REKLAM

Deyimler Sözlüğü

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
Yüzü görmemek

Kimi şeylere hiç sahip olamamak, onlardan uzak bulunmak.”Çocuklar günlerdir et yüzü görmediler.”

Yüzü ak

Suçu, utanılacak durumu bulunmamak; temiz ve saf olmak. “Alnım açık, yüzüm aktır.”

Yüze yüze kuyruğuna gelmek

Uzun süren bir işin sonuna yaklaşmış olmak.

Yüze vurmak

İşlediği bir suçu ya da kabahati birinin açıkça yüzüne söyleyip onun utanmasına yol açmak. “Suçunu sakın yüzüne vurup da utandırma onu.”

Yüze gülmek

1. Sevimli, çekici görünmek. 2. Yalandan dost görünmeye çalışmak. “Yüze gülüp arkadan insanın ekmeğini alır onlar.”

Yüzde kalmak

1. Derinleştirmemek. 2. Önemli şeyler meydana getirmemek.

Yüz yüze gelmek

1. Birden karşılaşmak. 2. Bir araya gelmek. “Bu meseleyi yüz yüze geldiğiniz zaman konuşursunuz.”

Yüz yüze bakmak

Yakın ilişki içinde bulunup, bu ilişkileri bir süre devam etmek. “Birbirimize iyi davranalım, epey bir zaman burada yüz yüze bakacağız.”

Yüz vermek

Her istediğini yerine getirerek şımartmak; yakınlık göstererek, hoş görülü davranarak ölçüsüz hareketler yapmasına sebep olmak.

Yüz üstü bırakmak

Tamamlanmamış bir durumda, yarı yolda bırakmak. “İşleri yüz üstü bırakıp gitti.”

Yüz tutmak

Bir şey olmak üzere bulunmak. “Hava kararmaya yüz tuttu.”

Yüz kızartıcı

Çok utandırıcı hareket veya durum.

Yüz karası

1. Utanılacak bir durum. 2. Ailesi, çevresi için utanç verici bir iş yapmak.”Ailemizin o yüz karasını hiç kimse görmeye gitmeyecek, anladınız mı?”

Yüz göz olmak

Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak. “İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar.”

Yüz görümlüğü

Güveyin gelinin duvağını açarken verdiği armağan.