REKLAM

RuhsatiRUHSATİ (19. YY)

Yaşadığı dönemin saz çalamayan badeli şairidir.

Asıl adı Mehmet olan şair, Sivas'ın Kangal ilçesi Deliktaş köyünde yaşamıştır.

Aruzu kullansa da şiirlerinin çoğunu hece ile söylemiştir.

Ruhsati'nin dili sadedir ve şiirlerinde zorlama yoktur. Hece, durak, kafiye ve rediflerde titiz davranmış, anlam bütünlüğüne dikat ederek daha akıcı ve güçlü şiirler söylemiştir. Şiirinde aynı kelimeleri kullanmamaya özen göstermiş tekrara düşmemiştir. Sadece ifadeye kuvvet vermek isterken bu yolu kullanmıştır. Şiirlerinde tasvire oldukça fazla yer verir. Köy şairi olduğu için ağız özelliklerine oldukça bağlı kalmış fazlaca mahalli kelime kullanmıştır.

Şiirinin başlıca konuları; halkın duyguları, inançları, düşünceleri, dertleri, istekleri gibi toplumsal ve ferdi konulardır. Şiirleri genellikle köy hayatının özelliklerini yansıtmışlardır. Duygu ve düşünce alemi köydeki intibalarıyla doludur. Hem ilahi aşkı hem de beşeri aşkı konu alan şiirler yazmıştır. Taşlama ve tenkide dayalı şiirleri oldukça fazladır. Şiirlerinde tabiat da önemli bir yer tutar. Din ve ahlak konusunda da bir şeyler söylemeyi unutmamıştır.

Ruhsati'nin mezarı doğduğu yer olan Deliktaş'tadır. Yanında da kendisinde önce vefat eden oğlu Aşık Minhaci yatmaktadır.

17. yüzyıl halk şairi

IV. Murat döneminde yaşamıştır.

Gençliğinde Cezayir'de Garp Ocaklarında bulunduğu "Kayıkçı" lakabını bundan dolayı aldığı sanılmaktadır. İstanbul'a gelerek Yeniçeri Ocağı'na girmiş ve birçok savaşa katılmıştır.

Divan şiirinin etkisinde kalmamıştır. Halk zevkine bağlı, doğal bir söyleyişi vardır.

Kahramanca bir eda ile söyleyişi nazım kusurlarını kapatır.

Şiirleri özellikle orduda çok tutulmuştur.

Sade dille destanlar, koşmalar, türküler yazmış, şiirlerinde döneminin tarihi olaylarını yansıtmıştır.

IV. Murat'ın Bağdat kuşatması sırasında şehit olan Genç Osman adlı bir asker için söylediği "Genç Osman Destanı" en tanınmış şiiridir.

Bayburtlu ZihniBAYBURTLU ZİHNİ (19. YY)

Bayburtlu Zihni'nin doğum yılı kesin olarak bilinmiyor ama şiirlerinde kendinden söz ederken verdiği bilgilerden çıkarılan sonuca göre 1798-1799 yıllarında doğmuştur. Babasının adı Osman'dır.

Öğrenimini Erzurum ve Trabzon medreselerinde yapan 1816-17 yıllarında İstanbul'a gelerek Mustafa Reşit Paşa ile yakınlık kurar ve Divan-ı Hümayun kalemine girer. Bir süre İstanbul'da kaldıktan sonra yurduna dönen ozan, Türk-Rus savaşı ile, bu savaş sonunda yurdunun Rus işgali altına girmesinin (1828) bütün acılarını yaşar. İşgalden sonra Bayburt'tan ayrılır, işgal kaldırılınca yurduna döner.

Ercişli Emrah

Yaşamı ile ilgi kesin bilgiler yoktur. Van'ın Erciş ilçesinde doğduğu ve 17'nci yüzyılda yaşadığı biliniyor. Arı bir Türkçe kullandı. İçten ve halk zevkine yakın bir söyleyişi vardır. Yurt sevgisi, aşk, doğa güzelliği, özlem gibi konuları işlediği ve hayatını anlattığı Emrah ile Selvihan adlı halk öyküsüyle ün kazandı. Bu öykü Doğu Anadolu'nun yanısıra Azerbaycan, Türkmenistan ve Ermenistan'da da değişik isimlerle tanınır ve sevilir. Ercişli Emrah'ın en şansız yanı Erzurumlu Emrah ile karıştırılmasıdır. Bazı şiirleri Erzurumlu Emrah'a mal edilmiştir.

Dadaloğlu19. yüzyıl halk şairi

Avşar boyundandır. Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesine şiirleriyle yiğitçe karşı çıkmıştır.

Dadaloğlu hakkında kesin bilgiler yoktur. Şiirlerinden anlaşıldığına göre yaşamı bir elinde sazı bir elinde tüfeği tepeden tepeye koşarak aşiret erlerini savaşa çağırarak, Osmanlı yö­netimine hıncını haykırarak geçmiş olmalıdır. Kav­ga olmadığı zamanlar ise her türlü güzelliğe vur­gun, bir tabiat ve aşk şairidir.

Divan edebiyatından etkilenmemiştir.

Hiçbir sanat kaygısı gütmeyen, özentisiz içten, yalın ve yiğitçe bir söyleyişi vardır.

Şiirlerini halk diliyle söylemiş, halk söyleyişlerini şiirleştirmiştir.

Asıl özelliği ve gücü, cenkler için söylediği koş­ma, varsağı ve destanlarında görülür. Yaşadığı çevrenin tarihi olayları onu bir cenk şairi yapmış­tır.

Dadaloğlu, bir bakıma, Köroğlu'nun epik söylemiyle Karacaoğlan'un lirizmini kaynaştırmıştır.