REKLAM

1. 1994 - ÖYS

Değer, nesnelerin ve olayların insana göre öne*mini belirleyen niteliğidir. Başka bir deyişle bir şeye, insan tarafından uygun görülen karşılıktır. Belirli koşulların oluşturduğu bir duruma bağlı ol*duğu için değişken; bireyin yetişimiyle ilgili oldu*ğu için de durağandır. Bunlara bakarak değerle*ri ruhbilimsel, törebilimsel, sanatsal değerler diye sınıflandırabiliriz.

Bu parçada değerle ilgili olarak aşağıdakiler*den hangisi yoktur?

A) Tarihsel gelişimini belirtme

B) Özelliklerini belirtme

C) Başlıca türlerini sayıp dökme

D) Tanımını yapma

E) Bir tanımı başka bir tanımla açıklama



2. 1994-OYS

Bu yapıtında yazar, roman konusunda epeyce düşünmüş, çeşitli romanları ve bu romanlarda uygulanan biçimleri, kurguları, yapısal özellikleri incelemiş görünüyor. İncelemeseydi kitap, bir ilk yapıt için doğal sayılabilecek kusurlarla dolar ta*şardı. Oysa bu yapıt, deneyimli bir yazarın, ek*siklikleri azalmış, olgun bir yapıtı görünümünde*dir. Bu başarının temelinde, anlatımı yönlendi--en, anlatımın zayıflar gibi olduğu noktalarda bü*tün boyutlarıyla ortaya çıkan içtenlik yatar. Evet, yazar, içtenliği metnin her tarafına ustalıkla yedirmeyi başarmış.

Bu parçada, sözü edilen yapıtla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Acemi bir yazarın yapıtı görünümünü taşıma*dığına

B) Teknik açıdan olgun eser olduğuna

C) Anlatımının bütünüyle kusursuz olmadığına

D) Yazarının, roman türü hakkında bilgi sahibi olduğuna

E) Yayımlandığı dönemde büyük yankılar uyandırdığına



3. 1994-OYS

Onun öykülerinin en önemli özelliği anlatımdaki yalınlıktır. Anlattıkları, durmadan gelişen ve zen*ginleşen duyarlıklardan, sezgilerden ve üstü ka*palı kırgınlıklardan örülüdür. İnsanı, yaşadığı dış mekândan koparmadan, mekânın betimlemesiyle birlikte, derinlemesine ele alır. Bu öykülerde güçlü bir gözlem vardır. Öykülemenin akışı için*de bunun nerede bittiğini, imgelere nasıl geçildi*ğini anlayamazsınız. Şenliğin tam ortasında ölüm nasıl belirir, bir çocuk ansızın nasıl yaşlanır, aşk nasıl yok olur, yaz nasıl biter bilemezsiniz.

Bu parçada, sözü edilen öykücünün tutumuy*la ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine de*ğinilmemiştir?

A) Düşle gerçeği kaynaştırarak anlatmasına

B) İnsanla çevresini bütünleştirerek vermesine

C) Açık ve anlaşılır bir dil kullanmasına

D) Çevresini, ayrıntılı bir biçimde incelemesine

E) Kısa öyküler yazmayı yeğlemesine



4. 1994-ÖYS

Öğrencilerimin bu kadar sevdiği bir başka kitap anımsamıyorum. Gerçekten de güzel, temiz bir dili, yumuşak bir anlatımı var. Olaylar, sevecen bir yaklaşımla yansıtılmış. Ayrıca kitapta bir ço*cuğun günlük yaşamından yola çıkılarak konu*nun gerçeğe yaslanması sağlanıyor; fanteziler küçük okurların düş gücünü harekete geçirecek şekilde düzenleniyor. Bunlar da verilmek istenen dostluk, sevgi, dayanışma gibi kavramların kalı*cılığını sağlıyor; iletiler yerini bulurken çocuğu da zihinsel yaratıcılığa yöneltiyor.

Bu parçadan, sözü edilen yapıtla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Çocuklara birtakım olumlu mesajlar iletmek*tedir.

B) Sıcak ve çekici bir anlatımı vardır.

C) Çocuklara gülünç gelen kimi durumları anlat*maktadır.

D) Gerçek olaylardan yararlanılarak oluşturul*muştur.

E) Çocukların ilgisini çekecek niteliktedir.



5. 1994 - OYS

Şiirden, tiyatrodan, resimden, heykelden mutla*ka bir ders çıkarmaya kalkmayalım. Böyle bir tu*tum neşemizin yitmesine, yüreğimizdeki sevginin tükenmesine yol açabilir. Çünkü sanat bilgilen*dirmez, tersine şaşırtır. Çevremizi değişik bir açı*dan görmemizi sağlar. Bıktığımız bu yavan, renksiz dünyayı yeni bir görünüm içinde bize sevdirir. Böylece ondan yeni tatlar almaya baş*lar, yepyeni duygularla donanırız.

Bu parçada sanatla ilgili olarak aşağıdakiler*den hangisine değinilmemiştir?

A) İnsanları etkilediğine

B) Yaşama sevinci kazandırdığına

C) Öğretme amacı taşımadığına

D) Herkesi aynı ölçüde etkilediğine

E) Gerçekleri güzelleştirerek yansıttığına







6. 1994 - ÖYS

Bir yazarın yapıtlarında yaşamından izler sapta*mak, eleştirmenlerin sık sık başvurdukları bir yöntemdir. Saptanan bu öğeler de edebiyat dün*yasında "kolay yazarlık" diye adlandırılmıştır. Ancak kurulan bu bağlantıların bir bölümü çoğu kez birer yakıştırma olmaktan öteye gitmez. Öte yandan yazarlar da yaşamlarıyla yapıtları arasın*da böyle bir bağlantı kurulmasından hiç hoşlan*mazlar. Onlar, kendi özel yaşamları da olsa asıl ustalığın bunu işlemede ortaya çıkacağına ina*nırlar. Yapıtlarını da bu inançla oluştururlar.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine deği*nilmemiştir?

A) Yazarlar, yapıtlarına kendi yaşam serüvenle*rini de konu olarak seçebilirler.

B) Yazarlar, yapıtlarında kendilerini anlatırken başkalarını anlatmaya çalışırlar.

C) Bir yazarın kendi yaşamına eğilmesi yazarlık açısından olumsuz sayılır.

D) Yazarların yaşamlarıyla yapıtları arasında kurulan ilişki, her zaman gerçeği yansıtmaz.

E) Sanatçının ustalığı, seçtiği konuda değil onu işleyiş biçiminde ortaya çıkar.



7. 1994-OYS

Üzerinde yıllarca çalışarak hazırladığı kitaplar-sürekli gözden geçirir, yeniden yazardı. Böylece bilgisini, geliştirip zenginleştirdiği kitaplarıyla okurlarına aktarmayı başarırdı. En karmaşık ko*nuları bile herkesin anlayacağı bir biçimde yak*laştırırdı. Kısacası duruluk ve yalınlık onun anla*tımının en belirgin özellikleriydi. Ancak onun yönü sizi yanıltmasın. Anlatımı ne denli yalınsa düşüncesel yönden de o ölçüde derindir. Bu ba*kımdan onun kitaplarını dikkatlice okuyanlar b. dikkatlerinin ödülünü fazlasıyla alacaklardır.

Bu parçada sözü edilen yazarın yapıtları için, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Süssüz ve özentisiz bir anlatımı vardır.

B) Bilinçli ve titiz bir çalışmanın ürünüdür.

C) Geniş bir okur kitlesinin beğenisini kazanmıştır.

D) Basit bir anlatım içinde zengin bir içerik taşır.

E) Uzun süreli bir deneyim ve birikimin ürünüdür.







8. 1994-ÖYS

Gerçekte edebiyatın görünür amacı betimleme, biliminki de açıklamadır. Bununla birlikte sonuçta her ikisi de insanın anlama çabasını gerektirir. Bu bakımdan birbirlerine karşıt olduklarından söz edilemez. Ancak çok küçük bir fark söz konusu olabilir. Şöyle ki bilim, bilimsel bilginin oluşmasına yardım edecek bir anlatım yolu izler.Anlattıklarını kanıtlamaya çalışır. Edebiyat ise bar*dan kaçınır. O, hiçbir şeyi kanıtlamak zorunca değildir. Bu da edebiyatı daha özgür kılar.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Edebiyatla bilimin ortak yönüne

B) Edebiyatı bilimden ayıran kimi özelliklere

C) Bilimle edebiyatın zıt alanlar olduğu görü nün yanlışlığına

D) Bilimin işlev yönünden edebiyattan üstün olduğuna

E) Edebiyatın ve bilimin anlatım biçimlerine



9. 1994 - ÖYS

Küre Dağlarını döne döne tırmanıyorduk. Güneş,sabah sisinin grileştirdiği yeşil tepelerin arasın-portakal renkli yüzünü gösteriyordu; ama güneşin daha ulaşamadığı derin koyaklar vardı.

Yeşilin en güzel tonlarıyla bezeli, mendil kadar tarlalar, gerçek değilmiş gibi duruyordu. Derin derin uçurumlar, dipten doruğa çamlarla, akkavaklarla donanmıştı.

Bu parça İle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

A) İkilemeler kullanılmıştır.

B) Söz sanatlarına başvurulmuştur.

C) Betimlemeye beğeni duygusu katılmıştır.

D) Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.

E) Tartışmacı anlatım biçimiyle yazılmıştır.





10. 1995 - ÖYS



Kimi Anadolu kentlerinin tarihi, Hititlere, Friglere kadar uzanır. Bunlardan bir bölümünün kaderini doğal ulaşım yolları saptamıştır. Özel bir ürünle,üretimle özdeşleşenleri; ürünlerini, önemli bir tarihsel olaya borçlu olanları da vardır. Ankara,bunların üçüne de sahip konumdadır. Ankara,"Kral Yolu" olarak bilinen yolun üzerindedir. Ünlü tiftik keçisinden sağlanan yünün işlendiği bir merkezdir. Yıldırım Beyazıt ile Timur'un savaştığı yerdir. Fakat bu kenti yücelten, bunların dışındaki bir başka yönü de "Anadolu İhtilali"nin başkenti oluşudur.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?



A)Anadolu'da antik çağlardan kalan kentler olduğuna

B)Ulaşımın, kimi kentler için yaşamsal bir önem taşıdığına

C) Kimi tarihsel olayların, kentlerin ünlenmesinde etkili olduğuna

D) Ankara'nın başkent olduktan sonra büyüyüp geliştiğine

E) Kimi kentlerin yaşamında üretimin önemli bir yeri bulunduğuna



11. 1995-ÖYS

Çok iyi anımsıyorum. Çocukluğumda evimize te*mizlik için bir kadın gelirdi. Anneme göre, o kadı*nın geldiği gün mutlaka iyi bir et yemeği pişiril*meliydi. Saat on birde kahvesi yapılıp götürülme*liydi. Paraya pula ilişkin konuların, onun yanında konuşulmamasına özen gösterilmeliydi. Belki de bu tür incelikleri gözeten bir kadın olduğundan kırk altı yaşında ölüp gitti annem. Oysa annean*nem, yaşamın zorluklarını büyük bir vurdumduy*mazlıkla karşılardı. Garip bir bencillikle kişiliğini koruyarak çevresine kök söktürdü. Seksenini aş*tıktan sonra eceliyle öldü.

Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söyle*nemez?

A) Anılardan yararlanılmıştır.

B) Kişiler eleştirel bir gözle ele alınmıştır.

C) Karşılaştırmalara yer verilmiştir.

D) Yorumlara başvurulmuştur.

E) Okuyana ders verme amaçlanmıştır.





12. 1995-ÖYS

Savaş ve Barış'ı yeniden okuyorum. Üçüncü okuyuşumdur bu. Konuyu biliyorum, kişileri tanı*yorum; ama bu durum merakımı hiç azaltmıyor. Daha çok, yapının nasıl kurulduğuyla ilgileniyo*rum. Tolstoy hiç acele etmiyor; kişilerini çocuk*luklarından, ilk gençliklerinden başlayarak içimi*ze sindire sindire ortaya çıkarıyor. Hangi romanı tam olarak özümleyebilmişizdir ki! Böylesine ta*ze kalmış başyapıtlardan her okuyuşta yeni bir tat alır, yeni bir şeyler öğreniriz.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Klasik yapıtları yeniden okumanın yararına

B) Roman okurken, konunun ve kişilerin nasıl değerlendirileceğine

C) Tolstoy'un karakter çizmedeki ustalığı

D) Bir yapıtı, bir okuyuşta bütün yönleriyle anla*manın zorluğuna

E) Savaş ve Barış'ı yeniden okumanın kişiye sağlayacağı katkılara



13. 1995-ÖYS

En çalışkan şairlerimizden biriydi. Hemen her yıl bir şiir kitabı yayımlardı. Bununla da kalmaz, başka dillerden çeviriler yapardı. Dergilerde de güncel yazınsal sorunlarla ilgili denemeler, eleş*tiriler, araştırmalar yayımlardı. Bu yazıları oku*yanlar, onun, genç ozanları ve yazarları çok ya*kından izlediğini görürdü.

Bu parçadan, sözü edilen sanatçıyla ilgili ola*rak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Yorulmak bilmeyen, üretken bir sanatçıdır.

B) Yapıtları herkesçe beğenilir.

C) Değişik türlerde ürünler verir.

D) Edebiyatla iç içe yaşar.

E) Yabancı dil bilir.









14. 1995-ÖYS

Bir sözlü edebiyat ürünü olan Manas Destanı, Kırgızların ulusal destanıdır. Manas Destanı'nı bilim dünyasına ilk kez Çokan Velihanov duyur*muştur. Onu, bir bütünlük içinde ilk kez yayımla*yan ise Türkolog W. Radloff'tur. Manas Destanı'ndaki yaşamın, 9. yüzyıl sonlarına ait olduğu görüşü yaygındır. Destan, öteki büyük destanlar gibi hem bir şiir hem de tarihsel ve toplumbilim*sel bir belge olarak görülebilir. Destana adını ve*ren Manas'ın yaşantısındaki değerler sistemi, Müslümanlıkla eski Türk inanışlarının bileşimin*den oluşmaktadır.

Bu parçada Manas Destanı'yla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Belli bir dönemdeki Kırgız Türklerinin yaşayı*şının anlatıldığı

B) Yazıya geçirilip tanıtılmasında, birden çok ki*şinin emeğinin olduğuna

C) Birden çok inanç sistemini içeren bir yapıya sahip olduğuna

D) Bilinen öteki destanlardan farklı özellikler gösterdiğine

E) Değişik bilim dallarına göre incelenmeye elverişli bir içerik taşıdığına



15. 1995-ÖYS

Bu yapıtta, yeni düşüncelerle, yorumlarla karşıla*şıyoruz. Yazılar zamanına göre, oldukça yeni bir içerikle yüklü. O günlerin düşünce düzenince eksiklikleri, yaklaşımlardaki yanılgıları ortaya çı*karıyor; konuları, sorunları ele alıştaki yanlılığı gösteriyor. Yalnızca bununla kalmayıp çöz yolları ortaya koyuyor. Her şeyi kuşkucu ve bil sel bir yöntemle inceleyip değerlendiriyor.

Bu parçada, sözü edilen yapıtla ilgili ol aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir^

A) Yeni görüşler ve açıklamalar ortaya konduğuna

B) Bir dönemin düşünce açısından eleştirildiğine

C) Sorunların çözümü için yeni önerilerde bulunulduğuna

D) Değerlendirmelerde bilime dayalı bir yol izlendiğine

E) Eski yapıtların geçersizliğinin vurgulandığına

16. 1996-ÖYS

Hukuk fakültesini bitirdim. İki yıl avukatlık yaptim. Ama gönlüm hep edebiyattan yanaydı. Gençliğimde babamın kitaplığında bulduğum kitapları okur, onlardan tat alırdım. Yedi yıl bir yabancı okulda okuduğum için divan edebiyatı ile yakın bir ilişkim olmadı. Halk edebiyatını ise üniversite öğreniminden sonra tanıyabildim. Hukuk fakültesini okurken Yücel dergisini çıkaran gençlerle tanıştım; dergiye çevirmen olarak girdim. Giriş o giriş...

Bu parçada konuşan kişi, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?

A) Öğrenim gördüğü alanda bir süre çalıştığına

B) Edebiyat öğrenimi görmediği için üzüldüğüne

C) Bir dergide çalışmış olduğuna

D) Kitap okumaktan hoşlandığına

E) Edebiyata karşı özel bir ilgi duyduğuna



17. 1996-ÖYS

Gençlerden oluşan 80 kişilik bir gruba dayanılarak yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin %11.2'si sanat ve edebiyatla ilgili yayınları, %6.3'ü politik yayınları, %7.5'i düşünce yazılarını okumaktadır. Aynı araştırma, grubunun %10'unun bilim kurgu türü kitapları, %60'ının güncel yazıları okuduklarını ortaya çıkarmıştır. Geriye kalan %5'lik kesim

ise soruları yanıtsız bırakmıştır.

Bu parçada sözü edilen araştırmadan, gençlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine

değinilmemiştir?

A) Bilim kurgu türünü tercih edenler, düşünce yazılarını tercih edenlerden fazladır.

B) Yarıdan çoğu güncel olaylarla ilgilenmektedir.

C) Politik konulara ilgi duyanlar azdır.

D) Okuma eğilimleri bilinmeyenler de vardır.

E) Sanat ve edebiyata duydukları ilgi giderek artmaktadır.







18. 1996-ÖYS

Yeniye dudak büküp de ille eskiyi, eskiye benzeyeni isteyenler vardır. Bunlar cesaretsiz kişilerdir. Bilmedikleri yollara bir türlü sapamazlar. O yollarda ötekilerden de üstün güzellikler bulunduğunu istediğiniz kadar söyleyin, istediğiniz kadar anlatın sizi dinlemezler. Yeniye de yenilik isteyenlere de kötü bakarlar. Onlar için olmadık şeyler söylerler. Bu kolay yolu seçenler, düşünmekten kaçanlardır.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

A) Bazı insanlar, bilmedikleri ve anlayamadıkları şeyleri benimseyemezler.

B) Eskiye bağlı kalanlar değişikliklerden kaçınırlar.

C) Yenilikten yana olanlar bazen eleştiriye uğrarlar.

D) İnsanlar, yeniliğin her türlüsünü yadırgarlar.

E) Eskiden yana olanlar, yeniliklerle ilgili düşünçeleri önemsemezler.



19. 1996-ÖYS

İnsanın, yeryüzünde göründüğünden bu yana or*taya koyduğu her eylem, özellikle aşk, bu sanat*çımızın öykülerinin demirbaş konularındandır. Bunları abartmadan, görkemli tablolar çizmeden, tıpkı yaşananlar gibi yalın bir tavırla ele alıp işler. Tipleri tanıdığımız, bildiğimiz, yakınımızda dola*şan insanlardır. Zekâsının ışıklarını, bazı aksak*lıkları aydınlatmak, oradan yükselen espri öğele*rini ince mizahında eritmek için kullanır. Ama iç*ten içe işleyen ve kendini göstermeyip sezdiren bir renge sahiptir.

Bu parçada, sözü edilen sanatçıyla ilgili ola*rak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiş-tir?

A) İnsanı konu aldığına

B) Eleştirilerinde gülmece öğelerine yer verdiği*ne

C) Sürekli kendini yenileme çabası içinde oldu*ğuna

D) Sıradan insanı işlediğine

E) Dilinde kendine özgü bir hava bulunduğuna











20. 1996-ÖYS

Bir olayın ayrıntılarıyla saptanması, sanat açısın*dan gerçekçilik sayılmaz. Bir anlatımın, sanat düzeyine ulaşabilmesi için ayrıntıların bir düzene sokulması, kimileri atılırken kimilerinin öne çıka*rılması gerekir. Çünkü gerçekçilik, sanatçının ay*rıntıları, belli bir bakış açısından öğelere ayırarak yeniden yaratmasını gerektirir.

Bu parçada, sana ita gerçekçilikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Ayrıntıların, anlamayı kolaylaştırmak için kul*lanıldığına

B) Ayrıntıların yeniden biçimlendirilmesi gerekti*ğine

C) Ayrıntıların belirli bir yaklaşımla yansıtıldığına

D) Ayrıntılar arasında bir seçim yapıldığına

E) Ayrıntılara dayanılarak yaratıldığına



21. 1996-ÖYS

Şiirimizin bu büyük ustasının bütün eserleri yeni*den yayımlanmaya başladı. Sanatçımız bu eser*lerde bireyin hem gündelik ve sıradan yaşamını hem de onun özlemlerini, yönelimlerini işledi. Getirdiği biçimsel yeniliklerle şiir dilimize apayrı bir görünüm kazandırdı. Düz yazılarıyla, radyo oyunlarıyla da edebiyatımıza benzersiz katkılar*da bulundu.

Bu parçadan, sözü edilen şairle ilgili olarak aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

A) Konuları olağanüstü nitelikler taşımaz.

B) İnsanların düş dünyalarını ele alır.

C) Şiir dilinde bir değişiklik gerçekleştirmiştir.

D) Şiir dışındaki türlerde de yapıt vermiştir.

E) Şiirleri içerik yönünden alışılmışın dışındadır.



22. 1996-ÖYS

Bir eleştirmen olarak tanıtılıp yargılanıyorum hep. Oysa eleştirilerimin yanında denemelerim de çevirilerim de var. Onlara da en az eleştirile*rim ölçüsünde özen gösteriyorum. Belki de bu dallarda yeterince başarılı bulmuyorlar beni ya da eleştirmenliğim, denemeciliğimi, çevirmenliği*mi gölgeliyor. Sonuç benim açımdan hiç de iç açıcı değil.

Yazarın bu sözlerinden, kendisiyle ilgili ola*rak aşağıdaki yargıların hangisine varılamaz?

A) Salt eleştirmen olarak tanınmayı istememek*tedir.

B) Deneme ve çevirileri birçok eksiklik içermek*tedir.

C) Eleştirmenliği, öteki yönlerinden daha çok öne çıkmaktadır.

D) Deneme ve çevirilerinin ilgi görmeyişinden yakınmaktadır.

E) Eleştirileri kadar, deneme ve çevirilerine de özen göstermektedir.



23. 1996-ÖYS

Bu kitap başlangıcından bugüne, edebiyat tarihimizdeki ünlü kişilerin ve henüz edebiyat tarihine geçmemiş kimi günümüz şair ve yazarlarının ba*yatını konu alıyor. Bunların eserleri üzerine bilgiler vererek edebiyatımızda önemli bir boşluğu dolduruyor. Türk edebiyatçılarının özelliklerini, başlıca eserlerini, sanatçıların doğum ve ölüm tinlerini yanlışsız olarak bir arada veriyor. Bu yapıt, yalnız lise edebiyat derslerine yardımcı olmakla kalmıyor, edebiyatla uğraşan herkesin, her zaman başvurma gereğini duyacağı bir el kitabı niteliği taşıyor.

Bu parçada, sözü edilen kitapla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Edebiyatçılarla ilgili tarihsel bilgilerin doğruluğuna

B) Okullar dışında da kullanım alanı olduğuna

C) Türk şairleriyle yazarlarını kapsadığına

D) Herkesin anlayabileceği bir dille yazıldığına

E) Eski ve yeni edebiyatçılara yer verildiğine

24. 1996-ÖYS

Öykülerimin tümü elbette aynı yetkinlikte değildir. Bunları ben yazdım; ama yazarken o günün şutları, anlattığım olayların özellikleri etkili ol tur. Belki de o konu, öyle yazılmamalıydı; ara yazmışım. Belki de o konu seçilmemeliydi; ama seçmişim. Bir öykünün düşünülmesi, yazılması tekrar tekrar üzerinde durulması, hatta bazen , yırtılıp yeni baştan yazılması çok zaman alıyor. Bence çok zaman alan öykü değerli öyküdür.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Öykülerin, yazıldığı dönemin etkilerini taşıdığına

B) Yazınsal türler içinde, yazılışı en güç olanın öykü olduğuna

C) Yazarın yayımlanmış öykülerine, sonradan farklı bir gözle baktığına

D) Öykü yazmanın çok zaman aldığına

E) Bir yazarın öykülerinin düzey yönünden farklı olduğuna



25. 1997-ÖYS

Halit Ziya'nın bütün romanlarını sadeleştirilmiş baskılarından okudum. Bu baskılardaki dil, bu*gün artık eskimiş olmakla beraber sağlam bir dil*dir. Gerçi, yaşadığı dönemin ağır, durgun, cansız havası Halit Ziya'nın üslubuna sinmiş gibidir. Ya*pıtlarını okumanın kimi okurlara güç gelmesi ya*zarın dilinden çok, üslubunun bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Buna karşın, romancılığımız hakkında konuşabilmek için Halit Ziya'yı okumak şarttır. Yalnız onun için değil, usta işi roman oku*muş olmak için de Halit Ziya'yı okumak şarttır.

Bu parçada, Halit Ziya'yla ilgili olarak aşağı*daki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Dönemine göre, durmuş, oturmuş bir dili var*dır.

B) Genç kuşaklarca yeterince tanınmamaktadır.

C) Türk romancılığının önemli adlarından biridir.

D) Yapıtları, dili yalınlaştırılarak yeniden basıl*mıştır.

E) Durgun, okunması güç bir anlatımla yazmıştır.



26. 1997-ÖYS

Anlatım ve biçemdir öyküde önemli olan. Daha doğrusu sözcükleri seçme ve kullanma yeteneği*dir. Yazar olarak öncelikle belli bir anlatım biçimine ulaşmış olmanız gerekir. Ben kendime özgü bir deyiş bulabilmek için çok çaba harcadım. Hâ*lâ da harcıyorum. Bu amaçla her kaynaktan ya*rarlanmayı denedim. Eski ürünleri taradım. Dilimi bilemek ve geliştirmek için çeviriye başvurdum. Bugün bile çeviri yaparım zaman zaman.

Bu parçada öyküyle ilgili olarak aşağıdakiler*den hangisine değinilmemiştir?

A) Dilin önemli bir öge ve etken olduğuna

B) Eski ürünlerden de yararlanılabileceğine

C) Çevirinin, dili besleyici bir öge olduğuna

D) Dil ile düşüncenin bir bütün olduğuna

E) Anlatımda özgünlüğün, araştırmayı gerektirdiğine



27. 1997-ÖYS

Eleştirmenlik belli bir bilgi birikimi, incelmiş bir duyarlık isteyen zor bir iştir. Ayrıca eleştirmenlik*te yapılan bu zor işin karşılığı da verilmez. Yan*lış anlaşılmasın kastettiğim, maddi karşılık değil. Edebiyatın kendisi para getirmezken eleştirmen*lik için böyle bir şey zaten söz konusu olamaz. Karşılığını göremez, sözüyle anlatmak istediğim, eleştirmenlik mesleğinin yeterince saygı görmeyişidir. Örneğin, kitabını beğenip olumlu bir yazı yazdığınız romancı ya da öykücüden çoğu kez nazik bir teşekkür alırsınız; ama aynı yazarın bir başka kitabı için olumsuz bir yazı yazdığınızda durum tersine döner.

Bu parçada, eleştirmenlik ve eleştirmenle il*gili olarak aşağıdakilerden hangisine değinil*memiştir?

A) Yorucu bir uğraş olduğuna

B) Fazla bir gelir sağlamadığına

C) Değerinin gereği gibi bilinmediğine

D) Duyarlı ve bilgili olmayı gerektirdiğine

E) Değerlendirmede okur düzeyinin ölçüt alındığına



28. 1997-ÖYS

Şiirini çeşitlendirirken özentiye düşmemiştir hiç*bir zaman. Şiirinde görülen değişiklikler bir bakı*ma yaşamındaki değişmelerin ürünüdür. Çünkü onun için şiir yaşam, yaşam da şiirdir. Bu yakla*şımla ne geçici akımlardan ne de yapay zorlama modalardan etkilenmiştir.

Bu parçada, sözü edilen şairle ve şiirleriyle il*gili olarak aşağıdakilerden hangisine değinil*memiştir?

A) Sürekli olarak yenilikler aradığına

B) Yaşamla iç içe olduğuna

C) Taklitçilikten uzak durduğuna

D) Doğallıktan yana olduğuna

E) Yaşamıyla şiirini bütünleştirdiğine



29. 1997-ÖYS

Bir söz ustası olan sanatçı, bu yazılarında insan*ların can alıcı yanlarını yakalıyor; kişiliklerinin dü*ğümlerini çözüyor. Anlattığı kişileri bütünüyle kavratırken gerektiğinde kıyasıya eleştiriyor. Az sözle çok anlam yansıtıyor. Anlattıklarını benzet*melerle çiçeklendiriyor. İnsana bir dil şöleni ya*şatıyor bu zekâ ürünü yazılarıyla.

Bu parçada, sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?

A) Kahramanlarının en önemli özelliklerini orta*ya koyduğuna

B) Kahramanlarının yanlış ve eksik yanlarına değindiğine

C) Yoğun bir anlatımının olduğuna

D) Yazdıklarının, akıl gücünü yansıttığına

E) Anlatımını yeni sözcüklerle biçimlendirdiğine



30. 1998-ÖYS

Doğup büyüdüğüm yerle ilgili olarak bende kalan bir başka iz de çocukken yaşadığım insan sıcaklı*ğıdır. O zamanlar da insanlar arasında, komşular arasında çekişmeler, kavgalar vardı; ama sanki bütün kasaba, bir kasaba olmaktan çok, bir evdi. İnsanlar da kimi zaman iyi geçinen, kimi zaman geçinemeyen, aynı evin insanlarıydı. Bu insanla*rın, o savaş yıllarında paylaştıkları tek şey yoksul*luktu. O yoksulluk içindeki insanların sevinçlerini, birbirlerine gösterdikleri anlayışı düşünüyorum. Bugün çocuklarımızın kolay kolay bulamayacak*ları o dünyanın yok olduğunu görüyorum.

Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi ya*zarın sözünü ettiği kasabalılarla ilgili değildir?

A) Dayanışmaya önem vermeleri

B) Güç koşullarda yaşamış olmaları

C) Zaman içinde yoksulluktan kurtulmaları

D) Gerginliği sürdürmeyip hoşgörülü davranma*ları

E) Birbirlerini içten içe sevmeleri



31. 1998-ÖYS

Cumhuriyet Dönemi kültürünü, bu dönemin Türkçesini derinden etkilemiş bir yazardır o. Yazdığı*mızda, çizdiğimizde Türkçe düşünmemizi, anadi*limizin kimliğine saygılı olmamızı sağlayanların başında gelir. Bugün bile yazarken tedirgin olu*rum; kalemimden çıkmış Türkçe olmayan bir sözcük az sonra suratıma vurulacak diye. Çünkü onun arkamda, omzumdan eğilip yazdıklarımı iz*lediği kaygısı içindeyimdir. Yalnız bu da değil. Toplumda var olan her şeyi olduğu gibi benimse*me yerine, onları irdelemenin gerekliliğini de öğütleyen odur.

Böyle anlatılan bir yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Türkçenin gelişmesinde katkılarda bulunduğu

B) Tutumuyla döneminin yazarlarını etkilediği

C) Var olan değerleri eleştirel bir süzgeçten ge*çirmeyi önerdiği

D) Türkçeyi öteki dillerden üstün tuttuğu

E) Anadili bilincinin yerleşmesine çalıştığı



32. 1998-ÖYS

Şair, yapıtlarıyla çağına tanıklıktan da öte, yaşa*nabilir daha güzel bir gerçekliği okura sezdirmeli; bunun heyecanını yaşatmalı. Bu anlamda de*rin özlemler uyandırmalı okurda. Çünkü şiirin iş*levi, insana gücünü duyumsatmak, yaşamın sana sunduğu yaratıcılığın derin hazzını tattırmaktır. Şair bunu yaparken insanın ve toplumun sorunlarını ele alabileceği gibi, çok öznel konuları da işleyebilir.

Bu parçada şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Geçmişe özlem duygusu uyandırdığı

B) Her konuda yazılabildiği

C) Okuru etkilemeye yönelik bir işlevi olduğu

D) İnsanın yaratma gücünü ortaya çıkardığı

E) Yazıldığı dönemden izler taşıdığı



33. 1998-ÖYS

En çok, kitaptaki ince mizah öğesini sevdim. Ortada ne gülünç olaylar ne de gülünç bir anlatım var; ama okur, anlatıcının yaşamak zorunda kaldığı gariplikler karşısında, sürekli olarak başını sallayarak gülümsemekten kendini alamıyor. Bu, yalnızca kusursuz bir kitap değil. Bunun da ötesinde, zor olanın üstesinden gelen, yılların ürünü bir kitap. Düş kırıklığı en önemli temalarından biri; ama kendisi düş kırıklığı yaratmaktan çok uzak. Daha fazla beklemeden alıp okuyun.

Bu parçadan, sözü edilen kitapla ilgili olarak aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

A) Sabırlı ve özenli bir çalışmanın ürünüdür.

B) Anlatanın yaşadığı, yadırgatıcı olaylardan söz edilmektedir.

C) Hayallerin gerçekleşmediğinden söz edilmesine karşın okuru üzmemektedir.

D) Kahramanın yaşadığı düş kırıklıkları, beceriksizliğine bağlanmaktadır.

E) Gizlenmiş ve titizlikle işlenmiş eğlendirici bir yanı vardır.



34. 1998-ÖYS

Çanakkale yakınlarındaki Truva'yı geziyoruz.Homeros'un anlattıklarına bakarsak ordular bu-
rayı ele geçirmek için ta Yunanistan'dan denizi aşıp gelmiş. Savaşlar, depremler, yangınlar bu kenti kaç kez yıkıp yok etmiş. Burada zamana meydan okur gibi yükselen surlara bakıyorum.
Koltuğumun altında sıkı sıkı tuttuğum "İlyada" destanı, bana koca taş bıçaklardan daha sağlam görünüyor. Bu bıçaklar, yaşamı konusunda kesin bilgimiz olmayan; ama tüm dünyada ün yapmış büyük bir ozanın sözleriyle anlam kazanıyor.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılamaz?

A) Homeros'un anlattığı efsanelerin bazıları Truva'yla ilgilidir.

B) Tarihi kalıntılarla ilgili olarak anlatılanlar, onların değerini artırır.

C) Yazınsal ürünler, mimari yapıtlardan daha kalıcıdır.

D) Homeros'un İlyada adlı yapıtı değerini yitirmemiştir.

E) Truva'daki kalıntılar kentin geçmişini yansıtan izler taşımaktadır.



35. 2000-ÖSS

Ödüllerin, her şeyden önce, genç yazarların ta*nınmasında, geniş kitlelere ulaşmasında çok ya*rarlı olduğunu düşünüyorum. Elli yıl öncesine ka*dar Türkiye'de edebiyat ödülü yoktu. Bugün ise çok sayıda, belki de gereğinden çok ödül var. Ödüllerin sayıca artması onlara verilen önemi azaltıyor. Ayrıca bu ödüllerin bir bölümü tek bir yazınsal türe özgü. Oysa bütün türleri kapsayan ve her yıl düzenli olarak verilen ödüller edebiyat dünyasında daha büyük önem taşıyor. Ödülün değerini bulmasını sağlayan en önemli öge de seçici kurulunun aynı kalması. Böylece, yapılan değerlendirmeyle ilgili bir ölçüt, ortak bir beğeni oluşuyor.

Bu parçada ödüllerle ilgili olarak aşağıdakile*rin hangisine değinilmemiştir?

A) Niçin önemli olduğuna

B) Kimilerinin belirli sınırlar içinde kaldığına

C) Sayısı çoğaldıkça önemini yitirdiğine

D) Yazarlara maddi destek sağlama işlevi oldu*ğuna

E) Yerleşmiş olanların önem taşıdığına







36. 2000-ÖSS

Yetkin insan, bilgilenme, bilinçlenme yoluyla ay*dınlanmanın ışığından geçmiş insandır. Soran, sorgulayan, aydınlığı arayan bir kişiliği vardır onun. Bu tür bir kişilik kumaşının dokunduğu tez*gâhın bir adı da eleştirel okumadır. Eleştirel oku*ma kişiyi bilinçlendirir. Bu yolla bilinçlenmiş kişi*nin nitelikleri arasında ise okuduklarını yargılama ve onlardan kendine özgü sonuçlar çıkarma baş*ta gelir.

Bu parçada, eleştirel okumanın hangi yönü üzerinde durulmamıştır?

A) Yararlı bir okuma yöntemi olduğu

B) Yol gösterici bir işlevinin bulunduğu

C) Okullarda kazandırılması gerekli bir beceri olduğu

D) Yorumlama gücünü geliştirdiği

E) Kişiye, değerlendirme yetisi kazandırdığı



37. 2000-ÖSS

Hayır. Sanatçı, sanatçıdır, işini doğru yapan, ne yapmak istediğini iyi bilen biri, her ortamda say*gı görüyor Türkiye'de de, dünyanın her yerinde de. Kadın ya da erkek, fark etmiyor.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olamaz?

A) Yurtdışında sanatçı olarak yaşamanın zor*lukları var mıdır?

B) Kadın yönetmen olmak güçlük doğurur mu?

C) Yurtiçinde sanatçı olmakla yurtdışında sanat*çı olmanın farkları var mıdır?

D) Sanatçı olarak ilgi görmek koşullara göre de*ğişir mi?

E) Saygı gören bir sanatçı olmak için bazı niteliklere sahip olmak gerekiyor mu?



38. 2001 - ÖSS

Bizim yazınımızda deneme türü oldukça cılızdır. Bu durum, dünya yazını için de geçerlidir. He*men belirtelim ki denememizin cılızlığı niceliksel*dir. Yani denemecimiz az, deneme türünde ya*zılmış yapıtların sayısı sınırlıdır. Buna karşılık ni*telik bakımından dünya yazınındaki seçkin dene*me örnekleriyle rahatça boy ölçüşebilecek yet*kinliktedir. Konu yönünden de insanoğlunu bütü*nüyle kuşatan bir çeşitlilik gösterir. Aynı şeyi, öteki yazın türleri için, örneğin roman için, tiyatro için söyleyemem.

Bu parçada, yazınımızdaki deneme türünün hangi yönü üzerinde durulmamıştır?

A) Yazılanların sayıca azlığı

B) İçerik yönünden zenginliği

C) Başka türlere oranla daha ileri bir düzeyde ol*duğu

D) Dünyadaki örnekleriyle yarışabilecek nitelikte olduğu

E) Dil ve yöntem bakımından, yazılışının güçlüğü



39. 2001 - ÖSS

Edebiyatçı olmaya heveslenen gençlerin sayış her geçen yıl artıyor. Bu gençler, hemen üne ka*vuşmak istiyorlar. Çalışarak beklemeyi göze alanların sayısı çok az. Öte yandan ülkemizde eleştirmenlerin sayısı da oldukça sınırlı. Bu yüz*den onların bunca şairle, öykücüyle, romancıyla ilgilenebilmesi olanaksız. O zaman da kitaplarım*dan söz edilmeyen, umdukları ilgiyi göremeye-genç yazarlar: "Eleştiri öldü; bizde eleştirme-yok!" diye yakınıyorlar. Aslında eleştiri ölmedi; ama bu gidişle ölecek!

Bu parçada sözü edilen gençlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Herkesçe tanınmak istediklerine

B) Eleştirmenleri suçladıklarına

C) Sabırsız olduklarına

D) Yapıtlarının düzeysiz olduğuna

E) Edebiyata, giderek daha çok gencin ilgi duyduğuna





40. 2001 - ÖSS

Bana sorarsanız şiir ne yerde ne göktedir; insa*nın yaratıcılığındadır; çünkü otlar da gökyüzü de birer araçtır ozan için. Nedenine gelince, ozan keşfetmez, icat da etmez; değiştirir, olabileceği tasarlar, olmayacağı dile getirir. Dahası, görüle*ni, görülmeyenle yeniden kurar. Kurduğu ba dünyanın işe yarayıp yaramayacağını hiç hesa*ba katmaz. O, yalnızca kendine özgü bir dille duygu ve düşüncelerini şiirleştirir.

Bu parçaya göre şair, şiirini yazarken aşağıdakilerin hangisine başvurmaz?

A) Varlıkları farklı biçimlerde algılamaya

B) Okuyucuyu bir düşünceye yönlendirmeye

C) Alışılmış anlatım biçimlerinden kaçınmaya

D) Gördüklerini düş gücüyle biçimlendirmeye

E) Şiirlerini oluştururken doğadan yararlanmaya



41. 2001 - OSS

Bilim dili, nesnel bir dildir; çünkü terimlerle kuru*lur, terimlerle oluşur. Terimlerin de açık, anlaşılır, aydınlık olması gerekir. Bunun da baş koşulu, te*rimlerin, anlamları herkesçe bilinen sözcükler*den yapılmasıdır. Böyle olmazsa bilim dili, anla*şılmaz; karmaşık bir görünüm alır. Bu yüzden, bilim adamları arasında tam bir anlaşma olmaz. Ayrıca, bilim ürünlerini geniş halk yığınlarına ilet*mek de olanaksızlasın

Bu parçada, terimlerle ilgili olarak aşağıdaki*lerden hangisine değinilmemiştir?

A) Anlamlarının kişiden kişiye değişmemesine

B) Dilin sık kullanılan sözcüklerinden oluşturul*masına

C) Bilimsel iletişimi sağlamasına

D) Bilimsel çalışmaları geliştirip hızlandırmasına

E) Güç anlaşılan bir yapıda olmamasına



42. 2002 - ÖSS

Yazar, Hamlet çevirisinin sonundaki notta, tüm Shakespeare çevirileri için ortak olabilecek dü*şüncelerinden söz etmiş. Çeviri yapmanın oku*maktan, dinlemekten, seyretmekten çok daha zor olduğunu belirtmiş. Ayrıca bunun, metnin ta*dına gerçek anlamda varmayı sağladığını söyle*miş. Hamlet'i çevirmek için gecesini gündüzüne katarak aylarca çalıştığını belirtip şunu eklemiş: "Kim bilir ne hâle getirmişimdir istemeden Hamlet’ i? Yapıtları kuşa çevirmek, biraz da çevirmenliğin şanından değil midir? Ne var ki kuşa çevir*diğimiz bu yapıtlar, bizim taktığımız bücür kanat*larla da uçabiliyor ne hikmetse. Bu, soluklarının rüzgârıyla oluyor belki de."

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine deği*nilmemiştir?

A) Çeviri yapıtlarda, okurun, aradığı tadı bula*madığına

B) Çeviri yaparken yazarın, yapıttaki güzellikleri gördüğüne

C) Bir yapıtı başka bir dile çevirmenin çok güç bir iş olduğuna

D) Çeviride, yapıtların kimi özelliklerinin aktarılamadığına

E) Hamlet'i çevirmenin çok zaman isteyen bir iş olduğuna



43. 2002-ÖSS

Tarihçilere göre, günümüzden binlerce yıl önce Anadolu'da, Çatalhöyük'te insanlık tarihinin en eski uygarlıklarından biri yaratılmıştır. Bu uygar*lığı yaratanlar, tarihin ilk çiftçileri sayılmaktadır. Bu insanlar, tarımla uğraşmayı, evcilleştirdikleri hayvanlarla, yetiştirdikleri bitkilerle beslenmeyi öğrendiler. Bugünkü aile ve kent düzenini dünya*da ilk kez onlar kurdular. Daha sonra Kibele ve Artemis adlarını alacak olan ana tanrıça ve bere*ket tanrıçasına tapınma ilk kez burada ortaya çıktı. Tarihte ilk kez, evlerini sanat eseri sayıla*cak güzellikte duvar resimleriyle, kabartmalarla onlar süslediler.

Bu parçaya göre, Çatalhöyük'teki uygarlığı yaratanlar için aşağıdakilerden hangisi söyle*nemez?

A) Kimi dinsel inançlara öncülük etmişlerdir.

B) Toprağı işlemede, kendilerinden sonraki top*luluklara örnek olmuşlardır.

C) Toplumsal yaşamın gerektirdiği kurumları oluşturmuşlardır.

D) Anadolu tarihi onlarla başlamıştır.

E) Ev içi düzenlemelere estetik boyutlar katmışlardır.

44. 2002-ÖSS

Bu eleştirmenimiz, tiyatro yapıtlarına ilişkin he*men bütün eleştirilerinde, yer yer bilgi vererek iz*leyicilerin eğitilmesine katkıda bulunmakta, on*larda bir bakış açısı geliştirmeye çalışmaktadır. Bu arada, yapıtı eleştirmekten kaçınmamakta, düşündüklerini, bir yolunu bularak mutlaka söyle*mektedir. Daha çok, tiyatro sanatçılarına yönelti*len bu eleştiriler, kimi zaman dolaylı olmakta, sa*tır aralarında kalabilmektedir. Öyle de olsa, bir taşla iki kuş vurulmakta; hem sanatçıların dikka*ti çekilmekte hem de seyircinin oyunu algılama*sına kılavuzluk edilmektedir. Bunun yanı sıra, seyircilerin tiyatrodan kaçması önlenmekte, da*hası sayısının artması sağlanmaktadır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada sözü edilen sanatçının eleştirileriyle sağladığı ya*rarlardan biri değildir?

A) İzleyiciye oyunu belli açılardan inceleyebilme gücü kazandırma

B) Sanatçıları, üstü kapalı eleştirilerle uyarma

C) Oyunun anlaşılmasına yardımcı olma

D) Yaptığı yorumlarla tiyatroya yeni bir yön verme

E) İzleyicinin tiyatroya ilgi duymasını sağlama



45. 2002-ÖSS

Kitaplarla tanıştıktan sonra yaşamım anlam ka*zandı, diyebilirim. İnsanlarla iletişimim çok değiş*ti; konuşurken, yazarken, okurken, düşünürken neredeyse hiçbir sorun yaşamıyorum. Dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğrendim. Kendimi çok daha rahat anlatabiliyorum. Keşke herkes zamanını nasıl değerlendireceği üzerinde düşünse ve bunun bir kısmını okumaya ayırsa. Böylece insanlarda kendini bir başkasının yerine koyma duygusu gelişir ve bireyler birbirleriyle da*ha rahat iletişim kurabilir.

Bu parçada okumayla ilgili olarak aşağıdaki*lerden hangisine değinilmemiştir?

A) Zamanın bilinçli kullanılmasıyla bağlantılı ol*duğuna

B) Bireylerin, olayları algılayış biçimini değiştir*diğine

C) İnsanların birbirlerini anlamasını kolaylaştır*dığına

D) Kişilerin, kendilerini tanımalarına olanak sağladığına

E) İnsanlara, başkalarını yönlendirme gücü kazandırdığına





46. 2003-ÖSS

Mitler doğa güçlerini ve doğaüstü yaratıkları an*latan hayal ürünü öykülerdir. Bunların simgesel ve kutsal bir yanı vardır. Yüzyıllar boyunca bu öyküler birbirlerinden beslenerek zenginleşmiş*tir. Bunların kimisi kulaktan kulağa yayılırken ki*misi de yazmayı iş edinmiş kişilerce yazıya geçi*rilmiştir. Bugün elimizde hemen her mitolojik öy*künün, yazıya geçirenin anlayışına göre değişen anlatımları bulunuyor.

Bu parçada, mitlerle ilgili olarak aşağıdakiler*den hangisine değinilmemiştir?

A) Kahramanlarının alışılmışın dışında özellikler taşıdığına

B) Anlatılanların dinsel bir içeriği olduğuna

C) Çok uzun bir geçmişi bulunduğuna

D) Aynı öykünün değişik biçimlerde anlatıldığına

E) Kimilerinin gerçekleri yansıttığına



47. 2003-ÖSS

Güzellik de çirkinlik de insanoğlunun duygularına seslenir. Ancak bu iki kavramın algılanışı kişiden kişiye değişir. Güzelliği görebilmek çaba gerektirdiği hâlde çirkinlik böyle değildir. O kolayca kendini gösterir. Örneğin bembeyaz bir kâğıdın üstüne bir damla mürekkep damlarsa bu çirkinliği kolayca herkes görebilir; ama önemli olanı çirkinliği görmek değil, onun oluşmasını önlemek için çaba göstermektir. Yoksa her gün, bu kâğıdın üstünde leke var, diye yakınmak kimseye bir yarar sağlamaz.

Bu parçadan, güzellik ve çirkinlikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Öznel ölçütlerle algılandığı

B) Eğitimli kişilerce ayırt edilebildiği

C) Aralarında farklar olduğu

D) İnsana birtakım görevler yüklediği

E) Yaşamda karşı karşıya gelinebileceği

48. 2004-ÖSS

Düşüncenin bulanıklıktan, başıboşluktan kurtulması, büyük ölçüde terimlere yaslandırılmasına bağlıdır. Konu alanı ne olursa olsun, belli bir alana yöneliş ve yaklaşımın temelini terimler oluşturur. Bunun için de bir eleştirmenin, bilim adamının ya da araştırmacının olguları, olayları, durumları adlandırıp dizgeleştirmesi, terimlerle düşünmesini, terimlerle anlatmasını gerektirir. Terimlerin insan düşüncesine sunduğu olanaklar da burada ortaya çıkar. Olgu, olay ve durumlar, ister betimlensin, ister açıklansın, bunların kesin aydınlık sınırlar içinde algılanmasında önemli bir işlevi vardır terimlerin. Terimlerle adlandırılmamış durum, olgu ve olayların kavranması, kişiden kişiye değişiklik gösterir.

Bu parçadan terimlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Düşüncenin sınırlandırılmasına, anlaşılmasına yardım eder.

B) Değişik alanlara özgü bilgileri belirli bir düzen içerisinde yansıtır.

C) Metinleri ayırıp türlendirmede bir ölçüt olarak kullanılır.

D) Anlatıma açıklık ve kolay kavranırlık kazandırır.

E) Anlatılanların farklı biçimde anlaşılmasını önler.



49. 2004-ÖSS

Yazarlığın da ozanlığın da baş koşulu dille içli dışlı olmaktır. Kolay bir iş değildir bu. Bir yandan kendimiz sürekli denemeler yapacağız, bir yandan da dilimiz*de yaratılmış ürünleri eksiksiz izleyeceğiz. Bana öy*le geliyor ki senin baş eksiğin bu: Düzyazısal ve şiir*sel ürünleri yeterince izleyip irdelememek. Doğaçla*ma şiir söyleme dönemi çoktan kapandı. Kendi yönelimlerini, yerini belirleyebilmen için Türkçenin şiir ha*ritasını tüm bölgeleriyle tanıman gerekir her şeyden önce. Bunu yaptığın gün, dergilerin kapısının sana açıldığını göreceksin. Ya da bilmem kaçıncı derece*den bir ozan olmaktansa, iyi bir şiir okuru olmayı yeğ*leyeceksin. Ne dersin?

Bu parçada konuşan kişinin, karşısındakine önerdikleri arasında aşağıdakilerden hangisi voktur?

A) Deneyimli ozanların yaptıklarının dışına çıkma*ması

B) Şairlikle okurluk arasında bir seçim yapması

C) Değişik türde yazınsal ürünleri okuyup incelemesi

D) İçine doğduğu gibi şiir yazmaması

E) Dilimizin olanaklarını bütün yönleriyle tanıması

50. 2004 - ÖSS

Nasrettin Hoca, fıkralarından da anlaşılacağı üzere sevecen, hoşgörülü, akıllı, hazırcevap bir insandır. Her zaman, haksızlığa uğrayanların yanında yer al*mış, yaşamın ağır yükleri altında ezilenleri bir gülü*cükle rahatlatmıştır. Nasrettin Hoca fıkraları didaktik*tir. Çoğu kısadır. Bazen girişte yer ve zaman belirti-kişiler tanıtılır; ikinci bölümde Hoca'ya bir şey söy*lenir ve sonunda onun bizi güldüren ama aynı za*manda düşündüren cevabı beklenir. O son cümle, birçok defa atasözüne ya da deyime dönüşüvermiştir. Hoca'nın çok geniş bir coğrafyada başka başka uluslarca benimsenmiş olmasını da fıkralarındaki bu özelliklere bağlayabiliriz.

Bu parçada Nasrettin Hoca ve fıkralarıyla ilgili ola*rak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Ününün yalnızca Anadolu'yla sınırlı kalmadığına

B) İnsanı düşünmeye yönelten komik öğeler içerdi*ğine

C) Öğretici nitelikler taşıdığına

D) Kimi sözlerinin kalıplaşarak halka mal olduğuna

E) Birçok tarihi kişiye yer verildiğine



51. 2005-ÖSS

Eskiden beri çocuk yayınlarında "çocuğa göre" kavramıyla "çocukça" kavramını birbirine karıştırmışızdır. Bu yüzden, çocukların eline verdiğimiz yazılar, yapıtlar, onların yaşantılarına kapalı, sezgi ve düş güçlerini kamçılayan, çocukça ürünlerdir. Bunların çoğu, çocuklara, içinde yaşayacakları kurmaca bir dünya sunmaz; onları, kendi dar dün*yalarının sınırı dışına çıkarmaz. Kimi kalıplaşmış düşüncelerin aktarımı için birer araçtır yalnızca. Dokularına, yaşamın renkliliği, zenginliği sinmemiştir. Bu nedenle yazılı ve basılı simgeler evreni*ne karşı, açığa vurulmamış bir nefret geliştirir ço*cuklarda.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada çocuk ya*yınlarına yöneltilen eleştirilerden biri değildir?

A) Şiddete dayalı konuları işleme

B) Okurların anlatılanlarla özdeşleşmesini sağla*mama

C) Çocukların düşünce evrenini yeni düşünceler*le genişletmeme

D) Okurların duygularını besleyen bir anlatımdan yoksun olma

E) Çocukların ilgi alanını göz önünde tutmama



52. 2005-ÖSS

Dil, kuralları dil bilgisi kitaplarına sığmayacak ka*dar karışık, sayısız inceliklerle dolu, büyülü bir ile*tişim aracıdır. Esnek, canlı, gelişmeye, değişmeye açık bir sistemdir. Bu nedenle dilin kullanamadığı*mız zenginliklerinin, kullanabildiklerimizden çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bunun içindir ki günümüzde kullandığımız dil, yarınki dilin çok ge*risinde kalacaktır. Buna dayanarak şunu söyleye*biliriz: Bir yandan bugünkü dille iletişim kurarken bir yandan da ayrımına varmadan geleceğin dilini yaratıyoruz.

Bu parçaya dayanarak, dille ilgili olarak aşağı*dakilerden hangisine varılamaz?

A) Çok yönlü nitelikler içerdiğine

B) Anlatım gücünün sözcük sayısıyla ölçüleme*yeceğine

C) Bir değişim süreci içinde olduğuna

D) Sunduğu olanaklardan yeterince yararlanıla*madığına

E) Belirli kalıplarla sınırlandırılamayacağına

CEVAP ANAHTARI : 1.A 2.E 3.E 4.C 5.D 6.B 7.C 8.D 9.E 10.D 11.E 12.B 13.B 14.D 15.E 16.B 17.E 18.D 19.C 20.A 21.E 22.B 23.D 24.B 25.B 26.D 27.E 28.A 29.E 30.C 31.D 32.A 33.D 34.C 35.D 36.C 37.E 38.E 39.D 40.B 41.D 42.A 43.D 44.D 45.E 46.E 47.B 48.C 49.A 50.E 51.A 52.B

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile