REKLAM

1. 1994-ÖYS

İslamiyet'in kabulünden önce Türklerin, başka hiçbir toplumun etkisinde kalmamış bir dilleri ve edebiyatları vardı. Her ilkel edebiyatta olduğu gi*bi bu edebiyatta da şiirle büyü birlikte yürümekte ve dinsel törenler, önemli bir yer tutmaktaydı. Bunun yanı sıra ozan, bakşı, şaman gibi adlarla anılan şairlerde olağanüstü güçler bulunduğuna inanılırdı. Çoğu ortak ve sözlü ürünlerden oluşan bu edebiyatın en önemli bölümünü destanlar oluşturmaktaydı.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisi*dir?

A) Türk dilinin en eski ürünleri

B) Eski Türk şiirinin özellikleri

C) Eski Türklerde edebiyat

D) Edebiyat ve dinsel törenler

E) Türk toplumunda şairlerin yeri



2. 1994 - ÖYS



Okuduğumuz romanlar, öyküler, şiirler; seyrettiğimiz oyunlar, filmler; dinlediğimiz müzik parçalan bizi bireysellikten kurtarıp başka insanların yaşayışları ile bütünleştiriyor. O insanların iç dünyalarını bize açarak yaşamımızı zenginleştiriyor, bizi tek boyutluluktan kurtarıyor. Diğer insanlarla, doğal ve toplumsal çevremizle kaynaştırıyor bizi.

Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?

A) Neden eğlenmek, oyalanmak, hoşça vakit geçirmek isteriz?

B) Neden kitap okur, oyun seyreder, müzik dinleriz?

C) İnsanlar, başkalarının düşüncelerini, yaşamlarını neden merak ederler?

D) İnsanlar neden kendi yaşamlarından uzaklaşmak isterler?

E) Okuduğumuz romanlarda, izlediğimiz oyunlarda niçin kendimizi ararız?



3. 1994 - ÖYS

Çeviriye, yazarlığa hazırlık olsun diye başladır Sonunda çevirinin de bir tür yaratıcılık olduğunu kavradım. Ancak yaratıcılığın, çeviri yapmak için yeterli olmadığını gördüm. Yaratıcılığın yanı sıra Türkçenin de çok iyi bilinmesi gerektiği düşünce*sine vardım. Çünkü bir çevirmen, yabancı dili çok iyi bilse de, yapıtı sözcüğü sözcüğüne çevirse de Türkçenin havasını, suyunu, kokusunu bilmiyorsa yazarı dilimize nasıl buyur edebilir?

Bu parçaya göre, çeviride başarılı olmanın ko*şullarından biri aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazma denemeleri yapma

B) Çeviride sınırlamadan kaçınma

C) Tıpatıp çevirinin sakıncasını bilme

D) Türkçenin inceliklerini tanıma

E) Uzun bir hazırlık dönemi yaşama



4. 1994 - ÖYS

İlk hikâyemle dört yüz hikayeci arasından birinci seçilmek bana büyük bir sorumluluk yüklemişi. Artık hep daha mükemmelini yazmak zorunlulu*ğunu duyuyordum. Bu da benim ürün vermen güçleştiriyordu. Hikâyelerimi çok beğenen bir sa*natçı arkadaşım, bir gün bana çok seyrek yazdığım için sitem etti; beni yeni ürünler yayımlama-için adeta sıkıştırdı: "Sen yaz; ne olursa olsun yaz; eskiyi düşünme. Ne yaptık ki bozulmasın*dan korkuyoruz?" dedi. Çok hoşuma gittiği için bu sözü kitabımın başına koydum.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılabilir?

A) Yarışmalar yazarların tutumunu olumsuz yönde etkiler.

B) Her yazarın, ulaşabileceği belli bir başarı dü*zeyi vardır.

C) Yazarın başarısı, içinde bulunduğu ortama bağlıdır.

D) Kendisini aşmak, kusursuzu aramak isteği sanatçının verimini azaltır.

E) Kendisini hep başkalarıyla karşılaştıran bir yazar umutsuzluğa düşer.



5. 1994 - ÖYS

Kuşkusuz, biçimsel özellikleri bakımından Yaşar Kemal'in romanları epope değildir. Ancak, epo*peyi, toplumun doğaya, olağanüstü güçlere, düş*mana ve uğursuz sayılan varlıklara karşı yürüttü*ğü mücadelenin bir anlatımı olarak düşündüğü*müzde onun bazı romanlarında epik özellikler bulunduğunu rahatça söyleyebiliriz.

Bu parçada, Yaşar Kemal'in yapıtları hangi nedenle epopeye benzetilmektedir?

A) Toplumun, kendi dışındaki güçlere karşı koy*masını anlatması

B) İnsanın kendisi ile savaşımını konu alması

C) Doğanın anlatımına ağırlık vermesi

D) İnsanların birbirleriyle çatışmasına yer ver*mesi

E) Toplumsal olayları anlatması

6. 1994-ÖYS

"Dünya Öykücüleri" adını taşıyan bu dizi, dünya çapında üne sahip öykücülerin eserlerinden olu*şuyor. Yapıtlar, yazarlarının kendi dilleri olan İn*gilizce asıllarıyla birlikte verilmiştir. Her kitabın başında, yazarı ve eserleri hakkında bilgi veren bir önsöz ve yazarın ayrıntılı yaşamöyküsü yer alıyor. Bu önsöz ve yaşamöyküleri, klasik dünya edebiyatının okunması gerekli yazarlarını tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Öte yandan ki*tapların boyutları ve kapsamlarının darlığı hem taşınma hem de okunma yönünden kolaylık ge*tiriyor.

Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen dizide yer alan kitapların bir özelliği değildir?

A) Yapıtla ilgili eleştirilere yer verme

B) Yaratıcısı hakkında bilgiler verme

C) Yapıtın asıl metnini içerme

D) Fazla uzun olmama

E) Çok tanınmış sanatçıların ürünlerini içerme



7. 1995 - OYS

Ödül, her şeyden önce, yaptığınız işin onaylan*dığını hissettiriyor. Sizi güdülüyor, kendinize ve işinize olan güveninizi artırıyor. Mesleğinizde sü*rekliliğinizi sağlıyor. Bir de size büyük bir sorum*luluk yüklüyor. Ancak kimi zaman da bunların tam tersi olabiliyor. Kişi ödülün mutluluğuyla so*rumsuzca davranabiliyor.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) Sizce ödülün işlevleri nelerdir?

B) Ödül almak için ne yapmak gerekir?

C) Her yıl bir ödül almayı nasıl başardınız?

D) Sizce sanatçının tek amacı ödül kazanmak mıdır?

E) Ödül almak mı yoksa alınan ödülün sorumluluğunu taşımak mı daha zordur?



8. 1995-OYS

Elbette düş kırıklıkları da yaşadım. Onları da ya*zıyorum; ama yayımlamıyorum. Bu bakımdan, yayımlanan günlüklerim eksik sayılır. Ben onlar*da yalnız güzel ilişkilerden söz ediyorum. Çünkü düş kırıklıklarını, kırgınlıkları yazacak olursam, onların altındaki nedenleri de açıklamam gereke*cek. O zaman da bazı kişileri suçlamış olurum; bu suçlamaları yayımlamak istemem.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olabilir?

A) Kişisel sorunlarınızı öne çıkarmamak için mi bunlara günlüklerinizde değinmediniz?

B) Günlüklerinizin yaşamınızla sıkı sıkıya bağ*lantılı olmadığı doğru mu?

C) Günlüklerinizde acılara, kırgınlıklara ve incin*melere yer vermeyisiniz, bunları hiç tatma*mış olmanızdan mı kaynaklanıyor?

D) Yaşadıklarınızı günlüklerinizde olduğu gibi yansıtsaydınız, yazdıklarınız, okur üzerinde nasıl bir etki uyandırırdı?

E) Günlüklerinizin eksik olması sizi rahatsız edi-
yor mu?



9. 1995-OYS

Millî edebiyat akımının başlattığı hareketlerden biri de bize özgü masalları, destanları, halk hikâ*yelerini yeniden canlandırma ve değerlendirme çabası olmuştur. Z. Gökalp, Türk masallarını ye*niden işlemiş; Ö. Seyfettin masallardan, efsane*lerden konular almış; F. Köprülü, Nasrettin Hoca fıkralarını koşuk biçiminde yazmıştır. Daha son*raki kuşaklar da bu girişimi günümüze kadar sür*dürmüşlerdir.

Bu parçada Millî edebiyat akımının hangi özelliği vurgulanmaktadır?

A) Konuşma diline yönelme

B) Halkın hoşlanacağı konuları seçme

C) Gülünç olaylara yer verme

D) Kendi kaynaklarımızdan yararlanma

E) Nesir çalışmalarına ağırlık verme

10. 1995-ÖYS

(I) Göz alabildiğine uzayıp giden tarlalar su için*deydi. (II) Ova, sanki zümrütten bir denizi andırı*yordu. (III) Boyu bir karışı bulmayan ekinler, bü*tün ovayı kaplamıştı. (IV) Bugün nasılsa, bulutla*rın arasından şöyle bir yüzünü gösteren güneş, ortalığa yaydığı sıcaklıkla, tarlaların ıslaklığını az da olsa almaya çalışıyordu. (V) Az ileride Büyük Menderes bulanık sularıyla şırıl şırıl akıyordu.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangi*lerinde ayrıntılar, birden çok duyu organı ara*cılığıyla seçilebilir?

A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III. D) III. ve IV. E) IV. ve V.

11. 1996-ÖYS

Seyircilerin hepsi, kulak kesilip kendini oyuna ve*remiyordu. Arada bir konuşanlar, fındık fıstık yi*yenler, yüksek sesle duygularını belli edenler oluyordu. Oyunun her sözcüğüne, her anına önem veren, bizim gibi "tiyatro bağnazları" bun*dan çok rahatsız oluyorlardı. Bütün bu engellere karşın o akşamki oyunu hayranlıkla seyrettik.

Bu parçada, sözü edilen oyunla ilgili olarak neden yakınılmaktadır?

A) İzleyicilerin izleme biçiminden

B) Konunun ilginç olmayışından

C) Eğlendirici yanının bulunmayışından

D) İzleyicinin düzeyine uygun olmayışından

E) İzleyicilerin farklı çevrelerden gelişinden



12. 1996-ÖYS

Bu soru, birçok yazara sorulmuştur. Soruyu ya*nıtlayanlar arasında, "Kendim için yazıyorum." diyenler de vardır. Eğer bu tür bir yanıtı benimsemiş olsaydım okurlarımı kendimle bütünleştirirdim; yani, "Onlar demek, ben demek." derdim. Oysa ben, beni anlamak için özel bir çaba göste*recek olanlara sesleniyorum.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) Yapıtlarınızla ilgili tepkilerine göre, okurlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

B) Niçin kendinizi okurun beklentilerine bağımlı hissediyorsunuz?

C) Okurlarınızın, "sizin gibi düşünenlerden olus-tuğu" görüşüne nasıl vardınız?

D) Okurlarınızın görüşlerini değerlendirmeyi doğru buluyor musunuz?

E) Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?





13. 1996-ÖYS

Tanzimat edebiyatı sanatçılarının ne yaptıklarından çok, ne yapmak istedikleri önemlidir. Halk için yazmaya çalışmışlardır; ama halk kökenli değillerdir. Bir yandan divan edebiyatının estetik anlayışından zevk alır, öte yandan Batı edebiyatının ürünlerine yönelirler. Yetiştikleri ortam gereği es*kiden kopamazlar; ama onu sürekli eleştirirler. Şiirlerinde aynı konuları eski biçimde işlerler.

Bu parçanın bütününde Tanzimat edebiyat sanatçıları hangi açıdan eleştirilmektedir?

A) Halkı gereği gibi tanımamaları

B) Düşünceleri ile eylemlerinin birbirini tutmaması

C) Eski anlatım biçimlerini sürdürmeleri

D) Belirli konu kalıplarının dışına çıkmamaları

E) Divan edebiyatına tutkun olmaları



14. 1997 - ÖYS

Soyut şiiri, ne kapalılıkla ne de anlamsız olmak*la nitelendirebiliriz. Soyut şiir, olsa olsa, daha ya-| almamış bir şiirdir. Ayrıca, yazılmış gibi görünüp de belli bir şiir düzeninde yer almamış, gelenek*ten kopuk, salt ozanını ilgilendiren her türlü şiir soyuttur.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığı olabilir?

A) Günümüzde soyut şiirin başarılı örnekleri var mıdır?

B) Soyut şiir kolay yazılan bir şiir midir?

C) Soyut şiirde niçin alışılmış kalıpların dışına taşılır?

D) Soyut şiir nasıl bir şiirdir?

E) Soyut şiirin insandan kopuk oluşunu neye bağlıyorsunuz?



15. 2000-OSS

Lisede öğrenciyken, elli yaşında biri ölünce, eh zamanı gelmiş de ölmüş, diye düşünürdüm. Alt*mışında biri ölmüşse sanki ölümü biraz gecikmiş gibi gelirdi bana. Hele yetmişindekiler... Yalnızca yirmi, otuz yaşlarında ölenlere acırdım. Bu acı*masızlığım, hainliğimden gelmiyordu; öyleyse neden?

Bu parçanın son cümlesindeki sorunun yanı*tı aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Ömre yönelik değerlendirmelerin yaşla birlik*te değişmesinden

B) Olgun insanın, kimsenin kötülüğünü isteme*mesinden

C) İnsanların giderek daha merhametli olmasın*dan

D) İnsanın, yaşlanınca doğruları yanlışlarından daha iyi ayırabilmesinden

E) Yaşlandıkça düşünceleri değiştirmenin zorlaşmasından



16. 2001 - ÖSS

Bence resmin farklı bir sunuluşunun olması ge*rekiyor. Daha geniş çevrelerce izlenebilmesi için bugünkü koşulların düzeltilmesi, ayrıca daha sık sergiler açılması gibi öneriler geliyor aklıma.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?

A) Resim piyasasında çok yüksek ücretler söz konusu; bunun nedenini açıklayabilir misiniz?

B) Sergilerde en iyi parçalar satılıyor; geriye ka*lanlar için nasıl bir değerlendirme yapabilirsi*niz?

C) Resimlerin, ilginç olduğu ölçüde izleyici top*ladığı söyleniyor; sizce bu doğru mudur?

D) Bir ressamın başarılı olmasının ölçütü, re*simlerinin çok satılması mıdır?

E) Günümüzde, resimlerin yalnızca müze ben-
zeri yerlerde sergilenmesini nasıl karşılıyor-
sunuz?

17. 2001 - ÖSS

Öykülerimdeki anlatıcıyı ben olarak düşünmese*niz iyi olur. Bir öyküdeki sevgili, ille de yazarın sevgilisi değildir. Elbette birkaç küçük yaşantı*dan, yaşanmış, gerçek anlardan da yola çıkarak öyküler, romanlar yazılabiliyor; ama yazarın çiz*diği görüntülerin ille de yaşanmış olması gerek*mez. Önemli olan, okuru, bu görüntülerin ger*çekliğine inandırması, onu bu görüntülerin içine çekmesidir.

Bu parçaya göre, öykünün en önemli niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarın, başından geçenleri, başkalarının öyküsüymüş gibi anlatması

B) Yaşanmış olaylardan bir seçme yapılarak bunların anlatılması

C) Yazarın, yaşadıklarını değiştirerek vermesi

D) Gerçek olayların, gerçek olmadığı izlenimi bı*rakacak biçimde yansıtılması

E) Olayların, okuyucuda, yaşanmışlık duygusunu uyandıracak biçimde anlatılması

F)

18. 2002-ÖSS

Bir yazarı, içinde yaşadığı "zaman" gibi, "mekân"ın da etkilediğine inanıyorum. Yazar, bu öğelerin ikisini de kendi merceğinden geçirdikten sonra yapıtına yansıtır. Ayrıca, yazarın yetişme*si, var olması, yalnızca içinde yaşadığı toplumla, coğrafyayla, kültürle ilgili bir sorun da değil. Ya*zarın, özellikle, okuyarak açıldığı dünyaların etki*siyle biçimlenmesi söz konusudur.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) Yazarlar yapıtlarını oluştururken nelerin etki*sinde kalmaktan kaçınmalıdır?

B) Yazarın bir toplumdan etkilenmesi için, o top*lumda hangi nitelikler bulunmalıdır?

C) Okurlar, yazarların yapıtlarında yaşadıkları çevreyi yansıtmalarını beklerler mi?

D) Kimi kentlerin, o kentte yaşayan yazarları et*kilediği görüşünü nasıl değerlendiriyorsu*nuz?

E) Yazarların, yaşadıklarını yazması, onları ba-
şarıya götürür mü?





19. 2002-ÖSS

Ünlü yazar, genç yazara mektubunda şöyle di*yordu: "Doğa betimlemelerinizde gerçek sanatçı*lara özgü bir çaba içindesiniz. Ancak 'deniz derin derin nefes alırken', 'ağaçlar hiç durmadan mırıl*danırken' türünden betimlemeleriniz, anlatımı basmakalıplaştırıyor; bazen de anlaşılmaz du*rumlara sokuyor. Unutmamak gerekir ki, doğa betimlemelerinde güzellik, 'Güneş battı.', 'Yağ*mur başladı.' gibi cümlelerle elde edilir."

Bu parçaya göre, ünlü yazar genç yazara aşa*ğıdakilerden hangisini önermektedir?

A) Ayrıntıları seçmede gözlemlerden yararlan*masını

B) Birbirini çağrıştıran sözcükleri kullanmasını

C) Anlatımda yalınlığa özen göstermesini

D) Varlıkları eylem içinde vermesini

E) Değişik anlatım biçimlerine yönelmesini



20. 2002-ÖSS

Bir romanı elime alıp okumaya başladığımda kendimi okyanusta kaybolmuş küçük bir balık gi*bi hissederim. Neredeyim? Nereye sürükleniyo*rum? Biraz şaşkınlık, biraz kaybolmuşlukla söz*cüklerin arasında bir şeyler bulmaya çalışırım Sonra, bir anda kendimi, yazarın oltasına takıl*mış bulurum ve roman çok iyiyse bittiğinde hâlâ oltadayımdır. Aksi hâlde, bir yerlerde oltadan kurtulmuş, zihnim dağılmış, nerede olduğumu unutmuş, dolanmaya başlamışımdır.

Bu parçaya dayanarak aşağıdaki genelleme*lerden hangisine varılabilir?

A) Romanlar, okuyucuları gerçek yaşamdan uzaklaştırır.

B) Okurların bir romanı sonuna değin anlayarak okuması, o romanın değerini ve etki gücünü gösterir.

C) Her romanın kendine özgü bir okuyucu kitle*si vardır.

D) Okuru şaşırtan romanlar, anlatım gücü üstün olanlardır.

E) Güçlü romanlar, okurların duygu ve düşünce
dünyasını biçimlendirir.



21. 2003-ÖSS

İstiyorum ki yazdıklarım insanlarımızın sorunları*nı, özlemlerini anlatsın. Onların acılarını çektikle*rini başkalarına duyurabilsin. Açıkçası, yaşamı değiştirsin, güzelleştirsin. Bu amaçla insanımız*dan, ülkemizden kopmamaya çalışıyorum. An*cak yine de dergilerde yer verilmiyor şiirlerime Yayımlananlara bakıyorum, çoğu, toplum ger*çeklerine kapalı; belli bir düşünceyi savunmuyor bir sorunu dile getirmiyor.

Bu parçada şair, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Şiire özgü ilkelerin belirgin olmayışından

B) Şiirde, içerikten çok anlatımın öne çıkmasın*dan

C) Şairlerin, ortak bir tutum izlemeyişinden

D) Yaşananları yansıtmayan şiirlerin ilgi görme*sinden

E) Ozanların toplumu gereği gibi tanımlayışından



22. 2003-ÖSS

Kimi yazarlar, kendi yaratma yöntemlerini açık*larken gerçeğe her yönüyle bağlı kaldıklarını, gerçeği eksiksizce yansıtmayı yazarlığın temel il*kesi saydıklarını söylerler. Düşsellikten kaçındık*larını, söz arasında özellikle belirtmeye özen gösterirler. Yazdıklarıyla yaşananlar arasındaki ilişkiyi vurgulamaya çabalarlar. Dahası, bir ro*mancıdan, öykücüden çok, bir tarihçi, toplumbi*limci, ruhbilimci gibi davrandıklarını söyleyenler bile vardır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada belirti*len görüşle uyumludur?

A) Bir sanat yapıtında yansıtılan gerçek, gerçe*ğin kendisi değil, törpülenmiş, cilalanmış bir görünümüdür.

B) Bir yapıtta yansıtılan gerçekleri yaşamla öz*deşleştirmeye çalışmak, doğru bir tutum de*ğildir.

C) Yaşamdan alınan öğeler, yazarın yüreğinde ve kafasında yeniden biçimlendirilmezse ya*zınsal bir yapıta dönüşemez.

D) Düş gücüyle oluşturulmamış bir yapıt, gerçek anlamda yazınsal bir yapıt sayılamaz.

E) Yapıtların, içerik yönünden yaşama sıkı sıkı-
ya bağlı olması gerekir.



23. 2003 -ÖSS

İnsanın kendini değerlendirebilmesi çok güç; an*cak, önceki yapıtlarımı gözden geçirirken zaman içinde dilimin biraz daha geliştiğini anladım. Gi*derek bir üslup oluşturmaya başladığımı, dile da*ha fazla hâkim olabildiğimi gördüm.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) İlk yapıtlarınızla bugünküler arasında ne gibi farklar görüyorsunuz?

B) Yeni öyküleri ve öykücüleri nasıl değerlendi*riyorsunuz?

C) Öykülerinizi oluştururken nasıl bir yol izliyor*sunuz?

D) Yaşadıklarınızla yazdıklarınız arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

E) Duygu ve düşüncelerinizi yapıtlarınıza akta-
rırken zorluk çekiyor musunuz?



24. 2003-ÖSS

Bizde eleştiri alanında bir acelecilik var. Diyelim ki bir eleştirmen, Türk edebiyatında yeni çıkmış bir kitapla ilgili eleştiri yazacak. Bunu yaparken bırakın o yazar hakkında eskiden çıkmış yazıları derleyip toplamayı, en son çıkan yazıları bile gözden geçirmiyor. Oysa bir kitap için eleştiri yazılacaksa daha önce yazılmış eleştirilerin ince*lenmesi, el altında bulundurulması ve yeri geldi*ğinde bunlara gönderme yapılması bile gerekir.

Bu parçadaki gibi düşünen bir yazar, aşağı*dakilerden hangisini söylerse kendi tutum ve düşüncesiyle çelişmiş olur?

A) Bu yapıta yönelik eleştiriler arasında özgün düşünceler içerenine rastlamadım.

B) Eleştirmenlerin bu yapıt karşısındaki tutumla*rını haksız ve son derece öznel buldum.

C) Bu yapıt üzerine yazılan son eleştirilerde, farklı değerlendirme ölçütlerinin kullanıldığını gördüm.

D) Bu kitaba yönelik eleştirimi onun, üzerimde bıraktığı izlenime göre oluşturdum.

E) Bu kitapla ilgili görüşlerin, yazarın kişiliğine
değil, kitaba yönelik olmasını isterdim.



25. 2003-ÖSS

Bu yazarımızın, anlattığı çevre ve kişiler hakkın*da geniş bilgisi vardır. Ama o, bunu hiçbir zaman açıkça gözler önüne sermez. Anlattıkları, buzda*ğının suyun üstünde kalan kısmı gibidir. Okur, zamanla buzdağının altında kalan kısmını fark eder ve yazarın asıl kimliğinin orada saklı oldu*ğunu anlar.

Bu parçada anlatılmak istenenle aşağıdaki yargılardan hangisi arasında anlamca yakın*lık vardır?

A) Her yazarın, olayları ve kişileri algılama biçi*mi farklıdır.

B) Kimi yazarlar, yapıtlarında kendilerini bütü*nüyle açığa vurmaktan kaçınır.

C) Bir yapıtı, her okur farklı biçimlerde algılaya*bilir.

D) Okur, beğendiği yazarların yapıtlarından her okuyuşta değişik tatlar alır.

E) Kimi yazarlar, olayların değerlendirmesini
okura bırakarak ilgi çekmeye çalışır.



26. 2004-ÖSS

Gerçekte "doğru" diye bellediğimiz düşüncelerin bir bölümü yinelene yinelene bu niteliğin yüklen*diği yanlışlardır. Tek yönlü yüzeysel gözlemlerin, yanılsamaların ürünüdür bunlar. Diyelim ki yıllar*ca önce bir eleştirmen ya da yazın tarihçisi bir değerlendirme yapmış; kimi belirlemelere gitmiş bir yapıt üzerinde. Ardından gelenler de onun söylediklerini bir tartımdan geçirmeden benimse*yip yinelemişler. Böylece yapıtlar ve yazarlar üzerinde basmakalıp, üç aşağı beş yukarı "aslı*nın aynı" diyebileceğimiz etiket yargılar oluştu*rulmuştur.

Bu parçada eleştirilen yaklaşım aşağıdakiler*den özellikle hangisiyle nitelendirilebilir?

A) Kişiden kişiye değiştiği için doğru olup olma*dığı her zaman tartışılan

B) Yazın adamlarınca öne sürülmemiş, belirli öl*çütlere uygun olup olmadığı bilinmeyen

C) Dar bir bakış açısıyla, derinliğine inilmeden oluşturulmuş, yanlış algılamaların tekrarına dayalı

D) Çok tekrarlandığı için herkesçe bilinen, öz*günlüğü kalmamış

E) Daha önce ortaya konmuş, sonradan değişti-
rilmesi için herhangi bir neden olmayan







27. 2004-ÖSS

En güzel konuları berbat eden ressamlar olduğu gibi en sıradan konulardan şaheser yaratan res*samlar da vardır. Cezanne gibi, iki elmayı masa*ya koyar, resmini yaptıktan sonra kübizmin te*melini atmış olursunuz. Onun için Rafael: "İyi çi*zilmiş bir limon resmi, kötü çizilmiş bir kadın res*minden her zaman güzeldir." der. Ben, konuları*ma bu açıdan bakarım. Bir resmin değeri, ne ko*nusuyla ne de yansıttığı gerçeklerle ölçülemez.

Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?

A) Resimlerinizin konularını nasıl seçiyorsunuz?

B) Bir resmin boyutuyla değeri arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

C) Resim sanatında hangi yollarla ün kazanıla-bilir?

D) Resim sanatındaki akımlar üzerine düşünce*leriniz nelerdir?

E) Size göre, resimde konunun önemi nedir?





28. 2005-ÖSS

Yazdığım şiirleri sesli olarak okurum ilk önce, ku*lağıma hoş geliyorsa değişiklik yapmam. Ama fazla ya da kulağı tırmalayan sözcükler varsa onları atarım, değiştiririm. Çünkü şiir gereksiz söz*cüğü kaldırmaz. Ayrıca, yıllar sonra yeniden oku*duğumda, beni ilk günkü gibi etkileyebilecek mi. diye düşünürüm. Öyle şiirler vardır ki her gün okusanız bıkmazsınız. Yazdığım şiirlerin de böy*le olması için gayret ederim.

Bu parçada anlatılanlar aşağıdaki sorularda-hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?

A) Şiirlerinizi yoğunlaştırmak, kalıcı kılmak için nelere dikkat edersiniz?

B) Eleştirmenlerin şiirlerinizi, yeterince değerlendirmemesini neye bağlıyorsunuz?

C) Şiirlerinizi yazarken okurların beklentisini göz önünde bulundurur musunuz?

D) Başka şiirlere, şairlere öykünmemek için na*sıl bir yol izliyorsunuz?

E) Şiirlerinizdeki duygusal zenginliği nasıl sağlıyorsunuz?



CEVAP ANAHTARI : 1.C 2.B 3.D 4.D 5.A 6.A 7.A 8.C 9.D 10.E 11.A 12.E 13.B 14.D 15.A 16.E 17.E 18.D 19.C 20.B 21.D 22.C 23.A 24.D 25.B 26.C 27.E 28.A

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile