynanır, seyirci de bunları izlerse tanımış olur. Hayır! Bir defa, yalnızca ulaşabildiğiniz tiyatro çevresi ile sınırlı kalırsınız ve o çevrenin sahneye getirmediği yapıtlar, yazarlar yok olur sizin için ya da adlarını duyar; ama ne olduklarını bilemezsiniz onların.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Alıntı yapma

B) Betimleme

C) Açıklama

D) Öyküleme

E) Tartışma

Soru 59

Koca şehir, ayaklarının dibinde dilsiz, ölü gibi yatıyordu. Yukardan bakıldığında yaygın bir renk lekesinden başka bir şey olmayan deniz de öyle! Kıpırtısız bir sessizlikte şehir, deniz, tepeler hepsi bir bütünmüş izlenimi yaratıyordu. Delifişek bir sanatçının biçimlendirip boyadığı sokak fenerlerinin sarı benekleriyle çizilen çizgilerin böldüğü, kestiği sanki hep aynı maddeydi. Ay ışığı, o rengi değiştirmiyordu. Biçimleri belirginleşen cisimler aydınlanmıyor, ışıkla buğulanıyordu.
Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tartışma

B) Benzetme

C) Öyküleme

D) Açıklama

E) Betimleme

Soru 60

Kadın, çoraplara bir yama daha vurmaya koyuldu. Kocasının aylardır işsiz olduğunu biliyordu. Az önceki adresi belirsiz küfrün nedenini kestirmeye çalıştı. Herhalde evine almak istediği bir şeyi alamayışına küfretmişti. Belki de işleri tıkırında bir tanıdığına... "İşsiz diye selam bile vermiyor adamlar!" demişti bir gün. "Sanki ceplerinden paralarını alacağım!"
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma

B) Açıklama

C) Öyküleme

D) Betimleme

E) Örnekleme

Soru 61

Sözcük, birbirinden ayrılmayan iki yanı olan bir varlıktır. Bir yanı, zihinde, sessiz okumada bile canlanan "ses imgesi" dir. Bu imgeyi biz, söyleyiş sırasında, sese dönüştürürüz. Sözcüğün öteki yanı, "kavram" ya da "belirtilen" dir. Bunlar, bir kâğıdın iki yüzü gibi birbirinden ayrılmaz ve sürekli olarak birbirini akla getirtir, çağrıştırır.
Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?

A) Tartışmaya

B) Açıklamaya

C) Betimlemeye

D) Karşılaştırmaya

E) Öykülemeye

Soru 62

Rumelihisarı'nın kuzeyden güneye uzunluğu 250 metre, doğudan batıya genişliği ise 125 metredir. 50 küçük, 20 büyük burcu vardır. Hisar, Karadeniz tarafından gelebilecek bütün saldırıları önleyebilecek özelliklere sahiptir.
Bu parçanın yazılış amacı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) İzlenim kazandırma

B) Kanıları değiştirme

C) Bilgi verme

D) Olay içinde yaşatma

E) Düşünceyi kanıtlama

Soru 63

(I) İnsanın sıradan güçlükler karşısında bile bunaldığı anlar olur. (II) Böyle zamanlarda tutunacak bir dal ararız. (III) Aradığımızı bulamadığımız zaman güneşin aydınlığını bile karanlık görmeye başlarız. (IV) Yalnızlık, içimizi kemiren bir mikrop, bir verem mikrobu olmuştur. (V) Oysa bir şeyi tek başımıza başardığımızda duyduğumuz mutluluk ne büyüktür.
Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde mecazlı anlatıma yer verilmemiştir?

A) I. ve II.

B) II. ve III.

C) III. ve IV.

D) IV. ve V.

E) I. ve V.

Soru 64

Bırakalım, her sanatçı kendi dünyasını yaşasın. Çünkü o dünyalar, sonunda bizim olacaktır. Bize asıl zenginliği, şu içinde yuvarlanıp gittiğimiz dünyada değil, kendi dünyasında yaşayan sanatçı verecektir. Bu konuda, M. Proust'un şu sözlerini nasıl hatırlamamalı: "Tek bir dünyayı, kendi dünyamızı göreceğimiz yerde, sanatla, ne kadar sanatçı varsa, o tek dünyanın o kadar çoğaldığını, sonsuzlukta yuvarlanan dünyalar kadar birbirinden farklı dünyalarımız olduğunu görürüz."
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tanık gösterme B) Tanımlama

B) Ayrıntıları betimlemeye

C) Örnek verme D) Karşılaştırma

D) İşitsel öğelerde yoğunlaşmaya

E) Tartışma

Soru 65

Ben, hasta ruhları ve sinirli insanları daima yüzlerinin tebessümlü olup olmamasıyla belirlerim. Sinirli adamların yüzleri gülmez. Tebessümden yoksun bir yüz gördüğüm zaman, hemen bunun bir sinir hastasına ait olduğunu anlarım. Tebessüm ruhun sağlamlığı kadar, mutluluğun da habercisidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmuştur?

A) İlgi kurmaya

B) Ayrıntıları betimlemeye

C) Örneklendirmelerden yararlanmaya

D) İşitsel öğelerde yoğunlaşmaya

E) Sözcüklerin duygusal anlamından yararlanmaya

Soru 66


Aşağıdakilerin hangisinde, bir yazar ya da yapıt hem olumlu, hem olumsuz yönleriyle değerlendirilmiştir?

A) Yakup Kadri, "Yaban" da aydınları eleştirirken onlara yol da göstermiştir.

B) Orhan Veli, "Denize Doğru" adlı yapıtında düzyazıdaki ustalığını da kanıtlamıştır.

C) Yaşar Kemal "Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı yapıtıyla ulusaldan evrensele uzanmıştır.

D) Halide Edip'in romanlarındaki dil, kılçığının çokluğundan yeme zevkimizi engelleyen balıklar gibidir.

E) Orhan Pamuk, "Cevdet Bey ve Oğulları" romanında tarihçi tavrı takındığı yerler hariç, tarihsel romanın nasıl yazılabileceğini göstermiştir.

Soru 67

Sanatçı, zamanının çocuğudur; ama aynı zamanda o zamanın öğrencisiyse, dahası, gözdesiyse, bu, kendisi için çok kötüdür." demiş, F. Schiller. Bu söz, çok açıktır: Elbette sanatçı, belli bir zamanın koşulları içinde dünyaya gelir. Ama, yalnızca bu koşulları kabul etmesi, kendisini bu koşulların yaratıcılarına beğendirmeye kalkışması yanlıştır. Peki, doğrusu nedir? Sanatçı, çocuğu olarak dünyaya geldiği zamanı ve onun koşullarını değerlendirmeyi ve eleştirmeyi öğrenmeli; bu tutumuyla da, zamanının gözdesi değil, bu zamanı eleştirenlerin doğal sözcüsü olmalıdır.
Bu parçada yazarın, Schiller'den bir alıntı yapmış olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
<BR< div>

A) Okuyucunun ilgisini çekmek

B) Anlatımını tekdüzelikten kurtarmak

C) Düşüncelerini inandırıcı kılmak

D) Okuyucuda kuşku yaratmak

E) Geniş bir kültüre sahip olduğunu kanıtlamak

Soru 68


Öykülerimde içinizden biri gibi, Ezgi gibi, Ozan gibi olağan çocuklar vardır. Bunun için, öykülerimdeki kişilere "kahraman" demeyin ne olur. Evet, Don Kişot bir kahramandı, düşman sanıp yeldeğirmenlerine saldırıyordu çünkü. Kahraman, aldatılan ve akıllılar tarafından tekrar tekrar aldatılmak için başkalarına tavsiye edilen kimsedir.
Bu parçada yazar söylediklerini inandırıcı kılmak için aşağıdaki yolların hangilerine başvurmuştur?

A) tanık gösterme - benzetme

B) karşılaştırma - istatistiklerden yararlanma

C) tanımlama - alıntı yapma

D) benzetme - karşılaştırma

E) örneklendirme - tanımlama

Soru 69

Öyle güzel ki anadilimin sözcükleri. Elimden gelse hepsini kullanmak isterim şiirlerimde. Mücevher gibi parlarlar, platinden balıklar gibi sıçrarlar. Köpüktürler, ışıktırlar, madendirler ... Ben onlarla düşünür, onlarla duyarım.
Bu sözleri söyleyen ozanın, sözcükleri benzettiği varlıklar arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) mücevher

B) balık

C) platin

D) ışık

E) köpük

Soru 70

Öznel yargılar, bilimin gerçeğine değil; kişinin beğenisine, duygularına dayanan yargılardır. "En güzel renk mavidir." derseniz öznel bir yargı olur. Nesnel yargılar ise kişisel duygulara, beğenilere değil; nesnenin gerçeğine dayanır. Herkese göre aynıdır. Yanlış ya da doğru olduğu kanıtlanabilir.
Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Tanık göstermeye

B) Örneklemeye

C) Karşılaştırmaya

D) Tanımlamaya

E) İlişki kurmaya

Soru 71

Aşağıdakilerin hangisinde bir kavram ona bağlı karşıtlıklar söylenerek belirginleştirilmiştir?

A) Bu roman, içerik yönünden yeni, biçim yönünden eskimiş değerleri içeriyor.

B) Eleştirmen, yaratılmış bir yapıtı yorumlarıyla zenginleştirir.

C) Lirik ozan, sözcüklerin anlamına değil,ses ve görüntü gücüne bakar.

D) Geçmişi yaşatmaya çalışırsak, geleceği engellemiş oluruz.

E) Bir insanın düşlerinin kaynağı, yaşamından başka bir şey değildir.

Soru 72

Bir şeyin ne olmadığını söyleyip ne olduğunu sezinletmeye çalışmak da bir anlatım yöntemidir.
Aşağıdakilerden hangisi buna örnek gösterilebilir?

A) Her sanat ürünü gibi, şiir de doğal bir şey değildir.

B) Sanat yapıtı, yaratıcısını da yansıtır.

C) Şarkılarının sözlerini de kendisi yazıyormuş.

D) Sanatçı, özel yaşamıyla ilgili hiçbir şey söylemiyor.

E) Onun yorumu, kulağı tırmalamıyor.

Soru 73

(I) İnsan, topluluklar halinde yaşadığı dönemlerde de sanat yapmıştır. (II) Sanat, beyinsel etkinliğin kaçınılmaz ve vazgeçilmez özgün sembollerinin açığa vurulmasıdır. (III) Sanat sayesinde gerçeklikten edindiği imgelerin anlamlarını çağrışımlı sembollere dönüştürmüştür insanoğlu. (IV) Bu yolla çevresiyle iletişimini yükseltmiştir. (V) Sanat da, soyutlamalar yoluyla çevresini, gereksinmelerine uygun hale getirmek için, değiştirme gücünü elde etmiştir.
Bu parçanın yazarı, numaralanmış cümlelerden hangisinde sanatın tanımını yapmıştır?

A) I.

B) II.

C) III.

D) IV.

E) V.

Soru 74

Yazarın bu son yapıtı, buzdağı gibi; asıl önemi, göründüğünden daha derinde olmasında yatıyor. Beklenmedik bir anda çarpıyor insanı, insanın düşüncesini tuzla buz ediyor.
Bu parçada sözü edilen yapıtta, aşağıdaki niteliklerden hangisi olmayabilir?

A) düşündürücülük

B) derinlik

C) yoğunluk

D) nesnellik

E) etkileyicilik

Soru 75

Bu köşedeki yazıları okuyup bitirdiğinizde, "Yazar ne demek istiyor?" diye, sormadan edemiyor insan. Oysa, bu tür yazılarda aranan ilk özellik, böyle bir soruyu sordurmamak olmalıdır. Okuyucu, bulanık ifadelerle yorulmamalı, anlatılmak isteneni kolayca kavramalıdır." diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yazılarda bulduğu eksiklik nedir?
<BR< div>

A) akıcılık

B) sadelik

C) açıklık

D) özgünlük

E) doğallık

Soru 76

Bir yazarı ilk, hem de en basit yoldan denemek için, onun yapıtında, görevini yapmayan sözcükleri ararım; anlama hiçbir şey katmayan ya da aklı, anlamın en önemli etmenlerinden daha az önemli etmenlerine çeken sözcükleri.
Böyle düşünen bir okurun "bir yazarı denemesi" onun yapıtlarında hangi özelliği görmek istemesine bağlanabilir?

A) Düşüncede açıklık

B) Anlam bütünlüğü

C) Anlam yoğunluğu

D) Özlü anlatım

E) Anlatım çeşitliliği

Soru 77

Melih Cevdet'in "Kolları Bağlı Odysseus" şiiri beni heyecanlandırdı, düşündürdü; ama rahat etmedim, edemedim bu şiirle. Etseydim belki o kadar çok okumazdım. Dizeleri, görüntüleri, istedikçe anımsardım. Oysa, bu şiirde bazı dizeler her okunuşta başka bir anlam kazanıyor. Her okuyuşumda ilk kez okumuş gibi oluyorum onları.
Bu sözleri söyleyen okur, sözünü ettiği şiirin özellikle hangi niteliğini vurgulamaktadır?

A) akıcılık

B) etkileyicilik

C) yoğunluk

D) doğallık

E) içtenlik

Soru 78

Bu ozanımız, en doğru, en güzel sesi bulmuş: Halkın sesini. Böylelikle ondaki ses, artık bir şiir sesi olmaktan çıkmış, bunca yıllık bir geçmişin, acının, dilin ortaklaşa sesi durumuna gelmiştir. Yine de açıklanmaz bir büyü ile kendi sesi olmuştur.
Parçada sözü edilen ozanın şiirlerinin en belirgin özelliği, aşağıdakilerden hangisidir?

A) etkileyicilik

B) akıcılık

C) özgünlük

D) doğallık

E) yalınlık

Soru 79

Edebiyat kültürünün ve edebiyat zevkinin en şaşmaz ölçütü, "edebiyatsızlık" tır. "Edebiyat" tan kaçınmak, "edebiyat" yapmamak; çıplak sözün sırrına ermiş bulunmak. İşte gerçek edebiyatın ana koşulu.
Yazarın gerçek edebiyatın ana koşulu saydığı özellik, aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılabilir?

A) bütünlük

B) açıklık

C) etkililik

D) akıcılık

E) yalınlık

Soru 80

(I) Karlar hızla eriyordu, tepelerden inen bulanık suyun şırıltısından anlaşılıyor bu. (II) Arkadaşlarla çamurlara bata çıka, yalınayak dolaşıyor, dağ tepe demiyorduk. (III) Ayılar, börtü böcek, tüm doğa kış uykusundan yeni yeni uyanıyordu. (IV) Yemyeşil ağaçların dallarından havalanan kuşlar, başka bir ağaçta henüz tatlılaşmamış meyveleri gagalıyordu. (V) Akşama kadar burnumuz kaç çiçeğe eğildi kim bilir?
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde ayrıntılar, birden çok duyu organı aracılığıyla seçilebilir?

A) I. ve II.

B) II. ve III.

C) III. ve IV.

D) II. ve V.

E) I. ve IV.

Soru 81

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu,
Bir deniz mağarası kadar sessiz ve serin
Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin,
Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.
Bu dizelerde ayrıntıların seçiminde hangi duyulardan yararlanılmıştır?

A) Görme, işitme, koklama

B) Görme, işitme, dokunma

C) İşitme, dokunma, koklama

D) Tatma, koklama, görme

E) Dokunma, işitme, tatma

Soru 82

Aşağıdaki yargılardan hangisi "kanıtlanabilir nitelikte" değildir?

A) Onun şiirini silin edebiyatımızdan; orası boş kalacak, yerini başka hiçbir şiir dolduramayacaktır.

B) Onun bugüne değin yayımladığı tüm şiirler ölçüsüz ve uyaksızdır.

C) Milli Edebiyat'ın ilkelerinden biri de dilin özleştirilmesiydi.

D) Eleştirmenler, felsefe geleneğinin olmadığı toplumlarda, felsefenin yerini edebiyatın aldığını söylüyorlar.

E) Dilimizdeki yabancı sözcüklere karşılık olarak önerilen sözcüklerden beğenilmeyenler de oldu.

Soru 83

Hoşlandığım bir kitap oldu mu ondan söz ederim. Ayrıca, başkalarına da onu iletmek isterim. Bunu yaparken bir iletiye bağlanmadığım gibi, yargılarımın kesin ve şaşmaz olduğunu da ileri sürmem.
Kendisinden böyle söz eden bir eleştirmenin en belirgin niteliği, aşağıdakilerden hangisidir?

A) nesnellik

B) yüzeysellik

C) öznellik

D) tutarlılık

E) doğallık

Soru 84

Nesnel anlatımda yazarın insan yanı bizden uzaktır. Gerçeğin fotoğraf gerçekliğiyle yansıtılması, değiştirilmeden sunulması "nesnel" anlatımın en belirgin niteliğidir.
Bu parçaya göre, aşağıdaki yargılardan hangisi nesnel bir nitelik taşımamaktadır?

A) İşini ciddiye alan bir ozanın şiirleri bunlar.

B) Bu şiirlerde orta halli insanların bireysel sorunları işleniyor.

C) Ozanın bu kitabında, çeşitli uzunluklarda otuz şiiri yer alıyor.

D) Ozan, İstanbul'da doğmuş, şimdi Almanya' da yaşıyor.

E) Kendisiyle yapılan bir röportajda, yakında yurda döneceğini söylemiş.

Soru 85

Aşağıdaki cümlelerin hangisi "kişiden kişiye değişebilen bir yargı" içermektedir?

A) Türkiye'nin en kalabalık kenti İstanbul'dur.

B) Anadolu, çeşitli uygarlıkların izlerini taşır.

C) Kışın, doğu bölgelerimizde kar yüzünden bazı köylere ulaşılamıyor.

D) Yurdumuz, doğal güzellikleri ile dünyanın en ilginç ülkesidir.

E) Bu bölgede kış ayları ılık ve yağışlı geçer.

Soru 86

Aşağıdaki cümlelerin hangisi, doğrudan anlatıma örnek olamaz?

A) Ben, bu konuda bir şey söylemek bana düşmez, derim.

B) çocuk yavaşça: "Haydi, parka gidelim anne!" dedi.

C) "İnsanın en iyi dostu, ölmüş dostudur." der, Gabriel Garcia Marquez.

D) Şöyle beş altı kitabı iyi bilmekle ne büyük bir bilgin olabilir insan!

E) Arkadaşım, yönetim kurulu toplantısının yarın yapılacağını söyledi.

Soru 87

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "özelden genele doğru" bir anlatım yolu izlenmiştir?

A) Burada yaşayan herkes, inan ki, senin gibi düşünüyor.

B) Sen de her insan gibi haklarına sahip çıkmalısın.

C) Tüm sanatçılar gibi Orhan Veli de biraz uyumsuzdur.

D) Bu geziye ailece katıldık ve hepimiz çok eğlendik.

E) Annesi, babası, kardeşi ve bir de arkadaşı gelecekmiş.

Soru 88

O, bir fikir adamı değildi. Düşünce, onda duygunun kapanına tutulurdu. Eleştirmen ya da deneme yazarı olarak tarih bilinci de yoktu. Gerçeği, gelişigüzel bir yerinden yoklar, bununla neşelenir ve yetinirdi. Bütün bunlar da onu ... uzaklaştırırdı.
Anlam akışına göre parçanın son cümlesindeki boş yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) akıcılıktan B) öznellikten

B) Eğretilemeden yararlanma

C) nesnellikten D) bencillikten

D) Somutlaştırmaya başvurma

E) özgünlükten

Soru 89

Yaratırken Ulu Mimar, insanı
Dünyadaki sınırları çizmedi
Renk verdi, dil verdi, inanç verdi
Ama taraf tutup hiçbirini ezmedi
"Hepiniz insansınız, kardeşçe yaşarsanız tüm dünya sizin" dedi.
Bu dizelerin anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Doğrudan anlatıma başvurma

B) Eğretilemeden yararlanma

C) Değişik yapılı cümleler kullanma

D) Somutlaştırmaya başvurma

E) Varlıkları ayırıcı özellikleriyle verme

Soru 90

Kıskançlığın, insanı yıkım ve çöküntüye sürükleyen bir duygu olduğunu öne sürenler, onun yapıcı ve yaratıcı özelliğini göz ardı ediyorlar." cümlesiyle aşağıdakilerden hangisi arasında, anlatımda başvurulan yol bakımından benzerlik vardır?<BR< div>

A) Uygarlık, insan yaşamını kolaylaştırmıştır görüşünü savunanlar, uygarlıkla gelen felaketlerin ayrımında olmayanlardır.

B) Hep düş dünyasında yaşayanlar, içinde yaşadıkları günün hakkını veremeyen, verimsiz kişilerdir.

C) Sanatçılarına gereken değeri vermeyen ulusların, çağa ayak uydurmada zorlandıklarını görmezlikten gelemeyiz.

D) Köklü bir medeniyete sahip olmakla övünen toplumlar, ellerindeki birikimi çağın getirdikleriyle sentezleyebilmelidirler.

E) Gönül birliği olmayan yerde, kafa birliğinden söz etmek, akılla duyguyu aynı terazide tartmaya çalışmaktır.

Soru 91

Yolun kenarındaki kayanın üstüne küfesini koydu. Ellerini belindeki kızıl kuşağın ön tarafına soktu. Açık göğsü, çıplak, sert baldırlarıyla bir kuvvet abidesi gibi durdu. Kibirli kalın kaşları altında ağır dönen iri gözleriyle Marmara'nın dalgalarına, karşıki sahile, mavi gözlü, sarı saçlı bir kıza benzeyen sevimli, nazlı yurdunun taşına toprağına uzun uzun baktı.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Üçüncü kişi anlatımı kullanılmıştır.

B) Kişileştirme sanatına yer verilmiştir.

C) Anlatıcı, anlatımına duygularını katmıştır.

D) Ruhsal çözümlemelere başvurulmuştur.

E) Betimleme ve öyküleme iç içedir.

Soru 92

Sımsıcak nisan günleri... Bir hafta önce kupkuru olan dallarda şimdi bembeyaz, uçuk pembe çiçekler var. Anadolu, mis gibi kokuyor. Fakat Erenköy'ün hanımeli kokuku değil bu, Sarıyer'in ıhlamur çiçeği kokusu da değil. Vişnelerin, elmaların, kirazların, şeftalilerin erken yaz güneşinde bunalan çiçekleri; kokularının vadilere, tepelere, yaylalara üflyorlar. Her yerde isimsiz, saf, narin bir koku dolaşıyor. Köy evlerinin bacalarına yuva yapan leylekler ise, yazın çok yakında geleceğini müjdeliyor insanlara.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A) Varlıklar nitelikleriyle verilmiştir.

B) Gözlemlere yer verilmiştir.

C) Betimlemeye kişisel duygular katılmıştır.

D) Tanımlamalardan yararlanılmıştır.

E) Kişileştirme yapılmıştır.

Soru 93

Gündüz hava, dağların güneşe bakan yamaçlarında bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldi. Ama havanın bu hali pek kısa sürdü. Önce yavaşça değişmeye başladı. Sonra karlı dağlardan bir rüzgâr esti. Aceleci olan alacakaranlık, yaklaşan gecenin soğuk, gri, mor rengini de ardından sürükleyerek vadileri, boğazları kaplayıverdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Betimleciyi öğelere yer verme

B) Benzetmelerden yararlanma

C) İşitsel öğelere yer verme

D) Doğayı devinim içinde yansıtma

E) İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarma

Soru 94

Sabahın bu erken saatinde tavandaki soğuk, beyaz, lambalar, uykulu mu, bezgin mi oldukları tam anlaşılmayan yolcuların yüzlerini iyice solgun gösteriyordu. Gittikçe kalabalıklaşan vagonda, birbirine dokunmaktan özenle kaçınarak bir yerlere tutunmaya çalışıyorlardı. Oturacak yer bulanlar, ya gazete safyalarına dalıyor ya da doyamadıkları sabah uykularına devam ediyorlardı.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden daha çok yararlanılmıştır?

A) Karşılaştırma, açıklama

B) Tartışma, betimleme

C) Açıklama, öyküleme

D) Öyküleme, örnekleme

E) Betimleme, öyküleme

Soru 95

Birden kar yağmaya başladı. Kütüphanenin camı buzlanmak üzere. Ampulün ışığı buza girip çıktı. Üşüyerek yine tavandaki şişesine girdi. Ellerim soğuktan kaskatı kesilmişti. Oysa, soba harıl harıl yanıyordu. Karşıdaki ağacın dalına bir kuş tünemişti. Kuşa ıslık çaldım; kuş yanıt vermedi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile