REKLAM

Deyimler Sözlüğü

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
İbret almak

Kötü bir olaydan etkilenerek ders almak. “Çocuklar bu olaydan ibret alırsa bir daha sorun çıkmaz.”

İç çekmek

Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak. “Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi.”

İç etmek

Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp kimseye göstermemek. “Babasına bildirmeden o kadar parayı iç etmiş.”

İç gıcıklamak

1. Huylandırmak. 2. İstek uyandırmak.

İcabına bakmak

1. Gereğini yerine getirmek. 2. Yok etmek, ortadan kaldırmak. “O adamın icabına bakarız, merak etme sen.”

İcat çıkarmak

1. Hoşa gitmeyecek bir huy edinmek, hoş olmayan bir davranışta bulunmak. 2. Gereksiz bir sorun ortaya atmak, çıkarmak. “Yeni müdür öğle saatinde toplantı icadı çıkardı.”

İçi açılmak

Sıkıntısı dağılıp gitmek, ferahlamak. “Denizi, kuşları, ağaçları seyre dalarım, böylelikle içim açılır, rahatlarım.”

İçi çekmek

Canı arzu etmek, istek duymak.

İçi çıfıt çarşısı

1. Başkaları için daima art niyet besleyen, içinden türlü kötülükler geçiren. 2. Çok karışık.

İçi cız etmek

Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek. “O zavallı ihtiyarı birden bire karşımda görünce içim cız etti.”

İçi dışı bir (olmak)

İkircikli olmayan, iki yüzlü davranmayan, düşündüğünü açıkça söyleyen, özü sözü bir olan. “İçi dışı bir olan insanlara her zaman güvenebiliriz.”

İçi dışına çıkmak

1. Kusmaktan ötürü çok fena olmak. 2. Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedensel rahatsızlık duymak.

İçi erimek

Kaygı duymak, çok üzülmek.

İçi geçmek

1. İstemediği halde uyuya kalmak. 2. İşe yaramaz duruma gelmek. 3. Yaşlılıktan, zayıflıktan gücü azalmış olmak; hiçbir şeye ilgi duymamak. “O artık içi geçmiş bir ihtiyardır.”

İçi gitmek

Çok fazla istek duymak. “Vitrindeki kızarmış tavuklara içim gidiyordu ama param olmadığı için alıp yiyemiyordum.”