REKLAM

İSİMLER

Tanım

Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları, hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:

ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.

İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.

A. Varlıklara Verilişlerine Göre

İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.

1. Özel İsim

Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.

Bu varlıklar zaten özel oldukları için adlarına da “özel” denir. “Mehmet” kelimesi milyonlarca insana ait olabilir, ama bütün “Mehmet”ler tek tek özel oldukları için adları da özeldir.

Özel isim adından da anlaşılacağı gibi özeldir, yani bir şeyin kendisine aittir.

Özel isimler, etiket isimlerdir; varlıklara sonradan takılmış hususî adlardır. Cins isimlerdeki gibi nesne ile kelime arasında tam bir ilişki yoktur. Özel isimlerin sahipleri tanınmazsa zihinde bir varlık, kavram oluşmaz.

Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.

Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu...

2. Cins İsmi

Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.

taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza...

Cins isimlerinde kelime ile ifade edilen anlam arasında sıkı bir ilişki vardır: İsim, tanıttığı varlığı veya kavramı çağrıştırır. Cins isimleri herkes tarafından tanınır ve bilinir.

Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir:

İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)

Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)

Başlıca Cins İsimleri

B. Maddelerine Göre İsimler

İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.

1. Somut İsim

Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.

su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku...

2. Soyut İsim

Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.

sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...

C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler

1. Tekil isim

Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir.

kendi, ben, çocuk, kalem, defter...

Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.

İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)

Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)

2. Çoğul isim

Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.

Evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...

Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.

Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.

Asker, sınırları bekliyor.

Genç yaşta saçı dökülmüş.

Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.

Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:

1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır

Yarın Ahmetlere gideceğiz.

İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)

Aliler bize gelecekler.

2. Benzerleri anlamı katar. (Türk Dil Kurumuna göre kesmeyle ayrılmaz. Çoğul eki, özel isme gelerek benzerleri ve aynı addan olanlar anlamında kullanıldığında önceleri kesmeyle ayrılıyordu artık kesmeyle ayrılmıyor.) TDK'nın sitesine bakabilirsiniz. Ayrıca TDK'ya bu konuyu eposta göndererek sordum, gelen cevapta çoğul ekinin hiçbir şekilde kesmeyle ayrılmadığı belirtiliyor. (27 Nisan 2010 tarihli TDK'dan gelen eposta)

Bu millet nice Fatihler, Kemaller yetiştirecektir.

Bu topraklarda ne Çaldıranlar, ne Ridaniyeler aşandı.

3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:

Sınıftaki Aliler ayağa kalksın.

Hüseyinlerin hepsi buraya gelsin.

4. Abartma anlamı katar:

Çalışmak için ta Almanyalara gitti.

5. Topluluk, soy kavramı bildirir:

Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

3. Topluluk İsmi

Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.

ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet...

Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.

Ordular, ormanlar, sürüler.

D. Yapılarına Göre İsimler

İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.

1. Basit İsim

Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.

İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), ...

Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.

Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ “kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp “kel” diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.

2. Türemiş isim

İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.

İsimden türeyenler:

kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...

Türkçe, Almanca, Arapça, Farsça, Çatalca, Yenice, Çamlıca, Taşlıca, Ilıca, delice, karaca, kokarca, yumuşakça...

sanatçı, kiracı, inşaatçı, yolcu, çaycı, şakacı, duacı, milliyetçi, Türkçü, halkçı, sözcü, tiyatrocu, kemancı...

Ankaralı, Konyalı, köylü, kentli, Osmanlı, Karahanlı, Selçuklu, Sözlü, evli, nişanlı...

etçil, otçul, insancıl, evcil, bencil, ölümcül...

vatandaş, yurttaş, gönüldaş, anlamdaş, meslektaş...

Aligil, Yaşargil, ancamgil...

geceleyin, akşamleyin, sabahleyin, gündüzleyin...

birinci, üçüncü, sonuncu, üçer, beşer, yedişer, dörder, altışar...

gelincik, kızılcık, elmacık, kulakçık, karıncık...

Yansımalardan türeyenler:

çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı

Fiilden türeyenler:

gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...

yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,

başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...

Asma (yaprağı), bölme (işlemi), danışma (memuru), dondurma (külâhı), kavurma, işletme, bağlama (:saz)...

Sevgi, saygı, görgü, bilgi, duygu, örgü, sergi, vergi, övgü, algı, tutku, uyku, biçki, baskı, içki, atkı, keski...

Yazı, sıkı, yapı, ölü, korku, batı, gezi, bölü, koşu, doğu, artı, tartı, sürü, örtü, çeki, duru, sayı...

Korkunun ecele faydası yok.

Doğuyu, batıyı karıştırdık.

Ölü balıklar suyun yüzündeydi.

Yurdun batı tarafı soğuyacak.

kurucu, yüzücü, gidici, öğren(i)ci, dilen(i)ci...

Eskiden iyi yüzücü imiş.

Okuyucu sayısı günden güne artıyor.

kızartı, karartı, bağırtı...

3. Birleşik İsim

Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.

Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.

Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.

Türkçede üç yolla birleşik isim yapılır:

Anlam kayması yoluyla

Ses kaynaşması yoluyla

Kelime sınıfı kayması yoluyla

a. Anlam kayması yoluyla

Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar.

Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı...

İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:

Adamotu, yayınbalığı, incehastalık...

Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik...

Başbakan, başyazar, başhekim... ?

Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder:

Karatavuk, yerelması, karafatma...

b. Ses kaynaşması yoluyla

cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...

c. Kelime sınıfı kayması yoluyla

kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu...

örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...

giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...

elverişli, rasgele, albeni, çalçene...

Birleşik isimlerin bir kısmı ayrı, bir kısmı da bitişik yazılır. Bu sebeple birleşik isimler ayrı yazılanlar ve bitişik yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Birleşik kelimelerin ayrı veya bitişik yazılmalarında birleşik kelimeyi oluşturan kelimelerin uğradıkları anlam kaybı ve ses olayları göz önünde tutulur.

İsimlerde Küçültme

Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen “küçük, mini, ufak” gibi sıfatlarla ifade edilir:

Küçük köy, ufak el, mini kasa...

Bazen bu sıfatların yerini “Cİk, -Ceğİz” ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.

küçük tepe→tepecik

küçük çocuk→çocukcağız

Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:

Serçecik daldan dala atlıyor. (acıma)

Adamcağız korka korka ayağa kalkar. (acıma)

Bebeciğimi çok özledim, diyordu. (sevgi)

küçük insan→insancık (zavallılık)

zavallı kelimeler→zavallı kelimecikler (küçümseme)

“-Cİk” eki sıfata da getirilebilir:

genç adam→gencecik yaşta

“k” sesi ile biten sıfatlara –Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki “k” düşer:

küçük→küçücük

ufak→ufacık

alçak→alçacık

minik→minicik

“-Cİk” eki somut isimler de türetir:

karın→karıncık, badem→bademcik

“-Cİk” ekinin “k” ile biten isimlere getirilerek somut isim türettiği durumlarda kelime sonundaki k düşmez:

kulak→kulakçık, kapak→kapakçık...

“-cE, -İmsİ, -İmtrak” ekleri de küçültme anlamı katar:

küçük→küçükçe

büyük→büyükçe

iri→irice

yeşil→yeşilimsi

sarı→sarımtırak

İsmin Hâlleri

İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.

1. Yalın Hâl (Nominatif)

Eki yoktur.

İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.

ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)...

Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez.

kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş...

Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:

dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi...

Yalın hâldeki isimler cümlede özne, yüklem (ek-fiil yardımıyla), zarf tümleci ve belirtisiz nesne olarak kullanılabilirler.

Çocuk ağlıyordu.

Biraz sonra çay içelim.

Edebiyatın en mükemmel ürünü şiirdir.

Akşam size geleceğiz.

2. Belirtme (Yükleme) Hâli

“-İ” ekiyle yapılır.

İsmin, fiildeki işten, hareketten, eylemden doğrudan etkilenme ve onunla ilgili olma hâlidir.

Bu eki alan isimler cümlede belirtili nesne görevinde bulunur.

ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...

Belirtme durumundaki isim, yani belirtili nesne yükleme sorulan “neyi, kimi” sorularının cevabıdır. Tabi belirtili nesne bir soru kelimesi ise bu soru sorulmaz.

Çocukları buradan kim alacak?

Babası çocuğu çağırdı.

Şimdi soruları cevaplayın.

Burada kimi bekliyorsunuz?

Uyarı: Türkçede iki tane –i eki vardır: iyelik eki ve belirtme hâl eki. Bunlar iyi bilinirse cümledeki belirtili nesne ile isim tamlamasındaki tamlanan birbirine karıştırılmaz. Bu, cümlenin anlamından da çıkarılabilir.

–i: iyelik eki: (onun) kalem-i

–i: belirtme hâl eki: kalem-i (kim aldı?)

3. Yönelme Hâli

“-E” ekiyle yapılır.

Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.

Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır.

Sinema-y-a git, ev-e dön...

Bizi karşılamak için kapıya geldi.

Bugün okula gitti.

Benim itirazım yapılan haksızlığa. (haksızlığadır: yüklem)

“-E” yönelme ekinin bunun dışında başka görevleri de vardır:

Fiyat, araç ile anlamı katar:

Kitabı bin liraya aldı. (karşılığında)

Bu iş kaç paraya olur?

Zaman bildirir, zarf tümleci yapar:

Bu iş sabaha biter.

Haftaya size gelelim.

İsimleri edatlara bağlar:

Akşama kadar okulda ders çalıştık.

Sabaha karşı varırız.

Yaşına göre ağır bir işte çalışıyordu.

Deyim kurar:

Ağzına geleni söyler.

İşleri yoluna koymak

Başına buyruk.

Başa gelen çekilir.

Çok cana yakın bir çocuktu.

İçin, aitlik, amaç ilgisi kurar:

Bunu size aldık. (sizin için)

Sana bir iyilik düşünüyorlar. (senin için)

Annesini görmeye gitti.

İkilemeler kurarak durum bildirir:

Otobüse nefes nefese yetiştiler.

İki ahbap kafa kafaya vermiş...

“-an, -en” sıfat-fiil ekleriyle birleşerek abartma anlamı veren ikilemeler kurar:

Soran sorana,

geçen geçene,

giden gidene...

Şekilce çekimli fiil olan fakat fiil özelliğini kaybetmiş söz gruplarına gelir:

Geçmiş olsuna gitti. (demeye)

4. Bulunma Hâli

“-dE” ekiyle yapılır.

Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir.

ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...

Bulunma hâlindeki bir isim, cümlede dolaylı tümleç, zarf tümleci veya yüklem olabilir. Dolaylı tümleç olduğunda, yükleme sorulan “nerede, nede, kimde” sorularının cevabıdır.

Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış. (dolaylı tümleç)

Okullar bu yıl da eylülde açılacak. (zarf tüml.)

Suyu bir yudumda içti. (zarf tüml.)

Siz ayakta kaldınız. Zarf tüml.

Çamaşırları elde yıkıyormuş. Zarf tüml.

Saat yedide mi gelecekmiş? (zarf tümleci)

Her şey yerli yerinde. (yüklem)

“-dE” bulunma ekinin bunun dışında başka görevleri de vardır:

Zaman ve sayı bildiren kelimelere eklenerek ölçü, miktar bildirir:

Yılda yirmi gün izni var.

Haftada bir geliyor.

Yüzde yetmiş başarı vardı.

İkilemeler kurar:

Ayda yılda bir uğrar oldu.

Elde avuçta ne varsa bitti.

Eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

Parmak kalınlığında yaprakları var.

Yapım eki görevi görür:

Gözde sanatçılarımızdandı.

Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?

Sözde Ermeni soykırımı...

5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli

“-dEn” ekiyle yapılır.

Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ayrılma, uzaklaşma” bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır.

okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...

Ali, evden yeni çıktı.

Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.

“-dEn” ekinin bunun dışındaki görevleri:

Edat tümleci ve yüklem de yapar.

Gönüldendir şikâyet. (yüklem)

Bebek gürültüden uyandı (edat tümleci)

Yalnızlıktan sıkıldım. (edat tümleci)

Durum bildirir:

Yağmur hafiften yağıyor.

Ben onu yakından tanırım.

Üstünlük, karşılaştırma bildirir:

Kıldan ince

baldan tatlı

Erzurum’dan soğuk şehir yok.

Bundan iyisi bulunmaz.

Bütünün parçasını, bütünden ayrılmayı ifade eder:

Verilen pastadan bir dilim yedi.

Soruların cevabını sözlerimden çıkaracaksınız.

Canından can vermek istiyordu.

İsimleri edatlara bağlayarak edat grubu ve edat tümleci oluşturur:

Akşamdan beri seni arıyoruz.

Yemekten sonra çayı nerede içeceğiz?

Sebep bildirir:

Soğuktan tir tir titriyordu.

Yorgunluktan uyuyuverdi.

İsim tamlamalarında tamlayan ekinin (-in) yerine kullanılır:

Geçen gün öğrencilerden biri yanıma geldi.

Bu ürünlerden hangisini istediğinizi söyleyin.

Yapım eki özelliği kazanarak eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

Sıradan insanlarla düşüp kalkma diyordu.

Sudan sebeplerle buradan ayrılıp gitti.

Toptan satış

Uzaktan akraba

En içten duygular

İkilemeler kurar:

Zavallı çocuk günden güne eriyor.

Baştan başa bizim bu topraklar.

Durumumuz yıldan yıla kötüye gidiyor.

Dünden bugüne ne değişti ki...

Varlıkların neden, hangi maddeden yapıldıklarını bildirir:

Üstüne yünden bir kazak almıştı.

Tahtadan kılıçlarla oynuyorlardı.

Ayı derisinden post; Rus’tan dost olmaz.

Zaman anlamlı kelimelere gelerek zaman anlamı katar:

Bu işi dünden halletmeliydik.

Yarın geceden yola çıkmayı düşünüyoruz.

6. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)

(Bazı dil bilgisi kitaplarında ismin bu halinden söz edilmez.)

“-(n)İn”, “-dEn” ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.

Bir isimin başka bir isme tamlayan olduğu biçimdir.

Kitabın yaprağı yırtılmış.

Öğrencilerden biri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile