REKLAM

PEYAMİ SAFA (1899 - 1961)

1899’da İstanbul’da doğmuştur. Babası Servet-i Fünun şairlerinden İsmail Safa'dır. Sivas’ta sürgünde yaşayan babası ölünce, henüz iki yaşındayken yetim kalmış ve “Yetim Safa” diye de anılmıştır. Babasının ölümü üzerine çok sıkıntılı günler geçirmiş, eğitimi­ni ortaokul son sınıfta bırakarak on üç yaşında ha­yata atılmak zorunda kalmıştır, dokuz yaşındayken önemli bir kemik hastalığına tutulmuş ve çok uzun bir tedavi sürecinden sonra sağ kolunu kaybetme tehli­kesinden kurtulmuştur.

Küçük yaştan itibaren çalışmak zorunda olduğu için düzenli bir öğrenim görmemiştir. Açılan bir sınavla memurluğa başlamış, daha sonra da öğretmenlik yapmıştır. Dört yıl boyunca sürdürdüğü öğretmen­lik görevi sırasında kendisini yetiştirmiştir. Psikoloji, felsefe, eğitim ve Fransızcaya özel ilgi duymuştur. Batı kültürünü ve edebiyatını bu yıllarda tanımıştır. Bir süre sonra kardeşinin de etkisiyle öğretmenlikten ayrılarak basın hayatına atılmış olan yazar, 1961 yı­lında ölmüştür.

Peyami Safa, gazete okuru için yazdığı edebî değe­ri olmayan romanlarını “Server Bedi" takma adıy­la yayımlamıştır. Sayıları 80’i bulan bu eserlerden “Cumbadan Rumbaya”romanı ve “Cingöz Recal” polis hikâyeleri en ünlüleridir.

Yazar eserlerinde “Doğu - Batı”, “madde - ruh” ve “insan psikolojisini ele almıştır.

Romanlarında olaydan çok ruh çözümlemelerine önem vermiştir. Batılılaşma probleminin yol açtığı bu­nalımları, bocalamaları, ahlak çöküntüsünü, kuşaklar ve sosyal çevreler arasındaki çatışmaları yansıtmıştır.

1930'da yayımladığı “Dokuzuncu Hariciye Ko­ğuşu” adlı romanıyla magazin öykücülüğünden kurtulup sanat değeri taşıyan bir çizgiye ulaşmıştır. Bu romanda, yalnız ve hasta bir çocuğun yaşadığı sıkıntılar ve acılar çevresinde çocukça aşkı ve kıs­kançlığı anlatılmıştır.

Yazar, bu romanda hayatının bir bölümünü anlatmış­tır. “Kahraman Anlatıcı”nın bakış açısıyla anlatılan romanda, kemik veremine yakalanmış kahraman, bir

yandan bacağının kesilmesi korkusunu yaşarken, bir yandan da varlıklı akraba kızı olan Nüzhet için içinde yeşerttiği tek taraflı aşkından doğan kırgınlığı, bilinç akımı, iç konuşma gibi henüz Türk romanı için yeni olan modern anlatma teknikleri kullanılarak okura yansıtılmıştır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, aynı za­manda önemli bir psikolojik romandır.

"Biz İnsanlar" romanında savaş yıllarının toplumsal hayatta oluşturduğu yıkımlar ele alınmıştır.

“Fatih - Harbiye” romanında, “Doğu - Batı” çatış­ması ele alınmıştır. Yanlış Batılılaşmanın aile üzerin­de yol açtığı olumsuzluklar anlatılmıştır.

“Bir Tereddüdün Romanı”, yazarın kendi hayatın­dan izler taşıyan otobiyografik karakterli bir roman­dır. Yazar, bu romanda, bir bakıma kendi öz eleştiri­sini yapmıştır.

“Yalnızız” ve “Matmazel Noralya’nın Koltuğu” ro­manlarında, insanlığın içinde bulunduğu bunalıma çözüm olarak ruhçu dünya görüşü savunulmuştur.

“Matmazel Noralya’nın Koltuğu” adlı romanda, II. Dünya Savaşı günlerinde bir pansiyonda yaşayanlar vasıtasıyla yazar, İstanbul’daki değişik tipleri ve yoz­laşmayı anlatmıştır.

Son romanı olan “Yalnızız"da ise yazar, toplumun yerleşik değer ölçüleriyle uzlaşamayan kendi kuşa­ğının dramını vermeye çalışmıştır. Yazar, yaşadığı dünyanın dışında, kendi ölçülerine uygun bir dünya­yı bu romanda hayal etmiştir. Romandaki bu hayalî dünya “Simeranya”dır.

Yazarın gelişmiş bir roman tekniği ve canlı bir anlatı­mı vardır.

Psikolojik tahliller yazarın eserlerinde önemli bir yer tutar.

Peyami Safa’nın eserleri şunlardır:

Roman:

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Sözde Kızlar

Mahşer

Bir Akşamdı

Şimşek

Fatih Harbiye

Matmazel Noralya’mn Koltuğu

Canan

Bir Tereddüdün Romanı

Atilla

Cumbadan Rumbaya

Yalnızız

Biz İnsanlar


Hikâye:

Bir Mekteplinin Hatıraları

Karanlıklar Kralı

İstanbul Hikâyeleri

Gençliğimiz


inceleme - Deneme:

Felsefi Buhran

Eleştiri

Mistisizm

Doğu - Batı Sentezi

Sanat - Edebiyat - Tenkit

Türk İnkılabına Bakışlar

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile