REKLAM

HALİKARNAS BALIKÇISI (1886 - 1973)

(CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI)

1886'da Girit'te doğmuştur. Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır. II. Abdülhamit devri sadrazam­larından Şakir Paşa'nın oğludur. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi Robert Kolej'de tamam­lamıştır. Denizci olmak istemesine rağmen, ailesinin ısrarı üzerine İngiltere'ye gitmiş, Londra ve Oxford Üniversitelerinde Çağdaş Tarih öğrenimi görmüş­tür. 1925'te kurulan İstiklal Mahkemelerinin aldı­ğı bir kararla idam cezasına çarptırılan dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak kaleme aldığı "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötü­rü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmış ve "Bodrum'a sürülmüştür. 3 yıllık sürgünlüğünün ya­rısını Bodrum'da, cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamamış ve Bodrum'a yeniden dönüp orada yaklaşık 25 yıl kalmıştır. Bodrum'un antik çağdaki adı olan "Halikarnas"ı mahlas olarak benimsemiş ve "Halikarnas Balıkçısı" adıyla tanınmıştır. Daha sonra taşındığı İzmir'de yazarlık ve turist rehberliği yapmış ve burada ölmüştür. Ancak vasiyeti üzerine mezarı Bodrum'dadır.

Fransız edebiyatının en büyük komedi yazarı olan Moliere, Klasisizmin temsilcilerindendir. Oyunları birçok dile çevrilmiş ve dünyanın çeşitli ülkelerinde defalarca oynanmıştır. Babası kralın mobilya döşemecisi olan Moliere, tiyatroya ilgi duyduğu için küçük yaşta sahne hayatına atılmıştır. Seyyar tiyatrolarla ülkeyi dolaşmıştır. Paris’e döndüğünde artık onun için en verimli dönem başlamıştır. Kendi kurduğu tiyatronun hem müdürü hem oyuncusu hem de oyun yazarı olmuştur. Moliere, kendi kumpanyasına katılan bir aktörün kızıyla evlenir. Bu evlilikten umduğu mutluluğu bulamaz. Hatta bu evlilik ona mutluluk yerine üzüntü getirir. Halk, onun evliliği hakkında dedikodular çıkarır. Çevresindekiler tarafından sürekli eleştirilir. Moliere ise bu eleştirilere, dedikodulara eser yazarak cevap vermeye çalışır. Ancak sonunda yorgun düşer. Kendi oyununu oynadığı sırada sahnede fenalık geçirir. Halk, onun gerçekten rol yaptığını düşünür ne var ki aslında Moliere’in ölümüne tanık oluyorlardır. Klasik dönem komedi yazarı Moliere’in en önemli başarısı, yaşadığı dönemde komediyi, günlük hayatın içine çekmesi ve yaşanan sorunlara duyarlı bir hale getirmesi olmuştur. Karakterlerini de hep günlük yaşamda kolaylıkla rastlanır tiplerden seçmiştir. O, bütün yanlışların, kusurların ve sorunların güldürü yoluyla düzeltilebileceğine inanmıştır. Moliere, sadece zamanının gülünç taraflarını, küçüklüklerini anlatmakla kalmamış, daha genel karakterler çizmiş, yaşamla ilgili görüşlerini başyapıtlar halinde ortaya koymuştur. Her dönemde, her toplumda karşılaşılabilecek insanları derinliğine anlatmıştır. Moliere’in bu tutumu, oyunlarının birçok dile çevrilip o dillerin konuşulduğu ülkelerde sahnelenmesinde etkili olmuştur.

Dünyaca ünlü fabl yazarıdır. La Fontaine, masalları dilden dile dolaşan Eski Yunan sanatçısı Aisopos’tan (Ezop) etkilenmiştir. Aisopos’un biçimlerini deneyerek fabllar yazmıştır. İnsanların, kurnazlık, cimrilik gibi kusurlarını, gülünç bir biçimde anlatmak için kahramanlarını hayvanlar arasından seçmiştir. Kimi fabllarında daha ileri giderek toplumdaki aksaklıkları mizahi yönleriyle dile getirmiştir. La Fontaine’in fablları hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Onun masallarını Türk edebiyatına kazandıranlar arasında Orhan Veli Kanık’ın ayrı bir yeri vardır.

Eserleri:

  • Ağustosböceği ile Karınca
  • Karga ile Tilki
  • Kurt ile Kuzu
  • Aslan ile Fare

Asıl adı Honore "Balssa"dır. Balzac olarak değiştirdiği ismine soyluluk ifade eden "De" ön takısını eklemiştir. Rea­lizmin Fransız Balzacedebiyatındaki öncüsü kabul edilir. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme dü­şüncesini geliştirmiştir. Bu anlayışını, realizmin (gerçekçiliğin) baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayımlanan "Goriot Baba"da uygulamıştır.

Sanatçı, eserlerinde çağının toplum yaşamını ve her tabakadan insanlarını ele alıp işlemekte üstün başarı göstermiştir. Bu bağlamda, ölümsüz kahramanlar ya­ratmıştır. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemci tarafından anlatıldığı, kahramanla­rın tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli olan "klasik roman tekniğini" geliştirmiştir. Olayları ve ka­rakterler arasındaki ilişkileri neden-sonuç ilişkisi içinde açıklamakta ustalık göstermiştir.

Eserleri:

  • İnsanlık Komedyası (dizi roman)
  • Eugenie Grandet (ro­man)
  • Goriot Baba (roman)
  • Vadideki Zambak (roman)

Klasisizm akımının savunucusu olan Corneille, Fransız tragedyasının öncü yazarlarındandır. Komedi de yazsa tragedyada daha başarılı Corneilleolmuştur. Aynı zamanda iyi bir hukukçudur. Hitabetinin kuvvetli olmasında onun hukukçu yönü etkili olmuştur. Fransız tiyatrosunun klasik döneminde katı kuralları yok sayarak yazdığı “Le Cid” adlı oyunu büyük tartışmalara yol açmıştır. Oynanan bir oyunundan sonra büyük tepkiler almıştır. Bunun üzerine yedi yıl yazı hayatına ara vermiştir. Tekrar yazı hayatına dönmüş ve oyun yazmaya devam etmiştir. Corneille, kahramanlarını, olayları olağanüstü vasıflarıyla ele alır ve gerçeğe yaklaştırarak işler. Oyunlarında ideal karakterler yaratmıştır. Psikolojik çözümleme ile dramatik gerilimlerden yararlanır. Sanatçının en büyük mahareti, gerçeği ona heyecan katarak anlatmasıdır.

Eserleri:

  • Le Cid (Trajedi)
  • Horace (Trajedi)
  • Cinna (Trajedi)
  • Melite (Komedi)
  • Yalancı (Komedi)