REKLAM

1.               Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ses" sözcüğü "gö­rüş, düşünce" anlamında kullanılmıştır?

A) Bozkıra hayat veren bu bağrı yanık adamın sesin­den etkilenmemek, büyülenmemek mümkün mü?

B) Resimde, sıcak renklerin sesi boğulmuş, tabloyu kasvetli bir hava sarmış.

C) Yıllarca, tek başına, bir sese, bir nefese hasret kala­rak yaşadı bu kadın.

D) Demokrasilerde önemli olan, azınlığın sesine de saygı duymaktır.

E) Herkes, konserin sonunda sahneye çıkacak sesi merak ediyordu.



2.               Gözüm açık gidecek

Sürüyorsa savaşlar

Ölüm ve kıtlıklar

Bu dizelerdeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hiç kimsenin ummadığı, beklemediği bir anda gel­mek

B) Sürekli kaygı, sıkıntı ve yokluk içinde yaşamak

C) Çok istediği bir durumun gerçekleşmesini görmeden ölmek

D) Çaresiz bir hüzün hastalığına yakalanmak

E) Öfkesi, kızgınlığı gözlerinden belli olmak



3.               Her söz dünyadan haber getirir. Her söz, dillendirildiği anda önünde nasıl durulması gerektiğini de gizlice buyurur. Bazen önümüzü ilikler, bazen etrafa bakınır, bazen de kulak kesiliriz anlatıcı karşısında.

Bu parçanın son cümlesinde geçen "kulak kesilmek" deyiminin yerine aşağıdakilerden hangisi getirilirse, cümlenin anlamı değişmez?

A)  kulağını açmak

B)  kulak kabartmak

C)  kulak misafiri olmak

D)  kulaklarının pasını gidermek

E)  kulağına küpe olmak



4.               (I) Bir şair dostumun geçen gün bir şiir kitabı geçti elime, onu okuyorum şimdi. (II) Her şiiri bir daha, bir daha oku­yorum. (III) Her okuyuşumda başka bir şey buluyorum hepsinde. (IV) Biliyorum, kimini beğenmeyeceğim. (V) Ama kimi de var, çok güzel bir şiir olduğunu daha şimdi­den sezdiriyor.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir "önyargı"dan söz edilebilir?

A)I. B) II.        C)III.        D) IV.       E) V.



5.               (I) Oteldeki odamda, pencerenin önüne oturmuş, karlı ge­ceyi seyrediyordum. (II) Rüzgâr, önüne kattığı kar tanecik­lerini cadde boyunca sürüklüyordu. (III) Sokak lambaları­nın kırmızı ışığı, geceye alışık olmadığım bir keder katıyordu. (IV) Vakit gece yarısına yakın olmasına karşın az ilerideki gece kulübünün Önü hareketliydi. (V) Mavi ve mor ışıklarla aydınlanan kapının önünde otomobiller durup kalkıyor, kadınlı erkekli gruplar içeri girip çıkıyorlardı.

Bu parçanın yazarı, numaralanmış cümlelerin hangi­sine kendi duygularını katmıştır?

A)I   B) II.       C)III.        D) IV.       E) V.



6.                (I) Bir yıldan fazla sürmüştü göç. (II) İnsanın belini büke­cek kadar zorlu geçen bir yıl. (Ill) Trakya'nın kavurucu so­ğuğu, sert esen kuzey rüzgârları, göçlerine ne kadar en­gel olsa da, oralardan kaçmak zorunluluğu onları yıldır­madı. (IV) Savaş, yenilgi ve istila, tabiatın ağır şartların­dan çok daha beterdi çünkü. (V) Acı, kan, ölüm ve gurur­larının kırılışı, insanoğlunun başına gelebilecek büyük fe­laketlerden başka neydi ki?

Parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde "kar­şılaştırma" yapılmıştır?

A)l. B) II. C) III.        D) IV.       E) V.



7.               "Hüznün Öteki Yüzü" çocukların, büyüklerin arasında ezilen dünyalarını sürpriz sonlarla yansıtan öykülerden oluşuyor. "Kanadı Kırık Gönlüm" ise sürekli şiddet gören çocuksu bir kadının kahkahalarla hafifletilmiş öyküsüdür. "Karanfilli Ahmet Güzellemesi" de çocuk yüreği ve aklı taşıyan bir delikanlıyı anlatır. Bu öykünün kahramanları­nın öğretmen oluşu okuru bir an irkiltiyor. Mustafa Balel'in de yaşamının bir döneminde öğretmen olduğu anımsanırsa bu kitabı eğitim dünyasına bir iç sataşma olarak de­ğerlendirebiliriz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Öyküleme B) Tanık gösterme C) Betimleme D) Tartışma E) Açıklama



8.               "İlk aşkı yaşamak, ilk kez deniz görmek gibi bir şeydir. Dostoyevski'yi keşfetmek; insanın hayatında unutamaya­cağı bir tarihtir." diyor Borges. Aslında okunan her Dostoyevski yapıtı, onu yeniden keşfetmektir. Gençlik savur­ganlığıma tüm Dostoyevski yapıtlarını art arda okuyan in­sanlar için durumun çok acı olduğunu söyleyebiliriz. O. kişi ömrünün ilerleyen zamanlarında bir daha asla Dosto­yevski'yi tadamayacaktır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?

A)  Doğrudan ve dolaylı anlatıma

B)  Öznel açıklamaya

C)  Benzetmelere

D)  Ad aktarmasına

E)  Karşıt anlamlı sözcüklere



9. Anadolu kilimlerinde çizgiler sert, renkler haşindir. Çok soğuk, dondurucu bir kıştan sonra, baharı görmeden ka­vurucu bir sıcağı yaşayan, sert iklimlerin, çetin kuraklık­ların, taşın, kayanın, çatlamış çorak toprakların, bükülme­yen, eğilmeyen insanların çizgileri... Güneş doğarken yatağından kalkan, çamaşırını yıkayan, tezgâha oturan, yemeğini pişiren, yine tezgâhına oturan, çocuğunu emzi­ren, sütünü sağan, yağ peynir yapan, tekrar tezgâhına oturan, güneş batıncaya kadar koşan, yorulan, fırsat bul­dukça tezgâhına oturan Anadolu kadınlarının----

Düşüncenin akışına göre, bu parçanın aşağıdakiler­den hangisiyle tamamlanması en uygundur?

A)  bu durumdan şikâyet ettiği görülmemiştir.

B)  çizgileri elbette yumuşak olmayacaktır.

C)  kilim dokumadaki başarısı yadsınamaz.

D) O)   daha iyi bir yaşamı hak ettiğini herkes biliyor.

E)     yerinde olmayı şehirli kızlar ister mi?



10. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?

A)  İşin en önemli ve sabır gerektiren noktası da budur zaten.

B)  Bilim adamlarının da sanatçıların da en önemli gö­revidir halkı aydınlatmak.

C)  Halkı kusursuz bir varlık gibi göstermek ise hatala­rın en büyüğüdür.

D)  İşte bu yüzden, şiir sadece düşünce zenginliğiyle yazılamaz.

E)  Üstelik, şiirde yalınlığa sadece ustalaşarak varılabi­leceğinizi biliyorsunuz.



11. Edebiyat, benim için çok uzun bir yolculuğu çağrıştırıyor. Hayatımdaki anlamı oldukça derin. Ben hâlâ yazının kut­sallığına inanan safdil bir sanatçıyım. Evet, ortama ba­kınca kendimi biraz saf buluyorum. Edebiyatı hayatımın odağına yerleştirdim ve yazamadan da yaşayamayacakmışım gibi geliyor bana. O kadar ciddiye alıyorum edebiyatı. Tabii, ben bu kadar ciddiye alırken ne kadar ciddiye alınıyorum, bilemiyorum. Zaten bilmeyerek saflı­ğımı korumak istiyorum. Çünkü edebiyat uzun, biraz da saflık gerektiren bir yoldur.

Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A)  Kendinizi sanat ortamının neresinde görüyorsunuz?

B)  Edebiyat sizin için neden vazgeçilmez bir uğraş?

C)  Sizin için edebiyat neyi ifade ediyor?

D) Edebiyatla uzun süre ilgilenmeyi düşünüyor musu­nuz?

E) Okurlarınızın sizi yeteri kadar tanıdığına inanıyor musunuz?



12. Yaşar Kemal, "İnce Memed" romanında Çukurova'yı çe­şitli yönleriyle tanıtır. Doğayı kurdu ve kuşuyla, otu ve ağacıyla, bütün cömertliğiyle dile getirir. Kıyıların akas­malarını, akçaağaçları, bu ağaçların gerçek dostu ağaç­kakanları, akdikenleri yetkin ve çok yönlü bir gözlem gü­cüyle dillendirir. Kısacası insan, İnce Memed'i okurken yalnız anadilinin tadına varmakla kalmaz, anayurdunun bir parçası olan Akdeniz yöresini de tüm ayrıntılarıyla ta­nır.

Bu parçada, Yaşar Kemal'in en çok hangi özelliği vur­gulanmıştır?

A)  Konularını doğup büyüdüğü yöreden seçmesi

B)  Canlı ve anlaşılır bir dille yazması

C)  Yapıtlarındaki tiplerin ilgi çekici olması

D)  Anlatım gücüyle gözlem gücünü birleştirmesi

E)  Doğayla ilgili derinlikli bir bilgiye sahip olması



13. Yunus Nâdi, uzun süredir verilen edebiyat ödüllerinden biri. Böyle bir ödülü almak şüphesiz ki sanatçılar için onur vericidir. Bunun yanı sıra, pek çok kişi için de büyük bir sorumluluk gerektiren, omuzlara büyük yükler bindiren bir ödüldür, ödülü alan bazı yazarlar, bu yükün altından nasıl kalkacağım, diye düşünebilirler. Eskiden kendi halinde yazan, kendi yağıyla kavrulanlar, kendilerini biraz daha el içine çıkmış hissederler. Artık daha dikkatli gözler tarafın­dan izleneceklerini bilir, bunun için endişelenirler. Ama her şeye rağmen herkes ister bu ödülü almayı.

Bu parçada Yunus Nadi ödülüyle ilgili olarak aşağı­dakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)  Bu ödülü alan sanatçıların daha dikkatli incelendi­ğine

B)  Uzun süredir verilen bir ödül olduğuna

C)  Bu ödülü almanın sanatçı üzerinde çok olumsuz bir etki yarattığına

D)  Sanatçılar için bu ödülü almanın onur verici olduğu­na

E)  Ödülü alan sanatçıların çalışmalarında daha titiz ol­duğuna



14. Edebiyatta, sahiciliğin silikleştiğine ilişkin kanıların yaygın­laştığı bir dönemdeyiz. Bu dönem içinde direkt olarak sa­hici olanı anlatmayı tercih eden sanatçılar bilinçli sanatçı­lardır bence. İyi bir sanatçının yazarlık alanındaki tercihi gerçekçilik olmalıdır ve o bunu her şekilde okuyucuya sunabilmelidir. Sanatçı, özellikle roman ve öyküleriyle sanal olandan sıyrılıp yaşama ve insana dönüşü yüksek sesle vurgulamalı, edebiyatta yaşamın yeniden yaratımını ger­çekleştirmelidir. Bunu yapması için herhangi bir sanatçı­nın çok çabalaması da gerekmez. Zaten, yaşam kendi kendini yazdırır. Yeter ki siz yolları kapamayın.

Bu parçada, aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)  Sanatçının hayale ilişkin öğelerden kurtulması ge­rektiğine

B)  Sanatçının gerçeği yakalamak için çok fazla çabala­mak zorunda olmadığına

C)  Bilinçli sanatçının gerçeği anlatmak istediğine

D)  Edebiyatta gerçekliğin kaybolduğuna dair bir görü­şün yaygınlaştığına

E)  Roman ve öykü dışındaki türlerde gerçeğin yeri ol­madığına



15. Yönelme durum eki "-a, -e" bazı durumlarda "için" ilgecinin yerini tutarak sözcüğe "özgülük" anlamı kazandırabilir.

Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcük bu açıklamaya örnek olabilir?

A) Kitaplarına daima özen gösteren bir öğrencidir.

B)  Bana bu bahanelerle bir daha sakın gelmeyin.

C) Bu gördüğün kazağı kendime örüyorum.

D)  Konya'ya giderken beni de almayı unutmayın.

E) Başımıza gelenlerin tek sorumlusu sizsiniz.



16.                        Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisinin kökü türce farklıdır?

A)  Kırsal bölgenin insanı her zaman daha kuvvetlidir.

B) Benimle böyle kırıcı konuşmaya devam ederseniz, burayı terk ederim.

C)  Bu, sizin kırdığınız kaçıncı pot acaba?

D)  Size kırgın değilim, niçin anlamıyorsunuz?

E)  Bu bölgedeki zeytinlerin en iyisi kırma zeytindir.



17. Aşağıdakilerin hangisinde, hem ilgi hem de iyelik zamiri kullanılmıştır?

A)   Çalışmalarınızı dikkatle izliyor ve sizi takdir ediyo­ruz.

B)  Romancılarımızın işi şairlerimizinki kadar zor değil.

C)  Kimi sanatçıların bu akımlara ilgisi vardır.

D) Yıldız'ın kendine olan güvenine hayrandık.

E)  Kendi düşen ağlamaz, demez misin hep?



18. Domatesleri ayıklayıp çürüklerini attı." cümlesinde "çürüklerini" sözcüğü adlaşmış sıfattır.

Buna benzer bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

A) Yaşlı kadın kimseden yardım almadan yaşıyordu.

B)   Kedi, sakat bacağını yalayarak iyileştirmeye çalıştı.

C)  Komutan, askerlere, gözlüklüler sağa geçsin, diye seslendi.

D)  Arabaya her binişinde, ön koltuk kavgası yapmayı âdet edinmiş.

E)  Şimdiye dek kimseden böyle bir tepki almadım.



19. I. İsterseniz sizinle biraz konuşalım.

II.Bekleyin beni, hemen dönerim,

III. İşi bitirdik; ama oldukça yorulduk.

IV. Aşağı inince asansörü meşgul etme!

V. Onunla arkadaşça ayrıldık, kırgın değilim.

Yakarıdaki cümlelerin hangi ikisinde altı çizili sözcükler aynı türden zarflardır?

A) I. ve III. B) I. ve IV. C) III. ve V.

D) IV. veV. E) II. ve III.



20. I.   Aman Allah'ım, şimdi yandım ben!

II. Vay, Ayşeciğim, seni görmek ne güzel!

III. Yazık, kadıncağızın iki çocuğu vardı!

IV. Aaa, çocuklar, bakın burada ne var!

V. Hah, şöyle güzel elbiseler al kendine!

Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde ünlem, cümleye "şaşma" anlamı kazandırmıştır?

A)l. B) II. C) III.        D) IV.        E) V.



21. İşitme sorununuzu bizimle paylaşmak istemeniz, burada bulunan herkesi memnun etti.

Bu cümlede bulunmayan eylemsi türü, aşağıdakilerin hangisinde vardır?

A)  Anlamadığın işlerle uğraşmaktan vazgeçmelisin.

B)  Annesinden ayrılan çocuğun, ağlaya ağlaya gözleri kıpkırmızı oldu.

C)  Elleri öpülesi insanların kıymetini bilmediği için bu duruma düştü.

D)  Filmin son sahnelerinin ne kadar zor çekildiğini an­lattı.

E)  Öyle yorgundum ki oturduğum yerde uyuyakalmı­şım.



22. Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama

İkincisinde daha çok hata yapardım

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar

Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) İlgeç B) Adıl C) Belirteç

D) Eylem  E) Ekeylem



23. I.    Bu kitabı okuyan herkes bilir onun nasıl yazıldığını.

II. Abartı sanmayın, ben bu kitabı tam beş yılda bitir­dim.

III. Kitabı yazarken elbette bazı kaynaklardan yararlan­dım.

IV. Yapıtımın, kadınların dünyasına fazlasıyla ışık tuttu­ğunu söyleyebilirim.

V. Tüm bunları anlatabilmem, tam beş yılımı aldı.

Yukarıdaki numaralı cümlelerden hangisi, yükleminin yerine göre ötekilerden farklıdır?

A)l. B) II.        O) III.        D) IV.       E) V.



24. Kendisinden büyük bir erkekle evlendirilen genç bir kadı­nın, başkasını severek evini ve çocuklarını terk etmesi, üvey anne sorununu ortaya çıkarmış.

Bu cümlede kaç yan cümlecik vardır?

A)1 B)2 C)3 D) 4 E) 5



25.            Aşağıda kilerden hangisi biçimce olumlu, anlamca olumsuz bir cümledir?

A)  Bu gürültüde adamın söylediklerini duy duyabil irsen.

B)  Onun sizinle alay ettiğini bilmiyor musunuz sanki.

C)  Herkese bir kusur bulmanız hoş karşılanmıyor.

D)  Uzun seyahatlere çıkacak değilim.

E)  Başımın ağrısından gözümü bile kırpmadım ki.



26.            Aşağıdaki cümlelerden hangisi, yapısına göre öteki­lerden farklı bir cümledir?

A)  Çiçek dikersek bahçe güzelleşir, diyordu.

B)  Onu sizin de seveceğinizi biliyorum.

C)  Yarışmada bu kadar iyi bir derece yapacağınızı tahmin etmemiştim.

D)  Güya, para kazanacaktık bu işin sonunda.

E)  Geç de olsa ödevlerini bitirmeden yatmaz.



27.            Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu var­dır?

A)  Zenginlerin hepsi gözünü bu arsaya dikmiş, satılacağı anı bekliyor.

B)  Seninle ve ailenle bir an önce görüşmeli, her şeyi anlatmalıyım.

C)  Geç vakte kadar çalışıyor, eve yorgun argın dönü­yor.

D)  Kapı açılır açılmaz, içeri en yakın arkadaşım girdi.

E)  Hem başarılı hem de oldukça dürüst bir çocuktu.



28.            Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir, deyimi oluşturan  sözcükler eş ya da yakın anlamlılarıyla değiştirilemez.

Aşağıdakilerin hangisinde bu kurala uyutmamasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır? ;

A)  Bizi her gördüğünde konuşmak, saatlerce sohbet etmek isterdi.

B)  Her konuda titizdi, hiçbir işini öyle, kafadan savma  yapmazdı.

C)  Babaannem, dişiyle tırnağıyla kazandığı paraları bu eve yatırmış.

D)  Yıllar sonra aldıkları bu iki göz evde kendi yağlarıyla kavrulup gidiyorlar.

E)  Artık ne yolunu gözleyeceği biri ne de sitem ede­ceği bir evladı vardı.



29.            Eminim bu sınavdan sonra siz de fazlasıyla yorulmuş ol­malısınız.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Zarf tümlecinin gereksiz kullanılması

B)  Özne eksikliği

C)  Anlamca çelişen sözlerin bir arada kullanılması

D)  Çatı uyumsuzluğu

E)  Özne - yüklem uyumsuzluğu



30.            "Birazdan bir öğrenci gelip, bu cümledeki dolaylı ve edat tümleçlerini bize gösterecek." cümlesindeki anlatım bo­zukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Tamlama yanlışlığı

B)  Zarf tümlecinin gereksiz kullanılması

C)  Nesne eksikliği

D)  Sözcüğün yanlış yerde kullanılması

E)  Çatı uyumsuzluğu



31.            Çoğul anlamlı bazı belgisiz zamirler özne olduğunda yüklem tekil olur.

Aşağıdakilerin hangisinde bu kurala uyutmamasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

A)  Dışarıdaki soğuk hava içeri de giriyor ve ellerim, ayaklarım tir tir titriyorlar.

B)  Birkaçı içeride bekliyorlar, diğerleri ise sizinle kapıda görüşmek istiyorlar.

C)  Hepimiz mutlu haberi alınca çığlıklar atıyoruz.

D)  Aynı olayı bir de arkadaşlarımızdan dinlemek iste­dik.

E)  Aslında sizi de yanımıza alabilirdik; neden gelme­diniz?



32.            Aşağıdakilerin hangisinde, yardımcı eylemin gereksiz kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur?

A)  Maçın ilk yarısında sağ bacağından sakat olan Mit­hat, oyunu terk etmek zorunda kaldı.

B)  Size sorduğum her soruya açık açık cevap vermek zorundasınız.

C)  Sizdeki bu çocuksu yan, bizim size hayranlığımızı bir kat daha artırıyor.

D)  Biriktirdiği tüm parayı, bir fabrikaya ortak olmak İçin harcamış.

E)  Çocuklukta kazanılan alışkanlıkları bırakmak, her zaman, herkes için zor olmuştur.



33.            Bana söylediği hep şuydu: "Sen bakmasını biliyorsun, ama görmesini bilmiyorsun."

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Özne-yüklem uyumsuzluğu

B)  Gereksiz sözcük kullanılması

C)  Gereksiz ek kullanılması

D)  Virgül eksikliği

E)  Ekeylem eksikliği



34. Belediye, otobüs ve dolmuş ücretlerini yeniden belirleyerek halka duyuruldu.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Nesne eksikliği

B)  Gereksiz sözcük kullanılması

C)  Ekeylem eksikliği

D)  Çatı uyumsuzluğu

E)  Yanlış sözcük kullanılması





CEVAP ANAHTARI:

1. D

2. C

3. A

4. D

5.C

6. D

7. E

8. E

9. B

10. B

11.C

12. D

13. C

14. E

15. C

16. A

17. B

18. C

19. A

20. D

21. B

22. B

23. A

24. C

25. A

26. D

27. B

28. B

29. C

30. A

31. B

32. A

33. B

34. D


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile