REKLAM

Deyimler Sözlüğü

Search for glossary terms (regular expression allowed)
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
Yüzüne kan gelmek

Benzi beti yerine gelmek, sağlığına kavuştuğu yüzünün kızarmasından belli olmak; soluk rengi geçmek. “İki şişe serum verdiler, sonunda yüzüne kan geldi.”

Yüzüne bir daha bakmamak

Darılıp küsmek, bir daha konuşmamak; önemsemeyip ilgisiz kalmak.

Yüzünden okumak

1. Ezberden değil, yazılı kâğıttan ya da kitaptan okumak. 2. Neler hissettiğini, durumunu yüzünden anlamak. “Onun ne mal olduğu yüzünden anlaşılıyor.”

Yüzünden (suratından) düşen bin parça olmak

Sıkıntısı, öfkesi ve küskünlüğü yüz ifadesinden belli olmak. “Babamın yüzünden düşen bin parça, ne oldu yine?”

Yüzü yok

“Bir şeyi yapmaya cesareti yok, öyle yanlışlıklar yaptı ki teklif etmeye utanıyor.” anlamında kullanılır.

Yüzü yerde

Alçakgönüllü.

Yüzü tutmamak

Bir şey istemeye ya da söylemeye çekinmek, cesaret edememek. “Babamdan para isteyeceğim ama bir türlü yüzüm tutmuyor.”

Yüzü suyu hürmetine

Bir kimsenin hatırına değer verildiği için. “Hz. Peygamber’in yüzü suyu hürmetine Cenab-ı Allah, bizleri inşallah bağışlar.”

Yüzü soğuk

Ürküntü veren, hoşnutluk vermeyen, sevimsiz. “Aman ne yüzü soğuk adamdı o öyle!”

Yüzü sirke satmak

Yüzünden hoşnut olmadığı anlaşılmak, asık yüzlü olmak. “Baksana, yüzü sirke satıyor adamın.”

Yüzü kasap süngeri ile silinmiş

Utanacak, sıkılacak, arlanacak yanı kalmamış; arsız.

Yüzü kara

Utanacak bir durumu olan.

Yüzü kalmamak

Bir kimseye karşı pek borçlu bulunmak ve ondan artık bir şey isteyecek hâli kalmamak. “Bugüne kadar ne istedimse verdi. Artık yüzüm kalmadı, git, isteyebileceksen sen iste.”

Yüzü gülmek

1. Sevinci yüz hatlarında anlaşılır olmak. 2. Neşelenip sıkıntıdan kurtulmak, feraha kavuşmak. “Bakıyorum yüzün gülüyor, sebebi ne ola ki?”

Yüzü gözü açılmak

1. Çevresi ile ilişkilerini geliştirmeye başlamış olmak, dünyayı anlamaya başlamak. 2. İyiyi kötüyü, kendine yarayanı ayırt edici duruma gelmek.